
Antalya’da sera plastiği, bitki artıkları, askı ipleri ve zirai ilaç ambalajları doğru toplanmadığında toprak, akarsu ve denizler üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Antalya’da yoğun tarımsal üretim yalnızca sebze, meyve ve ihracat geliri üretmiyor. Hasat sonunda sökülen bitkiler, sera örtüleri, plastik askı ipleri, damla sulama boruları, fide viyolleri, gübre çuvalları ve bitki koruma ürünü ambalajları da önemli miktarda atık oluşturuyor.
Tarım ve Orman Bakanlığının Haziran 2026 verisine göre Antalya yaklaşık 321 bin dekar örtüaltı üretim alanıyla Türkiye’nin toplam örtüaltı alanlarının yaklaşık yüzde 41’ine sahip. Kentte üretimin dört mevsim sürmesi, tarımsal atık yönetimini de dönemsel değil sürekli bir çevre politikası konusu haline getiriyor.
Ancak bütün tarımsal atıklar çevre kirliliği anlamına gelmiyor.
Bitkisel artıklar kompost, toprak düzenleyici veya enerji hammaddesi olarak değerlendirilebilirken temiz tarımsal plastiklerin bir bölümü geri dönüşüm süreçlerine yönlendirilebilir. Asıl çevre sorunu atıkların türlerine göre ayrılmaması, açık alanlara veya dere yataklarına bırakılması, kontrolsüz yakılması ya da uygun olmayan atıklarla karıştırılması halinde ortaya çıkıyor.
Antalya’da tarımsal atık denildiğinde neler kastediliyor?
Tarımsal atık tek bir atık türünden oluşmuyor.
Antalya’nın sera ve açık tarım üretiminde ortaya çıkabilecek başlıca atıklar arasında hasat sonrası domates, biber, salatalık ve diğer bitki gövdeleri; budama artıkları; sera örtü plastikleri; bitkileri taşıyan plastik ipler; malç örtüleri; fide viyolleri; gübre ambalajları; damla sulama lateralleri ve bitki koruma ürünü ambalajları bulunuyor.
Bu atıkların çevresel etkileri de birbirinden farklı.
Bitki artığı biyolojik olarak parçalanabilirken plastik ip yıllarca çevrede kalabilir. İçinde kimyasal kalıntı bulunabilecek zirai ilaç ambalajı ise sıradan bir bitkisel atık gibi değerlendirilemez.
Bu nedenle çözüm de bütün atıkları aynı kamyona yüklemek değil, kaynağında ayrıştırmakla başlıyor.
Antalya’nın sera büyüklüğü atık sorununu neden önemli hale getiriyor?
Antalya Türkiye’nin en büyük örtüaltı üretim merkezi.
2026 verisinde yaklaşık 321 bin dekar sera alanından söz ediliyor. Üretim yalnızca Kumluca veya Demre ile sınırlı değil; Aksu, Serik, Finike, Kaş, Gazipaşa, Alanya, Kepez ve farklı ilçelerde de yoğun tarımsal faaliyet yürütülüyor.
Bu ölçekte üretimde kullanılan plastik malzemelerin küçük bir bölümünün bile doğru yönetilmemesi, toplamda büyük bir atık yüküne dönüşebilir.
Ancak Antalya’da 2026 yılı itibarıyla sera örtüsü, bitki artığı, askı ipi, damla borusu ve zirai ilaç ambalajlarını ayrı ayrı gösteren güncel ve bütün ilçe verilerini kapsayan ortak bir kamu envanteri bulunmuyor.
Bu nedenle “Antalya’da yılda kesin olarak şu kadar ton tarımsal atık çıkıyor” şeklinde tek bir rakam vermek sağlıklı değil.
Tarımsal atıklar gerçekten denize ulaşabiliyor mu?
Bu risk Antalya’nın resmi çevre planlamasında yer alıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 1 Ocak 2025 ile 1 Ocak 2030 dönemini kapsayan yeni Antalya Deniz Çöpleri İl Eylem Planı yürürlüğe alındı. Plan; deniz çöplerinin kaynağında önlenmesi, farkındalık oluşturulması ve mevcut kirliliğin temizlenmesine ilişkin faaliyetleri içeriyor. Kurumların çalışmalarının üç ayda bir raporlanması, yıllık değerlendirmelerin de Bakanlığa sunulması öngörülüyor.
