
Antalya yeni sitelerde çocuk oyun alanı konusu, yalnızca salıncak ve kaydırak bulunmasıyla sınırlı değil. Güvenlik, gölge, erişilebilirlik ve alan büyüklüğü de önem taşıyor.
Antalya’da yeni konut projelerinin tanıtımlarında yüzme havuzu, spor alanı, peyzaj ve çocuk oyun parkı artık sık karşılaşılan özellikler arasında. Ancak projede “çocuk oyun alanı” yazması, o alanın çocukların günlük kullanımına gerçekten uygun olduğu anlamına geliyor mu?
Bir apartman sitesinde birkaç oyun elemanının küçük bir kauçuk zemine yerleştirilmesi de çocuk oyun alanı olarak sunulabiliyor; geniş ağaç gölgeleri, farklı yaş gruplarına uygun ekipmanlar, erişilebilir oyun elemanları ve güvenli dolaşım alanları bulunan bir park da aynı tanımla ifade edilebiliyor.
Türkiye’deki güncel imar mevzuatı belirli büyüklükteki konut projelerinde çocuk oyun alanı ayrılmasını öngörüyor. Oyun ekipmanlarında ise TS EN 1176 serisi güvenlik standartları bulunuyor. Buna karşılık Antalya’daki bütün yeni sitelerde oyun alanlarının büyüklüğünü, gölgelendirme oranını, erişilebilirliğini ve kullanım kalitesini karşılaştıran kamuya açık güncel bir kent envanteri bulunmuyor.
Bu nedenle “Antalya’daki yeni sitelerin çocuk oyun alanları yeterli” veya “tamamı yetersiz” şeklinde genel bir hüküm vermek mümkün değil. Ancak mevzuat incelendiğinde önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Bir çocuk oyun alanının bulunmasını sağlamak ile o alanın Antalya ikliminde güvenli, erişilebilir ve gün boyunca kullanılabilir olmasını sağlamak aynı şey değil.
Yeni sitelerde çocuk oyun alanı zorunlu mu?
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği bu konuda önemli bir eşik getiriyor.
Güncel yönetmeliğe göre 75’ten fazla bağımsız bölüm bulunan konut parsellerinde çocuk oyun alanı için gerekli mekânın ayrılması gerekiyor. Düzenlemede mescit ve çocuk oyun alanı bu büyüklükteki konut projelerinde sosyal mekânlar arasında sayılıyor.
Bu nedenle büyük ölçekli yeni sitelerde çocuk oyun alanı yalnızca pazarlama amacıyla eklenmiş bir özellik olarak değerlendirilemez.
Ancak aynı hükümde her çocuk için kaç metrekare alan ayrılacağı veya örneğin 100 daireli bir projedeki oyun parkının en az kaç metrekare olması gerektiği yönünde tek bir genel metrekare ölçüsü verilmiyor.
Bu nokta, uygulamadaki kalite farklarının nedenlerinden biri haline gelebiliyor.
100 metrekare çocuk oyun alanı zorunluluğu var mı?
Mevzuatta geçen “100 metrekare” ifadesi zaman zaman yanlış yorumlanabiliyor.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğine göre ticari amaç içermeyen ve ortak alan niteliğinde bulunan çocuk oyun alanları ile çocuk bakım ünitelerinin toplam 100 metrekaresine kadar olan bölümü belirli şartlarla emsal hesabına dahil edilmiyor.
Ancak bu düzenleme “Her sitede en az 100 metrekare çocuk parkı yapılmalıdır” anlamına gelmiyor.
Buradaki 100 metrekare, emsal hesabına ilişkin bir düzenleme. Çocuk oyun alanının zorunlu olduğu projelerde alan büyüklüğünün her durumda en az 100 metrekare olması gerektiğini söyleyen genel bir hüküm olarak değerlendirilmemeli.
Dolayısıyla Antalya’da yeni bir konut projesi incelenirken yalnızca “oyun alanı var” bilgisine değil, gerçek alan büyüklüğüne de bakmak gerekiyor.
Çok büyük konut projelerinde yeni bir düzenleme daha var
2025 yılında yapılan değişikliklerle büyük konut projeleri açısından çocukların kullanımına ilişkin başka bir hüküm de getirildi.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin güncel halinde, konut parsellerinde yapı inşaat alanının 15 bin metrekareden ve bağımsız bölüm sayısının 150’den fazla olması halinde 0-66 aylık çocuklara yönelik gündüz bakımevi alanı ayrılması öngörülüyor.
