
Antalya Arkeoloji Müzesi, yıkım kararına karşı süren nöbet eylemleriyle 40 gündür kapalı. Türkiye’de farklı gerekçelerle kapalı tutulan 35 müzeden biri haline geldi.
Antalya Arkeoloji Müzesi, Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak, Bayındırlık Bakanlığı tarafından 1964 yılında düzenlenen “Antalya Müze Binası” yarışmasında birincilik ödülü alarak inşa edildi.
Altında Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metinn Hepgüler imzası taşıyan müze, Akdeniz’in mimari kültüründen esinlenerek, fonksiyonuna uygun biçimde inşa edilmiş bir kültür mirası olarak 20. yüzyıl mimarlık tarihinin önemli bir örneği olarak kabul ediliyor. Müze, 1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”ne layık görülmüştü.

Antalya Arkeoloji Müzesi, yalnızca taş ve tuğladan ibaret bir yapı değil; kentin binlerce yıllık tarihini ve kültürel birikimini kuşaklara aktaran canlı bir kent hafızası. Müzedeki her eser, Antalya’nın geçmişten günümüze uzanan toplumsal ve kültürel belleğini somutlaştırırken, kent hafızasının korunması açısından da kritik bir rol oynar.
Bu nedenle müzenin yıkım tehdidi altında olması, sadece bir binanın değil, Antalya’nın kimliğini ve tarihsel belleğini koruyan en önemli değerlerden birinin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Müze, 16 Temmuz 2025’ten bu yana kapalı tutulurken, yıkım sürecine karşı başlatılan eylemler bir aydan fazla süredir devam ediyor.

Antalya Arkeoloji Müzesi Yıkım Süreci Kronolojisi
- 20 Mart 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından müze hakkında resmi yıkım duyurusu yapıldı. Yıkım gerekçesi olarak müze yöneticilerinin bakım eksiklikleri sonucu ortaya çıkan onarım ihtiyacı gösterildi.
- 27 Mart 2025: Antalya Kültürel Miras Derneği (ANKA), Antalya Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu’na müzenin tescili için başvuruda bulundu.
- 10 Nisan 2025: Bölge Kurulu, ANKA’nın tescil başvurusunu olumsuz yanıtladı.
- 24 Nisan 2025: Serbest Mimarlar Derneği çatısı altında “Antalya Müzesini Yeniden Düşünmek” başlıklı bir panel düzenlendi. Antalya Bilim Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencileri, “Diyaloglar ve Mimarlıklar” teması çerçevesinde bitirme projelerini sergiledi. Panelde müzenin yıkım kararının hatalı olduğu bilimsel bir platformda dile getirildi.
- 29 Mayıs 2025: ANKA, Bölge Kurulu’nun olumsuz tescil kararına itirazını Ankara’daki Yüksek Kurula taşıdı.
- 5 Haziran 2025: Yüksek Kurul kararı beklenirken müzenin taşınması için ihale yapıldı.
- 27 Haziran 2025: Yüksek Kurul, ANKA’nın itirazını olumsuz yanıtladı.
- 5 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu adına gerçekleştirilen basın açıklaması, kamuoyu tarafından fark edilen ilk kitlesel eylem olarak kayıtlara geçti.
- 7 Temmuz 2025: Merkez Mimarlar Odası, Antalya Kurulu’nun olumsuz tescil kararını mahkemeye taşıdı. Davayı, “bir kültür varlığı adına verilmiş mücadelenin hukuksal zemini” olarak tanımladı.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, Müze Çalışma Grubu’nun çağrısıyla 7 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
- 7 Temmuz 2025’te ICOMOS Türkiye, ISC20c Türkiye, ISCARSAH Türkiye, DOCOMOMO Türkiye ve KORDER ortak yayınladıkları görüş metninde, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin kültür varlığı niteliğini oluşturan özgün değerlerinin korunarak yaşatılması gerektiğini vurguladı. Metinde, müzenin güncel yönetmeliklere uygun şekilde güçlendirilip özgün mimari nitelikleri esas alınarak restore edilebileceği belirtilerek, Antalya Müzesi’nin Modern Mimarlık Mirası olarak korunmasının önemi dile getirildi.
- 13 Temmuz 2025: Müze Çalışma Grubu tarafından Müze Çalıştayı ve Forumu düzenlendi.
- 14 Temmuz 2025: Yurttaşlar Müze önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 15 Temmuz Antalya Arkeoloji Müzesi önünde eylem yaptı.
- 16 Temmuz 2025: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Arkeoloji Müzesi’ni ziyaretçilere kapatma kararı aldı. Aynı gün, yurttaşlar Müze önündeki eylemlerini sürdürdü.
- 25 Temmuz 2025: İMO Antalya Şubesi’nin desteğiyle eylemler devam etti.
- 2 Ağustos 2025: Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği (Akdeniz SMD) müze önünde basın açıklaması yaptı.
- 17 Ağustos 2025: İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkımına gerekçe gösterilen “Deprem Performans ve Analiz Raporu”nun hâlâ kamuoyu ile paylaşılmadığını açıkladı. Oda, raporu sürecin başından itibaren talep ettiklerini ancak hâlâ paylaşılmadığını belirterek durumun ciddi bir soru işareti yarattığını duyurdu.
- 17 Ağustos 2025’te ayrıca Müze Çalışma Grubu, haftalardır süren direnişini kitaplaştırdı. İlk protestosunu 5 Temmuz’da gerçekleştiren grup, o tarihten itibaren yapılan basın açıklamalarını, yıkım kararını çürüten bilimsel raporları, medyada yer alan haberleri ve değerlendirme yazılarını 338 sayfalık ve 7 bölümden oluşan bir e-kitapta bir araya getirdi. Eserin editörlüğünü Müze Çalışma Grubu akademisyenleri Prof. Dr. Gül Işın, Prof. Dr. T. Elvan Altan, Prof. Dr. Hilmi Uysal, Prof. Dr. Nihat Dipova ve Prof. Dr. Memduh Sami Taner üstlendi.
- 21 Ağustos’ta Müze Çalışma Grubu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya Milletvekili Cavit Arı, CHP Antalya Milletvekili Aliye Coşar, CHP Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz, CHP Konyaaltı İlçe Başkan adayı Ahmet Burak Zor, Antalya Barosu, Türk Tabipler Birliği (TTB) Antalya Şubesi, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, sendikalar ve yurttaşların katılımıyla bir eylem gerçekleştirildi
- Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım kararına karşı, yurttaşlar 23 Ağustos Antalya Arkeoloji Müzesi önünde canlı heykellerle “gece müzeciliği” etkinliği yaptı.
16 Temmuz’dan bu yana Antalya Arkeoloji Müzesi önünde her akşam süren nöbet eylemleri ve sanatsal gösteriler devam ederken, müze 40 gündür kapalı durumda.