Antalya İl Müdürlüğü Nisan 2026’da da 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği Deniz Çöpleri İl Yönetim Komisyonu toplantısını gerçekleştirdi. Bu durum planın yalnızca hazırlanmış bir belge olmadığını, uygulama döneminin devam ettiğini gösteriyor.
Antalya’da tarımsal atıkların dere ve deniz bağlantısı ise geçmişten beri resmi planlarda izlenen sorunlardan biri.
Özellikle sera üretiminin yoğun olduğu bölgelerde bitki artıkları, plastik ipler ve zirai ambalajların dere yataklarına bırakılması halinde yağış ve yüzey akışıyla denize taşınma riski bulunuyor.
Yağmur tarımsal atıkları nasıl taşıyor?
Sera çevresine bırakılan plastik veya bitkisel atık her zaman bırakıldığı yerde kalmıyor.
Kuvvetli yağışlarda hafif plastikler sürüklenebiliyor, dere yataklarına taşınabiliyor ve buradan kıyıya ulaşabiliyor.
Antalya’nın kıyı ilçelerinde sera üretim alanlarıyla dere ve deniz sistemlerinin birbirine yakın olması bu yolu önemli hale getiriyor.
Bu nedenle dere yatağına veya kuru görünen kanallara atık bırakmak yalnızca bulunduğu mahallede görüntü kirliliği yaratmıyor.
Yağış geldiğinde yerel bir atık sorunu deniz kirliliğinin parçasına dönüşebiliyor.
Sera plastikleri neden sorun oluşturuyor?
Sera tarımında en yoğun kullanılan materyallerden biri plastik.
Örtü malzemesinin yanında askı ipi, malç, sulama borusu ve farklı yardımcı malzemelerde de plastik kullanılıyor.
Kullanım ömrü dolan bu ürünler temiz ve uygun biçimde ayrı toplandığında geri dönüşüm potansiyeline sahip olabilir.
Ancak tarım toprağı, bitki kalıntısı veya kimyasal maddelerle yoğun biçimde kirlenmesi geri dönüşümü zorlaştırabiliyor.
Açık alanda bırakılan plastikler zaman içerisinde güneş, sıcaklık ve mekanik etkilerle daha küçük parçalara ayrılabiliyor.
Bu nedenle sorun yalnızca büyük sera naylonlarının görüntüsü değil; zamanla çevreye yayılan küçük plastik parçalar da dikkate alınmalı.
Kumluca’daki akademik çalışma ne göstermişti?
Antalya’daki sera atıklarına ilişkin önemli araştırmalardan biri 2019 yılında Kumluca’daki 122 sera işletmesinde gerçekleştirildi.
Çalışmada işletmelerin yüzde 97,5’inin sera yan duvarı ve çatısında polietilen plastik kullandığı belirlendi.
Araştırmada kullanım ömrü dolan plastik örtülerin bir bölümünün yakıldığı veya çöpe atıldığı; gübre ambalajlarının yüzde 47,45’inin, ilaç kutularının ise yüzde 82,79’unun çöp kutularına atıldığı veya yakıldığı tespit edildi.
Budama atıklarının yüzde 95,90’ı ile hasat atıklarının yüzde 88,52’sinin araştırmacılar tarafından çevre açısından uygun görülmeyen yöntemlerle bertaraf edildiği kaydedildi.
Bu veriler 2019 yılında yapılan sınırlı bir Kumluca araştırmasına ait.
2026 yılında Antalya’nın tamamının güncel durumunu gösteren oranlar olarak kullanılmamalı.
Ancak sera atıklarının yanlış yönetiminin Antalya’da uzun süredir akademik çalışmalara konu olan gerçek bir çevre problemi olduğunu gösteriyor.
Plastik atıkları yakmak çözüm mü?
Hayır.
Tarlanın veya seranın kenarında plastik yakılması atığı ortadan kaldırıyor gibi görünse de kirliliği başka bir ortama taşıyor.
Yanma sırasında duman, partiküller ve plastik türüne bağlı farklı kirleticiler atmosfere yayılabiliyor.
Ayrıca geriye kalan küller de uygun olmayan şekilde toprakta bırakılabiliyor.
