
SPoD, son günlerde iktidarın LGBTİ+’lara yönelik uyguladığı sistematik baskılara karşı bir açıklama yayımladı. Açıklamada “LGBTİ+nın yaşama hakkını, sağlık hakkını, ifade özgürlüğünü ve kamusal alandaki varlığını savunmayı çok daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz” denildi.
Türkiye’de LGBTİ+ hakları alanında çalışan KaosGL’nin 2007’den beri yayın yapan internet gazetesi KaosGL.org, İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Haziran tarihli kararıyla erişime engellenmişti.
Grubun 23 Haziran’da X hesabının engellenmesinin ardından açtığı bir diğer X hesabı da Türkiye’den erişime engellendi.
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ve İstanbul Onur Haftası Komitesi, 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü düzenlemek amacıyla, İstanbul Valiliği’ne yasal olarak “toplantı ve gösteri yürüyüşü alanı” olarak belirlenen Yenikapı Miting Alanı için başvuruda bulundu; ancak bu başvuru, “kamu güvenliği, genel ahlak, kamu düzeni ve terör olaylarının önlenmesi” gibi gerekçelerle reddedildi.
SPoD tarafından son günlerde iktidarın LGBTİ+’lara yönelik uyguladığı sistematik baskılara karşı “Uygun” Görülmedik!” başlıklı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“27 Haziran 2025, Türkiye’de LGBTİ+ varoluşuna yönelik devlet eliyle yürütülen sistematik baskıların kristalize olduğu bir gün olarak kayda geçti. SPoD ve İstanbul Onur Haftası olarak 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşünü düzenlemek için İstanbul Valiliği tarafından ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü alanı olarak tanımlanan alanlarda’ biri olan Yenikapı Miting alanına başvuruda bulunduk. Tıpkı tahmin ettiğimiz gibi, bugün mesai saatinin bitiminden sonra(!) başvurumuza ‘kamu güvenliği, genel ahlak, kamu düzeninin korunması, terör olaylarının önlenmesi’ gibi muğlak ve soyut gerekçelerle izin verilmediğini öğrendik. Bu yasağa karşı hukuki yolları kullanmamızı önlemeye çalışan Valiliğe rağmen iptal davası açacağız!”
“BİR İNKÂR STRATEJİSİNİ VE TOPLUMSAL CİNSİYET KARŞITI POLİTİK BİR PROGRAMI BELİRGİN ŞEKİLDE GÖRÜYORUZ”
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 21 yaş altındaki gençlerin hormon ilaçlarına erişimini yasakladığı hatırlatılan açıklamada, “2007’den bu yana LGBTİ+ haberciliğinin hafızasını tutan KaosGL.org erişime engellendi. Kaos GL’nin yeni açtığı X hesabı ise kapatıldı. Bir gün içinde alınan üç ayrı karara birlikte baktığımızda yalnızca münferit yasakları değil, bir yönetme biçimini, bir inkâr stratejisini ve toplumsal cinsiyet karşıtı politik bir programı belirgin şekilde görüyoruz” denildi.
Tek bir gün içinde yasa çıkarma ihtiyacı dahi duymadan LGBTİ+’ların bedeni, sözü, hareketliliği ve hafızası hedef alındığı ifade edilen açıklamada, “Tek bir gün içinde, transların hayatını doğrudan etkileyen hormon kısıtlaması aileyi koruma söylemiyle meşrulaştırılmak istendi. Onur Yürüyüşü’ne getirilen yasakla biz LGBTİ+’ların kamusal alanda bir araya gelme, görünür olma ve direnme hakkı gasp edildi. Tek bir gün içinde, genel ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle Valilik tarafından bize tebliğ edilen karar, şiddeti üretenin LGBTİ+’lar değil, onları hedef gösteren siyaset ve kolluk kuvvetlerinin bizzat kendisi olduğunu ifşa ediyor. Nitekim yine aynı günde KaosGL.org’un erişime engellenmesini ise bugünü ve geçmişi silmeye, geleceğe ulaşmamızı engellemeye yönelik bilinçli bir saldırı olarak okuyoruz” ifadeleri kullanıldı.
