STK ve örgütlerden uyarı: “LGBTİ+ hakları insan haklarıdır, kriminalize edilemez”

LGBTİ Yasa Değişikliği LGBTİ Yasa Değişikliği
Fotoğraf: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.org

Sivil toplum kuruluşları ve hak savunucuları, LGBTİ+ hak savunucularını doğrudan hedef alan yasal düzenleme hazırlıklarına karşı ortak bir açıklama yaparak, temel hak ve özgürlüklerin korunması çağrısında bulundu.

Sivil toplum kuruluşları (STK) ve hak savunucularının kollektif dayanışması sonucu 10. ve 11. Yargı Paketleri’ne eklenmek istenen ayrımcı düzenlemeler geri çekildi. Bunun ardından Adalet Bakanlığı’nın benzer şekilde ihlaller barındıran yeni bir yasa tasarısı hazırlığı içinde olduğu bildirildi. Durum üzerine 26 STK ve sendika ortak metin yayımladı. Hak savunucuları, LGBTİ+ varoluşunu ve hak savunuculuğunu hapis cezalarıyla baskı altına almayı hedefleyen bu girişimlerin evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

SİSTEMATİK BASKI VE “AİLE” SÖYLEMİ ÜZERİNDEN HEDEF GÖSTERME

Açıklamada, Türkiye’de on yılı aşkın süredir devam eden sistematik hak ihlallerinin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı belirtildi. Özellikle “Aile Yılı” gibi resmi politikalar kapsamında kullanılan “cinsiyetsizleştirme” ve “aile karşıtlığı” iddialarının, toplumsal damgalamayı ve ayrımcılığı körüklediği ifade edildi.

Kamu görevlilerinin ayrımcı söylemlerinin cezasızlıkla ödüllendirilmesi ve barışçıl etkinliklere yönelik polis müdahalelerinin, sivil alanı daraltan çok boyutlu bir baskı iklimi yarattığı kaydedildi.

RTÜK SANSÜRÜ VE SAĞLIK HAKKINA ERİŞİM ENGELLERİ

Sivil topluma yönelik yargısal baskıların yanı sıra, ifade özgürlüğü ve sağlık hakkı alanındaki ağır ihlallere dikkat çekildi.

RTÜK’ün “genel ahlak” yorumlarıyla dijital platformlara müdahale ettiği ve Ocak 2026’da “LGBT içeriğini sıradanlaştırma” gerekçesiyle verilen cezaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtildi.

Trans bireylerin hormon ve sağlık hizmetlerine erişiminin e-reçete dayatması gibi bürokratik engellerle zorlaştırıldığı; cinsiyet uyum süreçlerinin kriminalize edilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının ihlali olduğu vurgulandı.

HAK SAVUNUCULARINDAN 6 MADDELİK ACİL TALEP

Anayasal güvenceler ve uluslararası sözleşmeler hatırlatılarak hazırlanan ortak metinde talepler şu şekilde yer aldı:

“1. LGBTİ+ varoluşunu suç sayan yasa teklifi hazırlıkları derhal durdurulmalıdır.

2. Kamu kurumları tarafından üretilen damgalayıcı ve ayrımcı söylemlere son verilmelidir.

3. Örgütlenme özgürlüğünü ihlal eden dernek kapatma davaları ve yargının hak savunuculuğunu kriminalize etme aracı olarak kullanımı sonlandırılmalıdır.

4. Onur yürüyüşleri ve barışçıl etkinlikler üzerindeki keyfi yasaklar kaldırılmalıdır.

5. RTÜK’ün medya üzerindeki ayrımcı sansür ve yaptırım kararlarına son verilmelidir.

6. Tüm LGBTİ+’ların sağlık hizmetlerine ve cinsiyet uyum süreçlerine güvenli ve ücretsiz erişimi güvence altına alınmalıdır.”

Açıklama, “İnsan onuruna yaraşır, eşit ve özgür bir hayat herkesin hakkıdır” mesajıyla sona erdi. Hak savunucuları, baskı ve kriminalize etme çabalarına karşı demokratik mücadelelerini sürdüreceklerini ilan etti.

İMZACI ÖRGÜTLER

İnsan Hakları Derneği (İHD)
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)
Eşit Haklar için İzleme Derneği
Türk Tabipleri Birliği
Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD)
Kadın Dayanışma Vakfı
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
DİSK Basın İş
Demos Araştırma Kolektifi
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)
Kaos GL Derneği
17 Mayıs Derneği
Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER)
Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği
Aydın LGBTİ+ Dayanışması
Kuşadası Renkli Güvercin LGBTİ+ İnisiyatifi
Kuşadası Feminist Kolektif
Lambadaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği
Genç LGBTİ+ Derneği
Kapsama Alanı
Barış için Toplumsal Çalışmalar (BATOÇA)
Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (bil+)
Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)
Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

CEZALAR

11. Yargı Paketi’nden çıkarılan LGBTİ+ karşıtı düzenlemelerin yeniden gündeme getirileceği iddia edildi. Daha önce kamuoyundan gelen tepkiler üzerine paketten çıkarılan düzenlemelerin, Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle yeniden ele alınmasının planlandığı öne sürüldü.

Türkiye Gazetesi’nde yer alan habere göre, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bir taslakta, “aile kurumunun korunması”, toplumun “genel ahlak ve değerlerine” yönelik “saldırıların önlenmesi” ve “tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla etkin mücadele” ifadelerine yer verildi.

Haberde aktarılan taslağa göre, cinsiyet uyum operasyonlarına ilişkin mevcut yasal düzenlemelerde değişiklik yapılması planlanıyor. Buna göre, cinsiyet uyum operasyonları için yaş sınırının 25’e çıkarılması, operasyon öncesinde mahkemeden izin alınması ve sürecin daha sıkı koşullara bağlanması öngörülüyor.

Taslakta, “kanuna aykırı cinsiyet değişikliği” operasyonu yapan kişilere 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve adli para cezası verilmesi planlanıyor. Operasyonun çocuğa karşı yapılması ya da yetkili olmayan kişilerce gerçekleştirilmesi halinde cezaların bir kat artırılacağı belirtiliyor. Kanunda öngörülen kurallara aykırı şekilde cinsiyet uyum operasyonu yaptıran kişiler için ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Cinsiyet uyum operasyonunun ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun belgelendirilmesi için, Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen bir eğitim ve araştırma hastanesinde en az üçer ay arayla yapılacak dört ayrı değerlendirme sonucunda düzenlenecek resmî sağlık kurulu raporunun şart koşulacağı ifade ediliyor.

Taslakta ayrıca, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı” tutum ve davranışlarda bulunan ya da bu tutum ve davranışları alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlilik töreni düzenlemesi halinde ise taraflara 1 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülen düzenlemeler arasında yer alıyor.

Haberde, söz konusu düzenlemelerin henüz taslak aşamasında olduğu, resmi olarak Meclis gündemine sunulup sunulmadığına ilişkin ise herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtildi.

TTB’den  Sağlık Bakanlığı’na hormon ilacı sorusu: “Reçete sisteminde kısıtlama mı var?”