CHP’li Coşar’dan İklim Kanunu hakkında açıklama: “Ekosistemdeki tüm canlıların yaşamını tehdit eden, ekolojik dengeyi bozan bu teklifin merkezinde piyasa vardır”

aliye çoşar iklim kanunu aliye çoşar iklim kanunu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Aliye Coşar; Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, İklim Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinde konuşarak, “AKP bir şey yapıyorsa bakılması gereken ilk şey ‘Rant var mı, yok mu?’ olmalıdır” dedi.

AK Parti milletvekillerinin imzasıyla Türkiye’nin ilk “İklim Kanunu Teklifi” TBMM Başkanlığı’na sunulmuş, 26 Şubat’ta TBMM Çevre Komisyonu’nda maddelere geçilmesi kararlaştırılmıştı. Ancak birçok çevre ve sivil toplum örgütünün itirazları üzerine teklif, 15 Nisan’da geri çekilmişti.

Teklif 25 Haziran 2025’te TBMM Genel Kurulu’nda yeniden görüşülmeye başlandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülen İklim Kanunu Teklifi’nin 11 maddeden oluşan birinci bölümü kabul edildi.

CHP Antalya Antalya Milletvekili Aliye Coşar, dün (27 Haziran) TBMM Genel Kurulu’nda, İklim Kanunu Teklifi’nin görüşmelerinde açıklama yaptı.

Coşar, “Geçtiğimiz hafta Komisyonda kabul edilen, zeytinlikleri, meraları, doğayı, havayı, suyu yok eden, süper izinlerle maden ocaklarına, meralara GES yapımına kapı açan kanun teklifinden sonra bu hafta yine kamuoyunda tepkilere neden olan İklim Kanunu’nu konuşuyoruz. Burada iklim krizinin yaratacağı sorunlara çözüm bulmamız gerekiyorken tam tersine, iklim krizini derinleştirecek, ‘bedelini öde istediğin kadar kirlet’ kanun teklifini görüşüyoruz” dedi.

“BÜYÜK ORMAN YANGINLARI, DÜZENSİZ YAĞIŞLARLA GELEN TAŞKIN VE SELLER, KURAKLIK, İKLİM KRİZİN ÖNCÜSÜDÜR”

İklim krizinde havanın, suyun korunması için düzenlemeler yapılması gerekirken yok olmasını sağlayan düzenlemelerin iktidar tarafından getirildiğini vurgulayan Coşar, şu ifadeleri kullandı:

Küresel ısınmanın yaratacağı kuraklık tehdidi yaşamı altüst edecekken bu kanun teklifi geleceği ipotek altına almaktır. İklim krizi uzak bir gelecek değil içinde bulunduğumuz bir krizdir. Tüm bilimsel araştırmalar gösteriyor ki iklim krizi Türkiye ve Akdeniz havzasında ciddi çevresel sorunlara ve buna bağlı ekonomik ve sosyal sonuçlara neden olacaktır. Özellikle Akdeniz havzasında yer alan ülkemiz, küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliğine bağlı sorunları en yakından hisseden ülkelerden biridir. Son yıllarda sıklıkla gördüğümüz büyük orman yangınları, düzensiz yağışlarla gelen taşkın ve seller, kuraklık, iklim krizin öncüsüdür.”

İktidarın iklim krizine yol açan çevre katliamlarından bahseden Coşar, şunları söyledi:

“Kaz Dağları’nda ağaçları katleden, Akbelen’i ve Cerattepe’yi yandaşlara maden sahası yapan, Bergama’dan İliç’e kadar siyanürle altın aramaya izin veren, Ergene’yi sanayi atıklarıyla kirleten, JES’lerle incir ve zeytin ağaçlarını yok eden, HES’lerle akarsulara kelepçe vuran, ormanları maden sahasına çeviren, yangınlar için söndürme uçağı dahi almayan iktidar, bu krizin kendisidir. “

Coşar, AK Parti iktidarının ilk yılında 298 milyon olan sera gazının 305 milyon artarak 598 milyon tona ulaştığından bahsetti. İktidarın hazırladığı iklim kanununda iklime yer olmadığını söyledi.

“BU TEKLİF PARASI OLANIN KİRLETTİĞİ, PARAN KADAR KİRLETTİĞİN BİR DÜZENLEMEDİR”

Coşar, ayrıca şu ifadeleri kullandı:

“Ekosistemdeki tüm canlıların yaşamını tehdit eden, ekolojik dengeyi bozan bu teklifin merkezinde piyasa vardır.  Bu kanun teklifinde fosil yakıtların kullanımını azaltmak ve karbon salınımı ile mücadele maalesef yoktur. AKP bir şey yapıyorsa bakılması gereken ilk şey ‘Rant var mı, yok mu?’ olmalıdır. Maalesef yirmi üç yıllık AKP iktidarında çevreyi koruyan somut adımlar görmedik. İklim Kanunu Teklifi iklim değişikliğiyle mücadele eden değil, emisyon ticaret sistemi kurularak “karbon piyasası düzenlemesi” adı altında yeni bir rant kapısı açıyor. Bu teklif parası olanın kirlettiği, paran kadar kirlettiğin bir düzenlemedir. Sermaye, parasını vererek istediği kadar toprağımızı, havamızı ve suyumuzu kirletebilecektir.”

“HAVAYI, DOĞAYI, TOPRAĞI DEĞİL, SERMAYEYİ KORUYAN BU DÜZENİ HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Antalya’nın neredeyse bütün ilçelerinde çok sayıda maden, taş, mermer ocakları faaliyetlerine ve yenilerine de izin verildiğini hatırlatan Coşar, “Son aylarda bile Gündoğmuş ilçemizde taş ocağı ve mermer ocağı; Kaş Gökçeyazı’ da mermer ocağı, Demre’de, Finike’de mermer ocağı, Konyaaltı’nda kalker taş ve mermer ocakları, Akseki ve Alanya maden ocaklarının tehdidi altındadır. Antalya’nın gelecekteki en büyük su kaynağı olan Manavgat Oymapınar’a GES’ler yapılmak istenmektedir” dedi.

Coşar, son olarak şu ifadeleri kullandı:

“Ormanların içinde dağlarımızı delik deşik eden madencilik faaliyeti nedeniyle yer altı ve yer üstü su kaynaklarımız zarar görüyor, bölge halkının karşı çıktığı, doğayı kirleten, su kaynaklarını tüketen ve yaşamı bitiren talan ve rant merkezli madencilik zihniyetiyle iklim krizinin etkilerinden kurtulamayız. İktidar, iklim krizinin yarattığı sorunlarla mücadele etmekten çok çok uzaktadır.  Zeytinlikleri maden şirketlerine, ormanları rant projelerine teslim edenler, şimdi de iklimi “karbon piyasası” adı altında fiyatlandırmak istiyor. Toprağı, suyu ve havayı kirleten, iklim krizine yol açacak olan adıyla tezat bu İklim Kanunu’na karşıyız. Sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin, bilim insanlarının da katkı sunduğu, doğayı ve yaşamı koruyan gerçek bir İklim Kanunu’nu bu Mecliste hep birlikte çıkarmalıyız. Havayı, doğayı, toprağı değil, sermayeyi koruyan bu düzeni hep birlikte değiştireceğiz.”