KESK Antalya’dan zam teklifine karşı açıklama: “Bu teklifle uzlaşma değil ancak ve ancak mücadele edilir”

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Antalya Şubesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Kamu İşveren Heyeti’nin 2026-2027 yıllarını kapsayan zam teklifine ilişkin Antalya AK Parti İl Binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir” denildi.

Kamu İşveren Heyeti Başkanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından açıklanan teklife göre, 2026’nın ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 6, 2027’nin her iki yarısında ise yüzde 4 zam öngörülmüştü.

KESK Antalya Şubesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Kamu İşveren Heyeti’nin 2026-2027 yıllarını kapsayan zam teklifine ilişkin Antalya AK Parti İl Binası önünde bugün (13 Ağustos) saat 13.00’de basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Mol okudu.

kesk antalya zam teklifi açıklaması

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Kamu İşveren Heyeti yani mevcut iktidar 2026-2027 yıllarını kapsayan, ‘Kamu Görevlilerinin Geneline İlişkin’ teklifini dün açıkladı.   Kamu İşveren Heyeti başkanı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından açıklanan teklife göre kamu emekçilerinin ve kamu emekçisi emeklilerinin maaşlarında: 2026 İlk altı ay yüzde 10, ikinci altı ay yüzde 6, 2027 ilk altı ay yüzde 4, İkinci altı ay yüzde 4 teklif edilmiştir. İktidar 4 milyon kamu emekçisine, 2,5 milyon emekliye, aileleri ile 25 milyonluk devasa bir kitleye bir artış değil sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmiştir.”

“HEM İKTİDAR HEM YANDAŞ KONFEDERASYON İKİ YIL DAHA KAMU EMEKÇİLERİ VE EMEKLİLERİNİ AÇLIK VE SEFALETE MAHKÛM EDECEKLER”

İktidarın “bir kez daha ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” istediklerini söylenen açıklamada,  “Belli ki geride bıraktığımız 7 dönemde olduğu gibi iktidarın senaryosunu yazdığı oyunda başrolde oynayan konfederasyon önce itiraz edecek ama en ufak bir eylemde bulunmayacak, grev hakkını kullanmayacak, bir ihtimal taban tepkisini bloke etmek için geçen dönemde olduğu gibi noter vazifesi gören hakem heyetine gidecek ve hakem heyeti eliyle iktidarın teklifi büyük oranda kabul edilecek. Böylece hem iktidar hem yandaş konfederasyon iki yıl daha kamu emekçileri ve emeklilerini açlık ve sefalete mahkûm edecekler” denildi.

Masada memur lehine bir şeyin çıkmayacağını vurgulanan açıklamada, “Sadece son iki dönemde yaşananlar dahi nasıl bir sonla karşılaşacağımızı görmek için yeterlidir.  Bakmayın siz yandaşın 2026 yılı için yüzde 88, 2027 yılı için yüzde 46 zam istediğine, sonuçta hangi teklifin altına imza atacaklar ya da hakem eliyle hangi artışa razı olacaklar ona bakın. Örneğin 6. Dönem toplu sözleşmelerinde de bu konfederasyon iki yıllık için kümülatif yüzde 38 ve yüzde 6 refah payı istemişti. İktidarın ilk teklifi ise 2022 yılının ilk altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ayı için yüzde 6, 2023 yılının ilk altı ayı için yüzde 6, ikinci altı ayı için yüzde 6 idi. Peki yüzde kaça imza attı “uzlaşmacı sendikacılığı” esas alan malum konfederasyon? 2022 yılının birinci altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ayı için yüzde 7, 2023 yılının birinci altı ayı için yüzde 8, ikinci altı ayı için yüzde 6’ya” sözleri kullanıldı.

Sözleşmesin “sefalet” olduğunu ve bunun bir başarı olarak gösterilmeye çalışıldığı söylenen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“4 Ocak 2023 tarihinde açıklanan TÜİK verileri sonrasında altı buçuk milyon kamu emekçisinin ve emeklinin maaşında yaşanan artış sadece yüzde 41’de kalmıştır. O yıl çok daha vahim bir gelişme yaşanmıştır. Göreve yeni başlayan bekar bir kamu emekçisi öğretmenin maaşı 12.276 TL iken net asgari ücret 11.402 TL olmuştur. İktidarı 2023 yılında 8.077 TL seyyanen zam yapmak zorunda bırakan bu tablo olmuştur. Ancak bu seyyanen zamlar emekli maaşına yansımadığı için emeklilerin bugünkü acı tablosu ortaya çıkmıştır. Halen on binlerce kamu emekçisi emekli olursa maaşı yarıdan daha fazla düşeceği için sağlığına, yaşına, zorlu koşullara rağmen çalışmak zorunda kalmaktadır.”

