İçeriğe geç
Antalya Kent HaberEn güzel kentin habercisi
DestekleBağımsız Gazeteciliği DestekleAntalya Postası
Genel

Antalya’da kışın solunum yolu enfeksiyonlarına karşı önlem

Antalya’da kışın kapalı alanlarda solunum yolu enfeksiyonları riski artıyor. Havalandırma, hijyen ve korunma yöntemleri bu haberde yer alıyor.

Alp Hasdemir11 dk okuma
antalya sağlık
Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Antalya'da sonbahar ve kış aylarında okullar, iş yerleri, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezleri gibi kapalı alanlarda geçirilen sürenin uzaması, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşma riskini artırabiliyor. Özellikle grip, soğuk algınlığı ve diğer viral solunum yolu hastalıklarının yayılmasında kalabalık ve yetersiz havalandırılan ortamlar etkili olabiliyor. Antalya'nın Elmalı ilçesindeki Devlet Hastanesi de 22 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı açıklamada, kış döneminde viral ve bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonlarında klinik olarak artış gözlendiğini bildirdi. Ancak bu açıklama, Antalya genelinde 2026-2027 kışına ilişkin kesinleşmiş bir vaka artışı anlamına gelmiyor. Dünya Sağlık Örgütü ve sağlık kuruluşları, enfeksiyonlardan korunmada temiz hava, el hijyeni, aşılama ve hastalık belirtileri bulunan kişilerin başkalarıyla temasını azaltmasını öneriyor.

ANTALYA'DA KIŞIN SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI NEDEN ARTIYOR?

Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesinde birden fazla etken bulunuyor. İnsanların kapalı ortamlarda daha uzun süre kalması, kalabalıklaşma ve havalandırmanın yetersiz olması bulaşma riskini artırabiliyor.

Özellikle influenza virüsü ve diğer solunum yolu virüsleri, enfekte kişilerin nefes alması, konuşması, öksürmesi veya hapşırması sırasında ortama yayılan parçacıklarla bulaşabiliyor.

Hava akışının yetersiz olduğu ortamlarda bu parçacıkların birikmesi, aynı alanı paylaşan kişilerin virüse maruz kalma olasılığını yükseltebiliyor.

Bununla birlikte soğuk havanın tek başına enfeksiyon oluşturmadığı unutulmamalı. Hastalıkların ortaya çıkması için ilgili mikroorganizmayla temas gerekiyor.

Antalya'nın kıyı ilçelerinde kış koşulları görece ılıman olsa da kapalı alanların kalabalıklaşması ve yetersiz havalandırılması burada da bulaşma riski oluşturabiliyor.

ANTALYA'DA 2026 YILINDA SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA ARTIŞ YAŞANDI MI?

Elmalı Devlet Hastanesi, 22 Ocak 2026 tarihli açıklamasında kış koşullarının etkili olmasıyla viral ve bakteriyel kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonlarında klinik olarak belirgin artış gözlendiğini duyurdu.

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Derda Limoncuoğlu tarafından hazırlanan bilgilendirmede özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin uzamasına, havalandırmaya ve el hijyenine dikkat çekildi.

Açıklamada kontrol altına alınamayan yüksek ateş, solunum güçlüğü ve ilerleyen şiddetli öksürük gibi belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtildi.

Ancak hastanenin Ocak ayındaki klinik değerlendirmesi, 2026 yılı Ekim ayında Antalya genelindeki enfeksiyon vakalarının arttığını gösteren güncel bir epidemiyolojik rapor değil.

16 Ekim 2026 itibarıyla Antalya'da üst solunum yolu enfeksiyonlarının ilçe, yaş grubu ve haftalara göre değişimini ortaya koyan kapsamlı ve kamuya açık bir 2026-2027 kış dönemi verisi doğrulanmış değil.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI NELERDİR?

Üst solunum yolu enfeksiyonları, burun, boğaz ve ilgili üst solunum yolu yapılarını etkileyen hastalıkları kapsıyor.

