
Antalya oto sanayi çalışma koşulları yaz sıcaklarıyla zorlaşıyor. Atölyelerde havalandırma, suya erişim, dinlenme ve ısı stresi öne çıkıyor.
Antalya’da yaz aylarında yüksek sıcaklık ve nem yalnızca açık alanda çalışanları değil, oto sanayi sitelerindeki tamir, kaporta, boya, lastik ve bakım işlerinde çalışanları da etkiliyor. Atölyelerin bir bölümünün geniş kapıları açık olsa da metal çatılar, doğrudan güneş alan çalışma alanları, çalışan motorlar, kaynak işlemleri ve fiziksel güç gerektiren işler nedeniyle hissedilen sıcaklık dış ortamdan farklı olabiliyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün iki bin yirmi altı Temmuz ayı değerlendirmesine göre Akdeniz Bölgesi’nin kıyı kesimlerinde sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Bölgenin Temmuz ayı uzun yıllar ortalama sıcaklığı yirmi yedi virgül bir dereceyken iki bin yirmi altı Temmuz ortalaması yirmi yedi virgül sekiz derece olarak kaydedildi.
Bu tablo, Antalya’daki oto sanayi çalışanları açısından sıcak havada çalışmanın dönemsel bir rahatsızlıktan çok iş sağlığı ve güvenliği başlığı olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Oto sanayide sıcaklık neden daha fazla hissedilebiliyor?
Oto tamir atölyeleri klasik kapalı ofislerden farklı çalışma koşullarına sahip.
Araçların atölyeye sürekli girip çıkması nedeniyle kapılar çoğu zaman açık tutuluyor. Bu durum hava hareketi yaratabilse de dışarıdaki sıcak havanın doğrudan çalışma alanına girmesine de neden oluyor. Metal çatı ve cephelerin güneş ışığını emmesi, yeterli yalıtımı bulunmayan yapılarda iç ortam sıcaklığını artırabiliyor.
Buna çalışan veya kısa süre önce durdurulmuş motorların yaydığı ısı, kaynak ve kesme işlemleri, kompresörler ve farklı ekipmanlar eklendiğinde çalışanın maruz kaldığı toplam ısı yükü yükseliyor.
Kaporta, motor, egzoz ve lastik işlerinde uzun süre ayakta kalma, eğilme, ağır parça kaldırma veya güç kullanma gereksinimi de vücudun ürettiği ısıyı artırıyor.
Bu nedenle hava sıcaklığının aynı olduğu iki işyerinde bile çalışanların yaşadığı ısı stresi aynı olmayabiliyor.
Antalya’da iki bin yirmi altı yazı kıyılarda normallerin üzerinde seyretti
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, iki bin yirmi altı Temmuz ayında Akdeniz kıyılarının mevsim normallerinin üzerinde sıcaklık yaşadığını ortaya koyuyor.
Türkiye genelinde Temmuz ayı ortalama sıcaklığı yirmi beş virgül üç derece olarak gerçekleşirken, Akdeniz Bölgesi ortalaması yirmi yedi virgül sekiz derece oldu. Kurumun değerlendirmesinde Akdeniz kıyıları normallerin üzerinde seyreden bölgeler arasında gösterildi.
Bunlar günlük öğle sıcaklıklarını değil, aylık ortalamaları gösteriyor. Gün içerisinde güneş ışınımı, nem ve çalışma ortamının fiziksel özellikleri nedeniyle çalışanların karşılaştığı koşullar çok daha ağır olabiliyor.
Özellikle Antalya’nın kıyı kesimlerindeki yüksek nem, terin buharlaşmasını güçleştirerek vücudun kendisini soğutmasını zorlaştırabiliyor.
Sağlık Bakanlığı sanayi çalışanlarını da risk grubunda değerlendiriyor
Aşırı sıcaklara ilişkin iki bin yirmi altı yılında yayımlanan Sağlık Bakanlığı bilgilendirmelerinde açık alanda çalışanların yanı sıra yeterli soğutma veya havalandırmanın bulunmadığı kapalı ortamlarda yoğun fiziksel iş yapan sanayi ve üretim çalışanları da sıcaklardan daha fazla etkilenebilecek gruplar arasında sıralandı.