7. Dönem toplu sözleşmeye de atıfta bulunulan açıklamada, “Sürecin hemen başlarında malum konfederasyon büyük bir iddiayla yıllık bazda yüzde 110 artış istediğini ve taleplerini kabul ettireceklerini açıkladı. İktidarın teklifi ise 2024 yılının birinci altı ayı için yüzde 14, ikinci altı ayı için yüzde 9, 2025 yılının birinci altı ayı için yüzde 6, ikinci altı ayı için yüzde 5 oldu. Aradaki uçurumu gören konfederasyon yapısı bilinen ve geçmiş kararları da ortada iken, sonucun değişmeyeceğini bile bile tepki savuşturmak için Hakem Kuruluna gitti. Nitekim Hakem Kurulu 2024 yılı birinci altı ayı için yüzde 15, ikinci altı ayı için yüzde 10, 2025 yılı birinci altı ayı için yüzde 6, ikinci altı ayı için yüzde 5’lik artış kararıyla süreci sonlandırdı” sözleri kullanıldı.

Toplu sözleşme görüşmesini sürdüren konfederasyonun kitlesel bir eylem bile yapmadığı söylenen açıklamada, “Ardından 3 Ocak 2025 tarihinde açıklanan TÜİK verilerine göre altı aylık enflasyon yüzde 15,75,  yıllık enflasyon ise yüzde 44,38 oldu. TÜİK’in açıkladığı bu sahte enflasyon verileri sonrasında Ocak ayı maaşlarımızda toplam artış sadece yüzde 11,54 oldu.  TÜİK’in 3 Temmuz 2025 tarihinde açıkladığı verileri sonrasında ise kamu emekçileri ve emeklileri olarak maaşlarımız Temmuz’dan itibaren sadece yüzde 15,57 arttı.   Yani bir kez daha maaşlarımızı iktidarın talimatıyla veri hazırlayan TÜİK belirlemiş oldu. Ve diğerlerinde olduğu gibi TİS masası anlamsız, etkisiz ve göstermelik oldu.Fazla lafa gerek yok, bu veriler dahi nasıl bir oyun ve dayatma ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Kaldı ki, her zaman altını çizdiğimiz üzere enflasyona göre maaş zammı ‘sıfır’ zam demektir. Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir” söylendi.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“2012 yılından bugüne; 7 dönem boyunca kamu emekçilerinin genelinin temel talepleri olan Ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi adaletsizliğinin giderilmesi, ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi, 3600 ek göstergenin 1. Derecedeki tüm kamu emekçilerine verilmesi, mesai ücretlerinin, harcırahların artırılması, angarya çalışmaya son verilmesi, bizzat Cumhurbaşkanı tarafından söz verildiği halde kamuda işe alım ve görevde yükselmede mülakatın kaldırılması, kira, kreş, giyim, ulaşım, yemek yardımları başlıklarında hemen hemen hiçbir adım atılmadı. Dolayısıyla iktidarın bugün yaptığı teklifin sürecin sonunda en fazla bir iki puanlık artışla aynen kabul edileceği bizim açımızdan nettir.”

Kamu İşvereni heyeti bu teklifiyle kamu emekçileri ile ve mevcut aylıkları açlık sınırı altında kalan emeklilerle dalga geçmeye devam edeceğini ilan ettiği söylenen açıklamada, “Dolayısıyla hiç kimsenin bu teklife bir değer yüklemeye, kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklar yürütmeye, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeye hakkı yoktur. Çalışma Bakanı aklımızla alay edercesine ‘müzakerelerimizin tüm tarafları memnun edecek şekilde uzlaşmayla sonuçlanacağını ümit ediyorum’ diyor. 7 dönemdir yaptıkları uzlaşmanın sonuçları ortada iken yeni bir uzlaşmanın daha fazla sefalet ve yoksulluk olacağı çok açıktır. Bu teklifle uzlaşma değil ancak ve ancak mücadele edilir” denildi.

Kamu emekçilerinin en temel sorunları şu şekilde sıralandı:

  • İnsanca yaşamaya yetecek ücret,
  • Güvenceli istihdam,
  • İlave seyyanen ödenek tutarının çalışanların taban aylığına, mevcut emeklilerin aylıklarına yansıtılması,
  • Gelir vergisi adaletsizliğinin, ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi,
  • Mülakatın kaldırılması

“YENİ BİR SATIŞ SÖZLEŞMESİNE İZİN VERMEMEK İÇİN SESLERİNİ YÜKSELTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

Açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:

“Başlıklarını görmeyen, milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisi ile dalga geçen tekliflerin altına imza koymayın. Aksi takdirde hepimiz kaybetmeye devam edeceğiz. Sizler ise tarihe büyük büyük laflar edip bu kayıpların altına imza koyanlar olarak geçeceksiniz.

Biz KESK olarak her zaman olduğu gibi bugün de kamu emekçilerinin, emeklilerin ortak hak ve çıkarlarını savunmak için üzerimize düşen görev ve sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırız.

Bunun için yetkinin asıl sahipleri olan sendikalı, sendikasız tüm kamu emekçilerini;

İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli istihdam- güvenli gelecek, demokratik- adil bir çalışma yaşamı, halktan yana bir kamu hizmeti ve tüm taleplerin hayat bulması için Gerçek Bir Toplu Pazarlık Hakkı için birlikte mücadele etmeye, yeni bir satış sözleşmesine izin vermemek için seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.”