
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Mikroplastik kirliliğine karşı Antalya için acil ortak eylem çağrısında bulundu. Çağrı açıklamasında, “Denizlerimiz gerçekten sağlıklı mı?” sorusunun herkesin sorması gereken önemli bir soru olduğu ifade edildi. Soruya yönelik açıklamada, artık denizlerin yalnızca berrak ve temiz görünmesi veya mikrobiyolojik analizlerinin uygun çıkmasının tek başına yeterli olmadığı belirtildi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, “Antalya’nın denizleri ortak mirasımızdır. Mavi görünen her deniz sağlıklı değildir” başlıklı basın açıklamasında bulundu. Şube, herkesin sorması gereken “Denizlerimiz gerçekten sağlıklı mı?” sorusu olduğunu, çünkü artık denizlerin yalnızca berrak ve temiz görünmesi veya mikrobiyolojik analizlerinin uygun çıkması tek başına yeterli olmadığı belirtildi.
“MİKROPLASTİK VE NANOPLASTİK İZLEMELERİNİ KAPSAYACAK ÇALIŞMALAR BAŞLATILMALI”
Açıklamada, güncel çevre sorunlarının değişmesiyle sorunlara yönelik çalışmaların da geliştirilmesi gerektiği ifade edilerek, Uluslararası bilimsel gelişmeler doğrultusunda Mavi Bayrak değerlendirme sisteminin ve Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen yüzme suyu kalite izleme çalışmalarının gelecekte mikroplastik ve nanoplastik izlemelerini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Yazılı basın açıklamasında, Antalya’nın Türkiye’nin turizminin başkenti olduğu dünyanın en fazla Mavi Bayraklı plajlarına sahip kentlerinden biri olmakla gurur duydukları, her yıl milyonlarca insanın temiz denizi doğal güzellikleri ve eşsiz kıyıları için Antalya’yı tercih ettiği ifade edildi.
“DENİZLERİMİZ GERÇEKTEN SAĞLIKLI MI?”
Denizlerin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden birinin, gözle görülmeyen mikroplastik ve nanoplastik kirliliği olduğu denizlerin yalnızca berrak ve temiz görünmesi veya mikrobiyolojik analizlerinin uygun çıkması tek başına yeterli olmadığı aktarıldı.
“İNSANLIK, TARİHİNDE İLK KEZ ÜRETTİĞİ SENTETİK MADDEYİ KENDİ VÜCUDUNDA TAŞIMAKTADIR”
Bilim insanlarının artık yalnızca denizlerde değil insan kanında, akciğerde, karaciğerde, böbrekte, beyinde, plasenteda, anne sütünce, damar plaklarında mikroplastik parçacıkları tespit ettiği belirtildi. Bugün denize atılan plastiğin insan kanında ortaya çıktığı ifade edilerek, insanlık, tarihinde ilk kez ürettiği sentetik bir maddeyi kendi vücudunda taşımakta olduğu belirtildi.
Denizlere ulaşan her plastiğin, güneş ışığı, dalgalar ve fiziksel aşınmayla parçalanarak milyonlarca mikroplastik parçacığına dönüşmekte olduğu, balıklar bunları besin sandığı, kabukluların da tükettiği, deniz kuşlarının da bu parçacıklarla beslendiği ve sonunda bu parçacıkların sofralara kadar ulaştığı belirtildi.
“PLASTİKLER YALNIZCA PLASTİK DEĞİLDİR”
Bu plastiklerin yalnızca plastik olmadığı yapılarında bulunan veya çevreden adsorbe ettikleri kimyasallarla sağlığı tehdit ettiği ifade edildi. Bilimsel çalışmaların özellikle çocuklar, gebeler ve gelişim çağındaki bireylerin korunmasına yönelik önleyici politikaların önemini her geçen gün daha güçlü biçimde ortaya koymakta olduğu söylendi.
DÜNYANIN MİKROPLASTİK YOĞUNLUĞU EN YÜKSEK DENİZLERİNDEN BİRİ
Akdeniz’in yarı kapalı yapısı nedeniyle dünyanın mikroplastik yoğunluğu en yüksek denizlerinden biri olduğu açıklandı. Denize ulaşan plastiklerin önemli kısmının onlarca yıl sistem içerisinde kaldığı belirtildi.
Her yağmurda derelerin, her gün şehirlerin, her turizm sezonunda kıyıların, her yanlış atık yönetimi uygulamasından, Akdeniz’e yeni plastik yükleri taşınmakta olduğu belirtildi.Bugün kıyıya vuran plastik şişelerin yalnızca estetik bir sorun olmadığı, geleceğin mikroplastikleri olduğu aktarıldı.
“DENİZE ULAŞMAYA DEVAM EDEN ATIKLARI DURDURMAZ”
Son yıllarda kıyı temizliği çalışmalarının arttığı bu çalışmaların değerli olduğu ancak hiçbir kıyı temizliği çalışmasının, denize ulaşmaya devam eden atıkları durdurmayacağı ifade edildi.
Denizleri korumanın yolunun atıktan sonra temizlik yapmak olmadığı, atığın oluşmasını engellemek olduğu, çevre mühendisliğinin temel yaklaşımının da en sürdürülebilir atık hiç oluşmayan atık olduğu aktarıldı.