Bu yapıyla bağlantılı olarak parsel bahçesinde korunaklı çocuk oyun bahçesi düzenlenmesi gerekiyor. Yönetmelik ayrıca bu oyun bahçesinin bina cephelerine yakın belirli bölümünün sundurmayla korunmasına ilişkin hüküm de içeriyor.
Bu düzenleme, özellikle büyük sitelerde çocukların ihtiyaçlarının yalnızca birkaç oyun ekipmanından ibaret görülmemesi açısından dikkat çekiyor.
Ancak gündüz bakımevine ilişkin bu şart ile sitenin bütün çocuklarının ortak kullanımına ayrılan genel oyun parkı aynı alan değil.
Oyun parkında hangi güvenlik standardı uygulanıyor?
Çocuk oyun alanlarında ekipman seçimi kadar güvenlik mesafeleri ve zemin düzenlemesi de önem taşıyor.
Türk Standardları Enstitüsünün güncel belgelerinde çocuk oyun alanı elemanları için TS EN 1176-1+A1 standardı kullanılıyor. Standardın kapsamı oyun ekipmanları ve zemin düzenlemelerinde genel güvenlik kuralları ile deney yöntemlerini içeriyor.
TSE’nin çocuk oyun alanlarına yönelik muayene hizmetlerinde ise kurulum sonrası kontrollerde ve periyodik incelemelerde kesici kenarlar, darbe alanları, düşme boşlukları, kullanılan malzemeler, uzuv sıkışması riski ve ekipmanın fonksiyonları gibi başlıkların TS EN 1176 serisi doğrultusunda değerlendirildiği belirtiliyor.
Bu kriterler önemli çünkü çocuk parkının güvenliği yalnızca salıncağın sağlam olup olmadığıyla ölçülmüyor.
Bir kaydırağın çevresinde yeterli düşme alanı bırakılmaması veya oyun ekipmanlarının birbirine fazla yakın kurulması da risk yaratabiliyor.
Kauçuk zemin varsa park güvenli midir?
Yeni sitelerde çocuk oyun alanlarının önemli bölümünde kauçuk veya benzeri darbe azaltıcı yüzeyler kullanılıyor.
Ancak yalnızca zeminin kauçuk olması bütün güvenlik şartlarının sağlandığı anlamına gelmiyor.
Ekipmanın düşme yüksekliği, altında bulunması gereken darbe alanı, oyun elemanlarının birbirine uzaklığı, keskin noktalar, sıkışma riski ve zeminin zaman içerisinde yıpranıp yıpranmadığı birlikte değerlendirilmeli.
TSE’nin oyun alanı muayene kriterlerinde de düşme boşluklarından darbe alanlarına kadar birçok farklı unsurun aynı anda incelendiği görülüyor.
Dolayısıyla yeni bir sitede parlak renkli ve yeni görünen ekipmanların bulunması güvenlik açısından tek başına yeterli gösterge değil.
Antalya’da asıl meselelerden biri gölgelendirme
Antalya açısından çocuk oyun alanlarının diğer kentlerden farklı değerlendirilmesi gereken en önemli unsurlarından biri iklim.
Yaz aylarında saatler boyunca doğrudan güneş alan bir oyun parkı, teknik olarak mevcut olmasına rağmen günün büyük bölümünde kullanılamayabilir.
Özellikle kaydırak, salıncak, tırmanma ekipmanı ve kauçuk zemin gibi yüzeylerin doğrudan güneş altında kalması sıcaklığı artırabiliyor.
Bu nedenle Antalya’da “Sitede çocuk parkı var mı?” sorusunun yanına “Saat kaçta kullanılabiliyor?” sorusunu da eklemek gerekiyor.
Sabah saatlerinden akşama kadar tamamen güneş altında kalan küçük bir oyun alanıyla büyük ağaçların veya uygun gölgelendirme sistemlerinin altında bulunan park aynı kullanım değerine sahip değil.
Belediyelerin yeni park projelerinde gölge artık ayrı bir tasarım unsuru
Antalya’daki güncel belediye projeleri de gölgelendirmenin önem kazandığını gösteriyor.