“TOPLUMSAL RIZA ÜRETİMİYLE BİRLEŞEN BİR BASKI MEKANİZMASI TESİS EDİLMEKTEDİR”
Sözün kısası devletin yalnızca LGBTİ+ haklarına değil, doğrudan LGBTİ+ varlığına tahammülsüzlüğü, artık daha açık, ilan edilmiş ve kurumsallaşmış bir biçim aldığı söylenen açıklamada, “Bu yeni baskı rejimi, yalnızca yasal düzenlemelerle değil idari işlemlerle, fiili yasaklarla, hukuku askıya alan keyfi uygulamalarla işler hale getirilmiştir. Bu uygulamaların tümü aileyi koruma, çocukları koruma, nesli koruma, ahlakı koruma, kamu düzenini koruma gibi örtük ve muğlak kodlarla meşrulaştırılmakta, böylece toplumsal rıza üretimiyle birleşen bir baskı mekanizması tesis edilmektedir” denildi.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:
“Bugün tanık olduğumuz şeyin, tek bir günde gerçekleşmediğini ise ayrıca vurgulama ihtiyacı duyuyoruz. Bu, bir lubunyanın yaşamının üç ayrı alanına -bedenine, kamusallığına ve hafızasına- yönelik senkronize saldırıların olduğu sıradan bir gündür aynı zamanda. Unutmayalım ki LGBTİ+ hareketinin hafızası bir siteden, bir yürüyüşten ya da bir karardan ibaret değildir. O hafıza sokaklardaki adımlarımızda, birbirimize tuttuğumuz aynalarda, karanlıkta, okul sırasında, mecliste, bakkal kuyruğunda, soykırımda, savaşta, krizde, afette birbirimize uzattığımız ellerdedir. Yasaklarla silinemez, sansürle susturulamaz, baskıyla ise asla ve asla yok edilemez.”
Son olarak açıklamada, “İçinden geçtiğimiz bu zor zamanlarda, bizler SPoD olarak; her bir LGBTİ+nın yaşama hakkını, sağlık hakkını, ifade özgürlüğünü ve kamusal alandaki varlığını savunmayı çok daha güçlü bir şekilde sürdüreceğiz. Bu yasakların karşısında, Onur Yürüyüşü’nün kolektif gücünü, Kaos GL’nin sözüyle birleşen direngen hafızayı ve transların yaşam hakkını büyütmeye devam edeceğiz. Yaşasın onurlu mücadelemiz” sözlerine yer verildi.
ONUR AYI NEDİR?
Haziran ayı, dünya genelinde LGBTİ+ topluluğu tarafından Onur Ayı (Pride Month) olarak kutlanıyor. Bu ay, yalnızca kutlama değil, aynı zamanda bir hak mücadelesinin ve tarihsel bir direnişin hatırlanması anlamına geliyor.
Onur Ayı’nın kökeni, 28 Haziran 1969’da ABD’nin New York kentinde polis tarafından bir eşcinsel bara (Stonewall Inn) düzenlenen baskıya dayanıyor. Bu baskının ardından başlayan ve günlerce süren direniş, LGBTİ+ hakları açısından tarihsel bir dönüm noktası kabul ediliyor. Stonewall protestoları, dünya çapındaki eşitlik mücadelesinin simgesi haline geldi.
Bu direnişin birinci yıl dönümünde, 1970 yılında New York’ta ilk Onur Yürüyüşü düzenlendi. O günden bu yana her yıl Haziran ayında dünyanın birçok yerinde çeşitli etkinliklerle LGBTİ+ görünürlüğü artırılıyor, talepleri dile getiriliyor ve dayanışma büyütülüyor.
Onur Ayı, yalnızca kutlama değil; aynı zamanda eşitlik, özgürlük, toplumsal farkındalık ve tarihsel hafızayı canlı tutma ayı. Bu süreçte LGBTİ+ bireylerin yaşamlarına, katkılarına, karşılaştıkları ayrımcılığa ve insan hakları mücadelesine dikkat çekiliyor.
Aynı zamanda bu ay, toplumlara homofobi, bifobi, transfobi ve ayrımcılığın ne kadar yıkıcı olabileceğini hatırlatma işlevi de görüyor.
LGBTİ+ ifadesi; lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireyleri kapsarken, sonundaki “+” işareti ise interseks, kuir, aseksüel gibi diğer kimlikleri de içine alan kapsayıcı bir sembol olarak kullanılıyor.
ANTALYA’DA ONUR YÜRÜYÜŞÜ
Antalya’da 2019 yılından bu yana Onur Yürüyüşü yasaklanıyor. 2023 ve 2024 yıllarında da Antalya Valiliği, Onur Yürüyüşü’nü “güvenlik” gerekçesiyle yasakladı. 2024 yılında Valilik tarafından yapılan açıklamada, il genelinde tüm eylem ve etkinliklerin 15 gün süreyle yasaklandığı duyurulmuştu.
Açıklamada özellikle Onur Ayı hedef gösterilmişti. Antalya 10. Onur Haftası kapsamında düzenlenmek istenen Antalya Onur Yürüyüşü için 14 Temmuz’da çağrı yapılmıştı. Ancak polis, yürüyüşün “yasa dışı” olduğunu ileri sürerek müdahalede bulundu. Polis müdahalesi sonucu 3’ü avukat olmak üzere 4 kişi gözaltına alınmıştı.
10. Antalya Onur Haftası’nda basın açıklamasına katıldıkları için gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 4 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında tüm sanıkların beraatine karar vermişti.





