
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Antalya Şubeler Platformu devam eden Kamu Toplu Sözleşmesi görüşmelerinde verilen tekliflere karşı basın açıklaması yaptı. Platform, “sefalet teklifi” olarak nitelendirdikleri maaş artış oranlarını kabul etmediklerini belirterek 18 Ağustos Pazartesi günü bir günlük iş bırakma eylemi yapacaklarını duyurdu.
Kamu İşveren Heyeti Başkanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından açıklanan teklife göre, 2026’nın ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 6, 2027’nin her iki yarısında ise yüzde 4 zam öngörülmüştü.
KESK Antalya Şubeler Platformu devam eden Kamu Toplu Sözleşmesi görüşmelerinde verilen tekliflere karşı bugün (15 Ağustos) saat 17.00’de Muratpaşa ilçesindeki Defterdarlık önünde basın açıklaması yaptı.
Kurum adına açıklamayı KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Mol okudu.
Açıklamada, “Bilindiği üzere 28 Temmuz itibari ile başlatılan Kamu Görevlileri Toplu Sözleşmesinde hükümet ilk teklifini görüşmelerin başlamasından tam 16 gün sonra 12 Ağustos’ta yapmıştır” denildi.
Yapılan ilk teklife atıf yapılan açıklamada, “Kamu emekçileri konfederasyonlarının taleplerinin dörtte birine bile denk gelmeyen teklif başta kamu emekçileri ve emeklileri olmak üzere tüm kamuoyunca ‘sefalet teklifi’ olarak adlandırılmıştır. Bunun üzerine Çalışma Bakanı ‘bu daha ilk teklif’ diyerek milyonların tepkisini yumuşatmaya çalışmıştır. Oysa bugüne kadar yaşanan onca deneyim ortadadır. İktidar gerçek toplu sözleşme ile hiçbir ilgisi olmayan, 13 yıldır sürdürülen garabet sistemde her seferinde ilk teklifini geç açıklamış, sonraki tekliflerini ise sadece birkaç puan arttırmakla yetinmiştir” ifadeleri kullanıldı.
Bugün yapılması gereken ikinci teklife dair halen bir açıklama yapılmadığı vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Masada bulunan üç konfederasyon başkanları ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın 16.30 da görüşeceği bilgisini aldık. Öncelikle görüşmenin böyle geç bir saatte olması yıllardır uygulanan senaryo bugün de tekrar edeceği şüphemizi güçlendirmektedir. Geçmişte olduğu gibi yine ilk teklifin üzerine sadece birkaç puan mı eklenecektir? Günlük bir çay, bir simit parasına bile denk gelmeyen artışla kamu emekçileri ve emeklileri ile yine dalga mı geçilecektir? Toplu sözleşme görüşmelerinin bitmesine, hakeme başvuru sürecinin başlamasına beş gün kaldı. Ama şu saate kadar kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı temel sorunlara, sendikaların taleplerinin hangilerinin kabul edilip hangilerinin kabul edilmediğine ilişkin tek bir cümle dahi duymadık.”
“BU TEKLİFTE 4 MİLYON KAMU EMEKÇİSİNİ, 2,5 MİLYON KAMU EMEKLİSİNİ MEMNUN EDECEK NE VARDIR?”
Çalışma Bakanı’nın “Müzakerelerimizin tüm tarafları memnun edecek şekilde hayırla sonuçlanacağını ümit ediyorum” açıklaması yaptığı hatırlatılan açıklamada, iktidara şu sorular soruldu:
- Bu teklifte 4 milyon kamu emekçisini, 2,5 milyon kamu emeklisini memnun edecek ne vardır?
- İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret artışı var mı?
- Bugün itibari ile 18 bin 680 TL tutarındaki ilave seyyanen ödeneğin taban aylığımıza ve emeklilerin mevcut aylıklarına yansıtılmasına ilişkin bir adım var mı?
- Hangi ad altında olursa olsun emekli maaşlarımızı adeta kemiren, tüm ek ödemelerin taban aylığımıza, emekliliğimize yansıtılması var mı?
- Barınma hakkı kapsamında konutu olmayan kamu emekçisine kira yardımı – kira desteği var mı?
- Büyümeden, refahtan payı var mı? Yıllardır maaşlarımızı dilim dilim buharlaştıran Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesi var mı?
- Ücretsiz servis, yemek, ulaşım taleplerine ilişkin bir adım var mı?
