
Antalya’da klimasız evde yaşam; gece sıcaklığı, nem, gölgeleme ve havalandırmaya bağlı. Her konut aynı ölçüde serinlemiyor.
Antalya’da yaz aylarında klimasız bir evde yaşamak mümkün olsa da bunun her konut ve her yurttaş için aynı ölçüde güvenli ve konforlu olduğunu söylemek mümkün değil. Evin hangi cepheye baktığı, doğrudan güneş alıp almadığı, çatı katında bulunması, yalıtımı, gece havalandırma olanağı ve çevresindeki ağaçlandırma bile içeride hissedilen sıcaklığı değiştirebiliyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 1991-2020 iklim normallerine göre Antalya’da ortalama en yüksek sıcaklık Haziran ayında otuz bir virgül altı, Temmuz ve Ağustos aylarında ise otuz dört virgül dokuz dereceye ulaşıyor. Ortalama en düşük sıcaklık Temmuz ayında yirmi üç virgül dört, Ağustos ayında yirmi üç virgül yedi derece. Bu değerler özellikle geceleri evlerin serinlemesini zorlaştırabiliyor.
Üstelik iki bin yirmi altı yılı Ağustos ayında Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevresindeki ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi’nin Ağustos ayı ortalama sıcaklığı da uzun yıllar ortalamasındaki yirmi yedi virgül dört dereceden yirmi sekiz virgül iki dereceye çıktı.
Klimasız yaşamanın en büyük sorunu gece sıcaklığı
Bir konutun gündüz sıcak olması kadar gece serinleyip serinleyememesi de önemli. Antalya’da Temmuz ve Ağustos aylarında ortalama gece sıcaklıklarının yirmi üç derecenin üzerinde bulunması, özellikle gün boyunca güneş alan apartmanlarda içeride biriken ısının gece saatlerinde de devam etmesine neden olabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü sıcak hava dalgalarında yaşam alanlarının mümkün olduğunca serin tutulmasını, oda sıcaklığının özellikle risk grubundaki kişiler için gündüz otuz iki, gece ise yirmi dört derecenin altında tutulmasının hedeflenmesini öneriyor. Bu değerler her ev için zorunlu bir konfor standardı değil; sıcaklığın sağlık üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik halk sağlığı önerileri.
Bu nedenle Antalya’da geceleri iç ortam sıcaklığının uzun süre yüksek kaldığı, hava akımının bulunmadığı bir evde klima veya başka etkili bir soğutma yöntemi olmadan yaşamak özellikle sıcak hava dalgalarında zorlaşabiliyor.
Nem neden klimasız evi daha zor hale getiriyor?
Antalya’nın kıyı kesimlerinde sıcaklığın yanında nem de termal konforu etkiliyor. İnsan vücudu sıcak havalarda terleyerek kendisini soğutuyor. Ancak nem oranı yükseldiğinde terin buharlaşması güçleşiyor ve vücut ısısını düşürmek daha zor hale gelebiliyor.
Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarının iki bin yirmi altı yazında yayımladığı aşırı sıcak uyarılarında da yüksek nemin terleme yoluyla vücut sıcaklığının düşürülmesini güçleştirebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle aynı sıcaklıktaki iki evden hava hareketinin güçlü olduğu ve nemin daha düşük hissedildiği ev daha konforlu olabilir.
Güneşi eve sokmamak en etkili önlemlerden biri
Klimasız bir evde ilk amaç, içeride oluşan sıcaklığı sonradan düşürmeye çalışmak yerine ısının eve girişini mümkün olduğunca azaltmak olmalı.
Dünya Sağlık Örgütü gündüz dış ortam iç mekândan daha sıcak olduğunda pencerelerin kapalı tutulmasını, doğrudan güneş alan pencerelerin panjur, perde veya benzeri gölgelendirme yöntemleriyle korunmasını öneriyor. Gereksiz elektrikli cihazların kapatılması da ev içinde üretilen ek ısıyı azaltabiliyor.
Sağlık Bakanlığı da güneş alan pencerelerin perde veya benzeri güneşliklerle gölgelendirilmesini ve kapalı alanların uygun biçimde havalandırılmasını öneriyor.
