Antalya Kadın Platformu’ndan Diyanet’in kadınların miras hakkını hedef alan hutbesine tepki: “Kadınlar olarak bu ülkenin geleceğini yarıya razı olmayarak, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle kuruyoruz”

Antalya Kadın Platformu diyanet açıklaması Antalya Kadın Platformu diyanet açıklaması

Diyanet’in kadınların miras hakkını hedef alan cuma hutbesine karşı Antalya Kadın Platformu bugün basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Kadınların kazanılmış eşit miras hakkına dini gerekçelerle saldırı, patriyarkal düzenin kadınları ikinci plana itme girişimidir” denildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, bugün yayımladığı “Kul hakkı ateşten gömlek” başlıklı Cuma hutbesinde kadınların miras hakkı hedef alındı.

Hutbenin miras hakkına ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“Karşılıklı rıza olmadan, Yüce Rabbimizin koyduğu miras ölçüsünü değiştirmek, ilahî adalete aykırıdır.”

“Dolayısıyla kişinin kız çocuklarını mirastan mahrum bırakması, kız çocuklarının da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır.”

Antalya Kadın Platformu bugün (20 Ağustos) Muratpaşa ilçesindeki Attolos Heykeli önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

“TÜRK MEDENI KANUNU’NUN AÇIK HÜKÜMLERINE AYKIRIDIR”

“Eşitlikten, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz” başlıklı açıklamada, “15 Ağustos 2025’te Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından okutulan hutbede, kız çocuklarının mirastan erkeklerin yarısı kadar pay almasının ‘ilâhî adalet’ olduğu vurgulanmış, bu duruma itiraz edenler “kul hakkına girmekle” itham edilmiştir. Kadınların kazanılmış eşit miras hakkını hedef alan bu söylem, Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesine ve Türk Medeni Kanunu’nun açık hükümlerine aykırıdır” denildi.

Açıklamada, kadınların eşit miras hakkının yalnızca mülkiyet hakkı değil; ekonomik bağımsızlık, toplumsal eşitlik ve şiddetten korunma açısından da temel bir güvence olduğu vurgulandı. Bu hakkın Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı en önemli kazanımlardan biri olduğu ve Anayasa ile Türk Medeni Kanunu tarafından güvence altına alındığı belirtildi.

Anayasa’nın 10. Maddesi’nde belirtilen “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” atıfta bulunulan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Türk Medeni Kanunu ise miras hakkını, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin eşit şekilde düzenler. Bu düzenlemeler, kadın ve erkek arasında hak ve yükümlülüklerde eşitliği güvence altına alır ve bağlayıcıdır. Biz kadınlar, yüzyıllardır süren mücadelemizle eşit yurttaşlık hakkımızı, eşit miras hakkımızı kazandık. Bugün dini söylemlerle kadınların payına düşen eşit hakların gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Kadınlara ‘yarıya razı ol’ denilmesi, sadece mirastan değil, yaşamın tüm alanlarından payımızı eksiltme niyetinin göstergesidir.”

Antalya Kadın Platformu diyanet açıklaması

“BIR ÜLKEDE, ARABULUCULUK KADINLARI ZORLA UZLAŞMAYA SÜRÜKLEMEKTEN BAŞKA BIR IŞE YARAMAYACAKTIR”

Aile hukukunda arabuluculuk çalışmalarının kadınların kazanılmış haklarına yönelik bir tehdit olduğunu söylenen açıklamada, “Kadına yönelik şiddetin, ekonomik eşitsizliklerin ve toplumsal baskının bu kadar yoğun yaşandığı bir ülkede, arabuluculuk kadınları zorla uzlaşmaya sürüklemekten başka bir işe yaramayacaktır” denildi.

 Ataerkil bir toplumda aile arabuluculuğu, mevcut eşitsizlikleri derinleştireceği vurgulanan açıklamada, “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu açıkça belirtir: Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda uygulanır. Oysa Türkiye’de aile çatısı altında kadınların serbestçe tasarrufta bulunabileceği bir alan yoktur. ‘Kutsal aile’ söylemi, kadına yönelik şiddetin her türünü meşrulaştıran ideolojik bir kalkan işlevi görür. Kaldı ki ‘aile içi şiddet’ , ‘evlilik içi tecavüz’ gibi yargılamalarda en çok karşımıza çıkan sorunlar da arabuluculuğa elverişli değildir” sözleri kullanıldı.

Adalet Bakanı’nın yaptığı açıklamayla aile arabuluculuğu ile “aile mahremiyetinin korunacağı” vurgusunu öne çıktığı ifade edilen açıklamda, şu ifadeler kullanıldı:

“Bu vurgu, son derece tehlikelidir. Kadınların yalnızca kadın oldukları için her gün öldürüldüğü, şiddetin neredeyse rutin hale geldiği bir ülkede; kadınların eşitlik mücadelesi ve yaşam hakkı karşısında “aile mahremiyetinin” öncelenmesi, iktidarın önceliklerinin net ifadesidir. Bakan aynı konuşmada Avrupadaki örnekleri anlatıyor. Madem öyle soruyoruz: Bakan Avrupa’daki uygulamalardan bahsederken orada halen uygulanan İstanbul Sözleşmesinden Türkiye neden çekildi?”

“SESIMIZ SUSMAYACAK, DIRENIŞIMIZ BITMEYECEK”


Açıklamada, son olarak şu ifadeleri kullandı:

“Kadınların kazanılmış eşit miras hakkına dini gerekçelerle saldırı, patriyarkal düzenin kadınları ikinci plana itme girişimidir. Aile hukukunu arabuluculuk kapsamına almak, erkek şiddeti ve eşitsizlik koşullarında kadınları hak kayıplarına mahkûm etmektir.Kadınların yaşam hakkına, özgürlüğüne ve eşitliğine yönelik her türlü müdahaleye karşı feminist dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Cuma hutbeleriyle kadınları hedef alan Diyaneti uyarıyoruz! Camilerde okutulan hutbeler üzerinden algı yaratarak, kadınların kazanılmış haklarını gasp etmeye dönük siyaseti meşrulaştırmanıza izin vermeyeceğiz. Kadınlar olarak bu ülkenin geleceğini yarıya razı olmayarak, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle kuruyoruz. Sesimiz susmayacak, direnişimiz bitmeyecek!”

Antalya Kadın Platformu