İşçi Filmleri Festivali Antalya Düzenleme Kurulu, Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Antalya ayağının programı için, bugün (18 Eylül) basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yapılan açıklamada, “Dayanışmayla, gönüllü ağıyla birbirimize elimizi uzattığımızda her şeyin mümkün olduğunu gördük” denildi.
İşçi Filmleri Festivali Antalya Düzenleme Kurulu, Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Antalya ayağının programı için, bugün (18 Eylül) saat 18:00’de Baküs Sahne’de bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantının ardından yapılan açıklamada, “Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF), 2006 yılından beri dayanışmayla büyüyen bir festival. Dünyada İşçi Filmleri Festivalleriyle birlikte hareket eden festivalimizin simgesi de uluslararası dayanışmaya atfen Şarlo ile Karagöz’ün el sıkışması oldu yıllardır. Her yıl festivalimiz 1 Mayıs’ta İstanbul, Ankara ve İzmir’de eşzamanlı olarak başlıyor ve ardından çeşitli şehirleri dolaşıyor” denildi.
İFF’in 20 yaşında olduğunu söylenen açıklamada, “Bu 20 yılda sponsorsuz, gösterimleri ücretsiz bir festival olmaya devam ettik. Ele ele verdik ve dayanışmayla, gönüllü ağıyla birbirimize elimizi uzattığımızda her şeyin mümkün olduğunu gördük. İFF Antalya Düzenleme Kurulu olarak da yanımızda onlarca, yüzlerce kişinin emeği var” söylendi.
İFF Antalya gösterimlerinin 27 Eylül 2025 cumartesi akşamı saat 20:00’de Konyaaltı’nda bulunan Nazım Hikmet Kongre Merkezi Tarık Akan Salonu’nda düzenlenecek olan açılış gecesiyle başlayacağı ifade edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Her yıl olduğu gibi bu yıl da gala gecemizde, kentimizde gerçekleşen hak mücadelesi ve direnişlere, temsilcilerine dayanışma plaketleri vereceğiz. Plaketlerin ardından iki kısa film ve Filistin’de yaşananları anlatan bir kısa belgesel gösterilecek. Bu kısa filmlerden ‘Eksi Bir’ filminin başrol oyuncusu Antalyalı Müfit Kayacan da gala gecemizde yanımızda olacak. Ayrıca Duygu Başbağ ve Ferhat Başbağ film müzikleriyle gecemizde yer alacak. Bütün Antalyalıları, 27 Eylül akşamı yapılacak olan bu açılış gecemize ve ardından filmlerimizi izlemeye davet ediyoruz. 28 Eylül’de başlayacak olan film gösterimlerimiz 5 Ekim’e kadar sürecek.”
İFF seçkisi için 394 başvuru arasından 59 yerli ve 22 yabancı kurmaca film ve belgesel festival programına alındığı söylenen açıklamada, “Antalya seçkisinde kısa, uzun kurmaca, belgesel dahil toplam 42 yapım ücretsiz olarak seyirciye ulaşacak. Ana akım salonlarda yer bulamayan alternatif filmler gösterim şansına kavuşacak. Filmlerimiz Baküs Sahne, Bilgece Kültürevi, İpekten Sahne ile Büro Emekçileri Sendikası (BES) Antalya Şubesi, Antalya Halkevi, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı salonlarında gösterilecek” sözleri kullanıldı.

İlk kez açık havada Dokuma Park’ta üç akşam gösterim olacağı söylenen açıklamada, “Bir gün kısa film maratonu olacak, bir başka gün Özcan Alper’in İbradı’da geçen ödüllü ‘Karanlık Gece’ filmini yeniden halkla buluşturacağız. Dokuma Park’taki üçüncü gösterim gecemizi ise Filistin’e ayırıyoruz. Filistin halkının yaşadığı dramı ve İsrail tarafındaki barış yanlılarının çığlığını 3 kısa belgeselle beyazperdeden bir daha aktaracağız. Bu yılın programında, Bilgece’deki bir akşamı da 6 Şubat depreminden sonra hala dinmeyen acılarımızı ve dayanışmayı anlatan belgesellere ayırdık” sözleri kullanıldı.