Bakanlığın güncel sıcak hava önlemlerinde işyerlerinde iç ortam sıcaklığının izlenmesi, etkin havalandırma sağlanması ve sıvı alımı için düzenli molalar verilmesi gerektiği belirtiliyor. Açık alanda çalışanlar için ise çalışma ve dinlenme sürelerinin sıcaklık ile nem dikkate alınarak yeniden planlanması, gölgeli dinlenme alanları oluşturulması ve içme suyuna sürekli erişim sağlanması öneriliyor.
Bu önlemler oto sanayi gibi hem kapalı hem yarı açık çalışma alanlarının bir arada bulunduğu işyerleri açısından da önem taşıyor.
Sıcak yalnızca rahatsızlık değil, iş kazası riskini de artırabilir
Aşırı sıcaklık çalışanlarda susuzluk, yorgunluk ve dikkat kaybına yol açabiliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü, aşırı sıcak ortamların sıcak bitkinliği, sıcak çarpması ve başka sağlık sorunlarına neden olabileceğini; yüksek sıcaklık ve nemin aynı zamanda baş dönmesi, terleyen eller ve koruyucu gözlüklerde buğulanma gibi etkiler üzerinden iş kazası riskini de artırabileceğini belirtiyor.
Bu durum oto sanayide ayrıca önem taşıyor. Çünkü çalışanlar liftte bulunan araçların altında çalışabiliyor, kesici veya döner ekipman kullanabiliyor, ağır parçaları taşıyabiliyor ve elektrikli cihazlarla işlem yapabiliyor.
Dikkatin azalması veya baş dönmesi, normal koşullarda rutin kabul edilen bir işlemi dahi daha riskli hale getirebilir.
İşveren sıcak havaya karşı önlem almak zorunda mı?
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı işverenlere çalışanların karşı karşıya olduğu riskleri değerlendirme ve gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getiriyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına göre 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki bütün işyerlerinde risk değerlendirmesi yapılması gerekiyor. İşverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini koruma, eğitim sağlama, sağlık gözetimi yapma ve belirlenen risklere karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunuyor.
Bu nedenle sıcaklık, çalışma ortamında çalışan sağlığını etkileyen bir risk haline geldiğinde işveren açısından değerlendirilmesi gereken iş sağlığı ve güvenliği konularından biri oluyor.
Türkiye’de çalışmayı durduran tek bir sıcaklık sınırı var mı?
Sıcak havalarda sık sorulan konulardan biri belirli bir derecenin üzerinde çalışmanın otomatik olarak yasak olup olmadığı.
Türkiye’deki mevcut iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinde bütün işkolları ve bütün çalışma biçimleri için uygulanabilecek tek bir “bu sıcaklığın üzerinde çalışılamaz” sınırı bulunmuyor.
İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik, termal konfor şartlarının çalışanları rahatsız etmeyecek ve fiziksel ya da psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek biçimde olması gerektiğini düzenliyor. Çalışılan ortamın sıcaklığının yapılan işe ve çalışanların harcadığı güce uygun olması gerekiyor. Sürekli çok sıcak ortamda çalışılması zorunluysa çalışanları sıcaktan koruyucu tedbirlerin alınması da öngörülüyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının rehberlerinde de işyeri sıcaklığı açısından tek bir genel üst sınır bulunmadığı, buna karşılık sıcaklığın makul ve termal açıdan uygun olması gerektiği belirtiliyor.
Dolayısıyla değerlendirme yalnızca termometrede görülen derece üzerinden değil; nem, hava hareketi, yapılan işin ağırlığı, koruyucu ekipman ve çalışanın maruz kalma süresiyle birlikte yapılmak durumunda.
Sanayide havalandırma neden kritik?
