
Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan devlet yolunun İbradı Eynif Ovası kesiminde yaşanan taşkın sonrası yolun sular altında kalması üzerine Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yolun 4 metre su altında kalmasının yalnızca yoğun yağışla açıklanamayacağına, mühendislik ve planlama süreçlerindeki eksikliklere dikkat çekildi.
Antalya ve Konya arasındaki ulaşımı durma noktasına getiren taşkınla ilgili ÇMO Antalya Şubesi, teknik bir değerlendirme yayımladı. Değerlendirmede iklim değişikliğinin bir mazeret olarak kullanılmaması gerektiğini vurgulandı. Kamuoyuna sunulan ‘son 70 yılın en yüksek yağışı’ ifadelerini eleştiren Oda yönetimi, polye alanlarının doğal karakterinin göllenmeye müsait olduğunu belirtti.
“POLYE DEMEK GÖLLENME RİSKİ DEMEKTİR”
Açıklamada, alanın bir polye olmasının taşkın riskini ortadan kaldırmadığı, aksine arttırdığı ifade edildi. Polyelerin geçici göl haline dönüşebilen sistemler olduğu hatırlatılan açıklamada Oda yönetimi, “Polye demek göllenme riski yok demek değildir; tam tersine, kapalı havza taşkın riskinin yüksek olduğu anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. Mühendislik tasarımlarının belirli aylara göre değil, havza ölçekli taşkın tekrar analizlerine göre yapılması gerektiği hatırlatıldı.
ÇED SÜREÇLERİ VE MUAFİYET KARARLARI MERCEK ALTINA ALINDI
Projenin hazırlık aşamasındaki eksikliklere değinilen açıklamada, 2004 yılına ait eski muafiyet kararlarının 2018 yılındaki genişletilmiş projeye dayanak yapılmasının Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sisteminin ruhuna aykırı olduğu savunuldu. Proje için gerekli araştırmanın yapılıp yapılmadığının sorgulandığı açıklamada,
“• Havza ölçekli hidrolojik modelleme yapılmış mıdır?
• Q50, Q100 gibi taşkın tekerrür analizleri yol kırmızı kotunun belirlenmesinde dikkate alınmış mıdır?
• Geçici göllenmeleri gösteren taşkın ve su birikimi haritaları neden kullanılmamıştır?
• Neden yalnızca 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli topoğrafik haritalar esas alınmış, geçici göl alanlarını gösteren daha detaylı hidrojeolojik veriler değerlendirilmemiştir?
• İnşaat sürecinde oluşan yüksek miktardaki hafriyatın düden ve doğal drenaj sistemleri üzerindeki etkileri araştırılmış mıdır?” sorularına yer verildi.
ÇÖZÜM İÇİN ACİL ÇAĞRIDA BULUNULDU
İklim değişikliğinin artık öngörülemez bir durum olmaktan çıktığını belirten ÇMO Antalya Şubesi, bu olgunun projelerde temel bir parametre olması gerektiğine değindi. “İklim değişikliği, hatalı projelendirmelerin mazereti değil; daha dirençli, daha güvenli altyapılar üretmenin gerekçesidir” denilen açıklamada, yol kotunun maksimum su seviyesine göre belirlenmediği sürece benzer sorunların süreceği vurgusu yapıldı.
“DOĞAYLA İNATLAŞAN PROJELER GERÇEKLERLE YÜZLEŞİR”
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, benzer kamusal zararların yaşanmaması için yetkililere, “ÇED süreçlerinde iklim değişikliği mutlaka zorunlu analiz başlığı olmalı, havza bazlı modelleme yapılmadan hiçbir büyük altyapı projesine izin verilmemeli ve geçici göl alanları dikkate alınmadan güzergâh belirlenmemelidir” çağrısında bulundu. Açıklama, “Doğayla inatlaşan projeler er ya da geç doğanın gerçekleriyle yüzleşir” uyarısıyla son buldu.





