
Eğitim-İş Antalya Şubesi 3 Mart Devrim Yasalarının Kabulü için dün (3 Mart) basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada,“Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır” denildi.
Eğitim-İş Antalya Şubesi dün (3 Mart) saat 17.00 ‘da Muratpaşa Attalos Meydanı’nda 3 Mart Devrim Yasalarının Kabulü için basın açıklaması gerçekleştirdi. Konuşmayı Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar yaptı.
Acar, 102 yıl önce kabul edilen devrim yasalarını ve laikliği ve ülke olarak gelinen noktayı gerçekliği ile açıklayacaklarını belirtti. Ancak, İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yapan Fatma Nur Çevik’in öğrencisi tarafından hayatına son verilmesi ile ilgili açıklama yapacaklarını ifade etti.
Çevik’in hayatını kaybetmesinin nedeninin ‘münferit olay’ olmadığını belirten Acar, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir ‘münferit olay’ değildir!”
“BU SORUMLULUK ÖĞRETMENİN, OKUL İDARESİNİN ÜZERİNE YIKILAMAZ”
Yaşanan olayın yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucu olduğunu belirten Acar, “Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz!” ifadelerine yer verdi.
“ÖĞRETMENLER HER GÜN ÖLÜM KORKUSUYLA MI DERSE GİRECEK”
Kamu çalışanlarının görev yaptığı yerde devlet tarafından karunamamıyorsa kamu otoritesinde bahsedilemeyeceğini vurgulayan Acar, “Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek” dedi.
Acar, şiddetin tek bir faili olmadığını belirterek konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, ‘herkes öğretmenlik yapabilir’ diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir.”
Acar, “Dünyada ‘Başöğretmen’ unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır: ‘Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.’ Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız” dedi.
Okulların güvenliksiz bırakıldığını ifade eden Acar, “Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır” sözlerine yer verdi.

“EĞİTİMDE ŞİDDET YASASI DERHAL ÇIKARILMALIDIR”
Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara girilebiliyor olmasınının tesadüf değil yönetim zaafı olduğunu belirten Acar, şu ifadelere yer verdi:
“Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.”
Acar, tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınması gerektiğini belirterek, “Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir” sözlerine yer verdi.
Acar, bilim dışı müfredat yerine eleştirel düşünmeyi öğreten müfredatın hazırlanması gerektiğini söyledi. Şiddetin sadece okullarda değil dünyanın her yerinde yaşandığını ifade etti.
Ortadoğu’da bir kez daha savaşların başladığını belirten Acar, “Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir” sözlerine yer verdi.
Acar, İran’da okulların vurulduğunu ve çocukların hayatını kaybettiği yerde hiçbir gerekçenin meşru olmadığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:
“Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür.”
Çocukların ‘barış’ içerisinde güvenli okullarda eğitim görmeleri gerektiğine vurgu yapan Acar, “Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır” dedi.
Acar, ülkede öğretmenlerin canından endişe ederek okula gitmek istemediğini ifade ederek, şu şözlere yer verdi:
“Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Artık yeter! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır.”
Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacaklarını belirten Acar, “Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür” ifadelerine yer verdi.





