Antalya’da istilacı balık türleri balıkçı tezgâhlarını nasıl etkiliyor?

antalya istilacı balık türleri balıkçı tezgâhları antalya istilacı balık türleri balıkçı tezgâhları
Görsel: Yapay zeka ile üretilmiştir.

Antalya’da istilacı balıkların artışı av kompozisyonunu ve balıkçı gelirlerini değiştirirken bazı yeni türler de tezgâhlarda yer bulmaya başlıyor.

Antalya Körfezi’nde deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesi ve Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen tür geçişleri, balıkçılığın yalnız ekolojik yapısını değil ekonomik zincirini de değiştiriyor. Balon balığı ve aslan balığı gibi türler kamuoyunda daha fazla bilinirken Kızıldeniz kökenli çok sayıda balık Akdeniz’de kalıcı popülasyonlar oluşturuyor.

Bu değişimin son noktalarından biri de balıkçı tezgâhları. Ancak bütün istilacı veya yerli olmayan türler tezgâhlara aynı biçimde yansımıyor. Bazıları av araçlarına zarar vererek balıkçının maliyetini artırıyor, bazıları ekonomik değeri düşük olduğu için pazara ulaşmıyor, bazı yenilebilir türler ise zaman içerisinde tüketici tarafından tanınarak ticari ürüne dönüşebiliyor.

Antalya, Mersin, Adana ve Hatay kıyılarında yapılan ve Şubat 2026’da yayımlanan akademik araştırmada da küçük ölçekli balıkçılıkta av aracı zararlarının arttığı, av kompozisyonunun daha düşük ekonomik değer taşıyan türlere kaydığı ve gelir kayıplarının yükseldiği tespit edildi.

Her yabancı balık istilacı tür mü?

Hayır.

Bir denize sonradan ulaşan tür için “yerli olmayan tür” tanımlaması kullanılabilir. Ancak her yerli olmayan türün aynı ölçüde ekolojik zarar oluşturduğu veya teknik anlamda istilacı özellik gösterdiği söylenemez.

Akdeniz’deki değişimin önemli bölümünü Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleşen Lessepsiyen göç oluşturuyor. Bazı türler hızla çoğalıp yerli türlerle rekabete girerken bazıları ekonomik balıkçılığın parçasına dönüşebiliyor.

Bu nedenle bütün yeni türleri tek bir ekonomik veya ekolojik kategori altında değerlendirmek yerine tür bazında incelemek gerekiyor.

Antalya’da balıkçılar istilacı türlerden etkileniyor mu?

Antalya özelinde yayımlanan 2025 tarihli balıkçılık araştırması bu etkinin balıkçılar tarafından doğrudan hissedildiğini gösteriyor.

Antalya’da balıkçılarla yüz yüze görüşmeler üzerinden gerçekleştirilen araştırmada kullanılan teknelerin yüzde 86’sının on metreden küçük olduğu belirlendi. Balıkçıların büyük bölümü istilacı türlerin artması, trol faaliyetleri, su kirliliği ve deniz suyu sıcaklığındaki yükseliş nedeniyle balıkçılığın kötüye gittiğini ifade etti.

Bu sonuç özellikle küçük ölçekli kıyı balıkçılarının denizdeki tür değişimine karşı daha hassas olabileceğine işaret ediyor.

İstilacı türler balıkçı tezgâhını nasıl değiştiriyor?

Etki doğrudan ve dolaylı iki şekilde ortaya çıkıyor.

Doğrudan etkide daha önce Antalya’da yaygın olmayan ancak yenilebilir ve ticari değeri bulunan türler avlanarak satış zincirine girebiliyor.

Dolaylı etkide ise balon balığı gibi pazarlanamayan türlerin ağlara girmesi, av araçlarını parçalaması veya ekonomik değeri yüksek türlerin stokları üzerinde baskı oluşturması balıkçının av miktarını ve maliyetini değiştirebiliyor.

Sonuçta tüketicinin tezgâhta gördüğü balık çeşitleri de zaman içerisinde değişebiliyor.

Antalya’da balıkçıların av kompozisyonu değişiyor mu?

2026 yılında yayımlanan Doğu Akdeniz araştırması, küçük ölçekli balıkçılıkta av kompozisyonunun daha düşük değerli türlere doğru kayabildiğini ortaya koyuyor.

