COP31’in şirket ortakları: İklim zirvesinde fosil yakıt, madencilik ve kıyı projeleri
Antalya’da düzenlenecek COP31’in kurumsal ortakları arasında fosil yakıt, madencilik, termik santral, HES, petrokimya ve kıyı projeleriyle gündeme gelen şirketler yer alıyor. Şirketlerin açıkladığı iklim hedefleri ile mevcut faaliyetleri, zirve öncesinde çevresel etkiler ve sponsorluk ölçütleri üzerinden tartışılıyor.

Antalya’da 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, iklim krizinin etkilerinin azaltılması, fosil yakıtlardan çıkış, biyoçeşitliliğin korunması, su varlıkları ve ekosistemlerin geleceği gibi başlıkları gündemine alacak.
Zirvenin kurumsal ortakları arasında ise petrol rafinajından linyit madenciliğine, metalik madenlerden hidroelektrik santrallere, petrokimyadan kıyı projelerine uzanan faaliyetleri bulunan büyük şirketler yer alıyor.
COP31’in resmî sponsorluk listesinde Koç Holding “Küresel İş Ortağı”, Sabancı Holding “Elektrifikasyon Ortağı” olarak bulunuyor. Cengiz Holding “Uygulama Ortakları” arasında yer alırken Rönesans Holding, Limak Holding ve Sinpaş “İklim Destekçileri” olarak sıralanıyor.
COP31 Başkanlığı şirketlere yönelik sponsorluk çağrısında “markanızı iklim eylemiyle hizalayın” ifadesini kullanıyor. Ancak zirve ortaklarının mevcut faaliyetlerine bakıldığında Türkiye’nin farklı bölgelerinde ormanlardan su kaynaklarına, kıyılardan tarım alanlarına kadar uzanan çok sayıda ekolojik ihtilafla karşılaşılıyor.
KAZDAĞLARI’NDA CENGİZ HOLDİNG’İN BAKIR MADENİ
COP31’in uygulama ortakları arasında yer alan Cengiz Holding’in ekoloji gündemindeki önemli projelerinden biri Kazdağları çevresindeki Halilağa Bakır Madeni.
Cengiz Holding’e bağlı Truva Bakır tarafından yürütülen proje Çanakkale’nin Hacıbekirler köyü ve çevresinde bulunuyor. Proje kapsamında açık ocak madenciliği, cevher işleme tesisleri ve madene bağlı altyapıların kurulması planlanıyor.
Kazdağları, orman ekosistemleri, su kaynakları ve yüksek biyolojik çeşitliliği nedeniyle uzun yıllardır farklı madencilik projelerine karşı yürütülen ekoloji mücadelelerinin merkezinde bulunuyor.
Halilağa projesi de orman alanları, su kaynakları ve çevredeki köylerin yaşam alanları üzerindeki etkileri gerekçesiyle bölgedeki yurttaşlar ve çevre örgütleri tarafından farklı tarihlerde yargıya taşındı.
Projenin işletme izni 2026 yılında mahkeme tarafından iptal edilirken, ÇED kararına ilişkin ayrı hukuki süreç şirket lehine sonuçlandı. Hukuki süreçler farklı işlemler üzerinden devam etse de Halilağa, Kazdağları’ndaki madencilik baskısının başlıca dosyalarından biri olmayı sürdürüyor.
İKİZDERE’DE TAŞ OCAĞI, VADİ VE ÇAY TARIMI
Cengiz Holding’in bir diğer projesi Rize İkizdere’deki Eskencidere Vadisi’nde bulunuyor.
Vadide taş ocağı işletilmesi için yürütülen süreç, bölgedeki orman varlığı, su kaynakları ve çay tarımı üzerindeki etkileri nedeniyle uzun süre protestolara konu oldu.
Proje için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı 2024 yılında mahkeme tarafından iptal edildi. Yargı sürecinde taş ocağından kaynaklanabilecek tozun çevredeki tarım alanlarına etkisi ile çalışma sonrasında alanın nasıl iyileştirileceğine ilişkin eksiklikler değerlendirmeye alındı.
Cengiz Holding ise madencilik faaliyetlerinde rehabilitasyon, su ve karbon ayak izinin azaltılması ile ağaçlandırma çalışmaları yürüttüğünü açıklıyor.
AKBELEN’DE KÖMÜR İÇİN ORMAN VE TARIM ALANLARI
COP31’in “İklim Destekçileri” arasında bulunan Limak Holding’in adı ise Muğla Milas’taki Akbelen Ormanı ile birlikte anılıyor.
Limak Holding ve IC İçtaş’ın ortak olduğu YK Enerji, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini işletiyor. Her iki santral de elektrik üretiminde linyit kullanıyor.
Şirketin kendi sürdürülebilirlik belgelerinde Akbelen, İkizköy, Sekköy ve Hüsamlar linyit üretim alanları arasında gösteriliyor.