Muratpaşa Belediyesi, Mart 2026’da Çaybaşı Mahallesi’nde yapımına başladığı 16 bin metrekarelik yeni parkta çocuk oyun gruplarının yanı sıra oturma ve gölgeleme elemanları ile kapsamlı bitkisel peyzaj düzenlemesini projeye dahil etti. Park ayrıca engelli bireylerin kesintisiz erişimini sağlayacak şekilde tasarlandı.
Bu yaklaşım özel siteler açısından da önemli bir örnek oluşturuyor.
Antalya’da çocuk oyun alanı tasarlanırken yalnızca ekipman satın almak yerine gölge, bitkilendirme, oturma alanı ve erişilebilir dolaşımın aynı projenin parçaları olarak ele alınması gerekiyor.
Ağaç gölgesi mi, gölgelik mi?
En sağlıklı çözüm her zaman tek bir yöntem olmak zorunda değil.
Yetişmiş ağaçlar oyun alanına doğal gölge sağlarken çevredeki yüzey sıcaklığının azaltılmasına da katkıda bulunuyor. Ancak yeni yapılan bir sitede peyzajla birlikte dikilen küçük fidanların geniş bir gölge oluşturması yıllar sürebiliyor.
Bu nedenle yeni konut projelerinde ağaçlar büyüyene kadar pergola, tente veya uygun başka gölgeleme sistemlerinin kullanılması gerekebilir.
Uzun vadede ise çocuk parkının tamamen sert zeminin ortasında kalması yerine ağaçlarla çevrili ve yeşil dokuyla bütünleşmiş olması Antalya’nın iklim koşulları açısından çok daha işlevsel bir çözüm oluşturuyor.
Çocuk oyun alanı otoparkın yanında olabilir mi?
Yeni sitelerde parsel alanının önemli bir bölümü araç dolaşımı ve otopark için kullanılıyor.
Bu durum çocuk parklarının konumunu daha da önemli hale getiriyor.
Çocukların evlerinden oyun alanına ulaşırken araç yolunu geçmek zorunda kalması, parkın açık otoparkın hemen yanında bulunması veya oyun alanı ile araç hareketi arasında fiziksel koruma olmaması güvenlik açısından sorun yaratabiliyor.
İdeal düzenlemede çocukların bina girişlerinden oyun alanına mümkün olduğunca araç trafiğiyle kesişmeden ulaşabilmesi önem taşıyor.
Oyun alanının etrafındaki bitkisel düzenleme veya güvenli sınır elemanları da çocukların ani biçimde araç yoluna çıkmasını önlemeye yardımcı olabilir.
Bu nedenle sitedeki oyun alanının metrekaresi kadar konumu da önem taşıyor.
Küçük çocuklarla büyük çocukların ihtiyacı aynı değil
Yeni sitelerde sık karşılaşılan başka bir sorun ise bütün çocuklara tek oyun grubuyla hitap edilmeye çalışılması.
Üç yaşındaki bir çocukla 10 yaşındaki bir çocuğun fiziksel kapasitesi ve oyun ihtiyacı aynı değil.
Küçük çocuklar daha düşük yükseklikte ve ebeveyn gözetimine uygun alanlara ihtiyaç duyarken daha büyük çocuklar tırmanma, denge, hareket ve fiziksel mücadele içeren oyunları tercih edebiliyor.
Tek bir kaydırak, iki salıncak ve küçük bir tahterevalliden oluşan alan bu nedenle yüzlerce kişinin yaşadığı büyük bir sitede farklı yaş gruplarının ihtiyacını karşılamayabilir.
TSE belgelerinde de oyun ekipmanlarına ilişkin teknik çizimlerde kullanıcı sayısı ve yaş aralığının tanımlandığı görülüyor.
Bu nedenle site yönetimleri ekipman seçerken yalnızca ürün sayısına değil hangi yaş grubuna yönelik olduğuna da bakmalı.
Engelli çocuklar yeni site parklarını kullanabiliyor mu?
Çocuk oyun alanlarının yeterliliği açısından en önemli konulardan biri erişilebilirlik.