Özellikle batıya bakan ve öğleden sonra uzun süre doğrudan güneş alan dairelerde dıştan gölgelendirme, panjur veya güneş kırıcıların etkisi daha belirgin olabiliyor.
Pencereleri bütün gün açık bırakmak doğru mu?
Yazın sık yapılan uygulamalardan biri pencereleri gün boyunca tamamen açık bırakmak. Ancak dışarıdaki hava içeriden daha sıcaksa bu yöntem eve daha fazla sıcak hava girmesine neden olabilir.
WHO, gece dış ortam sıcaklığı iç ortamdan daha düşük olduğunda pencerelerin açılarak evin serinletilmesini; gündüz ise dışarısı daha sıcak olduğunda pencerelerin kapalı ve güneş alan yüzeylerin gölgeli tutulmasını öneriyor.
Antalya’da bu yöntemin ne kadar etkili olacağı gece sıcaklığına, rüzgâra, evin karşılıklı pencere açılmasına uygun olup olmadığına ve çevredeki yapı yoğunluğuna bağlı.
Karşılıklı cephelerde açılabilen pencereler hava akışını kolaylaştırırken tek cepheli ve sıkışık apartman dairelerinde doğal havalandırma daha sınırlı kalabiliyor.
Vantilatör klima yerine geçer mi?
Vantilatör havanın sıcaklığını doğrudan düşürmez. Hava hareketini artırarak terin buharlaşmasına yardımcı olur ve kişinin daha serin hissetmesini sağlayabilir.
Ancak aşırı yüksek sıcaklıklarda vantilatör tek başına güvenli bir çözüm olmayabilir. Dünya Sağlık Örgütü elektrikli vantilatörlerin sıcaklık kırk derecenin altındayken kullanılmasını, daha yüksek sıcaklıklarda ise vantilatörün vücudu ısıtabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle “vantilatör çalışıyorsa ev güvenlidir” şeklinde bir değerlendirme yapmak doğru değil. İç ortam sıcaklığının ve kişinin sağlık durumunun da izlenmesi gerekiyor.
Pasif serinletme gerçekten işe yarıyor mu?
Yeni bilimsel çalışmalar klima kullanılmadan veya klima ihtiyacı azaltılarak bir konutun serin tutulmasında tek bir yöntemin yeterli olmadığını gösteriyor.
İki bin yirmi altı yılında yayımlanan sıcak ve nemli iklimlere ilişkin kapsamlı bir bilimsel derlemede doğal havalandırma, güneşten korunma, gölgeleme, gece havalandırması ve bina kabuğuna yönelik önlemlerin birlikte kullanılmasının daha etkili olduğu belirtiliyor. Araştırmacılar özellikle sıcak ve nemli iklimlerde doğal havalandırmanın tek başına her koşulda yeterli olmayabileceğine dikkat çekiyor.
Aynı yıl yayımlanan ve yüz doksan yedi çalışmayı değerlendiren başka bir bilimsel incelemede de bina kabuğu, havalandırma ve gölgeleme pasif soğutmanın temel araçları arasında gösteriliyor. Sonuçlar, hangi yöntemin başarılı olacağının iklime ve konut tipine göre değiştiğini ortaya koyuyor.
Bu nedenle Antalya’da klimasız yaşam açısından binanın tasarımı bireysel davranışlar kadar önemli.
Çatı katları neden daha fazla ısınıyor?
En üst kattaki daireler yaz aylarında yalnızca dış hava sıcaklığından değil, çatının gün boyunca aldığı güneş enerjisinden de etkileniyor.
Çatı yalıtımı yetersizse yüzeyde biriken ısı iç mekâna aktarılabiliyor. Benzer durum doğrudan güneşe maruz kalan dış duvarlarda ve büyük cam yüzeylerde de yaşanabiliyor.
Pasif soğutmaya ilişkin bilimsel incelemeler; çatı ve duvar özellikleri, pencere tasarımı, çapraz havalandırma ve güneş kontrolünün sıcak iklimlerde iç ortam sıcaklığını ve soğutma ihtiyacını azaltmada önemli olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle aynı mahallede, aynı dış hava sıcaklığında bulunan iki konutta içerideki sıcaklık önemli ölçüde farklı olabilir.
