Antalya Kadın Platformu’ndan trans kadın Nida Nazlıer için açıklama: “Cezasızlık politikaları, iktidarın erk zihniyetinin dışavurumudur”

Fotoğraf: Serra Akcan / csgorselarsiv.org

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki trans kadın Nida Nazlıer, evinin banyosunda bıçaklanmış halde cansız bedeni bulundu. Konuya ilişkin Antalya Kadın Platformu açıklama yayımladı. Açıklamada; “Kadınlar ve LGBTİ+lar olarak renklerimize, emeğimize, bedenimize biz sahip çıkacak, yaşamlarımız üzerinde size söz hakkı tanımayacağız” denildi.

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki trans kadın Nida Nazlıer, dün (31 Temmuz) evinde ölü bulundu. İddiaya göre, birlikte yaşadığı arkadaşı H.İ. eve geldiğinde, Nida Nazlıer’i banyoda bıçaklanmış halde buldu.

Yurttaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesinin ardından olay yerine gelen polis ekipleri, Nazlıer’in kesici alet darbeleriyle öldürüldüğünü tespit etti.

Çevrede inceleme yapan polis saksı içerisinde bıçak buldu. H.İ. ise gözaltına alındı. Konuya ilişkin polisin incelemesinin sürdüğü bildirildi.

Konuya ilişkin Antalya Kadın Platformu, açıklama yayımladı.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Trans cinayetleri politiktir. Cezasızlık politikaları, iktidarın erk zihniyetinin dışavurumudur. Bugün 1 Ağustos. Antalya’da bir trans arkadaşımız öldürüldü. Cinayet silahı tahmin edilen bıçak bahçede gömülü bulunurken bir kişi gözaltına alındı. Fail bulunmadan ve caydırıcı bir ceza almadan ne kadın ne çocuk ne de LGBTi+ cinayetlerinin son bulmayacağını biliyoruz. Çağla Joker, Roşin Çiçek, Esra Ateş, Hande Kader ve nefret suçu ile öldürülen transların ve diğer LGBTi+ bireylerin katilleri cezalandırılsaydı, Nida Nazler bugün hayatta olabilirdi.”

11 yıl önce1 Ağustos 2014’te İstanbul Sözleşmesi yürürlüğe girdiği hatırlatılan açıklamada, “Türkiye 2011’de sözleşmeyi İstanbul’da imzalayan ilk ülke oldu. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi de (CEDAW) 4 Ekim 1985’te imzalandı, 19 Ocak 1986’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi” denildi.

“İKTİDARIN CEZASIZLIK POLİTİKALARI NEDENİYLE ŞİDDETE VE CİNAYETLERE MARUZ KALIYOR”

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ni güvence altına alan bu sözleşmelerin iktidar tarafından uygulanmadığını söylenen açıklamada, “2021 yılında Cumhurbaşkanı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve 6284’ün uygulanmaması sonucu kadınlar, çocuklar, LGBTi+lar, göçmenler, azınlıklar kısacası hükümetin ötekileştirerek dışladığı tüm gruplar, hem medyanın ayrıştıran ve şiddeti tetikleyen dili hem de iktidarın cezasızlık politikaları nedeniyle şiddete ve cinayetlere maruz kalıyor” söylendi.

2025 yılının ‘Aile yılı’ ilan edildiği hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Daha sonra ‘aileyi teşvik’ amacıyla 10 yıla çıkarılması ve Cumhurbaşkanı’nın sürekli yaptığı ‘LGBTi+ların aileleri olumsuz etkilediği, çocuk yapmamayı teşvik ettiği vurgusu’, aslında ‘aile’ kavramı üzerinden yürütülen bir algı yöntemi. Ancak biliyoruz ki kadınlara önerilen esnek ve evden çalışma modeli, kadını toplumun ve sosyelliğin dışına iten, onu bir eş ve anne olarak eve hapseden ve ev içindeki görünmez emeği yok sayan bir uygulama modeli. İktidar bu yöntemi aileyi teşvik amaçlı kullanıyor; sanki aileyi büyütmesi ve var etmesi gereken sadece kadınmış gibi.”

LGBTİ+lara yönelik yasa taslağına atıfta bulunan açıklamada, “LGBTİ+lar da kadınlar gibi ‘ailenin korunması’ kılıfıyla yok edilmek isteniyor. LGBTİ+ gazeteciler, siyasetçiler gözaltına alınıp hukuksuzca tutuklanırken basın kanalları, sosyal medya hesapları kapatılıyor. Transların uyum sürecinde kullandıkları hormon ilaçlarına erişimleri engelleniyor. Hükümet kadınlara kürtaj ve doğum yolu zoruyla yaptığı baskıyı translara da operasyon ve ilaç kullanımı yaşı üzerinden yapıyor” ifadeleri kullanıldı.

“LGBTİ+LARI KRİMİNALİZE ETMEYE YÖNELİK TASARILAR SONUCU LGBTİ+LAR HEDEF HALİNE GELİYOR; ŞİDDETE UĞRUYOR YA DA ÖLDÜRÜLÜYOR”

Açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Çocukların tecavüze uğradığı, okullarda çocuklara yemek verilmesi önergesinin AKP-MHP oylarıyla reddedildiği, medyanın çocuk tecavüzlerini ‘çocuk gelin’ olarak meşrulaştırdığı bir dönemde LGBTİ+lar ailenin önündeki tek değilse bile en önemli engelmiş gibi gösteriliyor. Bu söylemler ve LGBTİ+ları kriminalize etmeye yönelik tasarılar sonucu LGBTİ+lar hedef haline geliyor; şiddete uğruyor ya da öldürülüyor.”

Açıklamada iktidarın çıkardığı, değiştirdiği her yasayla, tasarıyla kendine hizmet etmeyene yönelik nefretini artırarak her canlıyı, her bireyi köleleştiren bir sisteme, bir düzene hapsettiği ifade edildi.

İktidarın amacının herkesi tek renge boyamak olduğu vurgulanan açıklamada, “Birlikte ve barış içinde yaşamayı ekonomiden başlayarak yok etmek. Bugün bir kez daha yineliyoruz: LGBTİ+lar yaşamın her alanında, her anında vardır. Hep vardı, hep var olacaktır. Bizler mücadelemize öldürülen, faili cezasız bırakılan her arkadaşımız için daha çok sahip çıkacak, iktidarın söylem ve politikalarıyla bizleri ayrıştırdığı yerden daha sıkı bağlanacağız. Kadınlar ve LGBTİ+lar olarak renklerimize, emeğimize, bedenimize biz sahip çıkacak, yaşamlarımız üzerinde size söz hakkı tanımayacağız” sözleri kullanıldı.