- Vekil, ücretli, taşeron, sözleşmeli, İHS’li gibi farklı adlar altında sürdürülen güvencesiz istihdama son verilmesi, güvencesiz istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi var mı?
- Kamu kurumlarında ücretsiz kreşler açılması, söz konusu kreşler açılıncaya kadar kreş yardımı verilmesi var mı?
- Kayırmanın, torpilin kapısını sonuna kadar açtığını kabul ettiğiniz, seçim öncesi sözünü verdiğiniz mülakatın kaldırılması var mı?
- Kadın kamu emekçilerine; çalışma yaşamında uygulanan, cinsiyetçiliğin, ayrımcılığın, mobbingin son bulması var mı?
- Bizim için en önemlisi Grev Hakkı ile Tamamlanmış Gerçek Toplu Sözleşme Sistemi, Demokratik Bir Çalışma Yasasına ilişkin tek bir cümle var mı?
Açıklamada, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin kapsamından tarafların belirlenmesine, grev hakkının yasal güvence altına alınmamasından uyuşmazlık durumunda devreye girecek Hakem Kurulu’nun yapısına kadar birçok temel sorunu barındıran mevcut sistem sürdükçe, iktidarın bu tür teklifleri toplu sözleşme olarak sunmaya devam edeceği belirtildi.

Açıklamada toplu sözleşmedeki konfederasyonlara şu uyarılar yapıldı:
- Hiç kimse hepimizle dalga geçilen bu teklife değer yüklemeye çalışmasın.
- Milyonların maaş artışı talebinin dörtte birine bile denk gelmeyen rakamları görmezden gelerek “Üzerine bir, iki puan ilave edilirse çözülür” yaklaşımı sergilemeye kalkışmasın.
- Kamu emekçilerinden gizli, kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütmeyi, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeyi aklından bile geçirmesin.
- İktidar uyuşmazlık durumunda başvurulan Hakem Kurulu’nun objektif ve bağımsız kararlar verdiğine inanmamızı bekliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki toplam 11 üyesinden 6’sı doğrudan, 1’i dolaylı olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanan Hakem Kurulu her seferinde hükümetin noterliğini yapmıştır. Artık yeter. Bu sefer hiç kimse uyuşmazlıkta topu iktidarın noterliğini yapmanın ötesine geçmeyen Hakem Kuruluna atmaya kalkmasın.
“BU SÖZLEŞMELERİN İÇ HUKUKUN ÜZERİNDE OLDUĞUNU YAZAN ANAYASAYI AYAKLAR ALTINA ALIYORLAR”
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Yıllarca bu ülkenin kamu emekçilerine ‘kapı kulu’ muamelesi yaptılar. ‘Sendika kuramazsınız, yasak’ dediler. Sendikalarımızın kapılarını mühürlediler. Ama bizler, haklar yasalardan, yasaklardan önce gelir diyen kamu emekçileri olarak o mühürleri söküp attık. Kapı kulu değil emekçiyiz diye haykırdık. Şimdi de yıllardır ülkemizin taraf olduğu ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerle tanınan grev hakkımızı yok sayıyorlar. Bu sözleşmelerin iç hukukun üzerinde olduğunu yazan Anayasayı ayaklar altına alıyorlar.”
Açıklamada, ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçtiği ifade edildi. Ayrıca, “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu, ‘Hepimiz aynı gemideyiz” diyenlere karşı “Geminin gerçek sahipleri olarak hakkımızı, emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz” diyerek tüm farklılıklarımıza rağmen birbirimize kenetlenmekten geçiyor. “ denildi.
Açıklamada, son olarak şu ifadelere yer verildi:
“Buradan hareketle, tüm konfederasyonları, sendikaları, hangi sendikanın üyesi olursa olsun ya da herhangi bir sendikanın üyesi olmasın tüm kamu emekçilerini, bizi yok sayan, alay eden teklifler sunanlara karşı haklarımızı korumak için, İnsanca bir yaşam, güvenceli iş, güvenli gelecek için 18 Ağustos Pazartesi günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak 1 gün iş bırakmaya Tüm Türkiye’de olduğu gibi bizler de Antalya’da 18 Ağustos Pazartesi günü güçlerimizi birleştiriyoruz ve KESK, BİRLEŞİK KAMU-İŞ, HAK-SEN olarak Defterdarlık önünde toplanıyor ve 1 gün iş bırakıyoruz.”





