
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan “İstatistiklerle Kadın, 2025” raporunu yayımladı. Rapor kadınların eğitim düzeyi yükseldikçe iş gücüne katılımının arttığını ancak istihdam ve yönetim kademelerinde erkeklerle aradaki farkı ortaya koydu.
TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın, 2025” verilerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 49,98’ini kadınlar oluştururken, toplumsal yaşamın birçok alanında cinsiyet temelli eşitsizlik gözlemlendi. Raporda, kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısı seviyesinde kalması ve karar alma mekanizmalarındaki düşük temsil oranları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yapısal bir sorun olarak devam ettiğini gösterdi.
İSTİHDAMDA CAM TAVAN: KADIN TEMSİLİ ERKEKLERİN YARISINDA KALDI
İş gücü piyasasına dair paylaşılan rakamlar, ekonomik alandaki eşitsizliği görünür kıldı. 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta istihdam oranları incelendiğinde;
Erkeklerin istihdam oranının yüzde 66,9 olduğu, kadınların istihdam oranının ise yüz 32,5 seviyesinde kaldığı bildirildi.
İş gücüne katılma oranlarında da benzer bir fark gözlemlenirken, kadınların bu alandaki varlığının en yüksek olduğu TR61(Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde en yüksek istihdam oranı yüzde 39,3 olarak kaydedildi.
EĞİTİM DÜZEYİ YÜKSELDİKÇE EKONOMİK ÖZGÜRLÜK ARTIYOR
TÜİK verileri, kadınların eğitime erişiminin istihdama katılımda en belirleyici faktör olduğunu gösterdi. Eğitim seviyesine göre kadınların iş gücüne katılma oranları okuryazar olmayan kadınlarda bu oran yüzde 14,6 iken, lise mezunlarında yüzde 38,5, yükseköğretim mezunu kadınlarda ise yüzde 68,7’e yükseldiği ifade edildi.
Bu veriler eğitime erişimin, kadının kamusal alandaki varlığı için önemine dikkat çekti.
AKADEMİDE VE ÜST DÜZEY YÖNETİMDE
Kadınların akademik alandaki temsili, diğer sektörlere oranla daha yüksek seyretse de eşitlik henüz sağlanamadı. Yükseköğretimde görev yapan profesörlerin yüzde 34,9’unun kadınlardan oluştuğu belirtildi.
Şirketlerdeki üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki kadın oranı ise yüzde 21,5 olarak kaydedildi. Bu oran, karar alma mekanizmalarında kadınların engellerle karşılaştığını gösterdi.
YAŞAM DÖNGÜSÜ: ORTALAMA İLK EVLİLİK YAŞI VE EĞİTİM SÜRELERİ
Toplumsal yapıdaki değişimlerin bir yansıması olarak evlenme yaşındaki yükseliş verilere yansıdı. Kadınların ortalama ilk evlenme yaşının 26 olduğu, erkeklerde ise bu yaşın 28,5 olarak gerçekleştiği bildirildi.
İstatistiklere göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 yaş ve üstü bireylerin toplam nüfustaki oranının arttığı görüldü. Bu oranın cinsiyete göre dağılımının kadınlarda yüzde 88,3 iken erkeklerde yüzde 97 olduğu ifade edildi. Bu durum eğitim hakkından yararlanma konusunda da cinsiyet temelli eşitsizliğin sürdüğünü gösterdi.
EKONOMİK GÜVENCESİZLİK VE SOSYAL DIŞLANMA
TÜİK tarafından yayımlanan Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri, toplumsal cinsiyet temelli ekonomik eşitsizliğin 2025 yılında da belirginliğini koruduğunu ortaya koydu. Verilere göre, Türkiye genelinde yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 27,9 olarak kaydedilirken; bu oran kadınlarda yüzde 30,1, erkeklerde ise yüzde 25,6 seviyesinde gerçekleşti.
Özellikle çalışma çağındaki 18-64 yaş grubunda kadınların yüzde 28,4’ünün risk altında olması, erkeklerin yüzde 21,8’lik oranıyla kıyaslandığında kadınların ekonomik güvencesizlik ve sosyal dışlanma tehdidiyle çok daha yoğun şekilde yüzleştiğini gösterdi.
KADINLARIN EN ÇOK MARUZ KALDIĞI ŞİDDET TÜRÜ PSİKOLOJİK ŞİDDET OLARAK AÇIKLANDI
Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçları, kadınların maruz kaldığı şiddet türleri arasında yüzde 28,2 ile psikolojik şiddetin ilk sırada yer aldığını ortaya koydu. Şiddet türlerinin yaygınlığına bakıldığında psikolojik şiddeti sırasıyla yüzde 18,3 ile ekonomik, yüzde 12,8 ile fiziksel ve yüzde 10,9 ile ısrarlı takip izlerken; dijital şiddet yüzde 8,3, cinsel şiddet ise yüzde 5,4 oranında kaydedildi.
Eğitim seviyesi ile şiddet türleri arasındaki ilişki incelendiğinde ise değişim gözlemlendi. Eğitim düzeyi yükseldikçe ekonomik şiddet yüzde 31,8’den yüzde 8,9’a gerilerken, ısrarlı takip yüzde16,1’e, dijital şiddet ise yüzde 13,4’e yükselerek artış gösterdi.
ŞİDDET GENELDE “AİLE” İÇİNDE GÖRÜLDÜ
Şiddetin kaynağına yönelik veriler, kadınların en fazla yüzde 39,5 oranıyla eş, eski eş veya birlikte oldukları kişilerin şiddetine maruz kaldığını belgeledi. Özellikle fiziksel şiddetin yüzde 56’sı, psikolojik şiddetin yüzde 42’si ve cinsel şiddetin yüzde 38,3’ü bu kişiler tarafından uygulandı.
Ekonomik şiddette yüzde 66,5 ile “aile üyeleri” fail olarak öne çıktı. Öte yandan, ısrarlı takip vakalarının yüzde 39,6’sında ve dijital şiddet vakalarının yüzde 62,3 gibi yüksek bir oranında faillerin “yabancı kişiler” olduğu saptandı.