Oto sanayide havalandırma yalnızca sıcaklığı düşürmek amacı taşımıyor.
Egzoz gazı, kaynak dumanı, solvent buharı, boya işlemleri ve çeşitli kimyasallar nedeniyle çalışma ortamındaki temiz hava miktarı zaten iş sağlığı açısından önemli. Yaz aylarında sıcaklık yükseldiğinde aynı havalandırma sistemi termal konfor açısından da önem kazanıyor.
Mevzuat kapalı işyerlerinde çalışanların yaptığı işe göre yeterli temiz havanın sağlanmasını ve suni havalandırmanın çalışanları rahatsız etmeyecek biçimde düzenlenmesini öngörüyor.
Ancak yalnızca bir vantilatör çalıştırılması her koşulda yeterli çözüm anlamına gelmiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı rehberlerinde işyerinin yapısına göre genel havalandırma, izolasyon ve iklimlendirme gibi önlemlerin birlikte değerlendirilmesi öneriliyor.
Özellikle metal çatılı ve geniş hacimli sanayi dükkânlarında çatının yalıtımı, doğrudan güneş alan bölümlerin gölgelenmesi ve sıcak havanın dışarı atılması çalışma ortamını doğrudan etkileyebiliyor.
Suya erişim ve mola düzeni önemli
Yoğun fiziksel iş sırasında terleme arttıkça vücudun sıvı ihtiyacı da yükseliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü, sıcak çalışma ortamlarında düzenli olarak daha serin veya gölgeli alanlarda mola verilmesini ve çalışanların suya kolay erişebilmesini temel koruyucu önlemler arasında gösteriyor.
Sağlık Bakanlığının iki bin yirmi altı yılı sıcak hava bilgilendirmelerinde de işverenlerin sıcak hava koşullarına yönelik risk değerlendirmesi yapması, çalışma ve dinlenme sürelerini sıcaklık ile nem koşullarına göre yeniden planlaması ve çalışanların içme suyuna sürekli erişmesini sağlaması gerektiği belirtiliyor.
Oto sanayide özellikle günün en sıcak saatlerinde uzun süre kesintisiz fiziksel çalışma yapılması, çalışanların ısı yükünü artırabiliyor.
Klima her atölye için çözüm olmayabilir
Oto sanayi atölyelerinin fiziksel yapısı nedeniyle ev veya ofis tipi iklimlendirme sistemlerinin uygulanması her zaman kolay değil.
Araç giriş çıkışları için büyük kapıların sürekli açık tutulması, yüksek tavanlar ve geniş çalışma hacimleri klima kullanımının verimini azaltabiliyor.
Bu nedenle çözümün yalnızca klima kurulmasına indirgenmemesi gerekiyor. Çatı yalıtımı, gölgeleme, sıcak hava tahliyesi, uygun fan ve havalandırma sistemleri, dinlenme bölümlerinin serin tutulması ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi birlikte değerlendirilebilir.
Bakanlığın iş sağlığı rehberlerinde de sıcak ortamlarda izolasyon, genel ve lokal havalandırma ile uygun iklimlendirme sistemlerinin kullanılabileceği; termal koşulların yaz ve kış dönemlerinde ölçülmesinin önemli olduğu belirtiliyor.
Koruyucu ekipman sıcaklıkla birlikte ayrı bir sorun yaratabiliyor
Oto sanayi çalışanları işin türüne bağlı olarak iş ayakkabısı, eldiven, gözlük, maske, tulum veya kaynak koruyucu ekipmanları kullanmak durumunda.
Bu ekipmanlar çalışanı mekanik, kimyasal veya fiziksel risklerden korurken bazı durumlarda vücudun ısı kaybetmesini zorlaştırabiliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü de koruyucu giysi kullanılan sıcak ortamlarda çalışanların ısı stresinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle sıcak havalarda çözüm kişisel koruyucu ekipmanı çıkarmak değil; çalışma ortamındaki ısı yükünü azaltmak, uygun ekipman seçmek ve mola düzenini buna göre planlamak olmalı.
