
İstanbul Esenyurt’ta bir grubun saldırısı sonrası 10 Ekim’de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden gazeteci, ekolojist ve belgeselci Hakan Tosun için Antalya Ekoloji Ağı basın açıklaması düzenledi.
Haber: Yasin Çoban-Demet Gökçe
10 Ekim akşamı İstanbul’da evine dönerken ailesiyle iletişim kuran gazeteci Hakan Tosun’dan o günden bu yana haber alınamıyordu. Tosun’un, Esenyurt’ta yaşayan ailesinin yanına giderken yolda darbedildiği ve hastaneye kaldırıldığı ortaya çıkmıştı.
Başına aldığı darbe sonucu yol kenarında baygın halde bulunan Tosun’un üzerinde kimlik ya da belge olmadığı için, bilinci kapalı şekilde hastaneye götürülmesine rağmen ailesine ulaşılamadığı bildirilmişti. Beyin kanaması geçiren ve bilinci kapalı olan Hakan Tosun’un tedavisinin yoğun bakımda sürdüğü, ancak 13 Ekim Pazartesi günü beyin ölümünün gerçekleştiği açıklanmıştı.
“HAKAN TOSUN’A NE OLDU”
Antalya Ekoloji Ağı ve Hakan Tosun’un dostları tarafından 1 Mart’ta saat 14:00’da Muratpaşada’ki Attolos Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını grup adına Erol Malçok okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“10 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımız ve dostumuz Hakan Tosun’a ulaşamayan ailesiyle birlikte ‘Hakan Tosun nerede?’ sorusunu sormaya başladık. Yaklaşık 30 saat sonra Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde olduğunu öğrendik. Bilincinin kapalı olduğunu öğrendiğimizde ise tek bir soruya odaklandık: ‘Hakan Tosun’a ne oldu?’ O andan itibaren kamuoyuna çağrıda bulunarak, Hakan’a ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, kamera görüntülerinin eksiksiz şekilde toplanmasının ve tanık beyanlarının titizlikle alınmasının hayati önem taşıdığını ifade ettik”

Açıklamada, olayın nasıl gerçekleştiğinin avukatlar aracılığıyla ayrıntılı biçimde incelenmeye çalışıldığı belirtildi.
Açıklamada, soruşturmanın henüz başında kamuoyuna servis edilen görüntülere dikkat çekilerek, “Ancak soruşturmanın henüz başında, basın aracılığıyla yalnızca bir kişinin Hakan’a yumruk attığı ve Hakan’ın yere düştüğü anlara ilişkin görüntüler servis edildi. Hakan’ın yalnızca bu yumruk nedeniyle hayatını kaybettiğine inanmamız beklendi” denildi.
Olayın resmi tutanaklarda aktarıldığı gibi gerçekleşmediği savunulan açıklamada, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için girişimlerde bulunulduğu ancak karşılık alınamadığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Israrlı sorularımız ve avukatlarımızın incelemeleri sonucunda, olayın tutanaklarda aktarıldığı biçimde gerçekleşmediğini gördük. Dosyadaki eksikliklerin giderilmesi defalarca talep edilmesine rağmen bu talepler karşılık bulmadı. Mevcut görüntüleri ayrıntılı biçimde inceledik, raporladık ve olay örgüsünün farklı olduğunu somut verilerle ortaya koyduk. Buna rağmen, gözümüzle gördüğümüz ve delillerle ortaya koyduğumuz tablo yerine, gerçeğe aykırı bir olay kurgusu yapılmış ve bu doğrultuda savcılık fezlekesi hazırlanmıştır.”
“KATILLER İKİ BUÇUK YIL CEZA ÇEKIP SALINACAKLARDIR”
Hakan Tosun’un maruz kaldığı şiddet sonucu hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, “Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen fezlekede, iki tutuklu şüphelinin ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçundan cezalandırılması talep edilmiş; ayrıca şüpheliler lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiştir. Bu hukuki nitelendirmenin dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı açık ve nettir. Yargılamayı yapacak olan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi de bu hukuk dışı fezlekeye uygun bir karar verirse; katiller iki buçuk yıl ceza çekip salınacaklardır. Oysa kasten öldürmenin cezası müebbet hapistir” sözlerine yer verildi.
