
Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK) tarafından bugün (29 Haziran) saat 13.30’da Meltem’de bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Konferans Salonu’nda “Yargı Paketleri Kapsamında Aile Hukukunda Planlanan Değişiklikler ve Kadın Haklarına Etkileri” konulu panel düzenlendi. Panel öncesinde, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Hülya Gülbahar ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Avukat Funda Ekin, Antalya Kent Haber’e değerlendirmelerde bulundu.
Nazlı Özbiçen – Alp Hasdemir
Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu (KHTCEK) tarafından bugün (29 Haziran) saat 13.30’da Meltem’de yer alan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Konferans Salonu’nda “Yargı Paketleri Kapsamında Aile Hukukunda Planlanan Değişiklikler ve Kadın Haklarına Etkileri” konulu panel düzenlendi. Panelin, kamuoyunda nafaka ve boşanma süreçleri üzerinden yürütülen algıyı yıkmak, yapısal hak ihlallerini görünür kılmak ve kadına yönelik ekonomik şiddetin yargı eliyle meşrulaştırılmasının önüne geçmek amacıyla düzenlendiği belirtildi.
İki oturumdan oluşan panelde, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Hülya Gülbahar ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Avukat Funda Ekin konuşmacı olarak yer aldı. Panelde nafaka hakkı, boşanma hukuku, velayet, bakım emeği ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden güncel tartışmalar ele alındı.
Panelin açılış konuşmalarını Antalya Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Kolaylaştırıcısı Avukat Gamze Eroğlu, Antalya Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu Koordinatörü Avukat Ayşegül Tarakçı Bulut ile Antalya Barosu Başkanı Avukat Ali Çağdaş Bozaner yaptı.
“GÖRÜNMEZ EMEĞİN HUKUKİ KARŞILIĞI VAR”
Panelde yapılan hukuki tespitlerde, kamuoyunda “ömür boyu haksız kazanç” algısının gerçeğe aykırı olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasının kadının evlilik süresince feda ettiği kariyer imkanlarının, üstlendiği çocuk bakım yükünün ve aile içinde görünmezleştirilen emeğinin hukuki karşılığı olduğu ifade edildi.
Panel öncesinde, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Hülya Gülbahar ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Avukat Funda Ekin, Antalya Kent Haber’e değerlendirmelerde bulundu.
İlk olarak konuşan Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Hülya Gülbahar, 2016 yılında boşanma komisyonunun kurulmasıyla birlikte Meclis’te iktidarın bir yol haritasının ortaya çıktığını ve yaklaşık 10 yıldır bu başlıklarda mücadele yürüttüklerini ifade etti. Aynı konuların sürekli olarak erkekler lehine, boşanmayı kolaylaştırma yönünde gündeme getirildiğini söyleyen Gülbahar, bunun kamuoyuna açık biçimde “boş ol sistemi” yaklaşımıyla da dile getirildiğini belirtti.
“EKONOMİK ŞİDDET, ŞİDDET KAPSAMI DIŞINA İTİLMEK İSTENİYOR”
Gülbahar, evlilikte iki kişinin “evet” demesiyle sürecin başladığını, ancak boşanma sürecinde de bir kişinin “hayır” demesi halinde boşanmanın gerçekleşmesi gerektiği yönündeki açıklamaların kendi içinde çelişki taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın iki temel sonucu olduğunu belirten Gülbahar, birincisinin erkekler lehine hızlı boşanma sisteminin kurulması, ikincisinin ise kadına yönelik ekonomik şiddetin şiddet kapsamı dışına itilmesi olduğunu söyledi.
Gülbahar, ekonomik şiddetin kadınları erkeklere bağımlı hale getiren bir şiddet türü olduğunu vurgulayarak, 1990 yılına kadar kadının çalışmasının kocanın iznine bağlı olduğunu, bu düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeseydi kadınların çalışma hakkına bile erişemeyeceğini hatırlattı. Kadınları ekonomik olarak bağımlı hale getirip ardından hiçbir nafaka ya da tazminat ödemeden boşanmayı mümkün kılan bir anlayışın söz konusu olduğunu ifade eden Gülbahar, bunun açıkça cinsiyetçi bir yaklaşım olduğunu ve değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
“KAZANILAN TÜM HAKLAR MÜCADELEYLE KAZANILDI”
İkinci olarak konuşan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Avukat Funda Ekin, şu ana kadar elde edilen tüm kazanımların kadın hareketinin uzun yıllara yayılan mücadelesinin sonucu olduğunu ve kadınlara hakların tepeden verilmiş şeyler olmadığını, bunların sahada verilen mücadeleyle kazanıldığını ifade etti. Kadın avukatlar ve kadın hakları örgütlerinin hem şiddet alanında hem de medeni hukuk bağlamında boşanma, boşanmanın sonuçları, velayet ve nafaka gibi başlıklarda kadınların yaşadığı sorunları yakından bildiklerini belirtti.
“KADINA İSTİHDAMDA YER AÇMAYI HEDEFLEMEYEN BİR İKTİDAR ANLAYIŞI VAR”
İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının hükümetin yargı paketlerine yaklaşımını daha görünür hale getirdiğini söyleyen Ekin, mevcut politikaların kadınları ikincil konumda gören, onları ev içi bakım emeğine hapseden ve istihdamda yer açmayı hedeflemeyen bir iktidar anlayışı olduğunu dile getirdi. Bu nedenle yargı paketlerinde de benzer bir yönelimin görüldüğünü ve çoğu zaman küçük bir azınlığın taleplerinin dikkate alındığını belirtti.
Nafaka hakkının kadınlar açısından önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Ekin, kadınların evlilik sürecinde bakım emeğinin, çocuk bakımının ve ev işlerinin büyük bölümünü üstlendiğini ifade etti. Eğitimde yer bulamama, erken yaşta evlilik, çocuk bakım yükü nedeniyle istihdama katılamama ya da işten ayrılma gibi nedenlerle kadınların uzun yıllarını ev içi emeğe hapsolmuş şekilde geçirdiğini söyleyen Ekin, bu kazanımların da tam olarak bu yapısal eşitsizliği dengelemeye dönük olduğunu kaydetti.





