Antalya Barosu, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ve Antalya Kültürel Miras Derneği Antalya Arkeoloji Müzesi’nin hukuksuz şekilde yıkımına ilişkin ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesi için Antalya Valiliği’ne yapılacak başvuruya ilişkin basın açıklaması yaptı. Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, “Sorumluların hesap vermesi için girişimlerimiz, çabalarımız, emeğimiz ve mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir” dedi.
Antalya Barosu, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği ve Antalya Kültürel Miras Derneği Antalya Arkeoloji Müzesi’nin hukuksuz şekilde yıkımına ilişkin ilgililer hakkında soruşturma izni verilmesi için Antalya Valiliği’ne yapılacak başvuruya ilişkin bugün (30 Aralık) saat 12.30’da Antalya Barosu’nda basın açıklaması yaptı.

“İLGİLİLERLE, SORUNLARLA İLGİLİ GEREKLİ GİRİŞİMLERDE BULUNACAĞIZ DEMİŞTİK”
Basın açıklamasında konuşan Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, “Biliyorsunuz, 2025 yılının en önemli kent bazındaki olaylarından biri müze konusuydu” dedi.
20 Mart 2025 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın müzenin depreme dayanaksız olduğu ve depolama alanının yetersiz kaldığı gerekçeleriyle önce kapatma, ardından yıkıma ilişkin kamuoyuna duyuruda bulunduğunu hatırlatan Bozaner, “Bu açıklama ile başlayan süreç, temel teşkil etti. O günden bu yana meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, sanatçılar ve yurttaşlar, bunun neden yapılmaması gerektiğine dair kendi uzmanlık alanlarında çok değerli bilimsel ve teknik açıklamalarda bulundular, görüş ve önerilerini paylaştılar” ifadesini kullandı.
Müze’nin Anayasa’nın temel ilkelerine, hukuka ve kanunlara aykırı bir şekilde yıkıldığını ifade eden Bozaner, şunları söyledi:
“Daha önceki açıklamamızda da belirtmiştik: Evet, müze artık ortadan kalktı; ancak bunun bir daha tekrarlanmaması ve bu gibi kültürel miraslara dokunmanın bir müeyyidesi olduğunun herkes tarafından bilinmesi için biz bu işin peşini bırakmayacağız. Mücadelemizi sürdüreceğiz ve ilgililerle, sorunlarla ilgili gerekli girişimlerde bulunacağız demiştik.”
“NEREDEN BAKARSANIZ BAKIN, BAŞINDAN İTİBAREN HUKUKA AYKIRILIKLAR SİLSİLESİYLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”
Bozaner, hukuka aykırılıklara şu şekilde değerlendirdi:
“Birincisi, süreç başından bu yana şeffaf yürütülmedi ve idarenin işlemleri usulüne uygun şekilde yapılmadı. Müzenin depreme dayanıksız olduğu iddia edilse de bu iddiayı destekleyen hiçbir bilgi, belge veya emare ne dava dosyasına ne de kamuoyuna sunuldu.”
16 Temmuz’da Müze’nin kapatıldığını söyleyen Bozaner, “Ancak yıkıma dayanak teşkil ettiği söylenen deprem performans analiz raporu ancak 23 Temmuz’da ortaya çıkarıldı. Yani gerekçe, idari işlemden çok sonra oluşturuldu. Yine bizim de içinde bulunduğumuz iki farklı sivil toplum kuruluşuyla açtığımız davalar devam ederken ve yürütmeyi durdurma talebimiz hakkında kısa süre içinde karar verileceği belirtilmişken, bu karar beklenmeden yıkım sürecine girildi” dedi.
İnşaat genelgesine aykırı şekilde yıkımın 15 Mayıs – 15 Ekim yapıldığını belirten Bozaner, “Hafta sonu, kimseye haber verilmeden, toplum sağlığı ve güvenliği hiçe sayılarak, büyük bir toz bulutu ve gürültü eşliğinde, asbest raporları alınmadan ve kamuoyuna bilgilendirme yapılmadan yıkım gerçekleştirildi. Yani nereden bakarsanız bakın, başından itibaren hukuka aykırılıklar silsilesiyle karşı karşıya kaldık” ifadesini kullandı.
Bozener, yaşananların yalnızca bir kültürel miras kaybı olmadığını, aynı zamanda ciddi bir kamu zararının da ortaya çıktığını belirterek sorumlular hakkında yeni başvurular yaptıklarını açıkladı.
Yapılan açıklamada, konuyla ilgili tespitlerin raporlarda da yer aldığına dikkat çeken Bozener, daha önce yapılan suç duyurularına ek olarak valiliğe soruşturma izni verilmesi talebiyle resmi başvuruda bulunulduğunu ifade etti. Bu kapsamda Antalya Müze Müdürü, Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü ile önceki Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü hakkında soruşturma izni talep edildiği bildirildi.
Bozaner ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gönderilmek üzere yapılan ikinci başvuruda, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü hakkında da görev ve sorumlulukları kapsamında başvuruların tamamlandığını söyledi.
Başvurulara gelecek yanıtlar doğrultusunda izlenecek hukuki sürecin yeniden değerlendirileceğini kaydeden Bozaner, mücadelenin devam edeceğini vurguladı. Bozaner, “Müze ortadan kaldırılmış olsa dahi, bir daha bu gibi durumların tekrarlanmaması ve sorumluların hesap vermesi için girişimlerimiz, çabalarımız, emeğimiz ve mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir” dedi.

“KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NDAN SORUŞTURMA İZNİ VERİLMESİ TALEP EDİLMİŞTİR”
Bozaner’in ardından açıklama yapan Avukat Tuncay Koç, “İlk suç duyurusu kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan soruşturma izni verilmesi talep edilmiştir” dedi.
Sorumlu görülen ilk yüksek bürokrat, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı olduğunu ifade eden Koç, “Kendisi Antalya Müzesi’nin birinci etap yapım ve taşıma işinde onay makamı olarak imza atmıştır. Belgelerde ‘taşıma ve yeniden yapım’ denilse de, bu süreç fiilen yıkımı da içermektedir. Ancak özellikle ihale belgelerinde ‘yıkım’ ifadesi geçmemektedir. Bu nedenle Bakan Yardımcısı, deprem performans analizi yapılmadan bu işleme olur verdiği için sorumludur. Başkanı’mızın da aktardığı gibi, analiz yapılmadan ihaleye çıkılmıştır” ifadesini kullandı.
İkinci sorumlunun Antalya Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürü Birol İnciçiköz olduğunu vurgulayan Koç, “Müzelerin bağlı olduğu genel müdürlük olarak bu işlere onay vermiş, ihalenin yapılması konusunda Antalya Röleve ve Anıtlar Genel Müdürlüğü’nü görevlendirmiştir. Görevlendirme yapılırken bir yönetmeliğe atıf yapılmıştır” ifade etti.
“BU YÖNETMELİK KAPSAMINDA MÜZENİN İHALESİ YAPILMIŞ, FAKAT YÖNETMELİK YAPIM VE YIKIMI İÇERMEMEKTEDİR”
Yönetmeliğin başlığında “Korunması gerekli kültür varlıklarının onarımları ve restorasyonları ile çevre düzenlemesine ilişkin mal ve hizmet alımlarına dair usul ve esaslar” yazana atıf yapan Koç, şunları söyledi:
“Bu yönetmelik kapsamında müzenin ihalesi yapılmış, fakat yönetmelik yapım ve yıkımı içermemektedir. Normalde EKAP’a bağlı Kamu İhale Kurumu üzerinden açık ihale yapılması gerekirken, bu özel yönetmelik kullanılarak işlem yürütülmüştür. Böylece sanki müze yıkılmıyormuş da restorasyona gidiyormuş gibi gösterilmiştir. Bu da açık bir yanlışlıktır.”
Antalya Müzesi Müdürü Mustafa Dilber’inde sorumlu olduğunu ifade eden Koç, “Çünkü kendi müzesini koruması gerekirken, deprem performans analizinin olmadığını ortaya koymamış, aksine sürece göz yummuştur. Antalya Röleve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın da Genel Müdürlüğün talebi üzerine ihaleyi yapmış ve müzenin yıkılmasında sorumluluk üstlenmiştir. Müze 13 Eylül günü yıkılmıştır; ancak geçerli bir deprem yıkım belgesine ulaşılamamıştır. Belgelerde böyle bir rapor bulunmamaktadır, oysa olması zorunludur” sözlerini kullandı.

“AYNI ZAMANDA ÇEVRENİN KASTEN KİRLETİLMESİ DE SÖZ KONUSUDUR”
İnşaat yasağına rağmen yıkımın yapıldığını ifade eden Koç, “Bu süreçte dönemin Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü Candemir Zoroğlu da sorumludur. Bu kişiler hakkında soruşturma izni verilmesi talep edilmiştir. Burada ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘görevi ihmal’ söz konusudur. Çünkü ortada kamu zararı vardır. Aynı zamanda çevrenin kasten kirletilmesi de söz konusudur” dedi.
Müze, inşaat yasağı döneminde yıkıldığı için ve geçerli yıkım belgesi oluşturulmadığı için bu maddeler kapsamında soruşturma talep edildiğini vurgulayan Koç, “Oluşan kamu zararı tüm bina için geçerlidir. Ana bina 1972’de yapılmıştır ve depreme dayanıksız olduğu ileri sürülse bile geçerli belgeler yoktur. Ek bina ise 2001–2002 yıllarında inşa edilmiştir. Bu binaya ilişkin belgeler mevcuttur. İrfan hocamızdan aldığımız belgeler, o dönemin müdürleri tarafından hazırlanmıştır. 2001 deprem yönetmeliğinden sonra oluşturulduğu için ek bina sağlamdır” ifade etti.
4500 metrekarelik bu ek bina, sağlam olmasına rağmen geçerli analizler yapılmadan aynı işleme tabi tutulduğunu belirten Koç, son olarak şunları söyledi:
“Ona ilişkin rapor da bulunmamaktadır. İnşaat mühendislerinin hesaplamasına göre sadece ek binanın kamu zararı bugün itibarıyla 177 milyon liradır. Ana müze binası da düşünüldüğünde kamunun uğradığı zarar milyonlarca lirayı, hatta milyara yakın bir rakamı bulacaktır. Bu nedenlerle, tüm bu bilgilerin soruşturulması ve herkesin hukuka uyması gerekmektedir.”






