BM Genel Kurulu başlıyor: Türkiye’ye ve Avustralya’ya COP31 öncesi somut adım çağrısı

Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (UNGA) öncesinde düzenlenen bir basın toplantısında, iklim diplomasisi ve enerji güvenliği alanında çalışan uzmanlar bir araya geldi. Uzmanlar COP31 Başkanı Türkiye ve Müzakereler Başkanı Avustralya’dan beklentilerini değerlendirdi. 


21-25 Eylül’de’de New York’ta toplanacak BM Genel Kurulu, iki ay sonra Antalya’da düzenlenecek COP31 zirvesi öncesinde COP31 Başkanı Türkiye ve Müzakereler Başkanı Avustralya’dan beklentilerini değerlendirdi. İklim diplomasisi ve enerji güvenliği alanında çalışan uzmanlara göre, COP31 Başkanı Türkiye ile Müzakereler Başkanı Avustralya’nın zirve öncesinde fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda kendi ülkelerinde somut adımlar atması gerektiği ifade edildi.

UNGA öncesinde düzenlenen bir basın toplantısında bugün (21 Eylül) iklim diplomasisi ve enerji güvenliği alanında çalışan uzmanlar bir araya geldi. COP31 Başkanı Türkiye ve Müzakereler Başkanı Avustralya’dan beklentilerini değerlendiren uzmanlara göre Türkiye ve Avustralya’nın iklim zirvesinin başarısı fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda atacakları somut adımlarla yakından ilişkili olacağı değerlendirildi.

BASIN TOPLANTISI KATILIMCILARI

Basın toplantısına konuşmacı olarak katılan katılımcılar: Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi Okulu Kıdemli Araştırmacısı ve Almanya’nın eski İklim Elçisi Jennifer Morgan; Hindistan Teknoloji Enstitüsü (IIT) Kamu Politikası Okulu Öğretim Üyesi, Uluslararası Güneş Enerjisi İttifakı eski Genel Direktörü ve Hindistan eski iklim müzakerecisi Ajay Mathur; Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) Kıdemli Politika Danışmanı Natalie Jones; İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Ümit Şahin ve Avrupa İklim Vakfı (ECF) CEO’su Laurence Tubiana

TOPLANTIDA ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR

2026, iklim krizinin sert etkilerinin (sıcak dalgaları, yangınlar, Nepal’deki sel felaketi vb.) ve fosil yakıt bağımlılığının bir sonucu olan enerji krizinin üst üste geldiği bir sene olduğu ele alındı. İklim etkileri nedeniyle sigorta sektörünün senede 170 milyar dolar zarar edeceği hesaplandığı toplantıda öne çıkan maddeler arasında yer aldı. 

Basın toplantısında diğer öne çıkan maddeler ise şu şekilde:

  • Hürmüz krizi ise küresel ekonominin fosil yakıt bağımlılığı karşısında savunmasızlığını gösterdi. 
  • Pasifik ülkeleri, GSYİHlarının yüzde 10 ila yüzde 24’ünü elektrik üretimi için ithal ettikleri fosil yakıtlara harcıyor. Bu tutar; eğitim ve sağlık bütçelerini gölgede bırakıyor.
  • Deniz yoluyla taşınan ham petrol, petrol ürünleri ve LNG ithal eden ülkeler, savaş öncesi öngörülere kıyasla 330 milyar ABD doları fazladan ödeme yaptı. 
  • Diğer yandan Türkiye, kamu kaynaklı yenilenebilir enerji destek programları sayesinde, 2026 yılında gaz ithalatında yaklaşık 11 milyar ABD doları tasarruf edecek. 
  • Dünyanın bu krizlere hazırlıklı olması için Türkiye ve Avustralya’nın COP31 için detaylı bir vizyon ortaya koyması gerekiyor. 
  • Kısa vadeli enerji güvenliği ve uzun vadeli iklim istikrarı arasında köprü kurulmalı. 
  • Bunun için UNGA ve COP31 en iyi şekilde değerlendirilmeli, fosil yakıtlardan hızla uzaklaşılmalı. Türkiye ve Avustralya, bu sürece öncülük etmeli.

ZİRVEDEN ÇIKAN SONUÇLARIN ULUSAL POLİTİKALARDAKİ GELİŞMELERİ ETKİLEYECEĞİ BELİRTİLDİ

Uzmanlar, iki ülkenin ulusal politikalarında kaydedeceği ilerlemenin hem COP31’deki kredibilitelerini hem de zirveden çıkacak sonuçları etkileyeceğine dikkat çekti. Elektrifikasyon hedefi, enerji bağımsızlığı ve fiyat şoklarına karşı direnç açısından olumlu karşılanıyor. Ancak yenilenebilir enerjiye dayanması ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayla birlikte ilerlemesi gerektiği ifade edildi.

Uzmanlar, artan enerji fiyatları ve jeopolitik krizlerin gölgesinde toplanacak UNGA ve COP31’de hem Türkiye’nin hem de COP31 Müzakereler Başkanı Avustralya’nın liderlik rolü üstlenmesi ve somut taahhütlere öncülük etmesi gerektiğini belirtti. 

Her iki ülkenin de, özellikle fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda, kendi evlerinde önemli adımlar atması gerektiğini belirten uzmanlara göre, Türkiye’nin ve Avustralya’nın kendi politikalarında kaydedecekleri ilerleme; kendi kredibiliteleri ve COP31’in başarısı üzerinde etkili olacağı vurgulandı.

