İklim krizine dirençli tarımın yolu gıda egemenliğinden geçiyor

iklim krizi dirençli tarım iklim krizi dirençli tarım

İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri her geçen gün derinleşiyor. Ancak bu krizden en çok etkilenenler, küçük çiftçiler ve mevsimlik tarım işçileri. Kırılganlıkları azaltmak için öne sürülen teknik çözümler ise sorunun yapısal nedenlerini göz ardı ediyor. Tarımın dirençliliğini artırmak için, gıdayı üretenleri ve tüketenleri merkeze alan; gıdayı temel bir hak olarak tanıyan yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var.

İklim Masası- Prof. Dr. Fikret Adaman, Dr. Duygu Avcı

Türkiye’de iklim değişikliği ve ekolojik krizler karşısında tarım sektörünün en kırılgan kesimini küçük çiftçiler ve mevsimlik tarım işçileri oluşturuyor. Yüksek verim hedefiyle pahalı girdilere bağımlı hale gelen, ancak ürününün fiyatını belirleyemeyen küçük çiftçilerin, iklim değişikliğinin etkilerine karşı önlem alacak ekonomik gücü yok. Mevsimlik tarım işçileri ise halihazırda düşük ücretlerle ve güvensiz koşullarda çalışırken, iklim değişikliği nedeniyle sıcak çarpması, susuzluk ve afetler gibi hayati risklerle de karşı karşıya kalıyor. 

Bu kırılganlıkları azaltmak için yalnızca teknik çözümlere değil, sorunun yapısal nedenlerine odaklanan bütüncül politikalara ihtiyaç var. Bugünkü küresel tarım-gıda sistemi, büyük ulusötesi şirketlerin çıkarları doğrultusunda şekilleniyor. Oysa gıdayı üreten, işleyen, dağıtan ve tüketenleri merkeze alan; gıdayı temel bir vatandaşlık hakkı olarak gören farklı bir yaklaşım mümkün. Bu yaklaşımla daha adil ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir gıda sistemi inşa edilebilir. 

Çiftçiler, yüksek girdi fiyatları ve düşük satış fiyatları arasında sıkışmış durumda

Küçük çiftçilerin ve mevsimlik tarım işçilerinin, iklim değişikliği ve ekolojik sorunlar karşısındaki kırılganlığının temelinde, toprak, su ve tohum gibi kaynaklara erişimlerinin ve bu kaynaklar üzerindeki denetimlerinin sınırlı olması yatıyor.  Piyasa için üretim baskısı altında en yüksek verimi almaya çalışan küçük üreticiler, yoğun girdi kullanıyor. Ancak bu girdileri piyasadan temin ediyorlar ve fiyatları üzerinde hiçbir kontrolleri bulunmuyor. Benzer şekilde, ürünlerini satarken de fiyatı büyük ölçüde tüccarlar, doğrudan alım yapan süpermarketler ya da şirketler belirliyor. 

Teknik ve yapısal müdahaleler birlikte yürütülmeli
Kuraklığa dayanıklı tohumlar ya da akıllı tarım teknolojileri gibi teknik çözümler, tek başına gıda krizine çare olamaz. Bu tür yaklaşımlar, krizin temelinde yatan yapısal sorunları göz ardı ediyor. Toprak, su ve tohum gibi üretim araçlarına erişimdeki eşitsizlikler; tarım şirketlerinin kontrolündeki piyasanın belirleyici rolü; endüstriyel tarım yapan çiftçilerin dış girdilere bağımlılığı gibi sorunlara eğilmeden, gıda krizine kalıcı çözümler üretmek mümkün değil.  Ayrıca bu tür teknik çözümler, çiftçileri hem dış girdilere hem de başkalarının ürettiği bilgiye daha bağımlı hale getirebilir. Bu teknolojilere erişimdeki eşitsizlikler, tarımdaki mevcut adaletsizlikleri daha da derinleştirebilir. Elbette teknik müdahalelerin hiçbir rolü olmadığını söylemiyoruz. Ancak bu müdahaleler hem tek başına yeterli değildir, hem de toplumsal adalet açısından olumsuz sonuçlar doğurma ve eşitsizlikleri büyütme riski taşır. Bu nedenle teknik çözümler, ancak toplumsal ve ekolojik adaleti esas alan yapısal müdahalelerle birlikte hayata geçirilirse etkili olabilir.

Kuraklığa dayanıklı tohumlar ya da akıllı tarım teknolojileri gibi teknik çözümler, tek başına gıda krizine çare olamaz. Bu tür yaklaşımlar, krizin temelinde yatan yapısal sorunları göz ardı ediyor. Toprak, su ve tohum gibi üretim araçlarına erişimdeki eşitsizlikler; tarım şirketlerinin kontrolündeki piyasanın belirleyici rolü; endüstriyel tarım yapan çiftçilerin dış girdilere bağımlılığı gibi sorunlara eğilmeden, gıda krizine kalıcı çözümler üretmek mümkün değil.  Ayrıca bu tür teknik çözümler, çiftçileri hem dış girdilere hem de başkalarının ürettiği bilgiye daha bağımlı hale getirebilir. Bu teknolojilere erişimdeki eşitsizlikler, tarımdaki mevcut adaletsizlikleri daha da derinleştirebilir. Elbette teknik müdahalelerin hiçbir rolü olmadığını söylemiyoruz. Ancak bu müdahaleler hem tek başına yeterli değildir, hem de toplumsal adalet açısından olumsuz sonuçlar doğurma ve eşitsizlikleri büyütme riski taşır. Bu nedenle teknik çözümler, ancak toplumsal ve ekolojik adaleti esas alan yapısal müdahalelerle birlikte hayata geçirilirse etkili olabilir.