Antalya’daki sanayi sitelerinde koşullar aynı değil
Antalya’da Akdeniz Sanayi Sitesi başta olmak üzere farklı bölgelerde çok sayıda motor, kaporta, boya, lastik, elektrik ve bakım işletmesi faaliyet gösteriyor.
Ancak Eylül iki bin yirmi altı itibarıyla kamuya açık kaynaklarda Antalya’daki oto sanayi işletmelerinin çalışma ortamı sıcaklıklarını topluca gösteren bir ölçüm çalışması, kaç işyerinin yeterli havalandırmaya sahip olduğunu ortaya koyan kent geneli bir veri veya sıcaklık nedeniyle gerçekleştirilen denetimlerin sonuçlarını ayrı bir kategori halinde gösteren kapsamlı bir istatistik bulunmuyor.
Bu nedenle bütün Antalya oto sanayi çalışanlarının aynı koşullarda çalıştığını söylemek mümkün değil.
Yeni ve yalıtımlı bir atölye ile metal çatılı, güneşe açık, havalandırması sınırlı eski bir dükkân arasında ciddi fark oluşabiliyor. Benzer biçimde çalışan sayısı, yapılan iş ve ekipman da ısı yükünü değiştiriyor.
Denetim kadar ölçüm de gerekli
Sıcaklık kaynaklı risklerin görünür hale gelmesi açısından yalnızca dışarıdaki hava sıcaklığını takip etmek yeterli değil.
Çalışma ortamında sıcaklık, nem ve hava hareketinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, risk değerlendirmesinde fiziksel tehlike kaynaklarının bulunduğu durumlarda gerekli iş hijyeni ölçüm, test ve analizlerinin yetkili laboratuvarlar aracılığıyla gerçekleştirilmesinin işverenin yükümlülükleri arasında olduğunu belirtiyor.
Bu ölçümlerin özellikle Antalya gibi uzun ve sıcak yaz dönemine sahip kentlerde gerçek çalışma koşullarını gösterecek tarihlerde yapılması önemli.
Kışın yapılan bir termal konfor ölçümü, Temmuz veya Ağustos ayında aynı atölyede ortaya çıkan koşulları göstermeyebilir.
Yaz sıcakları oto sanayi çalışanları için iş sağlığı meselesi
Antalya’da oto sanayi sitelerinde yaz sıcaklarının etkisini yalnızca “sıcakta çalışmak zor” şeklinde değerlendirmek yeterli değil.
Yüksek sıcaklık ve nem; ağır fiziksel iş, metal yapıların ısınması, motor ve ekipmanlardan yayılan ek ısı ve bazı işlerde zorunlu koruyucu ekipman kullanımıyla birleştiğinde çalışanların üzerindeki ısı yükünü artırıyor.
Mevzuat işverene çalışma ortamındaki riskleri değerlendirme ve çalışanı aşırı sıcak dahil sağlık ve güvenliği tehdit eden koşullardan koruma yükümlülüğü getiriyor. Buna karşılık Türkiye genelinde tüm işler için geçerli tek bir maksimum çalışma sıcaklığı bulunmuyor.
Bu nedenle Antalya’daki oto sanayi siteleri açısından temel mesele yalnızca termometrenin kaç dereceyi gösterdiği değil; çalışanların yeterli temiz havaya ve içme suyuna erişip erişmediği, serin bir dinlenme alanının bulunup bulunmadığı, sıcak saatlerde iş temposunun düzenlenip düzenlenmediği ve işyerinde gerçek termal koşulların ölçülüp ölçülmediği.
İklim değişikliğiyle aşırı sıcakların çalışma hayatındaki etkisi büyürken, oto sanayi gibi yoğun fiziksel emek gerektiren sektörlerde çalışma ortamına ilişkin yerel verilerin düzenli olarak açıklanması da çalışan sağlığının izlenmesi açısından giderek daha önemli hale geliyor.