Araştırma Antalya’yı da kapsıyor ve yerli olmayan türlerin ekolojik etkilerinin ekonomik sonuçlara dönüştüğünü belirtiyor. Ağ ve diğer av araçlarındaki hasarın artması da balıkçı açısından ayrı bir maliyet oluşturuyor.

Bu nedenle tezgâhtaki değişimi yalnız “yeni balık geldi” şeklinde okumak eksik kalıyor. Balıkçının denizde harcadığı zaman, kullandığı ağın ömrü, hedeflediği türün bulunabilirliği ve avın satış değeri de birlikte değişebiliyor.

Balon balığı neden balıkçı için önemli bir sorun?

Balon balığı Antalya ve Doğu Akdeniz balıkçılığındaki en görünür istilacı türlerden biri.

Tarım ve Orman Bakanlığı, balon balıklarının doğal balık stoklarına ve balıkçıların av araçlarına zarar verdiğini belirtiyor. Bakanlığın destek programının amaçları arasında balon balığı popülasyonu üzerinde av baskısı oluşturmak, sucul biyolojik çeşitliliği korumak ve balıkçılığın ekonomik zararını azaltmak bulunuyor.

Balon balığının güçlü diş yapısı özellikle olta ve ağlarda hasara neden olabiliyor. Böylece satış değeri olmayan bir balığın yakalanması yalnız “boş av” anlamına gelmiyor; kullanılan ekipmanda da ek maliyet yaratabiliyor.

Balon balığı tezgâhta satılabilir mi?

Destekleme kapsamında avlanan balon balıklarının normal gıda pazarına verilmesine izin verilmiyor.

Yürürlükteki Balon Balığı Avcılığının Desteklenmesine İlişkin Tebliğ, destekleme kapsamında avlanan balon balıklarının belirlenen teslim noktaları dışında başka yere teslim edilemeyeceğini, gıda veya yem ve bunların türevlerinde kullanılamayacağını ve ticari olarak alınıp satılamayacağını düzenliyor.

Dolayısıyla balon balığı, istilacı bir türün tezgâhta yeni bir tüketim ürünü haline gelmesinin örneği değil.

Aksine balıkçının yakaladığı istilacı türün gıda zincirine sokulmadan farklı bir mücadele sistemi içerisinde değerlendirilmesinin örneği.

Balon balığı neden tüketilmemeli?

Temel neden tetrodotoksin.

Tarım ve Orman Bakanlığının yayımladığı bilimsel araştırma sonuçlarında Antalya Körfezi’nde incelenen benekli balon balıklarının toksin oranlarının yılın bütün aylarında kabul edilebilir seviyelerin üzerinde bulunduğu ve tüketimin ciddi sağlık riski oluşturabileceği belirtildi.

Bu nedenle balon balığının profesyonel olmayan yöntemlerle temizlenerek tüketilmesi güvenli kabul edilmiyor.

Balıkçı tezgâhında benzer görünümlü bir ürün konusunda şüphe varsa ürünün tür adının kontrol edilmesi önemli.

2026’da balon balığı avlayan balıkçıya ne kadar destek veriliyor?

Balon balığı destek sistemi 2026 yılında da devam ediyor.

11 Temmuz 2026 tarihli düzenlemeyle destek miktarları yeniden değiştirildi. Benekli balon balığı olarak bilinen Lagocephalus sceleratus için yüz bin adede kadar her birey başına 35 TL, diğer yedi destek kapsamındaki balon balığı türünde ise bir milyon adede kadar her birey için 10 TL destek ödenmesi kararlaştırıldı. Düzenleme 1 Ocak 2026’dan geçerli olacak şekilde yürürlüğe girdi.

Bu uygulamanın amacı balon balığından gıda pazarı oluşturmak değil, tür üzerinde av baskısı yaratarak ekolojik ve ekonomik zararını azaltmak.

Balon balığı desteği balıkçının kaybını tamamen karşılıyor mu?

Bunu Antalya geneli için kesin biçimde söylemeye yetecek güncel bir ekonomik veri bulunmuyor.