Türkiye’de kamuya açık büyük parklar açısından bu konuda oldukça somut bir hüküm bulunuyor.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin güncel halinde 2 bin 500 metrekare ve üzerindeki park alanlarının en az yüzde 4’ünün engelli çocukların da kullanabileceği, bütün çocukların birlikte oynayabildiği engelsiz ve erişilebilir çocuk oyun alanı olarak tasarlanması zorunlu hale getirildi. Zemin, oyun ekipmanları ve peyzaj elemanlarının da erişilebilirlik mevzuatı ve standartlarına uygun olması gerekiyor.
Ancak bu yüzde 4 şartı imar planlarındaki park alanları için getirilen bir düzenleme. Her özel konut sitesindeki çocuk parkına doğrudan aynı oranı uygulayan genel bir hüküm değil.
Bu fark önemli.
Yeni bir sitede çocuk oyun alanı bulunmasına rağmen tekerlekli sandalye kullanan bir çocuğun alana ulaşamaması veya oyun ekipmanlarından hiçbirini kullanamaması mümkün.
Bu nedenle erişilebilirlik yalnızca kamu parklarında değil özel sitelerde de kalite ölçütlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Konyaaltı’ndaki erişilebilir parklar özel siteler için örnek olabilir
Antalya’da erişilebilir çocuk ve park tasarımı konusunda yerel uygulamalar da bulunuyor.
Konyaaltı Belediyesi Mayıs 2026 itibarıyla erişilebilirlik belgesi bulunan park sayısının 20’ye yükseldiğini açıkladı. Belediye, bu sayıyla Türkiye’de en fazla erişilebilir parka sahip belediye olduğunu belirtti.
Bu örnek erişilebilirliğin yalnızca teorik bir standart olmadığını, Antalya’da uygulanabilir olduğunu gösteriyor.
Yeni konut sitelerinde de rampalı erişim, uygun zemin, geniş geçişler ve farklı fiziksel özelliklere sahip çocukların birlikte oynayabileceği ekipmanlar proje aşamasında düşünülebilir.
Sonradan küçük bir alanı “engelli kullanımına uygun” hale getirmeye çalışmak yerine bütün parkın kapsayıcı biçimde tasarlanması daha doğru bir yaklaşım olabilir.
Çocuk parkının ebeveynler için de tasarlanması gerekiyor
Bir çocuk oyun alanının kullanımını yalnızca çocuk ekipmanları belirlemiyor.
Özellikle küçük çocukların ebeveyn gözetiminde oyun oynaması gerektiği için parkın çevresindeki oturma alanları önemli.
Antalya’da yaz koşulları düşünüldüğünde ebeveynlerin oturduğu bankların gölgede bulunması da parkın kullanım süresini doğrudan etkiliyor.
Çocuk parkı gölgeli ancak ebeveyn oturma alanı güneş altındaysa ailelerin burada uzun süre kalması zorlaşabiliyor.
Bebek arabalarının park edilebileceği alan, erişilebilir yürüyüş yolu ve akşam kullanımında yeterli aydınlatma da bu nedenle çocuk oyun parkının bütüncül tasarımının parçaları arasında yer alıyor.
Büyük bir siteye küçük bir oyun grubu yeterli olabilir mi?
Mevzuattaki en önemli tartışmalardan biri burada ortaya çıkıyor.
75’ten fazla bağımsız bölüm bulunan konut parsellerinde çocuk oyun alanının ayrılması gerekiyor ancak güncel genel hüküm bu alanı doğrudan bağımsız bölüm veya çocuk sayısına göre belirlenmiş tek bir minimum metrekare formülüne bağlamıyor.
Bu nedenle 80 dairelik bir site ile birkaç yüz dairelik büyük bir konut kompleksinin ihtiyacının aynı kabul edilmemesi gerekiyor.
Bir projede yalnızca mevzuatta oyun alanı bulunması şartını karşılamak amacıyla küçük bir bölüm ayrılması, kullanım yoğunluğuna bağlı olarak yetersiz kalabilir.
Daha anlamlı bir değerlendirme için sitedeki tahmini çocuk nüfusu, yaş grupları, oyun alanının aynı anda kaç çocuk tarafından kullanılabileceği ve başka açık spor alanlarının bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilebilir.
Çocuk parkında metrekare kadar kullanılabilir alan önemli
Bir oyun parkının toplam metrekaresi yanıltıcı olabilir.
