
Antalya’nın Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde dere yatağı üzerinde yapılması planlanan 4 bin 574 konutluk TOKİ projesi için 9 Aralık’ta başlayan ÇED süreci, 11 Aralık’ta onaylandı.
Antalya’nın Konyaaltı ilçesine bağlı Çakırlar Mahallesi’ndeki, Çandır Deresi’nin kurumuş yatağı üzerine 4 bin 574 konutluk bir TOKİ projesini 9 Aralık’ta başlayan ÇED süreci 11 Aralık’ta onaylandı.
Proje, hem doğal afet hem de çevresel yayılma riskleri açısından tartışmalara yol açıyor.. AFAD’ın 2021 tarihli İl Risk Azaltma Planı ve 2016 tarihli Antalya Havzası Taşkın Yönetim Planı da proje alanını su altında kalabilecek bölgeler arasında gösteriyor.
Projenin ÇED dosyasında Devlet Su İşleri (DSİ) 13. Bölge Müdürlüğü’nün kurumsal görüşü açıklandı. DSİ, proje alanının içme suyu koruma bölgesi ve taşkın riski taşıyan kesimlerde yer alması nedeniyle projeye ancak belirli koşullar yerine getirilerek başlanabileceğini bildirdi.
DSİ’nin değerlendirmesine göre projenin 1. Etap alanının bir kısmı Çandır Çayı Taşkın Riski Etki Alanı içerisinde bulunuyor. Kurum, dere yatağı ıslah çalışmaları tamamlanmadan bu etapta herhangi bir inşaat faaliyetine izin verilemeyeceğini belirtti. Diğer etaplarda taşkın yönünden bir sakınca görülmedi ancak aşırı yağış ve yamaç drenajına karşı gerekli mühendislik tedbirlerinin alınması istendi.

“Konu Bölge Müdürlüğümüzce tekrar incelenmiştir. Buna göre; ”1. Etap Konut ve Okul Projesi” bulunan sahanın bir kısmının, Çandır Çayı Taşkın Riski Etki Alanında kaldığı (Ek-1) görülmüştür. Konu ile ilgili olarak, anılan sahanın imara açılması sürecinde verilmiş olan ilgi (Ek-2) yazımızda herhangi bir değişiklik bulunmamakta olup Çandır Çayı dere yatağı ıslah çalışmaları tamamlanmadan, 1. Etap Konut ve Okul Projesi’nin inşaat faaliyetlerine başlanılmaması gerekmektedir. Bahse konu yerde, 1. Etap dışında kalan diğer etap projelerinin uygulamasında taşkın kontrolü yönünden herhangi bir sakınca bulunmamakta olup yapılacak olan imalatların, topoğrafik şartlar nedeni ile olası her türlü yamaç drenajı ve aşırı yağışlarda su baskınlarına karşı koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınarak, fen ve sanat kaidelerine uygun olarak yapılması gerekmektedir.”
Proje sahasının, Boğaçay Kaynakları ve içme suyu kuyularını kapsayan II. Derece Koruma Alanı içerisinde kaldığına dikkat çeken DSİ, alanın ASAT tarafından işletilen içme suyu kuyularının beslenme bölgesinde olduğunu ve yapılaşmanın mevcut su kaynaklarında kirlilik riski oluşturabileceğini aktardı. Bu nedenle projeye ancak yeni su kaynaklarının oluşturulması ve koruma alanı etütlerinin revize edilmesi şartıyla onay verilebileceği bildirildi.
DSİ, TOKİ ve ASAT’ın koordinasyon içinde alternatif içme suyu kuyuları açmasını, yeni kuyuların devreye alınmadan mevcut kuyuların kapatılmamasını ve inşaata başlanmamasını zorunlu kıldı. Ayrıca yeni kuyulardan temin edilecek su miktarının mevcut tahsis debisini aşmaması gerektiği ifade edildi.,
“Bununla birlikte; söz konusu sahanın 28 Aralık 2009 tarihli ve 27446 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Boğaçay Kaynakları ve İçme Suyu Kuyuları Koruma Alanı İlanına göre II. Derece Koruma Alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, ASAT tarafından söz konusu ilan sonrasında bölgede açılmış olan ve bölgenin içme suyu ihtiyacını karşılayan yaklaşık 12 adet içme suyu kuyusu (Tahsis Miktarı: 1.4 hm /yıl) için, ASAT’ın talebi üzerine Genel Müdürlüğümüz başkanlığında 3 ve Bölge Müdürlüğümüz koordinasyonunda, 7 Nisan 2012 tarihli ve 28257 sayılı “Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik” ile 10 Ekim 2012 tarihli ve 28437 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “İçme Suyu Temin Edilen Akifer ve Kaynakların Koruma Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Tebliğ” hükümleri doğrultusunda koruma alanı belirleme çalışmaları başlatılmıştır. Bölge Müdürlüğümüz teknik personelince yerinde yapılan incelemeler ve mevcut hidrojeolojik veriler ışığında yapılan değerlendirmeler neticesinde; söz konusu proje sahasının hâlihazırda Konyaaltı ilçesinin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan ve ASAT Genel Müdürlüğü tarafından işletilmekte olan içme suyu kuyularının yaklaşık 1 km mesafede, yeraltı suyu akım yönüne göre memba kısmında ve kuyuların beslenim alanı içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.”
