
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya Şubesi tarafından bugün (26 Haziran) saat 14.00’te Muratpaşa’da bulunan Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde 2025-2026 eğitim öğretim yılının bitmesine ilişkin açıklama yapıldı ve eğitim yılı boyunca hazırlanan rapor paylaşıldı.
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Antalya Şubesi tarafından bugün (26 Haziran) saat 14.00’te Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yapıldı. Açıklamada, laik, bilimsel ve kamusal eğitimin Milli Eğitim Bakanlığı eliyle planlı bir tasfiye ve imha operasyonuna maruz bırakıldığı, okulların şiddet, sömürü ve ideolojik dayatma laboratuvarına dönüştürüldüğü belirtildi.
Açıklamada eğitim sisteminin artık basit bir “aksaklık”, “yönetim hatası” ya da “bütçe yetersizliği” olmadığı, tepeden tırnağa siyasi iktidar ve bakan tarafından kurulan sistematik bir şiddet rejimiyle yönetildiği ifade edildi.
“KURUMSAL ÇÖKÜŞ”
Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e seslenilerek, kameraların karşısında başarı hikayeleri anlatılırken okullardan öğretmen cenazeleri kaldırıldığı, okulların silahlı baskınlarla sarsıldığı ve ne öğrencinin ne de öğretmenin can güvenliğinin kalmadığı belirtildi. Eğitim sisteminin getirildiği noktanın kurumsal çöküş ve can güvenliği krizi olduğu vurgulandı.
Açıklamada Eğitim-İş tarafından hazırlanan 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu’na göre, eğitim sisteminin ekonomik, ideolojik, kurumsal ve fiziksel boyutları olan bütünlüklü bir kuşatma altında olduğu ifade edildi.
Eğitim-İş tarafından hazırlanan 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu’na göre eğitim yılı boyunca yaşanalar başlıklara ayrılarak açıklandı.
“DEVLET PARASIZ EĞİTİM İLKESİNİ FİİLEN TERK ETTİ”
Açıklamada raporun ekonomik şiddet başlığında, devletin anayasal bir yükümlülük olan parasız eğitim ilkesini fiilen terk ettiği, okulların en temel ihtiyaçlarının dahi velilerin cebinden karşılandığı belirtildi. Bugün devlet okullarında “bağış”, “aidat” veya “kayıt parası” adı altında 10 bin TL ile 100 bin TL arasında fahiş paralar talep edildiği ifade edildi. Bir öğrencinin okula başlangıç maliyetinin yaklaşık 65 bin TL’ye ulaştığı, kırtasiye ürünlerindeki yıllık artışın yüzde 60’ı aştığı, giyim ve kırtasiye masraflarının tek başına asgari ücretin yüzde 85-98’ine karşılık gelecek hale geldiği kaydedildi.
“HER BEŞ ÇOCUKTAN BİRİ YETERLİ BESLENEMİYOR”
Açıklamada, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) verilerine göre Türkiye’de çocuk yoksulluğunun yüzde 22,4 seviyesinde olduğu, her beş çocuktan birinin yeterli beslenemediği, her dört çocuktan birinin okula aç gittiği, PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) raporlarına göre öğrencilerin yüzde 19,2’sinin ekonomik yetersizlik nedeniyle aç kaldığı, buna rağmen ücretsiz okul yemeği talebine “kaynak yok” denildiği belirtildi.
“EĞİTİM SİSTEMİ İKTİDARIN KENDİ DÜNYA GÖRÜŞÜNE UYGUN”
Raporun ideolojik şiddet başlığında, eğitim sisteminin siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne uygun, sorgulamayan, biat eden bir tebaa toplumu inşa etme hedefinin aracına dönüştürüldüğü ifade edildi. Rapora göre hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmadan dayatılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ile eleştirel düşünce, sorgulama ve pozitif bilimlerin müfredattan budandığı, Cumhuriyet değerlerinin sembolik düzeye indirgendiği belirtildi.
Raporda Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi ve tarikatlarla imzalanan protokollerle okulların işgal edildiği, pedagojik formasyonu olmayan kişiler eliyle çocukların mezarlık ziyaretleri, cami temizlikleri ve maket kefenlerin kullanıldığı travmatik etkinliklere zorlandığı, TÜGVA, ENSAR, Hayrat Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti gibi yapıların devlet okullarını yaz okulu kamplarına dönüştürdüğü kaydedildi.
19 ÇOCUK İŞ CİNAYETLERİNDEN HAYATINI KAYBETTİ
Raporda kurumsal ve yapısal şiddet başlığında, 12 yıllık zorunlu eğitime rağmen yüzde 100 okullaşma hedefine ulaşılamadığı, 1,5 milyona yakın çocuğun okul dışında kaldığı ifade edildi. MESEM’lerin çocukları okuldan koparıp sermayeye ucuz iş gücü olarak sunduğu, bugüne kadar 19 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği, buna rağmen sistemin savunulduğu ve patronlara MESEM üzerinden 65 milyar TL kamu bütçesi aktarıldığı belirtildi.
Öğretmenlik mesleğine yönelik düzenlemeler de eleştirildi. Milli Eğitim Akademisi ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile eğitim fakültelerinin işlevsizleştirildiği, diplomaların yok sayıldığı, öğretmenlerin “kursiyer” konumuna indirgendiği, amacın Cumhuriyete bağlı öğretmenleri elemek olduğu ifade edildi. Mülakat sisteminde ısrar edildiği, mahkeme kararlarına rağmen 1611 mülakat mağduru öğretmenin göreve başlatılmadığı belirtildi. Özel okul öğretmenlerinin taban ücret haklarının gasp edildiği, asgari ücret düzeyinde maaşlarla ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığı, Ankara’da direnen öğretmenlere polis müdahalesi yapıldığı kaydedildi.
Açıklanan raporda talepler şu şekilde sıralandı:
1. Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu’nun çıkarılması.
2. Okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanması.
3. Her öğrenciye ücretsiz okul yemeği verilmesi.
4. MESEM’lerin kapatılması ve çocuk işçiliğinin bitirilmesi.
5. Maarif Müfredatı’nın geri çekilmesi ve protokollerin iptal edilmesi.
6. Mülakat ve akademi dayatmasının kaldırılması.
7. Özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi verilmesi.