Kumluca araştırması da tarımsal plastiklerin geri dönüştürülmesini, bitkisel atıkların ise kompostlaştırılmasını çevresel etkileri azaltabilecek yöntemler arasında öneriyor.
Bu nedenle kontrollü toplama ve geri kazanım mümkünken açık alanda yakma sürdürülebilir bir atık yönetimi yöntemi değil.
Plastik askı ipleri neden ayrıca sorun?
Domates, biber ve salatalık gibi sera bitkilerinin dik tutulmasında plastik askı ipleri yaygın biçimde kullanılabiliyor.
Sezon sonunda bitki söküldüğünde iplerin bitki gövdesine karışması ayrı bir sorun yaratıyor.
Bitkisel atık kompost veya başka bir biyolojik değerlendirme sistemine gönderilecekse plastik ipin önceden ayrılması gerekiyor.
Aksi halde organik atığın içinde plastik bulunması kompost veya geri kazanım sürecinin kalitesini düşürebiliyor.
Antalya’da bu soruna yönelik 2026 yılında yeni bir uygulama da başlatıldı.
Korkuteli’nde biyobozunur sera ipi denemesi başladı
Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Haziran 2026’da seralarda kullanılan plastik askı iplerine alternatif olarak biyobozunur ip kullanımına yönelik uygulama başlattı.
İlk saha uygulaması Korkuteli’nin Kozağacı Mahallesi’ndeki domates ve biber seralarında gerçekleştirildi.
Bu uygulama Antalya’daki bütün seralarda plastik ip kullanımının sona erdiği anlamına gelmiyor.
Ancak tarımsal atık sorununda yalnızca “çıkan plastiği toplamak” yerine daha baştan daha kolay yönetilebilir veya biyolojik olarak parçalanabilir malzeme kullanımına yönelme arayışının güncel bir örneği.
Zirai ilaç ambalajları neden diğer plastiklerden ayrılmalı?
Bitki koruma ürünü ambalajlarının içinde ürün kalıntısı bulunabilmesi, bu ambalajları sıradan temiz plastikten farklı hale getiriyor.
Bu nedenle zirai ilaç şişesini normal plastik ambalaj gibi tarlanın kenarına bırakmak veya evsel atıkla karıştırmak doğru bir yaklaşım değil.
Antalya’da bu konuda ayrı toplama sistemi geliştirilmesinin nedeni de çevre ve insan sağlığı açısından oluşabilecek riski azaltmak.
Alanya Belediyesi’nin resmi bilgilendirmesinde Çevre Dostu Çiftçi Kart projesinin tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde zirai ambalaj atıklarının kontrolsüz biçimde doğaya bırakılmasını önlemek amacıyla uygulandığı belirtiliyor.
Çevre Dostu Çiftçi Kart nasıl çalışıyor?
Antalya’daki zirai ilaç ambalajı yönetiminde kullanılan sistemlerden biri Çevre Dostu Çiftçi Kart.
Proje ilk olarak Kumluca’da başlatıldı, ardından Finike ve Demre’ye genişletildi. Daha sonra Aksu, Serik, Kemer ve Alanya da sisteme dahil edildi. Alanya Belediyesi Mart 2025’te dört ilçenin projeye katılımına ilişkin protokol sürecini duyurdu.
Sistemde kayıtlı üreticiler boş zirai ambalajları özel toplama otomatlarına bırakabiliyor.
Şubat 2026’da Alanya Belediyesi tarafından yapılan sıfır atık çalışmasında da Çevre Dostu Çiftçi Kart uygulamasının tanıtımının devam ettiği belirtildi.
Antalya Büyükşehir Belediyesinin projeye ait mobil uygulamasının da 31 Ağustos 2026’da güncellenmiş olması sistemin atık teslimlerinin dijital olarak izlenmesine yönelik kullanımının devam ettiğini gösteriyor.
Zirai ambalajların ayrı toplanması yeterli mi?
Tek başına değil.
Ayrı toplama önemli ancak sistemin bütün üretim bölgelerine erişmesi, çiftçinin atığı kolayca teslim edebilmesi ve toplanan malzemenin mevzuata uygun biçimde taşınıp işlenmesi gerekiyor.