Soğuk algınlığı, farenjit, larenjit ve bazı sinüzit tabloları bu grupta yer alabiliyor. Grip ise yalnızca üst solunum yollarını değil, solunum sisteminin farklı bölümlerini de etkileyebilen bir enfeksiyon.

Başlıca belirtiler arasında burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, halsizlik ve ateş bulunuyor.

Ancak belirtilerin benzer olması, bütün hastalıkların aynı virüsten kaynaklandığı anlamına gelmiyor.

Özellikle influenza, COVID-19 ve RSV gibi enfeksiyonlarda belirtiler birbiriyle örtüşebiliyor. Hastalığın nedeninin belirlenmesi için bazı durumlarda sağlık değerlendirmesi ve test gerekebiliyor.

KAPALI ALANLARDA ENFEKSİYON RİSKİ NASIL AZALTILIR?

Dünya Sağlık Örgütü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin güncel bilgilendirmelerinde kapalı alanlarda solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını azaltabilecek birden fazla yöntem bulunuyor.

Koruyucu uygulamaAmaç

Ortamı düzenli havalandırmak

Havadaki bulaşıcı parçacıkların birikimini azaltmak

Kalabalığı azaltmak

Yakın temas kaynaklı bulaşma riskini düşürmek

Hasta kişilerin evde dinlenmesi

Enfeksiyonun başkalarına yayılmasını sınırlamak

Uygun maske kullanmak

Solunum yoluyla yayılan parçacıklara maruziyeti azaltmak

Elleri düzenli temizlemek

Eller aracılığıyla bulaşabilecek mikroorganizmaları azaltmak

Öksürük ve hapşırık hijyenine uymak

Solunum salgılarının çevreye yayılmasını sınırlamak

Önerilen aşıları yaptırmak

Aşıyla önlenebilen enfeksiyonların ağır sonuçlarını azaltmak

Sık temas edilen yüzeyleri temizlemek

Yüzeylerden bulaşabilecek etkenlere karşı hijyeni desteklemek

Bu yöntemlerin birlikte uygulanması, tek bir önleme bağlı kalınmasından daha kapsamlı koruma sağlayabilir.

Ancak hiçbir yöntem tek başına bütün solunum yolu enfeksiyonlarını tamamen önlemiyor.

KIŞIN EVLER NE SIKLIKLA HAVALANDIRILMALI?

Kış aylarında evlerin ısı kaybetmemesi amacıyla kapı ve pencerelerin uzun süre kapalı tutulması, iç mekân hava kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Özellikle aynı konutta birden fazla kişinin bulunması veya evde solunum yolu enfeksiyonu geçiren birinin olması durumunda temiz hava sağlanması önem taşıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, mümkün olduğunda pencerelerin açılarak içeriye temiz hava alınmasını öneriyor.

Ancak bütün evler için geçerli ve enfeksiyonları kesin olarak önleyen tek bir pencere açma süresi bulunmuyor.

Havalandırma ihtiyacı, konutun büyüklüğüne, içerideki kişi sayısına ve mevcut havalandırma sistemine göre değişiyor.

Özellikle soba ve doğalgazlı ısıtma cihazlarının bulunduğu ortamlarda havalandırma ve yanma güvenliği birlikte değerlendirilmeli.

OKULLARDA GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?

Antalya'da 2026-2027 eğitim öğretim yılı boyunca öğrencilerin uzun süre aynı sınıflarda bulunması, okullarda solunum yolu enfeksiyonlarına yönelik önlemleri önemli hale getiriyor.

Özellikle sınıfların uygun biçimde havalandırılması, ortak kullanım alanlarının temizlenmesi ve öğrencilerin el hijyenine erişmesi bulaşma riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

Okul tuvaletlerinde sabun ve suyun erişilebilir olması, temel hijyen koşulları açısından önemli.

Ayrıca ateş ve belirgin hastalık belirtileri bulunan öğrencilerin sağlık durumlarının değerlendirilmesi ve gerektiğinde evde dinlenmelerinin sağlanması gerekiyor.

Ancak bütün solunum yolu belirtilerinde aynı süreyle okula ara verilmesini gerektiren tek bir genel kural bulunmuyor. Hastalığın türü, belirtilerin seyri ve yürürlükteki sağlık ile eğitim kuralları dikkate alınmalı.