Akbelen Ormanı’nda linyit madeni sahasının genişletilmesi amacıyla 2023 yılında ağaç kesimi yapılması, bölgedeki ekoloji mücadelesini Türkiye gündemine taşıdı. İkizköylüler ve çevre örgütleri, ormanın yanı sıra zeytinliklerin, tarım alanlarının, yeraltı sularının ve köylerin maden faaliyetlerinden etkileneceği gerekçesiyle projeye karşı çıktı.
Akbelen çevresindeki madencilik faaliyetleri daha sonra tarım arazilerine doğru genişledi. Altı mahallede yüzlerce parseli kapsayan acele kamulaştırma kararı 2026 yılında Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararıyla karşılaştı.
Akbelen’deki süreç böylece yalnızca orman alanları üzerinden değil; kömür madenciliğinin tarım, zeytincilik, su kaynakları ve kırsal yaşam üzerindeki etkileri üzerinden de devam ediyor.
YK Enerji ise madencilik sonrasında rehabilitasyon ve ağaçlandırma çalışmaları yürüttüğünü, faaliyetlerin gerekli izinler kapsamında sürdürüldüğünü belirtiyor.
SİNPAŞ’IN KIZILBÜK PROJESİ KIYI EKOSİSTEMİ TARTIŞMASININ MERKEZİNDE
COP31’in bir diğer “İklim Destekçisi” Sinpaş.
Şirketin ekoloji gündemindeki en önemli dosyalardan biri Muğla Marmaris’te, İçmeler-Kızılkum koyunda gerçekleştirilen Kızılbük Thermal Wellness Resort projesi.
KAP kayıtlarına göre Sinpaş GYO, projeyi yürüten Kızılbük GYO’nun yüzde 65,20’sine sahip.
Proje yıllardır kıyı alanının kullanımı, yapılaşmanın büyüklüğü, ÇED süreçleri ve inşaat faaliyetlerinin doğal alan üzerindeki etkileri üzerinden çevre örgütlerinin ve Marmaris’te yaşayan yurttaşların itirazlarına konu oluyor.
Marmaris’in kıyı ekosistemi içerisinde yer alan proje sahası, orman ile denizin birleştiği bir bölgede bulunuyor. Projenin inşaat süreçleri nedeniyle kıyı alanındaki kullanım biçimi ve doğal yapının değişimi farklı hukuki süreçlere de konu edildi.
Proje hakkında farklı idari işlemler üzerinden şirket lehine ve aleyhine sonuçlanan yargı kararları bulunuyor. Ancak Kızılbük dosyasının ekoloji gündemindeki temel başlığı, Marmaris kıyılarındaki yoğun yapılaşma ve doğal alanların turizm yatırımları karşısındaki geleceği oluşturuyor.
KIZILBÜK BM ÖZEL RAPORTÖRLERİNİN YAZIŞMASINA DA GİRDİ
Kızılbük projesine karşı mücadele eden çevre savunucularının yaşadığı süreç 2026 yılında Birleşmiş Milletler özel raportörlerinin Türkiye’ye gönderdiği resmî yazışmaya da yansıdı.
23 Nisan 2026 tarihli BM belgesinde çevre savunucusu Halime Şaman’ın takip ettiği projeler arasında Sinpaş ve Kızılbük GYO tarafından yürütülen proje de yer aldı.
Belge şirket hakkında verilmiş bir ihlal kararı değil. BM özel raportörleri, kendilerine ulaşan çevre ve insan hakları savunucularına ilişkin iddialar hakkında Türkiye’den bilgi talep etti.
Sinpaş’ın COP31’in “İklim Destekçileri” arasında açıklanması ise Kızılbük projesine karşı mücadele eden çevre savunucularının tepkisine neden oldu. Çevre savunucuları şirketin COP31’deki konumunu “yeşil aklama” üzerinden eleştirdi.
KOÇ HOLDİNG: PETROL RAFİNERİLERİNDEN ALTIN MADENİNE
COP31’in “Küresel İş Ortağı” Koç Holding’in faaliyetleri de iklim ve ekoloji açısından farklı başlıklar içeriyor.
Koç Topluluğu bünyesinde petrol rafinajı gerçekleştiren Tüpraş, LPG ve akaryakıt alanında faaliyet gösteren şirketler ile elektrik üretim yatırımları bulunuyor. Toplulukla ilişkili Demir Export ise metalik maden ve kömür madenciliği alanında faaliyet gösteriyor.
Koç Holding’in 2024 sürdürülebilirlik verilerine göre Tüpraş’ın doğrudan sera gazı emisyonu 6 milyon 172 bin 417 ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı.
Aynı yıl Tüpraş 25 milyon 240 bin metreküp su çekerken 10 milyon 250 bin metreküp su tüketti. Koç Holding raporunda Tüpraş’ın kullandığı ham suyun tamamının su stresi bulunan bölgelerden sağlandığı belirtildi.