Ağaç ve gölge konut sıcaklığını da etkiliyor
Klimasız yaşam yalnızca binanın içindeki önlemlerle ilişkili değil. Binanın çevresindeki kent dokusu da önemli.
Gölge sağlayan ağaçlar ve güneş ışığını doğrudan cephelerden uzaklaştıran tasarımlar binaya ulaşan güneş enerjisini azaltabilir. Buna karşılık geniş asfalt yüzeyler, beton ve yoğun yapılaşma gündüz ısı depolayarak geceleri çevreye geri verebilir.
Bu nedenle Antalya’da klimasız konut tartışması aynı zamanda mahallelerin ağaçlandırılması, yapıların birbirini gölgelemesi, sokak tasarımı ve kentteki ısı birikimiyle ilişkili bir planlama konusu.
Herkes için klimasız yaşamak güvenli mi?
Hayır. Özellikle aşırı sıcakların yaşandığı dönemlerde herkesin sıcaklığa karşı dayanıklılığı aynı değil.
Sağlık Bakanlığı; yaşlıları, küçük çocukları, gebeleri, kronik hastalığı bulunanları, sürekli bazı ilaçları kullananları ve bakıma ihtiyaç duyanları sıcaklığın sağlık etkileri açısından daha riskli gruplar arasında gösteriyor.
Dünya Sağlık Örgütü de sıcak hava dönemlerinde özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin yaşam alanlarının serin tutulmasına daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu nedenle çok sıcak bir evde yaşayan risk grubundaki bir kişinin “klimasız yaşamaya alışması” beklenmemeli. Ev güvenli sıcaklıkta tutulamıyorsa günün en sıcak bölümünde daha serin bir ortama erişim sağlık açısından gerekli hale gelebilir.
Sık duş almak yardımcı olabilir mi?
Konut sıcaklığını düşürmese de vücudu serin tutmak sıcaklık yükünü azaltmaya yardımcı olabilir.
Sağlık Bakanlığı sıcak dönemlerde sık duş alınmasını; bunun mümkün olmadığı durumlarda ellerin, ayakların, yüzün ve ensenin suyla ıslatılmasını öneriyor. Hafif ve bol kıyafetler ile yeterli sıvı tüketimi de sıcaklığın vücut üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik önlemler arasında.
WHO da serin duş, nemli bez veya cildi ıslatma gibi yöntemleri sıcak havalarda vücudu serin tutabilecek uygulamalar arasında gösteriyor.
Antalya’da klimasız ev mümkün ama bina belirleyici
Antalya’da yazın klimasız yaşamak bazı konutlarda mümkün. İyi yalıtılmış, doğrudan güneş almayan, çapraz havalandırmaya uygun, dıştan gölgelendirilen ve gece serin havasından yararlanabilen bir konutun klima ihtiyacı önemli ölçüde azalabilir.
Ancak üst kat, yoğun güneş alan, yalıtımı zayıf, hava akışı bulunmayan ve geceleri yeterince serinlemeyen bir apartman dairesinde aynı sonucu beklemek gerçekçi değil.
Özellikle iki bin yirmi altı Ağustosunda Antalya çevresindeki sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması, bu meselenin yalnızca kişisel konfor konusu olmadığını bir kez daha gösteriyor.
Antalya’da uzun vadeli çözüm yalnızca her konuta daha fazla klima yerleştirmek de değil. Yeni binalarda dış gölgelendirme, iyi çatı ve cephe yalıtımı, çapraz havalandırma, uygun pencere yönleri ve çevrede yeterli ağaçlandırma sağlanması; mevcut yapılarda ise güneş kontrolü ve enerji verimliliği iyileştirmeleri yapılması soğutma ihtiyacını azaltabilir.
Kısacası Antalya’da klimasız evde yaşamak mümkün olabilir; fakat bunun koşulu sıcaklığı yalnızca bireyin dayanıklılığına bırakmayan, iklime uygun konut ve kent tasarımıdır.