Ayrıca yalnızca zirai ilaç ambalajına odaklanmak sera örtüsü, sulama borusu, askı ipi, fide viyolü ve bitki artığı gibi diğer atıkların sorununu çözmüyor.
Bu nedenle tarımsal atık yönetiminin ürün bazlı değil bütün üretim döngüsünü kapsayan bir sistem haline gelmesi gerekiyor.
B-Reçete uygulaması tarımsal atıkları azaltır mı?
Tarım ve Orman Bakanlığı 1 Temmuz 2026 itibarıyla Bitki Koruma Ürünleri B-Reçete sistemini Türkiye genelinde devreye aldı.
Sistem bitki koruma ürününü kullanan kişiyi, ürünü yazan kişiyi, hangi üründe, ne kadar alanda ve hangi dozda kullanım yapıldığını dijital olarak izlemeyi amaçlıyor.
Bu uygulama gereksiz veya kontrolsüz pestisit kullanımını azaltmaya katkı sağlayabilir.
Ancak B-Reçete sistemi boş ambalajın fiziksel olarak toplanması anlamına gelmiyor.
Ürün kullanıldıktan sonra ortaya çıkan şişe, kutu veya diğer ambalajların yine ayrı bir atık yönetimi sistemine teslim edilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla pestisit kullanımının izlenebilirliği ile ambalaj atığı yönetimi birbirini tamamlayan iki ayrı süreç.
Bitkisel sera atıkları da çevre kirliliği yaratır mı?
Bitkisel atık plastik gibi kalıcı değil ancak yanlış yönetildiğinde sorun oluşturabilir.
Domates, biber veya salatalık sezonunun ardından büyük miktarda gövde, yaprak ve kök materyali ortaya çıkabiliyor.
Bu materyalin dere yatağına veya gelişigüzel açık alanlara yığılması görüntü ve koku sorunu oluşturabileceği gibi su yollarını tıkayabilir.
Hastalıklı bitki artıklarının aynı üretim alanında kontrolsüz bırakılması ise bazı bitki hastalıkları ve zararlılar açısından yeni üretim döneminde sorun yaratabilir.
Buna karşılık uygun özellikteki bitki artıkları doğru süreçlerden geçirilerek kompostlaştırılabilir veya farklı biyokütle uygulamalarında değerlendirilebilir.
Bitki atığı çöp mü, kaynak mı?
Nasıl yönetildiğine bağlı.
Temiz ve uygun bitkisel materyal organik madde bakımından değer taşıyor.
Kompostlama sayesinde bitki artıkları yeniden toprağa kazandırılabilir.
Bu yaklaşım bir yandan atık miktarını azaltırken diğer yandan toprağın organik madde içeriğinin desteklenmesine katkı sağlayabilir.
Kumluca’daki akademik çalışmada da bitkisel atıkların kompostlaştırılması temel çözüm önerilerinden biri olarak gösterilmişti.
Ancak sera bitkisinin üzerinde plastik askı ipi, klips veya başka sentetik malzemeler bulunuyorsa bunların organik materyalden ayrılması gerekiyor.
Bu nedenle atığı değerli bir hammaddeden kirleticiye dönüştüren temel faktörlerden biri farklı malzemelerin birbirine karışması.
Damla sulama boruları ne oluyor?
Damla sulama lateralleri ve çeşitli plastik bağlantı parçaları da kullanım ömürleri sona erdiğinde tarımsal plastik atığa dönüşüyor.
Kumluca’daki 2019 çalışması bu malzemelerin de bir bölümünün yakıldığını veya çöpe atıldığını ortaya koymuştu.
Günümüzde basınçlı ve damla sulama sistemleri su tasarrufu açısından teşvik edilirken bu sistemlerde kullanılan plastik ekipmanın ömrü sonunda nasıl geri kazanılacağı da planlanmalı.
Su tasarrufu sağlayan bir teknolojinin kullanım sonunda kontrolsüz plastik atığa dönüşmesi çevresel kazanımın başka bir alanda kaybedilmesine neden olabilir.
Fide viyolleri ve gübre çuvalları da atık yükünü artırıyor
Tarımsal plastik yalnızca sera örtüsünden oluşmuyor.
Fide üretiminde kullanılan viyoller, ürünlerin paketlenmesinde kullanılan materyaller, gübre çuvalları ve çeşitli plastik kaplar da üretim sezonu boyunca birikiyor.