Şirket ise emisyonlarını azaltmayı, suyun yeniden kullanımını artırmayı, yeşil hidrojen ve sürdürülebilir yakıt yatırımları yapmayı ve 2050’de karbon nötr bir enerji şirketine dönüşmeyi hedeflediğini açıklıyor.
BAKIRTEPE’DE ALTIN MADENİ VE SU TARTIŞMASI
Koç Topluluğuyla ilişkili Demir Export’un Sivas Kangal’daki Bakırtepe Altın Madeni de uzun süredir bölgedeki ekoloji gündeminde bulunuyor.
Projede açık ocak yöntemiyle madencilik, kırma-eleme ve yığın liç işlemleri gerçekleştiriliyor.
Madenin kapasite artışı farklı tarihlerde yargıya taşınırken, yörede yaşayanların itirazlarının başlıkları arasında su kaynakları, meralar ve madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri yer aldı.
2026 yılında bölgede içme suyundaki debi kaybı ve kirliliğe ilişkin yeni bir belge gerekçe gösterilerek sonuçlanan davanın yeniden görülmesi talep edildi ancak mahkeme bu başvuruyu reddetti.
Demir Export’un Erzurum İspir’de de bakır ve çinko madeni projesi bulunuyor. Şirketin kendi belgelerinde Çayırözü ve Ulutaş köyleri bu projeden “doğrudan etkilenen topluluklar” arasında gösteriliyor.
İKLİM ZİRVESİNİN ORTAKLARI EKOLOJİK İHTİLAFLARIN DA TARAFI
COP31 programında biyoçeşitliliğin korunması, ormanların restorasyonu, deniz ve iç su ekosistemleri, kıyı dayanıklılığı ile temiz enerjiye geçiş başlıkları yer alıyor. Zirvenin kurumsal ortakları arasında bulunan bazı şirketlerin faaliyetleri ise Türkiye’nin farklı bölgelerindeki orman, su, kıyı ve tarım alanlarıyla kesişiyor.
Cengiz Holding’in Kazdağları çevresindeki bakır madeni ve İkizdere’deki taş ocağı, Limak Holding’in ortak olduğu YK Enerji’nin Akbelen ve çevresindeki linyit faaliyetleri, Sinpaş’ın Marmaris Kızılbük’teki kıyı projesi, Koç Topluluğuyla ilişkili Demir Export’un Bakırtepe’deki altın madeni ile Tüpraş’ın petrol rafinajı ve su kullanımı bu dosyalar arasında bulunuyor.
Bu projelerde orman alanlarının kullanımı, su kaynakları üzerindeki etkiler, kıyı yapılaşması, tarım alanları, zeytinlikler ve kırsal yaşam alanları farklı süreçlerde çevre örgütleri, yöre halkı ve meslek örgütlerinin itirazlarına konu oldu. Bazı projeler ÇED, işletme izni, kamulaştırma veya imar işlemleri üzerinden yargıya da taşındı.
Şirketler aynı zamanda net sıfır, yenilenebilir enerji, emisyon azaltımı, su verimliliği, rehabilitasyon ve ağaçlandırma hedefleri açıklıyor. Buna karşılık fosil yakıt üretimi, kömür ve metalik maden faaliyetleri ile doğal alanlardaki yatırımların bir bölümü devam ediyor.
COP31’in kamuya açık sponsorluk sayfasında şirketlerin fosil yakıt faaliyetlerinin, sera gazı emisyonlarının, madencilik projelerinin veya doğal alanlardaki yatırımlarının ortaklık değerlendirmesinde hangi ayrıntılı çevresel ölçütlerle ele alındığına ilişkin bir kriter seti yayımlanmıyor.
Kamuya açık bilgiler şirketlerin herhangi bir değerlendirmeden geçirilmediği sonucunu ortaya koymuyor. Ancak bu değerlendirmede kullanılan ayrıntılı çevresel ölçütler ve şirketlerin mevcut faaliyetlerinin nasıl ele alındığı kamuya açık kaynaklardan görülemiyor.
Antalya’da iklim krizi, biyoçeşitlilik, su varlıkları ve enerji dönüşümünün ele alınacağı COP31 öncesinde; zirvenin kurumsal ortaklarının Kazdağları, Akbelen, Kızılbük, İkizdere ve Bakırtepe gibi çevre dosyalarıyla bağlantılı faaliyetleri de şirketlerin açıkladığı iklim hedefleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken veriler arasında yer alıyor.
Ekoloji132 ülkenin ulusal iklim taahhütlerine sağlığı ne ölçüde entegre ettiği incelendi: Türkiye 47’nci sırada%2520(Small).webp&w=3840&q=75)
.webp&w=3840&q=75)

