
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy Mahallesi’nde Akbelen Ormanı için süren mücadelede İkizköylü Esra Işık’ın tutuklanmasına ilişkin, Halkların İklim Zirvesi Antalya Meclisi’nin çağrısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada, Işık’ın derhal serbest bırakılması, termik santrallerin kapatılması ve acele kamulaştırma kararlarının iptal edilmesi çağrısı yapıldı.
Muğla’nın Milas ilçesinde, kömür maden sahasını genişletmek amacıyla 30 Mart’ta 679 parselde başlatılan “acele kamulaştırma” kararına karşı çıkan köylülerden İkizköy Çevre Komitesi üyesi Esra Işık, mahkeme heyetine “görevini yaptırmama” ve “hakaret” suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
Halkların İklim Zirvesi Antalya Meclisi bugün (2 Nisan) saat 18.00’de Muratpaşa’daki Attalos Meydanı’nda bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Eyleme Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve yurttaşlar destek verdi.

Kurumlar adına açıklamayı Halkların İklim Zirvesi Antalya Meclisi gönüllüsü Erol Malçok okudu.
Halkların İklim Zirvesi Antalya Meclisi tarafından yapılan açıklamada, Esra Işık’ın 30 Mart 2026’da gözaltına alındığı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı hatırlatıldı. Açıklamada, Işık’ın tutuklanmasına gerekçe gösterilen sürecin, çevre ve yaşam alanlarını savunma mücadelesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Açıklamada, “Muğla İkizköy’de acele kamulaştırmayla topraklarına el konmasına karşı direnen, Akbelen’de ormanı savunan, termik santrallerin karşısında duran yaşam savunucusu Esra Işık, 30 Mart 2026’da gözaltına alınmış ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştır” denildi.
Açıklamada, Esra Işık’ın tutuklanmasını çevre hakkı ve yaşam alanlarını savunma bağlamında değerlendirildi. Açıklamada, “Esra Işık’ın ‘suçu’, Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını kullanmak, toprağını, suyunu ve yaşam alanlarını savunmaktır” ifadelerine yer verildi.
Fosil yakıt politikaları ve COP süreçleri de eleştirilen açıklamada, “COP süreçlerinin devletler ve şirketler arasında bir pazarlığa hapsolduğu, fosil yakıtlardan çıkışa dair bağlayıcı adımların atılmadığı bu tabloda; yaşamı piyasanın konusu yapan anlayışa karşı kamusal sorumluluğu, toplumsal denetimi ve demokratik katılımı savunuyoruz” denildi.
“DAHA ÖNCE AKBELEN ORMANI’NI KATLEDEN BU SİSTEM, ŞİMDİ DE O ORMANI SAVUNANLARIN PEŞİNDE”
Termik santraller ve acele kamulaştırma kararlarına dikkat çekilen açıklamada, Muğla’daki santrallerin enerji açısından vazgeçilmez olmadıkları halde çalışmayı sürdürdüğü belirtildi. Açıklamada, “Bu santrallere kömür sağlamak için acele kamulaştırma kararlarıyla köylülerin toprakları gasp edilmeye çalışılıyor. Daha önce Akbelen Ormanı’nı katleden bu sistem, şimdi de o ormanı savunanların peşinde” sözleri kullanıldı.
Resmi iklim politikaları ile sahadaki uygulamalar arasında çelişki bulunduğu savunulan açıklamada, “Resmi COP süreçlerinde fosil yakıt şirketlerinin çıkarları korunurken, bu şirketlerin yol açtığı ekolojik yıkıma karşı duranlar cezalandırılıyor” ifadeleri kullanıldı.

“HAKLI OLANLAR SUSMAYACAK”
Açıklamanın sonunda Esra Işık’ın serbest bırakılması ve enerji politikalarında değişiklik yapılması çağrısı yinelendi. Açıklamada, “Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır. Termik santraller kapatılmalı, acele kamulaştırma kararları iptal edilmelidir. Fosil yakıtlardan çıkış için adil ve planlı bir dönüşüm hayata geçirilmelidir” dedi.