Destek balıkçı açısından ek gelir oluşturabilir ancak balon balığının neden olduğu ağ, misina, iğne ve hedef av kayıplarının her balıkçıdaki büyüklüğü farklı.

2026 Doğu Akdeniz araştırmasında da istilacı türlerden kaynaklanan av aracı zararları ve gelir kayıpları küçük ölçekli balıkçılar açısından sorun olarak tespit edildi.

Dolayısıyla destekleme, sorunun ekonomik etkisini azaltan araçlardan biri olsa da bütün zararı ortadan kaldırdığı sonucuna varmak mümkün değil.

Aslan balığı balon balığından neden farklı?

Aslan balığı da yerli olmayan ve yayılım gösteren türlerden biri ancak balon balığıyla aynı gıda güvenliği profiline sahip değil.

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, aslan balığının zehirli diken ışınları uygun şekilde temizlendiğinde etinin tüketilebildiğini ve türün ekonomiye kazandırılması için çalışmalar yürütüldüğünü belirtiyor.

Bu nedenle aslan balığında mücadele yöntemlerinden biri kontrollü avcılık yoluyla pazar oluşturmak.

Aslan balığı Antalya’da tezgâha girmeye başladı mı?

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, daha önce yürüttüğü çalışmalar sonucunda aslan balığının avcılığının yapılarak pazarda yer bulmaya başladığını ve otel-restoran menülerine girdiğini açıklamıştı.

Ancak bu durum aslan balığının Antalya’daki bütün balık tezgâhlarında yaygın olarak bulunduğu anlamına gelmiyor.

18 Eylül 2026 itibarıyla Antalya genelindeki perakende balık satış noktalarında aslan balığının ne kadar satıldığını, toplam satış içerisindeki payını veya ilçe bazındaki fiyatlarını gösteren güncel ve kapsamlı bir kamu veri seti bulunmuyor.

2026’da Antalya’da aslan balığıyla mücadele sürüyor mu?

Evet.

Temmuz 2026’da Demre Çayağzı Limanı’nda istilacı aslan balığına yönelik avlama ve tadım etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte yedi takım ve yirmi bir katılımcı tarafından toplam 151 aslan balığı yakalandı. Etkinliğin amacı türün kontrolü, sürdürülebilir balıkçılık ve tüketici farkındalığı olarak açıklandı.

Antalya Büyükşehir Belediyesinin önceki çevre çalışmalarında da aslan ve balon balığı avlama etkinliklerinin istilacı türlerle mücadele kapsamında düzenlendiği görülüyor.

Aslan balığının tezgâha girmesi istilayı azaltabilir mi?

Teorik olarak hedefli av baskısı popülasyon üzerinde baskı oluşturabilir.

Aslan balığının tüketilebilir bir ürün haline getirilmesindeki temel yaklaşımlardan biri de bu: ekonomik talep oluştuğunda balıkçı için türü denizden çıkarma motivasyonu artabilir.

Ancak bilimsel çalışmalar bunun otomatik ve tek başına yeterli bir çözüm olmadığını gösteriyor.

2025 yılında yayımlanan aslan balığının gıda olarak değerlendirilmesine ilişkin çalışmada tedarik sürekliliği, maliyet, temizleme güçlüğü ve tüketicinin türe yönelik olumsuz algısının pazar oluşumunun önündeki temel sorunlar arasında olduğu belirtildi.

Dolayısıyla “tezgâhta satılırsa istilacı tür sorunu çözülür” şeklinde doğrudan bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Aslan balığı neden her balıkçı tezgâhında görülmüyor?

Bir balığın denizde bol olması, pazarda otomatik olarak yaygınlaşması anlamına gelmiyor.

Ticari zincirin oluşabilmesi için düzenli av, uygun temizleme, soğuk zincir, tüketici talebi ve satıcının ürünü tanıması gerekiyor.

Aslan balığında zehirli dikenlerin güvenli şekilde uzaklaştırılması da ürün hazırlama sürecine ek işlem getiriyor.

2025 tarihli araştırmada aslan balığının pazarlanması açısından tedarik, maliyet, temizleme ve tüketici algısının başlıca sorunlar olduğu tespit edildi.

Bu nedenle türün ekonomiye kazandırılması bir anda değil, pazarın aşamalı olarak oluşmasıyla gerçekleşebiliyor.