Projenin yer aldığı bölgede karstik yapı bulunması nedeniyle kurum, bölgeye hiçbir şekilde katı ya da sıvı atık bırakılmamasını, kanalizasyon hatlarının tam sızdırmazlık ilkesiyle yapılmasını ve kirletici maddelerin depolanmamasını şart koştu. Yeraltı suyunu etkileyebilecek kazı, temel ve geçirimsizlik çalışmalarının da DSİ onayı olmadan gerçekleştirilemeyeceği vurgulandı.
Çandır Çayı’nda olası taşkınlara karşı riskli kesimlerde yapı yapılmaması gerektiğini belirten DSİ, proje sahasındaki içme suyu kuyuları için yürütülen koruma alanı çalışmaları tamamlanıncaya kadar kuyu yerlerine ve beslenme alanlarına herhangi bir müdahale yapılmayacağını açıkladı.
Tüm bu teknik ve çevresel koşulların yerine getirilmesi, koruma alanı ilan hükümlerine uyulması ve ilave imar süreçlerinde bu hükümlerin gözetilmesi şartıyla, DSİ 13. Bölge Müdürlüğü projeyi uygun bulduğunu bildirdi.
Mevcut kuyular için devam eden “Yeraltı Suyu Koruma Alanı” belirleme çalışmaları ve akiferin yapısı dikkate alındığında; proje sahasında yapılacak yoğun yapılaşmanın ve oluşacak atık su yükünün, mevcut kuyuların su kalitesi üzerinde kirlilik riski oluşturabileceği ve koruma alanı kısıtlamaları nedeniyle projenin mevcut haliyle uygulanabilirliğinin riskli olduğu değerlendirilmiştir. Ancak; kamu yararı gözetilerek projenin gerçekleştirilebilmesi ve aynı zamanda kentin içme suyu güvenliğinin sürdürülebilmesi adına, ilgi yazınızda da belirtilen yeni içme suyu kuyularının oluşturulması taahhüdü çerçevesinde; 1- Proje sahasından etkilenen mevcut içme suyu kaynaklarının deplasesi veya alternatif su kaynaklarının oluşturulması hususunun ilgili idareler (ASAT ve TOKİ) tarafından koordine edilerek çözüme kavuşturulması ile yeni açılacak ve ASAT tarafından işletmeye alınacak kuyuların kesin koordinatları belirlendikten sonra ASAT Genel Müdürlüğü tarafından, yürütülmekte olan koruma alanı etüt çalışmalarının revize edildiğine dair kurumumuza müracaatta bulunması, 2- Yeni açılacak kuyulardan temin edilecek toplam su miktarının (debi), mevcut kuyular için Kurumumuzca belirlenmiş ve Yeraltısuyu Kullanma Belgesinde yer alan tahsis miktarına sadık kalınması; akiferin güvenli verimi açısından herhangi bir kapasite artışına gidilmemesi, 3- Proje sahasının hidrojeolojik hassasiyeti ve bölgedeki karstik boşluklu yapı varlığı göz önünde bulundurularak; yeraltı ortamına ve düdenlere hiçbir suretle katı/sıvı atık deşarjı yapılmaması, kanalizasyon hatlarının “tam sızdırmazlık” ilkesine göre imal edilmesi ve kirletici vasıflı maddelerin alanda depolanmaması hususlarını içerecek şekilde gerekli tüm teknik güvenlik tedbirlerinin proje sahibi kurum tarafından alınması, 4- Yeni açılacak kuyuların imalatı tamamlanıp, yeterli debi ve kalitede suyun temini sağlanarak sisteme entegre edilmeden ve ASAT tarafından teslim alınmadan mevcut kuyuların kapatılmaması ve proje kapsamında herhangi bir inşaat faaliyetine başlanmaması, 5- Yeni Kuyuların ASAT’a teslimi sonrasında eski kuyuların Bölge Müdürlüğümüz gözetiminde kapatılması, hususlarına ve mevcutta bulunan koruma alanı ilan hükümleri ile yeni kuyu koordinatlarına göre revize edilerek ilan edilecek “Yeraltı Suyu Koruma Alanı İlan Hükümlerine” uyulması, bölgede bundan sonraki süreçte TOKİ veya diğer kamu kurumlarınca yürütülecek ilave imar çalışmaları, plan revizyonları ve diğer tüm faaliyetlerde bu hükümlere titizlikle riayet edilmesi, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin ilgili maddelerine, Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmeliğin ilgili maddelerine, kanunun ve genelgelerin diğer ilgili maddelerine uyulması şartı ile söz konusu projenin yapılması Bölge Müdürlüğümüzce uygun görülmüştür.”