Öğrencilerin eğitim hakkını koruyacak telafi uygulamaları da hastalık nedeniyle devamsızlık yaşanan dönemlerde değerlendirilebilir.

ANTALYA'DA TOPLU TAŞIMADA ENFEKSİYONLARDAN NASIL KORUNULUR?

Antalya'da otobüs ve tramvaylar, özellikle işe ve okula gidiş geliş saatlerinde çok sayıda kişinin aynı kapalı alanı paylaştığı ulaşım araçları arasında bulunuyor.

Kalabalık toplu taşıma araçlarında bulaşma riskini azaltmak için havalandırmanın uygun biçimde çalışması önem taşıyor.

Belirgin solunum yolu belirtileri bulunan kişilerin zorunlu yolculuklarda uygun maske kullanması da başkalarına bulaşma riskini azaltabilir.

Ayrıca kalabalık ortamlarda yüze iyi oturan maske kullanmak, özellikle ağır hastalık riski yüksek kişiler açısından ek korunma sağlayabiliyor.

El hijyenine dikkat edilmesi ve hasta kişilerle mümkün olduğunca yakın temastan kaçınılması diğer önlemler arasında.

Ancak toplu taşıma araçlarının her birinde aynı havalandırma sisteminin bulunduğu veya bütün araçların aynı yolcu yoğunluğuna sahip olduğu varsayılmamalı.

İŞ YERLERİNDE SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI NASIL ÖNLENEBİLİR?

Kapalı ofisler, mağazalar, üretim alanları ve ortak çalışma ortamlarında havalandırma koşulları bulaşma riskini etkileyebiliyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin Temmuz 2026 tarihli sağlık kuruluşlarına yönelik bilgilendirmesinde, havalandırma sistemlerinin düzenli kontrolü ve hava girişlerinin engellenmemesi temel enfeksiyon kontrol önlemleri arasında sıralandı.

Bu yaklaşım, diğer kapalı çalışma ortamlarında da temiz hava sağlanmasının önemini gösteriyor.

İş yerlerinde hastalık belirtileri olan çalışanların dinlenmesine olanak tanınması, çalışma düzeninin gerektiğinde esnekleştirilmesi ve ortak kullanım alanlarının hijyeninin sağlanması değerlendirilebilir.

Ancak her iş yerinin aynı risk düzeyine sahip olduğu düşünülmemeli.

Çalışan sayısı, kapalı alanın büyüklüğü ve havalandırmanın niteliği farklılık gösterebiliyor.

ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ VE KAPALI PAZARLARDA HANGİ ÖNLEMLER GEREKLİ?

Alışveriş merkezleri, kapalı pazar alanları ve benzeri ortak mekânlarda çok sayıda kişinin aynı havayı paylaşması solunum yolu enfeksiyonlarının bulaşması açısından önem taşıyor.

Bu alanlarda havalandırma sistemlerinin etkin çalışması ve kalabalığın yönetilmesi değerlendirilebilecek önlemler arasında.

Bununla birlikte yalnızca yüzey temizliğine odaklanılması, havayla bulaşabilen virüslere karşı yeterli değil.

Dünya Sağlık Örgütü, influenza bulaşmasını azaltmak için havalandırmanın artırılmasını, kapalı ve kalabalık alanlardan mümkün olduğunca kaçınılmasını ve el hijyenine dikkat edilmesini öneriyor.

Mekânların güvenli kullanımında temizlik personelinin çalışma koşulları ve yeterli hijyen malzemesine erişimi de önem taşıyor.

KLİMA VE ISITMA SİSTEMLERİ ENFEKSİYON RİSKİNİ ETKİLER Mİ?

Klima veya ısıtma sistemlerinin kullanılması, tek başına solunum yolu enfeksiyonuna neden olmuyor.

Ancak iç ortam havasının yeterli biçimde yenilenmemesi, havada bulunan bulaşıcı parçacıkların birikmesine katkıda bulunabilir.