Antalya’da başka yabancı türler de sofraya girdi mi?

Evet.

Akdeniz’de yerli olmayan türlerin tamamı ekonomik açıdan değersiz değil.

Akdeniz Üniversitesi ve su ürünleri araştırmacılarının değerlendirmelerinde lokum balığı, paşa barbunu ve çizgili gargur gibi Kızıldeniz kökenli bazı türlerin zaman içerisinde balıkçılık ekonomisine katıldığı belirtiliyor. Paşa barbunu ve bazı diğer göçmen türlerin tezgâhlarda tüketiciyle buluştuğu ifade ediliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının su ürünleri kayıtlarında da paşa barbunu ticari türler arasında yer alıyor.

Bu örnekler, Akdeniz’deki tür değişiminin tezgâhlarda yalnız azalma değil aynı zamanda tür çeşitliliğinin dönüşmesi şeklinde de görülebildiğini gösteriyor.

Yerli türlerin yerini yabancı balıklar mı alıyor?

Bazı alanlarda tür kompozisyonunun değiştiğine ilişkin bilimsel bulgular var ancak bütün yerli türlerin yabancı türler tarafından tamamen ortadan kaldırıldığı söylenemez.

2026 Doğu Akdeniz araştırması, sığ kıyı habitatlarında ekosistem bütünlüğü ve besin ağı dinamiklerinin değiştiğini; küçük ölçekli balıkçılıkta ise avın daha düşük değerli türlere kayabildiğini ortaya koyuyor.

Akdeniz Üniversitesi’nden uzmanlar da ısınan denizle birlikte Kızıldeniz kökenli türlerin giderek daha görünür hale geldiğini ve bazı yeni türlerin ekonomik olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Ancak değişimin tek nedeni istilacı türler değil. Aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı ve deniz suyu sıcaklığındaki artış da yerli stokları etkileyen faktörler arasında.

Deniz sıcaklığının artması tezgâhı neden etkiliyor?

Balıkların dağılımı su sıcaklığıyla yakından ilişkili.

Deniz ısındıkça sıcak suya uyumlu türlerin daha kuzeye ve batıya yayılması kolaylaşabiliyor. Buna karşılık bazı yerli türlerin yaşam ve üreme alanlarında değişiklik görülebiliyor.

Bu değişim önce balıkçının ağına, ardından balık hali ve perakende satış noktalarına yansıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı da balon balıklarının yayılımını iklim değişikliği ve küresel ısınmayla birlikte değerlendiriyor.

Bu nedenle Antalya’daki balık tezgâhlarının tür yapısındaki değişim yalnız ticaret tercihi değil, Akdeniz ekosistemindeki daha geniş dönüşümün bir sonucu.

İstilacı türler balık fiyatlarını artırıyor mu?

Antalya’da istilacı türlerin belirli bir balığın perakende fiyatını ne kadar artırdığını gösteren güncel ve kapsamlı veri bulunmuyor.

Bu nedenle örneğin “balon balığı nedeniyle çipura şu kadar pahalandı” şeklinde doğrudan bir bağlantı kurmak mümkün değil.

Ancak ekonomik mekanizma açısından av araçlarının daha sık zarar görmesi, hedef türlerin azalması veya av için daha fazla zaman ve yakıt harcanması balıkçının maliyetlerini artırabilir.

Antalya balıkçılığı üzerine 2025 yılında yayımlanan çalışmada balıkçıların yüzde 36’sının genel pahalılık nedeniyle giderlerinin arttığını belirtmesi, buna ek olarak istilacı türlerin artışının balıkçılığın kötüleşmesinde başlıca sorunlardan biri olarak gösterilmesi dikkat çekiyor.

Fakat tezgâh fiyatları aynı zamanda sezon, hava, yakıt, av miktarı, yetiştiricilik üretimi ve tedarik zinciri gibi çok sayıda faktörden etkileniyor.

Av araçlarındaki zarar tüketiciye yansır mı?

Doğrudan ölçülmüş Antalya verisi olmadan belirli bir oran vermek mümkün değil.

Ancak balıkçının ağını, oltasını veya diğer ekipmanını daha sık değiştirmek zorunda kalması işletme maliyetini artırıyor.