“ŞİDDETIN BOYUTU SANIKLARIN ÖLDÜRME KASTIYLA HAREKET ETTİĞİNİN KANITIDIR”
Adli Tıp raporuna göre ölüm künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiği ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Adli Tıp raporuna göre ölüm; künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiştir. Kamera kayıtlarında mağdurun baş bölgesine yönelik birden fazla ve yoğun tekme ve yumruk atıldığı görülmektedir. Vücudunun başka yerlerinde de yaralanmalar tespit edilmiştir. Hakan, aldığı ilk darbelerden sonra güçlükle toparlanıp olay yerinden uzaklaşmaya çalışmış, ancak sanıklar bir süre sonra tekrar olay yerine gelerek darp etmeye devam etmiştir. Bu ısrarlı takip ve şiddetin boyutu sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiğinin kanıtıdır.”
“YARALAMA KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Şiddetin yalnızca yaralama kapsamında değerlendirilmesini hukuken kabul edilemeyeceği belirtilen konuşmada, “Hayati bölgeye yönelmiş, tekrarlayan ve ölümle sonuçlanan bu şiddetin yalnızca “yaralama” kapsamında değerlendirilmesi hukuken kabul edilemez. Ortada kasıtlı öldürme suçu vardır ve asla haksız tahrik söz konusu değildir. Fezlekede, saldırganların ve yönlendirilmiş tanıkların sözlü ifadelerine dayanılarak sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması istenmiştir. Ancak buna dayanak gösterilen tanık beyanları tarafsız olmayıp tamamen uydurmadır. Bu beyanlar görüntülerle yalanlanmıştır. Hakan’ın saldırganlara yönelik tahrik edici hiçbir davranışı olmamıştır” sözlerine yer verildi.
Savcılık soruşturmasında saldırganların arkasında azmettiren bulunup bulunmadığı, iletişim kayıtları ve olayın organizasyon boyutuna ilişkin kapsamlı incelemelerin yapılmadığının görüldüğünü belirtilen açıklamada şunlara yer verildi:
“Savcılık olayın iştirakçisi olan motosikletli şahıs hakkında da bir işlem yapmamış, bu şahsı dosyanın muteber tanığı olarak değerlendirmiştir. Oysa bu şahıs başından sonuna kadar saldırının içindedir ve sosyal medya hesabından daltonlarla, çetelerle ve infaz timleriyle ilişkili olduğunu gösterir paylaşımlar yapmıştır. Bu dosya yalnızca bir ceza dosyası değildir; yaşam hakkının korunması bakımından da temel bir önem taşımaktadır. Eylemin hukuki nitelendirilmesini doğru yapılması, soruşturmanın eksiksiz yürütülmesi ve sorumluluğu bulunan herkesin adil şekilde yargılanması gerektiğini kamuoyuna saygıyla bildiririz. Aksi takdirde cezasızlık algısı oluşacak, sokak çeteleri cesaret kazanacak ve hiç kimsenin can güvenliği olmayacaktır.”
“ÖLDÜRME KASTI ÇOK AÇIK VE PLANLI BIR SALDIRI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Gerçekleşen basın açıklaması sonrasında Antalya Kent Haber’in sorularına cevap veren Erol Malçok, savcılık öldürme kasıt yoktur diyor ama Hakan’ın sokağa girdiğinde direkt motosikletten inen iki kişinin saldırdığını belirtiyor. Malçok yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:
“Hakan’ın tahrik etmesi falan söz konusu değil. Emniyetin kendi yayınladığı görüntüler bile böyle. Sonrasında da Hakan’ı dövdükten sonra bu iki kişi gidiyor. Motosikletle onlara yardımcı olan başka biri tekrar geliyor ve ölüp ölmediğini kontrol edip kafayı darp etmeye devam ediyorlar. Yani bu durumda öldürme kastı yoktur, Hakan o iki kişiyi tahrik etmiş de onlar da ona bir yumruk atmış gitmiş kendi kendine ölmüş gibi bir tuhaflık söz konusu. Öldürme kastı çok açık ve planlı bir saldırı olduğunu düşünüyorum. Aralarında biz ağız dalaşı bir tartışma falan gerçekleşmiyor.”