Özellikle yalnızca mevcut iç ortam havasını dolaştıran sistemlerin temiz dış hava sağlayan havalandırma sistemleriyle aynı olmadığı dikkate alınmalı.

Havalandırma sistemlerinin bakımının yapılması, filtrelerin uygun biçimde değiştirilmesi ve hava akışının engellenmemesi önem taşıyor.

Bununla birlikte herhangi bir binanın yalnızca klima kullandığı için enfeksiyon açısından güvensiz olduğu söylenemez.

Gerçek risk, havalandırmanın niteliği, kişi yoğunluğu ve diğer korunma koşullarıyla birlikte değerlendirilmeli.

HAVA TEMİZLEYİCİLER SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINI ÖNLER Mİ?

Uygun özelliklere sahip hava temizleme sistemleri, kapalı alanlardaki havada bulunan bazı parçacıkların azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

Özellikle yüksek verimli partikül filtreleri kullanan sistemler, havadaki parçacıkların tutulmasına katkı sağlayabilir.

Ancak hava temizleme cihazı kullanılması, temiz hava sağlanması ve diğer enfeksiyon önlemlerinin yerini tamamen almıyor.

Cihazın kapasitesi, bulunduğu odanın büyüklüğü ve kullanım koşulları önem taşıyor.

Ayrıca bir hava temizleyicinin bulunması, ortamda virüs bulaşmasının imkânsız hale geldiği anlamına gelmiyor.

MASKE KULLANMAK KIŞIN GEREKLİ Mİ?

Maske kullanımı, solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı ek korunma yöntemlerinden biri.

Dünya Sağlık Örgütü, özellikle kalabalık kapalı alanlarda maske kullanılmasını influenza bulaşmasını azaltabilecek önlemler arasında değerlendiriyor.

Yüze iyi oturan maskeler, kişinin soluduğu veya çevreye yaydığı bulaşıcı parçacıkların miktarını azaltmaya yardımcı olabiliyor.

Özellikle solunum yolu belirtileri bulunan kişilerle aynı ortamda bulunulması, kalabalık alanların kullanılması veya ağır hastalık riski yüksek kişilerle temas edilmesi durumunda maske kullanımı daha fazla önem kazanabiliyor.

Ancak maske seçiminin kişinin yaşı ve sağlık durumu açısından uygun olması gerekiyor.

ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMAK İÇİN EL YIKAMAK YETERLİ Mİ?

El hijyeni, bulaşıcı hastalıklardan korunmada temel uygulamalardan biri.

Özellikle yemeklerden önce, tuvalet kullanımından sonra ve öksürme veya hapşırma sonrasında ellerin sabun ve suyla temizlenmesi gerekiyor.

Ancak influenza ve diğer bazı solunum yolu virüsleri havadaki parçacıklar yoluyla da bulaşabildiğinden yalnızca el yıkamak tüm bulaşma riskini ortadan kaldırmıyor.

Bu nedenle el temizliği, havalandırma ve diğer korunma önlemleriyle birlikte değerlendirilmeli.

Özellikle sabun ve suya erişimin sınırlı olduğu durumlarda uygun el antiseptikleri kullanılabilir.

GRİP AŞISI HANGİ GRUPLAR İÇİN ÖNEMLİ?

Dünya Sağlık Örgütü, mevsimsel gripten korunmada aşılamayı temel önlemlerden biri olarak değerlendiriyor.

Grip aşısı özellikle ağır hastalık riski daha yüksek kişiler açısından önem taşıyor.

Bu gruplar arasında ileri yaştaki bireyler, gebeler, küçük çocuklar, belirli kronik hastalıkları bulunan kişiler ve sağlık çalışanları yer alıyor.

Ancak grip aşısı bütün üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruma sağlamıyor.

Aşı influenza virüslerine yönelik koruma oluşturmayı amaçlıyor; rinovirüs gibi diğer solunum yolu virüslerine karşı aynı etkiyi göstermiyor.

2026-2027 dönemi için aşılama koşulları, yaş grupları ve kişisel uygunluk konusunda sağlık kuruluşlarının güncel önerileri esas alınmalı.