Örneğin 200 metrekare olarak gösterilen bir alanın önemli bölümü bitkilendirme, geçiş yolu veya ekipmanların güvenlik boşluklarından oluşabilir.
Tam tersine daha küçük ancak doğru planlanmış bir oyun alanı, farklı oyun türlerini bir araya getirerek daha verimli kullanılabilir.
Bu nedenle kullanılabilir oyun alanı, ekipmanların kapasitesi ve çocuk başına düşen hareket alanı da değerlendirmeye dahil edilmeli.
Özellikle site nüfusunun yoğun olduğu projelerde hafta sonu ve akşam saatlerindeki kullanım kapasitesi dikkate alınmalı.
Antalya’da oyun alanlarının sıcak yüzeyleri ayrıca düşünülmeli
Antalya’daki yeni konutlarda çocuk parklarının konumlandırılmasında yalnızca güvenlik değil ısı konforu da önemli.
Güneş altında kalan yapay zeminler, metal parçalar ve plastik ekipmanlar yaz aylarında ciddi ölçüde ısınabiliyor.
Bu nedenle parkın günün hangi saatlerinde güneş aldığı proje aşamasında hesaplanabilir.
Bina gölgeleri de doğru kullanıldığında avantaj sağlayabilir. Ancak oyun parkını çok yüksek yapıların arasında, hava hareketinin sınırlı olduğu bir boşluğa yerleştirmek başka bir sıcaklık problemi yaratabilir.
En sağlıklı çözüm gölgeyle birlikte hava dolaşımının da korunması.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda iklim değişikliğinin sıcaklık, susuzluk ve aşırı hava olayları yoluyla yeşil alanlar üzerinde oluşturduğu etkiler risk olarak tanımlanıyor. Aynı planda doğa dostu malzemelere dönüştürülen çocuk oyun gruplarının bulunduğu parkların artırılması da performans göstergeleri arasında yer alıyor.
Yeşil alan ile çocuk parkı aynı şey değil
Yeni site projelerinde sık kullanılan ifadelerden biri “yüzde … yeşil alan” oluyor.
Ancak geniş çim alanının bulunması çocukların nitelikli bir oyun alanına sahip olduğu anlamına gelmiyor.
Çocukların koşabileceği serbest alanlar, farklı dokularla temas edebileceği doğal bölümler, ağaç gölgeleri, tırmanma ve denge alanları ile klasik oyun ekipmanlarının birlikte kullanılması daha zengin bir oyun ortamı sağlayabilir.
Antalya Büyükşehir Belediyesi de Eylül 2026 itibarıyla kentin peyzaj çalışmalarında Akdeniz iklimine uyumlu ve düşük su tüketen bitki türlerine yönelerek daha az suyla daha fazla yeşil alan oluşturmayı hedeflediğini açıkladı.
Yeni konut projelerinin peyzajında da yalnızca yoğun sulama isteyen çim alan yerine gölge sağlayan ve Antalya iklimine uyumlu bitkilendirme tercih edilmesi çocuk parklarının kullanılabilirliğini artırabilir.
Oyun ekipmanlarının bakımı kim tarafından yapılmalı?
Yeni bir sitenin teslim edildiği gün çocuk parkındaki ekipmanların sağlam olması yeterli değil.
Salıncak bağlantıları gevşeyebilir, plastik parçalar kırılabilir, metal yüzeylerde korozyon oluşabilir ve darbe emici zemin zaman içinde özelliğini kaybedebilir.
TSE’nin çocuk oyun alanı muayene hizmetlerinde ilk kurulum sonrası kabul kontrollerinin yanında yıllık muayene kontrollerinin de gerçekleştirildiği belirtiliyor. Bu kontroller TS EN 1176 serisi güvenlik kuralları üzerinden yapılıyor.
Bu bilgi site yönetimleri açısından önemli bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Çocuk parkının yönetim tarafından “bir kez yapılmış ve tamamlanmış” ortak alan olarak değil düzenli kontrol edilmesi gereken bir güvenlik tesisi olarak görülmesi gerekiyor.
Site yönetimi oyun parkını kaldırabilir mi?
Çocuk parkı yapının onaylı projesinde ortak kullanım alanı olarak bulunuyorsa daha sonra başka amaçla kullanılması ayrıca hukuki ve imar açısından değerlendirilmesi gereken bir konu.
