
İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Kadın Komisyonu, Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) kadınlara yönelik hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla uluslararası kurumlara mektup gönderdi ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada; Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) kurumları, üye devletler ve uluslararası insan hakları örgütleri göreve çağrıldı.
İHD Antalya Kadın Komisyonu, Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde bulunan Güllük Caddesi’ndeki PTT binası önünde bugün (27 Ocak) saat 13.00’te bir araya gelerek Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) kadınlara yönelik hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği kurumları ve üye devletler ile uluslararası insan hakları örgütleri ve kadın temsilcilere mektup gönderimi gerçekleştirdi.
Mektup gönderimin ardından İHD Antalya Eşbaşkanı Semra Yeşilyurt tarafından basın açıklaması okundu.
Açıklamada, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği kurumları, üye devletler ve uluslararası insan hakları örgütleri göreve çağrıldı.
Komisyon tarafından yapılan açıklamada, dünya egemen güçlerinin açık ya da örtük desteğiyle Suriye’de faaliyet yürüten HTŞ bağlantılı silahlı grupların, HTŞ tarafından oluşturulan geçici yönetim bünyesinde Alevilere, Dürzilere, Kürtlere, Ermenilere ve diğer halklara yönelik sistematik saldırılar yürüttüğü belirtildi. Açıklamada, “Bu saldırılar, özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından ağır ve onarılamaz sonuçlar doğuran savaş suçları niteliği taşımaktadır” denildi.
6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde yaşanan saldırılara dikkat çekilen açıklamada, bu saldırıların uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Tüm dünyanın gözleri önünde bir kadının cansız bedeninin bir inşaattan aşağı atılması, kadınlara yönelik vahşetin ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir” ifadeleri kullanıldı.
“BİLİNÇLİ, ÖRGÜTLÜ VE SİSTEMATİK BİR ŞİDDET POLİTİKASININ PARÇASIDIR”
Kamuoyuna yansımayan ancak sahadan gelen güvenilir bilgilerle doğrulanan çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence, zorla alıkoyma ve tehdidin bulunduğu aktarılan açıklamada, “Kadın bedeninin savaşın bir silahı hâline getirildiği açıkça görülmektedir. Bu suçlar münferit değil; bilinçli, örgütlü ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır” denildi.
Açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) Kürtlerin yoğun yaşadığı Haseke ve Kobane başta olmak üzere bölgedeki kadınlar ve kız çocuklarının ciddi ve yakın bir tehdit altında olduğu ifade edildi. Tarihsel olarak savaşlarda ağır bedeli kadınların ödediği belirtilerek, “Kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü, onuru ve özgürlüğü doğrudan hedef alınmaktadır” vurgusu yapıldı.

Uluslararası hukukun geçmişte savaş koşullarında kadınlara yönelik şiddeti görmezden geldiği hatırlatılan açıklamada, Bosna ve Ruanda’dan sonra kadınların mücadelesiyle cinsel şiddetin savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tanındığına dikkat çekildi. Buna rağmen bugün Suriye ve Rojava’da kadınlara yönelik ağır ihlallerin sürdüğü ve uluslararası mekanizmaların sessiz kaldığı belirtildi.
Açıklamada, “Birleşmiş Milletler’in 1325 sayılı ‘Kadın, Barış ve Güvenlik’ kararı ile Avrupa Birliği ve üye devletlerin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerini bir kez daha hatırlatma gereği duyuyoruz” denildi. BM’nin ve AB kurumlarının, kadınlara yönelik bu suçlar karşısında açık, net ve bağlayıcı bir tutum almasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Açıklamanın sonunda özellikle Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği bünyesinde görev yapan kadın temsilcilere seslenilerek, “Suriye ve Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) işlenen savaş suçlarına, özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı sessiz kalınmamalıdır” çağrısı yapıldı. Komisyon, bu metnin uluslararası kadın dayanışmasını büyütmek ve sessizliğin son bulmasını sağlamak amacıyla kaleme alındığını belirtti.





