
TİP Antalya İl Örgütü, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına ve turizm işçilerini 10 gün aralıksız çalışmaya zorlayan düzenlemeye karşı, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Halkın biriktirdiği öfke, sabır taşı gibi çatlayacak ve bu karanlık projeleri, bu kölelik yasalarını yıkıp geçecektir” denildi.
Yeni yasaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan turizm işletme belgesi almış konaklama tesislerinde çalışan personel, haftada bir gün izin kullanma kuralından istisna tutulabilecek. Bu düzenlemeyle birlikte çalışanlar 10 gün aralıksız çalıştırılabilecek, haftalık izinlerini ise 11’inci günde kullanabilecek.
Öte yandan, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına yönelik tepkiler bugün de devam etti. Yurttaşlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kararına karşı eylemlerini sürdürüyor.
Bu konulara ilişkin Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya İl Örgütü, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü önünde bugün (16 Temmuz) saat 16.00’da basın açıklaması gerçekleştirildi.
Eylemde; “zafer direnen emekçinin olacak”, “müzeme tarihe kültürüme dokunma”, “direne direne kazanacağız”, “işçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atıldı.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bir avuç sermayedarın kârı için halkın alın terine, tarihine ve kentlerine düşman olan saray rejimi bir kez daha karşımızda! Bir yanda turizm emekçilerini köleleştiren yasa; bir yanda Antalya Müzesi’ni halka rağmen yıkıp ranta açma planı. Emeğin en insani hakkı olan hafta tatiline bile tahammül edemeyen ve saldıran bir iktidarla karşı karşıyayız. Turizm işçilerini 6 gün yerine 10 gün üst üste çalıştırıp bir günü bile lütuf gibi sunmaya kalkan Turizm Patronu Bakan emekçilere hesap verecek! “
Yaşananın modern kölelik olduğunu ve yalnızca turizmle kalmayacağı vurgulanan açıklamada, “Yarın inşaatta, madende, fabrikada, büroda tüm sektörlere yayılacak, ömürlerimizi çürütecek. Bu sadece bir yasa değil; yaşama hakkımıza, onurumuza ve Anayasa’ya açıktan bir saldırıdır! İnsan olmak; nefes almak, dinlenmek, sevdiklerinle gülmek, kendine zaman ayırmaktır! Bu hakkı yok sayan her yasa, yalnızca hukuken değil; vicdanlarda da hükümsüzdür” denildi.
Antalya Müzesi için rant planı uygulandığı ifade edilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Üstelik bu iki halk düşmanı saldırının da siyasi sorumlusu, Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır! Adında kültür olan bir bakanlığın tarihimize ve kültürümüze yönelik bu saldırısı alelen halka ve bu kente ihanettir. Hem emeğe, hem tarihe, hem bilime, hem de halkın kendisine düşmanlık eden bu zihniyet halka hesap verecektir. Bilin ki; halkın biriktirdiği öfke, sabır taşı gibi çatlayacak ve bu karanlık projeleri, bu kölelik yasalarını yıkıp geçecektir!”
“PATRONLARIN KÂRI VE SARAYIN ÇIKARI İÇİN CANIMIZI FEDA ETMEYECEĞİZ”
Açıklamada, turizm işçisi düzenlemesine karşı iptali için ve Antalya Müzesi’nin yıkılmaması için sokakta, meydanda, işyerinde ve Meclis’te; her yerde mücadele edecekleri ifade edildi.
Son olarak açıklamada, “Bizler bu toprakların çocuklarıyız; Anılarımızı, tarihimizi, emeğimizi ve onurumuzu bir avuç patrona peşkeş çekmenize izin vermeyeceğiz! Patronların kârı ve sarayın çıkarı için canımızı feda etmeyeceğiz! Bu kölelik yasasının ve rant projelerinin peşini asla bırakmayacağız! Çünkü biz, kaybedecek bir tek zincirimiz; kazanacak koskoca bir hayatımız olduğunu biliyoruz! Yaşasın emek, özgürlük ve adalet mücadelesi” sözleri kullanıldı.