SOĞUK ALGINLIĞI İLE GRİP ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Grip ve soğuk algınlığı benzer belirtilere neden olabilse de farklı virüslerle ortaya çıkabiliyor.

Gripte ateş, belirgin halsizlik, kas ağrıları ve hastalığın ani başlaması daha sık görülebiliyor.

Soğuk algınlığında ise burun akıntısı, hapşırma ve boğazda rahatsızlık gibi belirtiler öne çıkabiliyor.

Ancak yalnızca belirtilere bakılarak hastalığın kesin olarak grip veya soğuk algınlığı olduğu söylenemez.

Özellikle COVID-19 ve diğer solunum yolu enfeksiyonları da benzer belirtiler oluşturabiliyor.

Bu nedenle ağır belirtiler veya riskli sağlık durumu bulunan kişilerde hekim değerlendirmesi gerekebilir.

ANTİBİYOTİKLER GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞINDA KULLANILIR MI?

Grip ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonların tedavisinde antibiyotikler virüslere karşı etkili değil.

Bu nedenle antibiyotiklerin yalnızca boğaz ağrısı, öksürük veya burun akıntısı bulunduğu için kullanılması uygun değil.

Elmalı Devlet Hastanesinin Ocak 2026 tarihli bilgilendirmesinde de viral enfeksiyonlarda gereksiz antibiyotik kullanımının antibiyotik direncine katkı sağlayabileceği belirtildi.

Ancak bazı hastalarda bakteriyel enfeksiyon gelişmesi veya farklı bir hastalığın bulunması durumunda hekim antibiyotik tedavisi önerebilir.

Antibiyotik kullanımı, hastalığın nedeni ve klinik değerlendirme esas alınarak belirlenmeli.

HASTALANAN KİŞİLER NE ZAMAN İŞE VEYA OKULA DÖNMELİ?

Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri bulunan kişilerin başkalarıyla yakın teması azaltması, bulaşmanın önlenmesi açısından önemli.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin Ağustos 2025 tarihinde güncellediği önerilere göre kişi, belirtileri genel olarak düzelmeye başladığında ve ateş düşürücü ilaç kullanmadan en az 24 saattir ateşi olmadığında normal faaliyetlerine dönebilir.

Ancak bu sürenin ardından da birkaç gün boyunca bulaştırıcılık devam edebilir.

Bu nedenle faaliyetlere dönüş sonrasındaki beş gün içinde havalandırma, uygun maske, hijyen ve kalabalıktan kaçınma gibi ek önlemler öneriliyor.

Bu yaklaşım genel toplum ortamları için bir sağlık önerisi. Belirli hastalıklar, okul uygulamaları ve sağlık kuruluşları için geçerli özel kurallar ayrıca dikkate alınmalı.

KİMLER SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?

Solunum yolu enfeksiyonları her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak bazı kişilerde hastalıkların ağır seyretme ihtimali daha yüksek.

Dünya Sağlık Örgütüne göre küçük çocuklar, ileri yaştaki bireyler, gebeler, belirli kronik hastalıkları bulunan kişiler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler risk grupları arasında bulunuyor.

Özellikle astım, kronik akciğer hastalığı, kalp hastalığı ve diyabet gibi durumlar, bazı solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyretme riskini artırabiliyor.

Bu nedenle risk grubundaki kişilerin hastalık belirtileri başladığında sağlık profesyoneliyle erken iletişime geçmesi önem taşıyor.

Bazı grip hastalarında erken başlanan antiviral tedavi, hastalığın ağır sonuçlarını azaltmaya yardımcı olabiliyor. Ancak tedavi kararı hekim tarafından verilmeli.

ÇOCUKLARDA SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINDA HANGİ BELİRTİLER ÖNEMLİ?

Çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları burun akıntısı, öksürük, ateş ve iştahsızlık gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor.

Ancak özellikle küçük çocuklarda solunum sıkıntısı, hızlı nefes alma, belirgin halsizlik ve yeterli sıvı alamama gibi durumlar daha dikkatli değerlendirilmeli.

Nefes alma güçlüğü, bilinç durumunda bozulma veya morarma gibi belirtilerde acil sağlık değerlendirmesi gerekiyor.