“AVRUPA’NIN PLASTİK ÇÖPLÜĞÜ OLMAYI KABUL ETMİYORUZ”
Üretimden tüketime, ürün tasarımından ambalaj seçimine, tüketim alışkanlıklarından atık yönetimine kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bütüncül politikalar geliştirilmeden denizlerde kalıcı başarı sağlanamayacağı ifade edildi.
Türkiye uzun yıllardır Avrupa’dan plastik atık ithal eden ülkeler arasında yer almakta olduğu, “Geri dönüşüm” adı altında ülkeye giren bu atıkların tamamının geri dönüştürülemediği ifade edildi. Atıkların önemli bir bölümünün depolandığı, yakıldığı ve çevreye karıştığı aktarıldı. “Çevre ve halk sağlığı açısından bu yükün ülkemize taşınması kabul edilemez” denildi.
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak Avrupa başta olmak üzere tüm ülkelerden plastik atık ithalatının tamamen yasaklanmasını talep ediyoruz.
Türkiye, başka ülkelerin plastik atıklarını bertaraf eden bir ülke değil; doğal zenginliklerini koruyan bir Akdeniz ülkesi olmalıdır.
“MÜCADELE TURİZMİN GELECEĞİ İÇİN DE VERİLMEKTEDİR”
Antalya ekonomisinin temel dayanaklarından birinin deniz turizmi olduğu, temiz denizler otelleri, plajları, marinaları, dalgıçları, balıkçıları, günübirlik gezi teknelerini, yat turizmini, restoranları, yüzbinlerce turizm çalışanını- yani kenti- ayakta tuttuğu ifade edildi. Ancak, deniz kirliliğinin ekonomik bedelini ilk ödeyecek kesimin de yine bu sektörler ve halk olacağı belirtildi.
Buna yönelik gönüllü uygulamaların yaygınlaştırma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenilmesi gerektiği belirtilerek şu ifadelerde bulunuldu.
“Bu nedenle günübirlik gezi tekneleri, özel yat işletmeleri, marina yönetimleri ve deniz turizminin tüm paydaşları; plastik kullanımını azaltma, atıklarını liman kabul tesislerine eksiksiz teslim etme ve denizlerin korunmasına yönelik gönüllü uygulamaları yaygınlaştırma konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Denizleri kirleten herkes, aslında kendi geleceğini de kirletmektedir.”
“MAVİ BAYRAK ARTIK TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİLDİR”
Mavi Bayrak uygulamasının önemli bir çevre başarısı olduğu, ancak güncel durumda çevre sorunlarının değiştiği açıklandı. Artık yalnızca bakterileri değil mikroplastikleri, nanoplastikleri, yeni nesil kirleticileri, iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkilerinin de konuşulduğu ifade edildi.
Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Güçlendirilmelidir!
Valiliğin koordinasyonunda oluşturulan Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin önemli bir başlangıç olduğu, ancak mikroplastik kirliliği tek bir kurumun çözebileceği bir sorun olmadığı ifade edildi.
Çevre, sağlık, tarım, turizm, ulaştırma, üniversiteler, meslek odaları, belediyeler, balıkçı kooperatifleri, liman işletmeleri ve sivil toplum kuruluşlarının aynı veri tabanında çalışan, ortak hedef belirleyen ve düzenli izleme yapan kalıcı bir yönetişim modeli oluşturması gerektiği söylendi.
Antalya’nın denizlerini korumanın yalnızca kıyıları temizlemek olmadığı, plastik girdisini önlemek, havzaları yönetmek, plastik kullanımını azaltmak ve kirlenmeyi kaynağında önlemek olduğu ifade edildi.
Açıklamanın sonunda taleplere ilişkin şu çağrı yapıldı:
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak;
- Avrupa’dan plastik atık ithalatının tamamen yasaklanmasını,
- Antalya Körfezi için sürekli mikroplastik ve nanoplastik izleme programı oluşturulmasını,
- Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda insan maruziyetini değerlendiren biyolojik izleme çalışmalarının başlatılmasını,
- Mavi Bayrak ve ulusal yüzme suyu kalite izleme programlarının bilimsel gelişmeler doğrultusunda mikroplastik ve nanoplastik parametrelerini de içerecek şekilde geliştirilmesini,
- Turizm sektöründe tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik bağlayıcı uygulamaların yaygınlaştırılmasını,
- Dere havzalarından denize taşınan plastik yükünün azaltılması için kaynak odaklı atık yönetimi politikalarının uygulanmasını,
- Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin üniversiteler, kamu kurumları ve meslek odalarının ortak veri ürettiği, düzenli raporlama yaparak bu insiyatifin güçlendirilmesini kamuoyunun ve tüm yetkili kurumların dikkatine sunuyoruz.
Bugün denizlerde gördüğümüz plastikler, yarının insan kanındaki mikroplastikleridir.Antalya’nın denizleri yalnızca turizmin değil sağlığımızın, gıda güvenliğimizin, ekonomimizin ve çocuklarımızın geleceğinin teminatıdır.Denizlerimizi korumak bir çevre tercihi değil bir halk sağlığı görevidir.
Yarın maalesef çok geç olacaktır.
Antalya’nın denizleri ortak mirasımızdır.
Bu mirası korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.





