
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, kararın kadınları yoksulluğa ve erkeklere bağımlı hale getirme amacı taşıdığı belirtildi.
Nazlı Özbiçen
Anayasa Mahkemesi (AYM) süresiz nafaka düzenlemesini oy çokluğuyla iptal etti. İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi. İptal kararının gerekçesinin daha sonra yazılacağı belirtildi. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının, gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildi.
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesine ilişkin basın açıklaması yaptı. Dernek tarafından yapılan açıklamada, Anayasa Mahkemesi’nin kararının erkek egemen yargının kadınların yaşam hakkına yönelttiği yeni bir saldırı olduğu belirtildi.
“KADINLAR ŞİDDETİN İÇİNE HAPSEDİLMEK İSTENİYOR”
Açıklamada, “Aile yılı” adı altında yürütülen politikalarla kadınları boşanamaz, ayrılamaz, yoksulluğa mahkûm edilebilir hale getirmenin hedeflendiği ifade edildi. Kadınları şiddetin içine hapsetmek, emeğin görünmez kılmak ve hayatları denetim altına almanın amaçlandığı, nafaka hakkına dönük bu hamlenin tam da bu politik hattın bir parçası olduğu kaydedildi.
“KADINLAR YA İTAAT ETSİN YA DA YOKSULLUĞA MAHKUM KALSIN”
Açıklamada, Türkiye’de kadınların katledildiği, sistematik olarak şiddete maruz bırakıldığı, faillerin korunduğu ve cezasızlığın büyüdüğü belirtildi. Kadınların yoksulluk nafakasının hedef alınmasının, “kadınlar ya itaat edecek ya da yoksulluğa mahkum olacak” anlamına geldiği ifade edildi.
Nafakanın bir “lütuf” değil, erkek egemen sömürü düzeninin kadınlara dayattığı eşitsizliğin zorunlu bir telafisi olduğu belirtilen açıklamada, yıllarca ücretsiz bakım emeğiyle, görünmeyen işlerle ayakta tutulan düzenin bedelinin kadınlara ödetilemeyeceği, bu hakkın kadınların senelerce vermiş olduğu mücadeleyle kazandığı bir hak olduğu ve gasp edilemeyeceği vurgulandı.
“HAKLARIMIZI PAZARLIK KONUSU YAPTIRMAYACAĞIZ”
Açıklamada, kadın düşmanı politikalarla, yargı kararlarıyla ve “aile” söylemiyle kadınların özgürlüğünü ellerinden almaya çalışanlara seslenildiği, kadınları yoksulluğa, şiddete ve erkeklere bağımlı hale getirme planlarının bilindiği belirtildi. Hayatların bu politikalara sığmayacağı, hakların pazarlık konusu yaptırılmayacağı belirten dernek haklarından, hayatlarında ve özgürlükten vazgeçmeyeceklerini belirtti.
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği temsilcisi Didem Erkıvanç Türkay konuya ilişkin Antalya Kent Haber’in sorularını yanıtladı.
Erkıvanç, nafaka hakkının kadınların yıllarca verdiği mücadelenin sonucunda kazanılmış bir hak olduğunu, bu nedenle süresiz nafaka hakkının Anayasa Mahkemesi kararıyla ya da başka bir şekilde ortadan kaldırılmasını kabul etmediklerini söyledi. Erkıvanç, duruma en başından itibaren karşı çıktıklarını belirtti.
“KADINLAR BOŞANAMAZ HALE GETİRİLMEK İSTENİYOR”
Erkıvanç, bu kararın neden alındığını çok iyi bilindiğini, bunun kadınları boşanamaz hale getirmek ve erkeklere bağımlı kılmak için atılmış bir adım olduğunu, kadınları eve hapsetmeye yönelik politikaların bir parçası olduğunu söyledi. Bugüne kadar haklarından vazgeçmediklerini, dün bunun için mücadele ettiklerini, bugün de ettiklerini, yarın da etmeye devam edeceklerini belirten Erkıvanç, bu kararın bir an önce geri çekilmesini talep ettiklerini ifade etti.