Tufts Üniversitesi Fletcher Hukuk ve Diplomasi Okulu Kıdemli Araştırmacısı ve Almanya’nın eski İklim Elçisi Jennifer Morgan, COP31 Başkanlığı’nın ‘‘liderlik vasıflarını tam anlamıyla kullanarak, COP31 için net ve detaylı bir vizyon ortaya koymasının zamanı geldi,’’ ifadelerini kullandı. Türkiye ve Avustralya’nın hala yeni fosil yakıt yatırımlarına devam ettiğine dikkat çeken Morgan şu açıklamada bulundu:

‘İki ülkenin de kömürden çıkış tarihi yok ve fosil yakıt kullanımını artırmaya devam ediyorlar. Yenilenebilir enerji konusunda gelişme kaydettiler. Fakat kredibiliteleri, momentum yaratabilme becerileri ve COP’tan iyi sonuçlar elde edilmesi, bu iki ülkenin kendi evlerinde atacakları adımlara bağlı.’’

Hindistan Teknoloji Enstitüsü (IIT) Kamu Politikası Okulu Öğretim Üyesi, Uluslararası Güneş Enerjisi İttifakı’nın eski Genel Direktörü ve Hindistan’ın eski iklim müzakerecisi Ajay Mathur ise mevcut jeopolitik tablonun, fosil yakıtlara bağımlı olan küresel ekonominin zaafiyet göstergesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

‘‘Çeşitli jeopolitik belirsizliklerin üst üste geldiği bir dönemdeyiz ve bu durum, küresel ekonomimizin fosil yakıt bağımlılığı karşısında ne kadar savunmasız kaldığını gösterdi.’’

Mathur, devam eden enerji şoklarının, fosil yakıt bağımlılığından kurtulmaya yardımcı olmasını sağlamak gerektiğini belirtti. Mathur, hem Türkiye’den hem de Avustralya’dan beklentilerinin, ülkelerin COP31’de imza atacağı somut ve ölçülebilir taahhütler olması gerektiğini aktardı.

Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD) Kıdemli Politika Danışmanı Natalie Jones, uygun fiyatlı enerjiye erişim ile iklim güvenliği arasındaki dengeye işaret ederek UNGA ve COP3’in bu iki hedefi birleştirecek bir fırsat penceresi sunduğunu şu şekilde açıkladı:

‘‘Hepimiz bir yandan uygun fiyatlı ve güvenilir enerji kaynaklarına, bir yandan da güvenli ve yaşanabilir bir iklime sahip olmak istiyoruz. Mesajım oldukça basit: Bu iki hedefi bir arada gerçekleştirebilmek için dünya liderlerinin UNGA’yı ve COP31’i değerlendirerek fosil yakıtlardan uzaklaşmayı hızlandırması gerekiyor.’’

Jones’a göre liderlerin önünde net bir tercih var, enerji ve iklim krizleri arasında sıkışıp kalmak ya da umudu tercih etmek ve fosil yakıtlardan koordineli ve hızlı bir şekilde uzaklaşmak olduğu ifade edildi.

ŞAHİN: “TÜRKİYE’NİN ÜÇ ÖNCELİĞİ”

İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin ise Türkiye’nin COP31’deki üç önceliğinin Antalya’nın uygulama COP’u olması, elektrifikasyon hedefinin benimsenmesi ve iklim projelerinin finansmanla buluşturulması olduğunu aktardı. 

COP31 Başkanı Murat Kurum’un, elektrifikasyonu güncel jeopolitik durum ve enerji krizi bağlamında ele aldığını anlatan Şahin şu açıklamada bulundu:

‘‘Kurum, küresel nüfusun yaklaşık yüzde 80’inin net fosil yakıt ithalatçısı ülkelerde yaşadığını ve bu durumun ekonomileri enerji fiyat şoklarına karşı savunmasız bıraktığını savunuyor. Enerji krizinin ise daha temiz ve daha dayanıklı enerji kaynaklarına yönelik ihtiyacı pekiştirdiğini belirtiyor. 

COP28’de hükümetler, fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşma konusunda mutabık kalmıştı. Kurum, COP31’in bu vizyonu günlük hayata taşıması gerektiğini söylüyor ve günlük yaşamı elektrikleştirmenin, fosil yakıtlardan uzaklaşmanın yolu olduğunu çok net bir şekilde ifade ediyor.”

Avrupa İklim Vakfı (ECF) CEO’su Laurence Tubiana ise iklim değişikliğinin ekonomik maliyetinin daha görünür kılınması gerektiğini belirti. Tubiana ayrıca, yenilenebilir enerji değer zincirinin jeopolitik boyutunun, temiz elektrifikasyona engel teşkil ettiğine dikkat çekti.

Tubiana daha sağlıklı bir sistem yaratabilmek için kaynakların nasıl bir araya getirileceğinin düşünmesinin iyi olacağını belirtti. Ulusal egemenlik ve bağımsızlık, yenilenebilir enerjinin en önemli artıları arasında olduğunu söyleyerek, teknolojik bağımlılığın da söz konusu olması, bu argümanları zayıflatabildiğini ifade etti.

İKLİM MASASI HAKKINDA:

İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen ücretsiz bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarıdır.
İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.