2026 tarihli Doğu Akdeniz araştırmasının av aracı hasarları ile gelir kayıplarını birlikte tespit etmesi bu ekonomik baskıyı doğruluyor.

Maliyet artışının ne ölçüde perakende fiyatına aktarıldığı ise balığın türüne, arz miktarına ve satış kanalına göre değişebilir.

Tezgâhlardaki balığın tür adı yazılmalı mı?

Evet.

Su Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yerleri Yönetmeliğine göre perakende satış noktasında sergilenen veya satışa sunulan su ürünlerinde ürünün adını ve fiyatını belirten etiket bulunması gerekiyor. Ayrıca tüketicinin görebileceği tazelik bilgileri de satış alanında yer almalı.

Akdeniz’deki tür çeşitliliğinin hızla değişmesi nedeniyle ürün adının doğru yazılması tüketici açısından daha da önemli hale geliyor.

Özellikle görünüş olarak benzer türlerin farklı isimlerle veya yerel adlarla bilinmesi yanlış anlaşılma yaratabilir.

Yabancı tür yerli tür adıyla satılabilir mi?

Tüketicinin yanıltılmaması gerekiyor.

Balık tezgâhındaki üründe ürün adının doğru biçimde belirtilmesi mevzuatın temel gerekliliklerinden biri.

Örneğin paşa barbunu ile yerli barbun biyolojik olarak aynı tür değil. Benzer biçimde bazı göçmen türlerin yerel pazarda başka balıkların adıyla anılması tüketicinin hangi ürünü satın aldığını anlamasını zorlaştırabilir.

Dolayısıyla değişen Akdeniz faunasıyla birlikte doğru tür tanımlaması yalnız bilimsel değil, tüketici hakkı açısından da önem kazanıyor.

Balık alırken tüketici neye dikkat etmeli?

Tüketici açısından en temel kontrol, satışa sunulan balığın ürün adı ile fiyatının açıkça yazılı olup olmadığı.

Tanımadığı bir tür varsa satıcıdan tür adını sorabilir. Özellikle balon balığı gibi insan tüketimine sunulmaması gereken bir türden şüphe duyulması halinde ürün tüketilmemeli ve yetkili kuruma bildirim yapılmalı.

Balık türünün yalnız halk arasındaki adına değil mümkün olduğunda piyasada kullanılan resmi adına göre tanımlanması yanlış anlaşılma riskini azaltabilir.

Balon balığı görülürse nereye şikâyet edilebilir?

Balon balığının normal gıda ürünü gibi satışa sunulduğunun görülmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığının gıda denetim kanalları kullanılabilir.

ALO 174 Gıda Hattı, gıda güvenilirliğine ilişkin ihbar ve şikâyetlerin iletilebildiği resmi kanal.

Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ilçe müdürlükleri de su ürünleri ve gıda denetimlerinden sorumlu birimler arasında. Bakanlığın resmi sayfalarında ALO 174 gıda ihbar hattı olarak yayımlanıyor.

İstilacı türlerin yenmesi çözüm mü?

Bazı yenilebilir türler açısından ekonomik değerlendirme mücadele yöntemlerinden biri olabilir ancak bütün istilacı türler için uygulanamaz.

Aslan balığı, uygun temizleme ve hazırlama sonrasında tüketilebilen bir örnek. Balon balığı ise toksin riski nedeniyle aynı kategoriye konulamıyor.

Dolayısıyla “istilacı balıkları yiyelim ve sorun bitsin” yaklaşımı bilimsel ve sağlık açısından fazla basitleştirici.

Her tür için toksisite, ekoloji, av yöntemi, gıda güvenliği ve pazar koşulları ayrı değerlendirilmeli.

Pazar oluşturmak ekolojik baskıyı tersine çevirebilir mi?

Burada dikkat edilmesi gereken başka bir konu daha var.

İstilacı bir türe ekonomik değer kazandırılması av baskısını artırabilir ve popülasyonu azaltmaya katkı sağlayabilir. Ancak uzun vadede ticari pazar tamamen o türe bağımlı hale gelirse balıkçılığın türün sürekli bulunmasını isteyen bir ekonomik yapıya dönüşmemesi gerekiyor.