Festival kapsamında bu yıl üç söyleşi düzenleneceği söylenen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Baküs Sahne’de yapılacak söyleşilerin ilkinde, 1 Ekim’de Antalya Ekoloji Ağı’ndan Erol Malçok çevre ve doğa mücadelesini anlatacak. İFF’nin kurucularından Önder Özdemir ile Prof. Dr. Emine Bilboğa Uçar, 4 Ekim’de “Değişen sinema seyircisi ve film festivalleri” üzerine konuşacak. 4 Ekim’de, ayrıca 6 Şubat depreminin ardındanı Hatay’da yardım çalışmalarına ilişkin “Antioch Milad” filminin gösterimi sonrasında yönetmen ve film ekibi ile söyleşi olacak. 20’nci yılımızda da sizleri, yine birlikte film izlemeye, birlikte konuşup tartışmaya ve her alanda dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.”
Basın açıklamasın ardından soruları yanıtlayan İFF Sözcüsü Okan Cinemre, festivallerin sadece büyük bütçeler ve gösterişli organizasyonlarla anılmasının yanlış bir algı yarattığını belirterek, asıl önemli olanın üretim ve dayanışma olduğunu vurguladı.
“ÇÜNKÜ BİZE YALNIZ OLMADIĞIMIZI HATIRLATIYOR”
Cinemre, yaptığı açıklamada, festivallerin sanatçıların yaratıcılığını sergileyebileceği alanlar olması gerektiğini ifade etti:
“390’dan fazla film başvurdu. Bu insanların umutları, dertleri var. Bir Fransız yönetmenin anlattığı hikâyede bile, bizim iki sokak ötemizde yaşanan sorunları görebiliyoruz. Festivaller bu yüzden çok kıymetli; çünkü bize yalnız olmadığımızı hatırlatıyor.”
Altın Portakal Film Festivali’nin 1970’lerde işçi filmleriyle toplumsal bir bakış açısını yansıttığını hatırlatan Cinemre, bugünkü bütçe tartışmalarına da değindi:
“1970’lerde Antalya sinemanın kenti olarak işçi sınıfının hikâyelerine de yer veriyordu. Bugün ise 116 milyon TL’lik ihaleler konuşuluyor. Gösterişli organizasyonların altında emek görünmez hale geliyor.”
Bağımsız festivallerin önemine dikkat çeken Cinemre, desteklerin bireylerden ve yerel topluluklardan gelmesi gerektiğini söyledi:
“Bir ana sponsorun yönlendirmesi yerine bin Antalyalının bir araya gelip festival yapmasını tercih ederiz. Çünkü büyük bütçeler beraberinde söz söyleme hakkını da getiriyor. Bu da oto-sansüre ve bağımsızlığın kaybolmasına yol açıyor.”

“DAHA ÖZGÜR, DAHA DEMOKRATİK BİR FESTİVAL KÜLTÜRÜ İNŞA EDEBİLİRİZ”
Çiğemre, dayanışmanın festivalin ruhunu güçlendirdiğini vurguladı:
“Emek veren herkes emeğinin karşılığını almalı. Ama bu alanın bireysel, gönüllü ve dayanışmayla yaşaması gerekiyor. Çünkü sanat eserleri kamuya mal olmuş üretimlerdir. Onları yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.”
Son olarak, festivallerin demokratikleşmeye de katkı sunduğunu söyleyen Çiğemre, genel yönetimlerden ve sivil toplum örgütlerinden beklentilerini şöyle özetledi:
“İzleyici sağlanması, öğrencilere katılım imkânı verilmesi ve kültürel etkinliklere ekonomik destek sunulması çok önemli. Böylece daha özgür, daha demokratik bir festival kültürü inşa edebiliriz.”