Ayrıca, “Esra yalnız değildir. Haklı olanlar susmayacak. Yaşamdan, adaletten, eşitlikten yana durmaya devam edeceğiz” ifadelerine de yer verildi.
“ZEYTİNİNİ VE ORMANINI KORUYANLARA YONELIK BIR GÖZDAĞI”
Açıklamanın ardından CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, söz aldı. Arı, “Toprağını, suyunu, zeytinini ve ormanını koruyanlara yönelik bir gözdağı” olduğunu söyledi.
Arı, tutuklamanın hukuki değil siyasi bir tercih olduğunu belirterek, iktidarın şirketlerden yana tavır aldığını savundu.
Arı, Esra Işık’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kamuoyunda “Zeytin Yasası” olarak bilinen kanun teklifi sürecinde tanıdığını anlattı. İkizköy muhtarı, Necla Işık ve bölgedeki kadınlarla birlikte günlerce Meclis kapısında beklediklerini söyleyen Arı, “Esra ve annesi, oradaki tüm ablalarımız, teyzelerimiz yani bölgenin kadınları o günlerde belki de bir haftayı, on günü Meclis’in kapısında geçirdiler. Soğuk günlerde, yağmurlu günlerde yılmadan, usanmadan ve büyük bir kararlılıkla bu Zeytin Yasası’nın esasen bir facia getireceğini yüksek sesle haykırdılar” dedi.
Esra Işık’ın herhangi bir hukuka aykırı davranışı olmadığını savunan Arı, tutuklamanın asıl nedeninin doğayı savunanlara gözdağı vermek olduğunu ifade etti. Arı, “Hepimiz biliyoruz ki bu tutuklama sadece ve sadece iktidarın toprağını, suyunu, zeytinini, ormanını korumaya çalışanlara karşı yapılmış bir gözdağıdır” diye konuştu.
İktidarın topraktan, sudan ve zeytinden yana değil şirketlerden yana tutum aldığını söyleyen Arı, “Ve bu iktidar topraktan yana, sudan yana, ormandan yana, zeytinden yana değil; oradaki şirketlerden yana olduğunu bu Zeytin Yasası’nı çıkararak zaten göstermiştir” ifadelerini kullandı.
Arı, Zeytin Yasası’na karşı Meclis’te mücadele yürüttüklerini, yasanın sayısal çoğunlukla geçtiğini ancak iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduklarını da belirtti. Açıklamasında acele kamulaştırma kararlarına da değinen Arı, “Acele kamulaştırma yöntemiyle vatandaşın arazisine el koyanlar, kendi evini, kendi tarlasını savunmaya çalışanları da içeri atmaktan geri durmamıştır” dedi.
“İKTİDARIN TOPRAKTAN YANA DEĞİL; RANTÇIDAN, ZENGİNDEN VE ŞİRKETLERDEN YANA OLAN UYGULAMASIDIR”
Gazeteciler ve siyasetçilere yönelik baskılarla çevre mücadelesi yürütenlere yönelik müdahaleler arasında benzerlik kuran Arı, “İktidarın yanlışlarını ifade eden gazeteciler nasıl tutuklanmış ve içerideyse, siyasetçilere nasıl sabaha karşı operasyonlarla içeri atma yöntemleri uygulanıyorsa; toprağını korumaya çalışanlar da bugün tutuklanarak cezaevine atılmış durumda” diye konuştu.
Tutuklamanın tek sebebinin iktidarın tercihleri olduğunu söyleyen Arı, “Bu arkadaşımızın bir suçlu olması söz konusu değil. Tek sebep, iktidarın topraktan yana değil; rantçıdan, zenginden ve şirketlerden yana olan uygulamasıdır” dedi.
Açıklamasının sonunda Esra Işık ve hak ihlaline uğrayan herkesin yanında olacaklarını vurgulayan Arı, “Başta Esra olmak üzere haksızlığa uğrayan herkesin yanında; zeytinliklerini, tarlalarını korumaya çalışan tüm vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi buradan Antalya’dan bir kez daha yüksek sesle ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.