“ÖLDÜRME KASTIYLA SALDIRDIĞI ÇOK AÇIK”
Malçok, Hakan Tosun dosyasına ilişkin yaptığı açıklamada kamera kayıtlarının olayın aydınlatılması açısından açık bir delil olduğunu belirtti. Görüntülerin saldırının niteliğini net biçimde ortaya koyduğunu savunan Malçok, olay sonrası yaşananlara dair de çarpıcı iddialarda bulundu.
Malçok, “Kamera kayıtları zaten başlı başına bir delil ve orada bir sorun yok. Görüntüler her şeyi açıkça ortaya koyuyor” dedi.
Sürece ilişkin yeni bir iddiayı da paylaşan Malçok, “Bu arada Halk TV’den Umut Taştan gazeteci ortaya çıkarmıştı. Mahalledeki katillerden birisinin babası gidiyor, esnaftan kamera kayıtlarını alıyor. Polis onu henüz kayıt altına almamışken, sadece izleyip gitmişken. ‘Sonra sorarsa polis geldiğinde, kayıtlar bende dersiniz’ diyor. Yani burada bir organize, planlı bir şey var” ifadelerini kullandı.
Saldırının öldürme kastıyla gerçekleştirildiğini öne süren Malçok, “Saldırıdan sonra zaten hastaneye kaldırılıyor ve kısa bir süre sonra yoğun bakıma alınıp beyin ölümü gerçekleşiyor. Öldürme kastıyla saldırıldığı çok açık” şeklinde konuştu.

“HAKAN TOSUN’UN DOSTLARI OLARAK ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK”
Yaşananların ciddi bir insan hakları sorunu olduğunu savunan Malçok, hastane ve güvenlik birimlerinin yeterince ilgili davranmadığını öne sürdü.
Malçok, Tosun’un ailesi ve yakınlarının süreci yakından takip etmemesi halinde daha ağır bir tabloyla karşılaşılabileceğini belirterek, “Zaten Hakan’ın peşine düşmeseydik kimsesizler mezarlığında olacaktı. Maalesef orada da hem hastane hem de güvenlik ekibi yeterince ilgili davranmamış. Bir köşede Hakan’ın beklediğini öğreniyoruz” dedi.
Ailenin yoğun çabası sonrası Tosun’un tedavi altına alındığını ifade eden Malçok, “Ailenin yoğun baskısından sonra yoğun bakıma alınıyor, tedavi altına alınıyor yoksa bir yerde bırakılmış durumdaymış. Ondan sonra bu ısrarlı takip, basın paylaşımları, sosyal medya paylaşımları olmasaydı sanırım Hakan’ı kimsesizler mezarlığında bulacaktık” ifadelerini kullandı.
Genel medyanın sürece yeterince ilgi göstermediğini savunan Malçok, olayın toplumun güvenlik algısını zedelediğini dile getirerek, “Burada temel bir insan hakları sorunu var. İstanbul’un orta yerinde bir insan saldırıya uğruyor, öldürülüyor ve bu hiçbirimizin can güvenliği olmadığı anlamına geliyor” diye konuştu.
Hazırlanan savcılık fezlekesine de tepki gösteren Malçok, “Savcılık fezlekesi çok akıllara sığmayacak inanılmaz bir fezleke” sözleriyle hukuki sürece ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
“ALINAN KARARLARA GÖRE TUTUMUMUZU BELİRLEYECEĞİZ”
Alınan kararlara göre tutumlarını belirleyeceklerini belirten Malkoç konuşmasında, “Daha duruşmalar olmadı bu savcılık fezlekesi. Umarım Bakırköy hakimleri bu konuda farklı davranır savcılık fezlekesinin saçmalığını onlar da görür ve farklı kararlar verirler. Davanın seyri farklı izler. Tabi ki davanın birçok süreci olacak. Avukat arkadaşlar daha iyi bilir de onun üst mahkemelere taşınması falan, henüz işin çok başındayız. Fezleke aşamasındayız ve sonraki süreçlerde alınan kararlara göre biz de tutumumuzu belirleyeceğiz” sözlerine yer verdi.