Açlığın nedeni, yeterince gıda üretilmemesi değil
Dünyada bir yanda gıda israfı yaşanırken, diğer yanda milyonlarca insan açlıkla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verilerine göre, 2023 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 733 milyon kişi açlık çekiyor. 2,83 milyar kişi ise sağlıklı bir beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim sorunu, üretimin yetersizliğinden değil; gelir eşitsizliği, adaletsiz gıda dağılımı, endüstriyel tarımın yarattığı riskler ve ekolojik tahribat gibi, sistemin yapısal sorunlarından kaynaklanıyor. Bu nedenle, herkesin sağlıklı gıdaya erişebilmesi için mevcut gıda sisteminin köklü biçimde değişmesi gerekiyor.

Dünyada bir yanda gıda israfı yaşanırken, diğer yanda milyonlarca insan açlıkla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verilerine göre, 2023 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 733 milyon kişi açlık çekiyor. 2,83 milyar kişi ise sağlıklı bir beslenmenin maliyetini karşılayamıyor. Yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim sorunu, üretimin yetersizliğinden değil; gelir eşitsizliği, adaletsiz gıda dağılımı, endüstriyel tarımın yarattığı riskler ve ekolojik tahribat gibi, sistemin yapısal sorunlarından kaynaklanıyor. Bu nedenle, herkesin sağlıklı gıdaya erişebilmesi için mevcut gıda sisteminin köklü biçimde değişmesi gerekiyor.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Fikret Adaman

Prof. Dr. Fikret Adaman, lisans ve lisansüstü derecelerini Boğaziçi Üniversitesi’nden, doktora payesini ise Manchester Üniversitesi’nden almıştır ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümünde profesör olarak görev yapmaktadır.

Alternatif ekonomiler, çevre iktisadı, iktisadi düşünce tarihi, politik ekoloji, Türkiye’nin ekonomi politiği ve sosyal politikalar üzerine çalışmaktadır. Sosyal dışlanma konusunda Avrupa Komisyonu’nda Türkiye uzmanı olarak çalışmaktadır. Ekonomi bölüm başkanlığı ve rektör danışmanlığı görevlerini icra etmiştir. Misafir eğitmen/araştırmacı olarak Bologna, Erasmus, UTAH, Purdue ve UMASS üniversitelerinde bulunmuştur. Uzmanlık alanları: Çevre-iktisat ilişkisi; Politik ekoloji

Dr. Duygu Avcı

Dr. Duygu Avcı, İzmir Planma Ajansı’nda araştırmacı olarak görev yapmaktadır. Tarım-gıda sisteminde sürdürülebilirlik, çevre mücadeleleri, çevre adaleti ve iklim değişikliği konusunda çalışmaları bulunmaktadır. Lahey’de bulunan Uluslararası Sosyal Çalışmalar Enstitüsü’nde yürüttüğü doktora çalışmasında, Türkiye ve Ekvador’da maden karşıtı yerel çevre mücadelelerinde dönüştürücü siyasetin olanakları üzerine çalışmıştır. Çalışmaları, derleme kitaplarda ve Journal of Peasant Studies, Geoforum, The Extractive Industries and Society, Ecological Economics, Development gibi dergilerde yayınlanmıştır.

Uzmanlık alanları: Politik ekoloji; Çevre adaleti; Sürdürülebilir tarım-gıda sistemleri

İklim Masası Hakkında:

İklim Masası, basına bilimsel temelli iklim haberleri servis etmek amacıyla kurulmuştur. İklim değişikliğini, ekonomiden tarıma, biyoçeşitliliğe etkilerinden toplumsal sonuçlarına, tüm yönleriyle ele almayı hedefleyen bir haber servisidir.

Bilim insanları tarafından İklim Masası için kaleme alınan haber metinleri, gazetecilere ve basın kuruluşlarına ücretsiz sunulur.

Gazeteciler, haberi hazırlayan bilim insanını ve İklim Masası’nı referans göstermek kaydıyla, metinlerin tamamını veya bir kısmını kullanabilir ve metinlerden alıntı yapabilir.

İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili basında yer alan haberlerin nicelik, nitelik ve konu çeşitliliği bakımından gelişmesini hedefler. İklim değişikliği konusundaki çalışmaları daha görünür kılmayı, yeni araştırmalara ilham vermeyi ve iklim değişikliği konusunda üretilen akademik bilgiyi bir araya getirerek gazeteciler için güvenilir bir bilgi kaynağı oluşturmayı amaçlar.