Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği “Ailem Güvende” operasyonlarına ilişkin açıklama yaptı

Fotoğraf: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.org

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, “Ailem Güvende” operasyonlarına yönelik açıklamada bulundu. Dernek, çocuğu ve aileyi koruma söyleminin iktidarın kendi ideolojik aile anlayışını dayatması ve LGBTİ+’ların yaşamlarının, varoluşlarının ve örgütlenmelerinin kriminalize aracına dönüştürülmesini kabul etmediklerini ifade etti.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, “Ailem Güvende” adı altında düzenlenen operasyonlarda İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin başsavcılıklarınca beş il merkezli toplam 15 ili kapsayan LGBTİ derneklerini hedef alan sürece ilişkin açıklama yaptı.

Dernek, çocukların zarar gördüğü her durumda gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi için amasız fakatsız mücadele edilmesi gerektiğini belirterek, ancak iktidarın kendi ideolojik aile anlayışını dayatmasının ve LGBTİ+’ların yaşamlarının, varoluşlarının ve örgütlenmelerinin kriminalize aracına dönüştürülmesini kabul etmedikleri ifade edildi.

BAKAN GÜRLEK, CUMHURBAŞKANI GENELGESİ DOĞRULTUSUNDA OLDUĞUNU AÇIKLADI

Dernek, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı vizyonu ve 2026/4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda düzenlendiğini açıkladığı “Ailem Güvende” operasyonlarına yönelik sosyal medya hesabından dün (13 Eylül) açıklamada bulundu.

Açıklamada, “Ailem Güvende” adı altında yürütülen operasyonları ve bu operasyonların dayandırıldığı söylemleri yakından takip ettikleri ifade edildi. Çocukların her türlü istismar ve sömürüden korunmasının, kadınlara ve çocuklara yönelik suçların etkin biçimde soruşturulması ve mağdurlarının korunmasının vazgeçilmez olduğu aktarıldı.

“İKTİDARIN KENDİ İDEOLOJİK AİLE ANLAYIŞI DAYATMASI”

Bu kapsamda, çocukların zarar gördüğü her durumda gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi için amasız fakatsız mücadele edilmesi gerektiği belirtildi. Ancak çocuk ve aile koruma söylemlerinin, iktidarın kendi ideolojik aile anlayışı dayatması ve LGBTİ+’ların yaşamlarının, varoluşlarının ve örgütlenmelerinin kriminalize aracına dönüştürülmesini kabul etmedikleri ifade edildi.

KAMU OTORİTESİNİN ASIL SORUMLULUĞU

Açıklamanın devamında, kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele etmek isteyen kamu otoritesinin görevinin insanların nasıl yaşayacağına karar vermek olmadığı açıklamasına yer verildi. Asıl sorumluluğun, şiddeti üreten eşitsizliklerle, erkek egemenlikle, cezasızlıkla ve çocukları koruyamayan politikalarla mücadele etmek olduğu ifade edildi.

Kadınların ve çocukların güvenliğinin sağlanmasının yaşam tarzlarının kriminalize edilmesinden geçmediği, eşitlik, özgürlük ve hak temelli kamu politikalarının hayata geçirilmesinden geçmekte olduğu açıklanarak şu ifadelere yer verildi:

“Çocukların ve kadınların korunması, tek tip aile anlayışının dayatmasıyla değil, her bireyin hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı ve şiddetin önlenmesine yönelik etkin mekanizmaların işletildiği bir toplumsal düzenin kurulmasıyla mümkündür.”