Örneğin çocuk oyun alanının kaldırılarak otoparka dönüştürülmesi, sitenin bahçe projesinde veya ortak alan kullanımında değişiklik anlamına gelebilir.
Özellikle mevzuat gereği çocuk oyun alanı ayrılması gereken büyüklükteki projelerde bu alanın tamamen ortadan kaldırılması yalnızca site yönetiminin günlük işletme kararı gibi değerlendirilemez.
Bu nedenle böyle bir değişiklik düşünülüyorsa onaylı mimari ve vaziyet planı ile ilgili belediyenin şartları kontrol edilmeli.
Yeni ev alırken çocuk oyun alanında nelere bakılmalı?
Çocuklu aileler için proje broşüründeki renkli çocuk parkı görseli tek başına yeterli bilgi vermiyor.
Öncelikle oyun alanının gerçek projede nerede bulunduğuna bakılmalı. Araç yollarıyla ilişkisi, dairelere yürüme mesafesi ve girişlerden güvenli biçimde ulaşılıp ulaşılamadığı kontrol edilmeli.
Ardından şu noktalar değerlendirilebilir:
Oyun alanının günün hangi bölümünde gölge aldığı, farklı yaş grupları için ekipman bulunup bulunmadığı, düşme alanlarının yeterli olup olmadığı, zeminin uygunluğu, engelli çocukların alana erişip erişemediği, ebeveynler için gölgeli oturma alanı bulunup bulunmadığı ve oyun parkıyla otopark arasında güvenli bir ayrım olup olmadığı.
Ayrıca projedeki çocuk parkının yalnızca satış görsellerinde değil, belediyeye sunulan onaylı projede de bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi önemli.
Antalya’da yeni sitelerde çocuk oyun alanı standardı yeterli mi?
Mevcut sistem çocuk oyun alanları konusunda önemli asgari güvenceler getiriyor.
75’ten fazla bağımsız bölüm bulunan konut parsellerinde çocuk oyun alanı için mekân ayrılması gerekiyor. Büyük ölçekli bazı projelerde gündüz bakımevi ve korunaklı oyun bahçesine ilişkin ilave şartlar bulunuyor. Oyun ekipmanları açısından TS EN 1176 serisi güvenlik standartları uygulanabiliyor.
Ancak Antalya açısından asıl tartışma “oyun alanı bulunuyor mu?” sorusundan sonra başlıyor.
Genel mevzuattaki konut sitesi hükmünde her proje için çocuk veya daire sayısına göre tanımlanmış tek bir asgari oyun alanı metrekaresi bulunmaması, gölgelendirme oranının açık şekilde standartlaştırılmaması ve özel siteler için kamu parklarındaki yüzde 4’lük erişilebilir oyun alanına benzer genel bir oran öngörülmemesi kalite açısından projeler arasında fark oluşmasına imkan veriyor.
Öte yandan kamu parklarında standartların geliştiği görülüyor. 2 bin 500 metrekare ve üzerindeki parklarda alanın en az yüzde 4’ünün bütün çocukların birlikte kullanabileceği erişilebilir oyun alanına ayrılması artık zorunlu. Antalya’daki yeni belediye parklarında da erişilebilirlik, gölgelendirme ve bitkisel peyzajın birlikte ele alındığı örnekler görülüyor.
Bu nedenle Antalya’daki yeni konut sitelerinde bir sonraki adımın yalnızca “çocuk parkı yaptık” anlayışının ötesine geçmesi gerekiyor.
Sitenin nüfusuna uygun büyüklük, farklı yaş grupları için oyun çeşitliliği, güvenli zemin, düzenli teknik kontrol, araçlardan ayrılmış konum, engelsiz erişim ve özellikle Antalya yazlarında yeterli gölge birlikte sağlandığında çocuk oyun alanı gerçek anlamda bir sosyal donatıya dönüşüyor.
Aksi halde projenin köşesine yerleştirilmiş birkaç oyun elemanı mevzuattaki veya satış broşüründeki “çocuk oyun alanı” başlığını karşılıyor görünse bile çocukların yıl boyunca güvenli ve rahat biçimde kullanabileceği bir alan oluşturmaya yetmeyebilir.