Bu nedenle mücadele programlarının temel hedefi istilacı türü çoğaltmak değil, ekosistem üzerindeki baskısını azaltmak olmalı.

2026 tarihli bilimsel çalışma da sorunun yalnız türlerin avlanmasıyla değil; aşırı avcılık, kirlilik ve ısınan denizler gibi diğer insan kaynaklı baskılarla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

Antalya’da istilacı türlerin izlenmesine yönelik çalışmalar sürüyor mu?

Evet.

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü, 2026 yılında Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu çalışmalarında Doğu Akdeniz’deki yerli olmayan türlere yönelik pilot araştırmaları ve bölgesel bir gözlem sistemi geliştirilmesine ilişkin çalışmaları paylaştı.

Bu tür izleme çalışmaları, hangi türlerin hangi bölgelerde arttığını ve balıkçılık üzerindeki etkilerinin nasıl değiştiğini anlamak açısından önemli.

Antalya’daki balıkçı tezgâhlarında istilacı tür oranı biliniyor mu?

18 Eylül 2026 itibarıyla Antalya genelindeki balık satış yerlerinde satılan ürünlerin ne kadarının yerli olmayan veya istilacı olarak değerlendirilen türlerden oluştuğunu gösteren güncel, kapsamlı ve kamuya açık bir veri seti bulunmuyor.

Bu nedenle “tezgâhlardaki her dört balıktan biri istilacı tür” benzeri bir oran vermek mümkün değil.

Mevcut bilimsel çalışmalar denizdeki av kompozisyonunun değiştiğini ve bazı yabancı türlerin ekonomik sisteme girdiğini gösteriyor; ancak perakende satış seviyesindeki dönüşüm düzenli bir kent istatistiği halinde yayımlanmıyor.

Balık hali ve tezgâh verilerinin tür bazında yayımlanması neden önemli?

Antalya’da denizdeki ekolojik değişimin ekonomiye nasıl yansıdığını anlamak için yalnız biyolojik gözlem yeterli değil.

Balık hali ve perakende satış verilerinde tür bazında yıllık miktarların takip edilmesi; hangi yerli türlerin azaldığını, hangi yeni türlerin pazara girdiğini ve tüketici tercihlerinin nasıl değiştiğini gösterebilir.

Bu veriler balon balığı gibi pazarlanamayan türlerin yarattığı dolaylı zararla aslan balığı veya paşa barbunu gibi ekonomik değere dönüşebilen türlerin etkisini birbirinden ayırmayı da kolaylaştırabilir.

Antalya’da istilacı balık türleri balıkçı tezgâhlarını nasıl etkiliyor?

Antalya’daki tablo tek yönlü değil.

Balon balığı gibi türler tezgâha ürün olarak gelmekten çok balıkçıya av aracı hasarı ve hedef tür kaybı üzerinden ekonomik yük oluşturuyor. Bakanlığın 2026’da benekli balon balığı için adet başına desteği 35 TL’ye yükseltmesi, türün balıkçılık üzerindeki etkisine karşı uygulanan mücadele araçlarından biri.

Aslan balığı ise farklı bir örnek. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı araştırma enstitüsünün çalışmalarıyla tüketilebilir bir ürün olarak tanıtılıyor ve Antalya’da 2026 yılında da türün avlanmasına yönelik etkinlikler düzenleniyor.

Lokum balığı, paşa barbunu ve çizgili gargur gibi bazı yerli olmayan türler ise zaman içerisinde tüketici tarafından tanınarak ekonomik balıkçılık içerisinde yer almaya başladı.

Buna karşılık 2026 tarihli araştırmalar Antalya’nın da dahil olduğu Doğu Akdeniz’de av kompozisyonunun daha düşük ekonomik değer taşıyan türlere kayabildiğini, av araçlarındaki hasarın ve balıkçı gelirlerindeki baskının arttığını gösteriyor.

Bu nedenle Antalya’da istilacı türlerin balıkçı tezgâhlarına etkisi yalnız “yeni balıkların satılmaya başlaması” değil. Denizdeki tür değişimi balıkçının maliyetinden tuttuğu balığın çeşidine, satışa sunulan üründen tüketicinin hangi balığı tanıdığına kadar bütün zinciri dönüştürüyor.