“YETERLİ KAMUOYU OLUŞTURULMALI”
Erkıvanç, yeterli bir kamuoyu oluştuğu takdirde bu kararın geri çekilmesinin mümkün olduğunu, bunun önünde herhangi bir engel bulunmadığını söyledi. Sürekli yeni yargı paketleri ya da çeşitli düzenlemelerin gündeme geldiğini, özellikle mevcut iktidar döneminde kadın istihdamı yasa tasarıları, Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı, boşanma komisyonu kararları gibi birçok girişimle karşılaştıklarını belirten Erkıvanç, kadınların her zaman sokakta olduğunu ve bu girişimlerin birçoğunda geri adım attırmayı başardığını ifade etti.
Erkıvanç, bunun tamamen mücadeleyle ilgili bir süreç olduğunu, ne kadar güçlü tepki gösterilirse geri adım attırma ihtimalinin o kadar artacağını söyledi.
“BOŞANMAK BAŞLI BAŞINA ZOR BİR SÜREÇ”
Erkıvanç, tablonun çok net olduğunu, kadınların yıllarca çalıştırılmadığını, eve hapsedildiğini, ev işleri, bakım emeği ve görünmeyen emek dedikleri işlere mahkûm edildiğini belirtti. Daha sonra şiddet gördüklerinde ya da başka nedenlerle boşanmak zorunda kaldıklarında büyük bir mağduriyet yaşadıklarını, zaten ülkede boşanma sürecinin başlı başına oldukça zorlu bir süreç olduğunu ifade etti.
Boşanma sonrasında verilen nafakaların çoğu zaman oldukça cüzi miktarlardan oluştuğunu, bunların insanların hayatını kökten değiştirecek rakamlar olmadığını belirten Erkıvanç, süresiz nafakanın varlık nedeninin de burada yattığını söyledi.
“ÜÇ KURUŞLUK NAFAKAYA GÖZ DİKİLMİŞ DURUMDA”
Yıllarca çalışmamış, ekonomik bağımsızlığı elinden alınmış, eve mahkûm edilmiş bir kadın için kırk ya da elli yaşından sonra yeniden çalışma hayatına dâhil olmanın son derece zor olduğunu belirten Erkıvanç, süresiz nafakanın o kadının hayatını tamamen güvence altına almadığını, yalnızca biraz nefes almasını sağladığını ifade etti. Buna rağmen bugün o üç kuruşluk nafakaya bile göz dikilmiş durumda olduğunu, amacın onun da verilmemesi ve kadınların yeniden erkeklere bağımlı hale getirilmesi olduğunu söyledi.
“KADINLAR ‘AİLE’ KAVRAMLARININ İÇİNE SIKIŞTIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”
Kadınların şiddete göz yumması, boşanmaktan vazgeçmesi ve aile içinde kalmaya zorlanmasının hedeflendiğini belirten Erkıvanç, son dönemde yürütülen politikaların genel çerçevesinin de bu olduğunu söyledi. “Aile Yılı” söylemlerinin, kadınların aile kavramının içine hapsedilmesi anlayışını yansıttığını, Kadın Bakanlığı’nın kaldırılarak yerine Aile Bakanlığı’nın getirilmesinin de bunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Erkıvanç, bunların kadınları görünmez kılan ve kadın haklarını geriye götüren politikalar olduğunu belirtti. Bu nedenle sürekli sahada olduklarını, sürekli karşı çıktıklarını ve mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini söyledi.
“HANESİNE GELİR GİREN KADINLAR DA GEÇİNMEKTE ZORLANIYOR”
Erkıvanç, yaşanan durumun kadınların temel hak ve hizmetlere erişememesinin bir sonucu olduğunu, derneği arayan kadınlara bakıldığında bunun açıkça görüldüğünü belirtti. Nafaka bir kenara bırakıldığında, evli olan ve hanesine gelir giren kadınların bile geçinmekte zorlandığını, asgari ücretle çalışan insanların mevcut ekonomik koşullarda yaşamlarını sürdüremediğini ifade etti. Bu nedenle kadınları sosyal hizmetlere, valiliklere, kaymakamlıklara, belediyelere yönlendirdiklerini ancak buralardaki desteklerin de çoğu zaman ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini söyledi.
“KABUL EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL”
Erkıvanç, günümüz koşullarında nafakanın zaten başlı başına bir geçim kaynağı olmaktan çok uzak olduğunu, asgari ücretle çalışan ailelerin de geçinemediği bir ortamda boşanmış kadınların elindeki nafakayı da kesmeye çalışmanın kabul edilebilir bir yaklaşım olmadığını belirtti.