“SOSYAL, KÜLTÜREL VE EĞİTSEL İŞLEVLERİ DE ÜSTLENEN BİR KURUM OLARAK KENT YAŞAMINDA YERİNİ ALMIŞTIR”
Prof. Dr. Gül Işın, Antalya Müzesi’nin yalnızca arkeolojik eserlerin sergilendiği bir yer olmadığını belirterek, “Kütüphanesi, geniş bahçesi, açık hava tiyatrosu, avluyla bütünleşik kafeteryası, konferans salonu ve güzel sanatlar sergi salonuyla birlikte, ilk tasarlandığı dönemden itibaren sosyal, kültürel ve eğitsel işlevleri de üstlenen bir kurum olarak kent yaşamında yerini almıştır” dedi.
1964 yılının Antalya için önemli olduğunu söyleyen Işın, şu ifadeleri kullandı:
“Hem Antalya Film Festivali’nin başlaması hem de Antalya Müze binasının projelendirilmesiyle kentin kültürel kimliğini şekillendiren iki önemli simgenin ortaya çıktığı bir tarih olarak öne çıkar. Müze, 1972’deki açılışından itibaren geçici sergilere, konferanslara ve konserlere ev sahipliği yapmış; 1976’da düzenlenen 13. Antalya Film ve Sanat Festivali ile Resim ve Heykel Sempozyumu kapsamında, Gülsün Karamustafa ve Figen Aydıntaşbaş gibi sanatçıların eserleri müze cephelerine yansıtılmıştır.”

“MÜZENİN BİR HAFIZA MEKÂNI OLARAK GÖRÜLMESİ VE TOPLUMSAL BELLEKTE KORUNMAK İSTENMESİ YATMAKTADIR”
Antalya Müzesi’nin 10 yıl içinde kentin kültür merkezi ve Antalyalıların buluşma noktası haline geldiğini ifade eden Işın, son olarak şunları söyledi:
“Yoğun kullanım sonucu kamusal bir odak haline gelen müze, 1980’lerden itibaren bulunduğu çevreye adını vermiş, bölge ‘Müze Durağı’ olarak anılmaya başlanmıştır. 1988’de ise Avrupa Konseyi, çok yönlü kullanımı ve sergileme anlayışı nedeniyle Antalya Müzesi’ni ‘Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’ ile onurlandırmıştır. Mimarisiyle ‘Mücevher Kutusu’ benzetmesi yapılan Antalya Müzesi, işlevselliği ve kente kattığı anı değeriyle özel bir yapı niteliği taşımaktadır. Yıkım kararının ardından süregelen ve katılımı giderek artan eylemlerin temelinde de müzenin bir hafıza mekânı olarak görülmesi ve toplumsal bellekte korunmak istenmesi yatmaktadır.”
KAMUSAL BELLEK
Kamusal bellek terimi, belirli bir topluluğun üyeleri arasında anıların dolaşımını ifade eder. Bu anılar, geçmişin kusursuz kayıtları olmaktan uzaktır; daha ziyade, ne hatırladığımızı, onu nasıl çerçevelediğimizi ve hangi yönlerini unuttuğumuzu içerirler. Genel olarak, kamusal bellek, resmi tarihlerden farklıdır; çünkü ilki daha gayrıresmî, çeşitli ve değişkendir; ikincisi ise genellikle resmi, tekil ve sabit olarak sunulur. Kamusal konuşmalar, anma törenleri, müzeler, tatiller ve filmler de dahil olmak üzere çok çeşitli eserler kamusal belleğin kanıtlarını sunar. (Kaynak: Matthew Houdek ve Kendall R. Phillips)
Türkiye’de farklı gerekçelerle 35 müze ziyarete kapalı durumda. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, güçlendirme, yeni bina yapımı, restorasyon, teşhir-tanzim ve çevre düzenlemesi gibi nedenlerle kapatılan müzeler arasında 10 yılı aşkın süredir açılmayanlar bulunuyor.
Turizm sezonunun ortasında Antalya Arkeoloji Müzesi de kapatıldı.