Bu ürünlerin temiz ve geri dönüştürülebilir durumda olanları diğer atıklarla karıştırılmadan ayrı toplanırsa geri dönüşüm süreçleri kolaylaşabilir.
Toprak, bitki kalıntısı veya kimyasalla yoğun biçimde kirlenmiş malzemelerde ise farklı atık yönetimi yöntemleri gerekebilir.
Bu nedenle üretim alanında en azından plastik, bitkisel ve zirai kimyasal ambalajların birbirinden ayrı tutulması temel adımlardan biri.
Tarımsal atıkların deniz kirliliğiyle bağlantısı hâlâ takip ediliyor mu?
Evet.
Antalya’nın 2025-2030 Deniz Çöpleri İl Eylem Planı halen yürürlükte ve İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü Nisan 2026’da plan kapsamında 2025 yılı faaliyetlerini değerlendiren komisyon toplantısı gerçekleştirdi.
Kumluca’da Ağustos 2026’da gerçekleştirilen kıyı temizliği farkındalık çalışması da aynı eylem planı kapsamında yürütüldü.
Bu durum Antalya’da denize ulaşan atıkların önlenmesinin güncel çevre yönetimi gündeminde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Her sera çevreyi kirletiyor mu?
Hayır.
Antalya’da seracılığın çevre kirliliğine yol açtığını genel bir hüküm olarak söylemek doğru değil.
Sorun üretim biçiminin varlığı değil, üretim sonucunda oluşan atıkların yanlış yönetilmesi.
Atıklarını türlerine göre ayıran, plastikleri geri dönüşüm kanalına veren, zirai ilaç ambalajlarını özel toplama sistemlerine teslim eden ve bitki artıklarını uygun yöntemlerle değerlendiren bir işletmenin çevresel etkisi ile atıklarını dere yatağına döken veya yakan bir işletmenin etkisi aynı değil.
Bu nedenle tartışmanın “sera mı, çevre mi?” karşıtlığına indirgenmesi yerine atık yönetiminin üretim maliyetinin ve tarımsal altyapının doğal bir parçası olarak görülmesi gerekiyor.
Tarımsal atıklar neden üreticinin tek başına çözeceği bir sorun değil?
Üretici atığı doğru ayırabilir ancak sonrasında bu malzemeyi teslim edebileceği sistemin de bulunması gerekiyor.
Örneğin bir üreticinin tonlarca bitki artığını veya kullanılmış sera plastiğini kendi başına lisanslı geri kazanım tesisine taşıması hem ekonomik hem lojistik açıdan zor olabilir.
Bu nedenle belediyeler, merkezi idare, üretici örgütleri ve geri dönüşüm sektörü arasında sürekli çalışan bir toplama ağı gerekiyor.
Çevre Dostu Çiftçi Kart gibi uygulamalar zirai ambalajlarda bu bağlantının oluşturulmasına yönelik örneklerden biri.
Ancak Antalya’nın bütün tarımsal plastik ve bitkisel atık türlerini ilçe ilçe kapsayan ortak ve güncel bir toplama sistemi envanteri kamuya açık değil.
Üretici tarımsal atıkları nasıl ayırmalı?
Atık türlerinin en başta birbirine karıştırılmaması çevre yönetiminin en önemli aşaması.
Bitki artıkları organik atık olarak ayrı tutulabilir.
Temiz sera örtüsü, sulama boruları ve diğer geri dönüştürülebilir plastikler ayrı bir grupta biriktirilebilir.
Zirai ilaç ambalajları ise diğer plastiklerle birlikte değerlendirilmemeli ve bunlar için oluşturulan özel toplama sistemlerine yönlendirilmeli.
Metal, cam veya farklı malzemeler de uygun atık kanallarına ayrılmalı.
Böylece bitki atığının içinden kilometrelerce plastik ip ayıklamak veya kimyasal kalıntılı ambalajı temiz plastikten sonradan ayırmak zorunda kalınmaz.
Atığı seranın yanında biriktirmek güvenli mi?
Geçici depolamanın kontrolsüz yığın haline dönüşmemesi gerekiyor.
Hafif plastikler rüzgârla çevreye dağılabilir.
Yağış geldiğinde malzemeler drenaj kanallarına ve dere yataklarına sürüklenebilir.
Bitki artıklarının uzun süre büyük yığınlar halinde beklemesi ise koku, zararlı ve bitki hastalıkları açısından sorun oluşturabilir.
Bu nedenle atığın yalnızca üretim alanından çıkarılması değil, nereye götürüleceğinin önceden belirlenmesi önemli.
Plastik kullanımını azaltmak mümkün mü?
Bazı alanlarda mümkün.
Haziran 2026’da Korkuteli’nde başlayan biyobozunur sera askı ipi uygulaması bunun güncel örneklerinden biri.
Bunun yanında daha uzun ömürlü malzeme kullanımı, tekrar kullanılabilen ekipmanların tercih edilmesi ve gereksiz plastik tüketiminin azaltılması kaynakta atık önleme açısından değerlendirilebilir.
Ancak Antalya’nın yoğun örtüaltı üretiminde kısa vadede bütün plastik kullanımının ortadan kalkması gerçekçi değil.
Bu nedenle kaynakta azaltma ile geri toplama sistemlerinin birlikte geliştirilmesi gerekiyor.
Çevre kirliliğinin boyutu ölçülebiliyor mu?
Tam olarak değil.
Antalya’da toplam örtüaltı üretim alanı biliniyor; zirai ilaç ambalajlarına yönelik toplama projeleri ve deniz çöpleri eylem planı da bulunuyor.
Buna karşılık 2026 yılı için Antalya genelinde:
kaç ton bitkisel sera atığı çıktığı,
kaç ton sera plastiğinin kullanım ömrünü tamamladığı,
kaç ton askı ipinin kullanıldığı,
kaç ton damla sulama borusunun atığa dönüştüğü,
toplanan ve geri dönüştürülen toplam tarımsal plastik miktarı,
doğaya kontrolsüz bırakılan miktar
gibi göstergeleri tek bir güncel kamu veri setinde görmek mümkün değil.
Bu nedenle sorunun varlığı belgelenebilse de kent genelindeki gerçek büyüklüğünü tek bir tonaj veya yüzdeyle ifade etmek mümkün değil.
Antalya’da tarımsal atıklar çevre kirliliğine yol açıyor mu?
Doğru yönetilmediğinde evet.
Antalya’nın yaklaşık 321 bin dekarlık örtüaltı üretimi, büyük miktarda bitkisel ve plastik materyalin üretim döngüsüne girmesi anlamına geliyor.
Kumluca’da geçmişte yapılan akademik çalışma plastik örtüler, ilaç ambalajları, damla sulama lateralleri ve bitki artıklarının yanlış bertaraf edildiği örnekleri ortaya koymuştu. Araştırmacılar plastiklerin geri dönüştürülmesini ve bitkisel atıkların kompostlaştırılmasını temel çözüm alanları arasında gösterdi.
Günümüzde ise sorun kamu politikalarında da karşılık bulmaya devam ediyor. Antalya Deniz Çöpleri İl Eylem Planı 2025-2030 dönemi için uygulanıyor ve çalışmalar 2026 yılında da izleniyor.
Zirai ilaç ambalajlarında Kumluca’da başlayan Çevre Dostu Çiftçi Kart uygulamasının Finike, Demre, Aksu, Serik, Kemer ve Alanya gibi ilçelere genişletilmesi; 2026’da Alanya’da tanıtım faaliyetlerinin sürmesi de ayrı toplama ihtiyacının devam ettiğini gösteriyor.
Plastik atığı daha oluşmadan azaltmaya yönelik olarak Korkuteli’ndeki seralarda biyobozunur askı ipi denemesine başlanması ise sorunun yalnızca atığı toplamakla değil kullanılan malzemeyi değiştirmekle de ele alınmaya başladığını ortaya koyuyor.
Dolayısıyla Antalya açısından çözüm yalnızca sezon sonunda sera çevresini temizlemek değil. Bitki artığının, sera plastiğinin, askı ipinin, sulama ekipmanının ve zirai ilaç ambalajının üretim alanında birbirinden ayrıldığı; düzenli olarak toplandığı ve geri dönüşüm, kompost veya uygun bertaraf sistemine gönderildiği kalıcı bir tarımsal atık zinciri gerekiyor.