Bebeklerde ve kronik hastalığı bulunan çocuklarda belirtilerin seyri farklılık gösterebiliyor.

Bu nedenle çocuklara yetişkinler için hazırlanmış ilaçların gelişigüzel verilmemesi ve tedavinin sağlık profesyonellerinin önerilerine göre yürütülmesi önemli.

ANTALYA'DA AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNE NE ZAMAN BAŞVURULMALI?

Hafif seyreden solunum yolu enfeksiyonlarında aile hekimliği hizmetleri, ilk değerlendirme için başvurulabilecek sağlık hizmetleri arasında bulunuyor.

Özellikle devam eden ateş, belirgin boğaz ağrısı, uzayan öksürük ve günlük yaşamı etkileyen şikâyetlerde hekim değerlendirmesi gerekebilir.

Ancak nefes darlığı, ciddi göğüs ağrısı, bilinç değişikliği veya ağır genel durum bozukluğu gibi belirtilerde rutin randevunun beklenmesi uygun değil.

Bu tür durumlarda acil sağlık hizmetlerine başvurulması gerekiyor.

Antalya'daki aile sağlığı merkezleri ve hastanelere ilişkin bilgiler İl Sağlık Müdürlüğünün resmî kanallarından öğrenilebiliyor.

KAPALI ALANLARDA HAVALANDIRMA SORUMLULUĞU KİME AİT?

Okullar, iş yerleri, kamu binaları ve diğer ortak kullanım alanlarında havalandırma koşulları yalnızca bireysel tercihlere bağlı değil.

Binaların işletilmesinden sorumlu kurumların havalandırma sistemlerinin bakımını yapması, gerekli temizlik ve güvenlik koşullarını sağlaması gerekiyor.

Özellikle öğrencilerin ve çalışanların gün boyunca aynı ortamda bulunduğu yerlerde temiz havaya erişim bir halk sağlığı konusu.

Havalandırma sistemlerinin yeterliliğinin değerlendirilmesi, mekanik sistemlerin kontrolü ve ihtiyaç duyulan iyileştirmelerin yapılması bu kapsamda ele alınabilir.

Ancak Antalya'daki belirli okulların veya iş yerlerinin havalandırma açısından yetersiz olduğu, somut bir inceleme olmadan ileri sürülemez.

ANTALYA'DA 2026-2027 KIŞINDA ENFEKSİYONLARA KARŞI SON DURUM

Antalya'da 2026-2027 kış dönemine yaklaşılırken üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınacak önlemler, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlar açısından önem taşıyor.

Elmalı Devlet Hastanesi, 22 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada kış döneminde üst solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin klinik artış gözlendiğini belirtti. Ancak bu değerlendirme, 2026 yılı Ekim ayında Antalya genelinde yeni bir salgın veya kesinleşmiş vaka artışı bulunduğunu göstermiyor.

Dünya Sağlık Örgütü ile diğer halk sağlığı kurumlarının önerilerinde kapalı alanların havalandırılması, el ve öksürük hijyeni, hastalık belirtileri bulunan kişilerin teması azaltması ve uygun aşılama uygulamaları öne çıkıyor.

Okullar, toplu taşıma araçları, çalışma alanları ve ortak kullanım mekânlarında korunma önlemlerinin birlikte uygulanması bulaşma riskinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

Özellikle kronik hastalıkları bulunanlar, ileri yaştaki bireyler, gebeler ve küçük çocuklar açısından enfeksiyonların erken değerlendirilmesi önem taşıyor.

Kış aylarında solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunma, bireysel hijyen alışkanlıklarının yanında kamusal alanların havalandırılması, güvenli çalışma koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimle birlikte ele alınması gereken bir halk sağlığı konusu olmaya devam ediyor.

Paylaş
Sıradaki haber eczane antalyaGenelAntalya’da kışın C vitamini stokları yeterli mi?Antalya’da kış aylarında C vitamini ve takviye edici gıdaların stok durumu gündemde. Eczanelerde ürün temini ve güvenli kullanım bu haberde yer alıyor.