YILLARDIR KAPALI OLAN MÜZELER
- İstanbul Arkeoloji Müzesi (Klasik Bina Alt Kat 1 Nolu Salon) – Ekim 2011’den bu yana kapalı.
- Mersin Anamur Müzesi – Aralık 2012’den bu yana kapalı.
- Isparta Müzesi – Ağustos 2014’ten bu yana kapalı.
- Elazığ Müzesi – Ağustos 2016’dan bu yana kapalı.
- İzmir Tire Müzesi – Haziran 2020’den bu yana kapalı.
- İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi – Mayıs 2022’den bu yana kapalı.
- Adıyaman, Hatay ve Malatya Müzeleri – 2023 Şubat depremlerinden bu yana kapalı.
- Muğla Fethiye Müzesi – Mart 2023’ten bu yana kapalı.
- Muğla Müzesi – Nisan 2023’ten bu yana kapalı.
- Konya Ereğli Müzesi – Temmuz 2023’ten bu yana kapalı.
- Nevşehir Müzesi – Ağustos 2023’ten bu yana kapalı.
- Nevşehir Ürgüp Müzesi – Aralık 2023’ten bu yana kapalı.
- Niğde Müzesi – Aralık 2023’ten bu yana kapalı.
- Aydın Afrodisyas Müzesi – Ocak 2024’ten bu yana kapalı.
- Kütahya Müzesi – Şubat 2024’ten bu yana kapalı.
- Antalya Arkeoloji Müzesi- 16 Temmuz 2025’ten bu yana kapalı

ANTALYA MÜZESİ’NİN KURULUŞUNDAN GÜNÜMÜZE YOLCULUĞU
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 1919’da İtalyanların Antalya’yı işgal yıllarında, açıkta bulunan eski eserlerin İtalyan Konsolosluğu’na taşınmak istenmesi üzerine Süleyman Fikri Erten harekete geçti. Antalya Lisesi’nde öğretmenlik yapan Erten, 15 Ekim 1919’da Antalya Mutasarrıflığı’na başvurarak kendisini fahri Asar-ı Atika Memuru tayin ettirdi ve müze kurma çalışmalarını başlattı.
İlk olarak şehir merkezinde bulunan eserler, Tekeli Mehmet Paşa Camii karşısındaki terk edilmiş Bayraktar Baba Türbesi’nde toplanarak “depo müze” oluşturuldu. 1922’de mübadele sonrasında Rumlardan kalan Panaya Kilisesi’ne (Alâaddin Camii) taşınan eserler, Antalya’nın ilk resmi müze binasının temelini oluşturdu. Müze, 1937’de Yivli Minare Camii’ne, 1972’de ise günümüzde kullanılan binasına taşındı.
Bugün 30 bin metrekarelik bir alanda hizmet veren Antalya Müzesi, kapalı sergi salonları ve açık hava galerilerinin yanı sıra çocuk bölümü, modern sanatlar sergi salonu, konferans salonu, kafeterya ve video gösterim salonuyla ziyaretçilerini ağırlıyor.
Alt Paleolitik Çağ’dan Bizans Dönemi’ne uzanan geniş koleksiyonuyla öne çıkan müzede; doğa tarihi ve prehistorya eserleri, klasik dönem seramikleri, Perge kökenli mitolojik heykeller, lahitler, takılar, sikkeler, mozaikler, ikonalar ile cam ve madeni eserler sergileniyor.
Özellikle Perge kazılarından çıkarılan Roma Dönemi heykeltıraşlık eserleri ve müze kurtarma kazılarından elde edilen ünik buluntular, Antalya Müzesi’ni uluslararası alanda özel bir konuma taşıyor. Müze, bu nitelikleriyle 1988 yılında **“Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Özel Ödülü”**ne layık görüldü.
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı





