Türkiye’de “riskli sıcak günler” yaşayan şehirler belli oldu

İklim krizinin etkilerini gösteren yeni bir analiz yayımlandı. Analize göre Türkiye’de ortalama bir kişi, iklim krizi nedeniyle 2026 yazında fazladan 32 gün boyunca “riskli sıcak günlere” maruz kaldı. Türkiye’de beş şehirde ise riskli sıcak günler yaşandı.

Climate Central, iklim krizinin etkilerini gösteren yeni bir analiz yayımladı. Analize göre 2026 yazı boyunca bir buçuk milyardan fazla insan iklim krizi nedeniyle sayısı önemli ölçüde artan riskli sıcak günlere bir ve daha uzun süre maruz kaldı.

Belirli bir bölgede, 1991-2020 döneminde gözlemlenen sıcaklıkların yüzde 90’ından daha sıcak olan günler, ‘‘riskli sıcak günler’’ olarak tanımlanıyor. Sıcaklık, yerel olarak tanımlanan eşik değerin üzerine çıktığında, sıcağa bağlı sağlık riskleri artıyor

Türkiye’de ise ortalama bir kişi, iklim krizi nedeniyle 2026 yazında fazladan 32 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kaldı. 

TÜRKİYE’DE RİSKLİ SICAK GÜNLER YAŞAYAN İLLER 

İklim krizinin Türkiye’deki artan etkisiyle ilgili bilgileri de içeren analize göre Türkiye’de ortalama bir kişi iklim krizi nedeniyle fazladan 32 sıcak gün yaşadı.  

İklim krizi nedeniyle fazladan yaşanan riskli sıcak günlerin sayısının en yüksek olduğu iller Adana’da 40 gün, Gaziantep’te 39 gün, İstanbul’da 37 gün, Bursa’da 34 gün ve İzmir’de 33 gün oldu.

Çalışmaya göre son üç ay boyunca her 10 Avrupalı’nın dokuzu, bir ay boyunca riskli sıcaklık koşullarına maruz kaldı. İklim değişikliğinin yol açtığı yüksek sıcaklıklardan etkilenen insan sayısının en fazla olduğu bölge ise Asya kıtası oldu. Dünya nüfusunun en az yüzde 25’i, bu dönem boyunca her gün, iklim değişikliğinin yerel sıcaklıklar üzerindeki güçlü etkisini deneyimledi.

203 ülkede, ortalama bir kişi, iklim krizinin güçlü etkisinin hissedildiği en az 30 gün yaşadı. Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık da dahil olmak üzere 54 ülkede, 1970-2026 yılları arasında kayıtlara geçen en sıcak Haziran-Ağustos dönemi yaşandı.

Dünyada olağan dışı sıcaklıkların en fazla görüldüğü ilk 10 ülkeden yedisi Avrupa’daydı. Yaklaşık olarak her 10 Avrupalıdan dokuzu (nüfusun yüzde 89’u), bir ay boyunca riskli sıcaklıklarla karşı karşıya kaldı ve bu durum, sıcağa bağlı ölüm sayısının artmasına neden oldu.

Riskli sıcaklara maruz kalan en büyük nüfus Asya’daydı: 2,8 milyar kişi, yani kıtanın nüfusunun yüzde 58’i, en az 30 gün boyunca riskli sıcaklara maruz kaldı.

Bu dönemde altı Afrika ülkesi, günlerin çoğunda (en az yüzde 95) iklim değişikliğinden güçlü bir şekilde etkilenen sıcaklıklar yaşadı. 

Bu koşullar, rekor düzeyde orman yangınları, yaygın kuraklıklar ve sağlık hizmetleri üzerinde yüksek baskı gibi kaygı verici sonuçlar doğurdu. 

NÜFUSUN YÜZDE 54,3 MİLYONU 30 GÜNDEN FAZLA RİSKLİ SICAK YAŞADI 

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, iklim krizi yaşanmasaydı Türkiye’de bu yıl görülen 32 riskli sıcak gün görülmeyeceğini belirterek şu açıklamada bulundu: 

“Riskli sıcak gün, insan sağlığı açısından eşik sayılan sıcaklığın aşıldığı gün demek. O eşiğin üstüne çıkıldığında hastane başvuruları da ölümler de hızla artıyor. Eşik ise 1991-2020 ortalamasına, yani zaten ısınmış bir döneme göre belirlendi. Bu yüzden rakamı ihtiyatlı bir alt sınır olarak okumak gerekiyor. Nüfusun 54,3 milyonu 30 günden fazla riskli sıcak yaşadı”

Yavaşlı, bu sayıların gerçeği tam olarak yansıtmadığını hesabın günlük ortalama sıcaklığa dayandığı ve nemi dikkate alarak hesaplanıyor olduğunu ifade etti. Ancak Ege ve Akdeniz kıyısında insanı asıl çökerten şeyin nemli sıcaklık olduğunu ikinci sorunun ise çözünürlük olduğunu söyledi. 

Yavaşlı, kullanılan verinin hücrelerinin yaklaşık 25 kilometre ve kentin içini ayırt edemediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Daha doğrusu göremediği şey, kentin kendi içindeki uçurum. İzmir’de gölgeli bir sahil mahallesiyle beton yoğun bir iç mahalle arasında birkaç derece fark olur, fakat ikisi de aynı ortalamaya girer.

Yapılması gereken belli: Sıcak hava dalgalarına erken uyarı, kent ölçeğinde ısı haritaları ve bunlara bağlanmış bir sağlık planı. COP31’e hazırlanan bir ülke, önce kendi nüfusunun sıcağa ne kadar maruz kaldığını ölçebilmeli.’’

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell, sağlığı tehdit eden aşırı sıcaklarla, bir milyardan fazla insanın bir ay daha karşı karşıya kaldığını, insanlığın, kömür, petrol ve doğalgaz yakma bağımlığının yol açtığı iklim krizini giderek artan maliyetlerini bir kez daha göz önüne serdiğini ifade etti.

Stiell, hayatların ve geçim kaynakların büyük ölçekte mahvolduğunu, sağlık sistemlerinin baskı altında olduğunu, işletmelerin zorlandığını bedelini tüm ekonomilerin ödediğini dile getirdi.  Stiel çözümün, fosil yakıtlardan daha ucuz ve daha güvenli olan temiz enerjiye daha hızlı geçiş yapmak, iklim direncini artırmak ve ormanları korumak olduğunu ifade etti.

İKLİM MASASI HAKKINDA:

İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen ücretsiz bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarıdır.
İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.