
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Antalya Şube Yönetim Kurulu, Manisa’nın Soma ilçesinde İmbat Madenciliğe ait ocakta meydana gelen göçükte maden işçilerinin yaşamını yitirmesine ilişkin açıklama gerçekleştirdi.
KESK/ESM Antalya Şube Yönetim Kurulu, Manisa’nın Soma ilçesinde İmbat Madenciliğe ait ocakta meydana gelen göçükte beş maden işçisinin yaşamını yitirmesine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada yaşananların, “doğal afet”, “kaza”, “kader” olmadığı daha fazla üretim baskısıyla, yetersiz tahkimatla, denetimsizlikle ve göstermelik önlemlerle işçileri yerin yüzlerce metre altında ölüme sürenlerin işlediği açık bir “sınıf cinayeti” olduğu ifade edildi.
KESK/ESM Antalya Şube, Soma’da İmbat Madenciliğe ait ocakta maden işçilerinin göçük altında kalarak yaşamını yitirmesine yönelik basın açıklamasında “Kaza değil katliam, kader değil sınıf cinayeti” ifadeleri kullanıldı. Yaşananların, gözünü kâr hırsı büyümüş sermayelerin ve özelleştirme politikalarının sömürü çarkı olduğu belirtilerek “Bir kez daha maden işçisi kardeşlerimizin kanıyla döndü” ifadelerinde bulunuldu.
Yaşananların açık bir sınıf cinayeti olduğu belirtilen açıklamada şunlar söylendi:
“Bizler biliyoruz ki bu yaşananlar bir “doğal afet”, bir “kaza” ya da muktedirlerin iddia ettiği gibi bir “kader” değildir… Bu, daha fazla üretim baskısıyla, yetersiz tahkimatla, denetimsizlikle ve göstermelik önlemlerle işçileri yerin yüzlerce metre altında ölüme sürenlerin işlediği…Açık bir sınıf cinayetidir…!”
“İMBAT MADENCİLİK’İN KABARIK SABIKA KAYDI HAFIZALARIMIZDA TAZEDİR”
2014 yılından beri birçok işçiyi aynı sermaya grubunun kâr hırsına kurban verdikleri ifadelerini kullandıkları açıklamada katliamın sorumlusu olduğu belirtilen İmbat Madencilik’e uygulanması gereken yaptırımlara ilişkin şu maddeler sıralandı:
- Katliamın sorumlusu olan İmbat Madencilik patronları ve bu sömürüye göz yuman tüm kamugörevlileri derhal yargılanmalı ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır…
- Madenler, sermayenin kâr kapısı olmaktan çıkarılmalı; derhal işçi denetiminde kamulaştırılmalıdır…
- Üretim zorlamasına son verilmeli, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri bizzat sendikaların ve emekçilerin kontrolüne bırakılmalıdır…
Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan ve kuruluş amacını sadece yüksek karlılık üzerine kurguladığı belirtilen bu düzenin, zenginliğini madencinin canı, alın teri ve kanı üzerine inşa etmekte olduğu ifade edilerek şunlar söylendi:
“Yargı önüne çıkıldığında siyasi iktidarın koruyucu şemsiyesiyle, komik idari para cezalarıyla sırtı sıvazlanan patronlar, bugünkü katliamın doğrudan failidir…Yerin altı da üstü de bizimdir..! Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) olarak haykırıyoruz.
Emeğin sömürülmesine, madenlerimizin yağmalanmasına ve işçilerin canının ucuz bir maliyet kalemi olarak görülmesine asla geçit vermeyeceğiz! Bu düzen madenciyi güvencesizliğe, sendikasızlığa mahkûm eden, hakkını aradığında güvenlik güçlerinin barikatlarıyla susturmaya çalışan kapitalist sömürü düzenidir.”
Şu sloganlar eşliğinde açıklama sonlandırıldı:
Madencinin Kaderi Ölüm Değildir!–Kaza Değil, Bu Bir Sınıf Cinayetidir!– Yaşasın Sınıf Dayanışması- Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!