Açıklamanın ardından TİP MYK Üyesi Yunus Başaran açıklama yaptı Başaran şunları söyledi:
“Antalya, turizme bağlı bir şehir. Yüz binlerce insan turizmden geçiniyor. Bir yandan askı sistemiyle uğraşırken, şimdi de haftalık izin hakkımız elimizden alınmak isteniyor. Bu uygulama hayata geçerse diğer sektörlere de hızla yayılacaktır. Antalya’ya turizmin başkenti deniliyor. Her yıl turizm rekorları kırılıyor, kârlılık artıyor, oteller dolup taşıyor. Fakat turizm emekçilerinin çalışma koşulları her yıl daha da kötüleşiyor. Ücretler azalıyor, çalışma saatleri artıyor.”
Turizm işçilerinin denize hiç girmeden sezonu kapattıklarını ifade eden Başaran şunları söyledi:
“45-50 derece sıcak altında, koruyucu ekipman olmadan günde 10-12 saat çalışmaya mahkum ediliyoruz. Kışın iş güvencemiz yok, sözleşmemiz askıya alınıyor. Şimdi de izin hakkımızı gasp etmeye çalışıyorlar. Bu hatadan derhal dönün! İnsanların dinlenme hakkı ellerinden alınamaz. Eskiden “robotlar geliyor, işçiler işsiz kalacak” deniyordu. Tersinden başardılar bunu! Artık işçiler robot gibi çalışıyor. İzin yapamıyor, sadece uyuyup tekrar çalışmak için uyanıyor. Türkiye’de haftalık çalışma süresi ortalama 45 saat. Bir turizm emekçisi ise günde 12 saat çalışıyor. Haftada 6 gün üzerinden hesapladığımızda bu 72 saate tekabül ediyor. Bir günlük izin için bile önce 16 saat çalışmak zorunda kalıyor.”
Başaran, müzenin fiziki koşullarının yetersiz olduğu ve bu nedenle yıkılması gerektiği yönündeki resmi açıklamalara karşı çıkan Başaran, “Antalya Müzesi’nin binası miadını doldurmuş, tehlike arz ediyormuş. Peki bunu hangi bilim insanlarıyla görüştünüz? Hangi mimarlarla çalıştınız? Daha müzenin nereye taşınacağı bile belli değil,” dedi.
“KONTEYNERDE ESER Mİ KORUNUR?”
Tarihi eserlerin konteynerlerde muhafaza edileceği açıklamasına da tepki gösteren Başaran, “Konteynerlarda iklimlendirme yapılacakmış. Hatay’daki depremden sonra deneyim kazandıklarını söylüyorlar. Görmesek inanacağız! 6 Şubat sonrası oradaydım. Siz depremzede insanları bile koruyamadınız. Her yağmurda konteynerleri su bastı. Yazın fırın, kışın çamur. Şimdi tarihi eserlere mi sahip çıkacaksınız?” diye sordu.

“ANTALYA MÜZESİ BU KENTİN HAFIZASIDIR”
Başaran, Antalya Müzesi’nin yalnızca bir bina olmadığını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Antalya Müzesi, bu kentin hafızasıdır. Sadece bugünün değil, geçmişin bize bıraktığı bir mirastır. Bu mirası da yok etmek istiyorlar. Neden? Yine rant için. Çünkü müzenin bulunduğu arsa, Konyaaltı varyantında, çok değerli. Derdinizin ne olduğunu biliyoruz.”
“YERİNDE GÜÇLENDİRME MÜMKÜN”
Yıkım yerine müzenin mevcut yerinde güçlendirilerek korunabileceğini savunan Başaran, pek çok bilim insanının, sanat tarihçisinin ve mimarın bu konuda gönüllü çalışabileceğini söyledi. “Uzmanlar bunun mümkün olduğunu söylüyor, yeter ki isteyin. Ama siz illa yıkmak istiyorsunuz. Nereye yapacağınız belli değil,” dedi.
Başaran ayrıca, Türkiye genelinde 30’dan fazla müzenin uzun süredir kapalı olduğunu ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmediğini ifade etti:
“Restorasyon gerekçesiyle 2 yıldır kapalı olan müzeler var. Neden açılmıyorlar? Neden bilim insanlarına danışılmıyor? Bu ülkede antik kentler çalındı, tarihi eser kaçakçılığı sıradanlaştı. Biz size nasıl güvenelim?”





