
Antalya’da açık havada çalışanların yasal ara dinlenmesi hakkı bulunuyor. Aşırı sıcaklarda ise işverenin ısı stresine karşı ek önlem alması gerekiyor.
Antalya’da yaz aylarında inşaat, tarım, belediye hizmetleri, peyzaj, temizlik, kurye hizmetleri, turizm ve yol çalışmaları gibi birçok iş kolunda çalışanlar saatler boyunca doğrudan güneş ve yüksek sıcaklığa maruz kalabiliyor. Bu durum, “Sıcakta çalışanların ek mola hakkı var mı?” ve “Hava çok sıcak olduğunda çalışmayı bırakmak mümkün mü?” sorularını gündeme getiriyor.
Türkiye’de çalışanların ara dinlenmesi hakkı 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenleniyor. Ancak mevcut düzenleme yalnızca yaz aylarına veya açık havada çalışanlara özgü değil. Günlük çalışma süresine göre tüm işçilere uygulanacak asgari ara dinlenmesi süreleri belirlenmiş durumda. Bunun yanında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverene sıcaklık dahil çalışanların sağlık ve güvenliğini tehdit edebilecek riskleri değerlendirme ve önleme yükümlülüğü getiriyor.
İş Kanunu’na göre mola hakkı ne kadar?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Şubat 2026 tarihli “Dinlenme hakkı ve süreleri” bilgilendirmesine göre on sekiz yaşını tamamlamış işçilerde dört saat veya daha kısa süren işlerde en az on beş dakika ara dinlenmesi verilmesi gerekiyor.
Dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar olan çalışmalarda ara dinlenmesi en az otuz dakika, yedi buçuk saati aşan günlük çalışmalarda ise en az bir saat olarak uygulanıyor. Bu sürelerin yasal asgari süreler olduğu, iş veya toplu iş sözleşmesiyle artırılabileceği belirtiliyor. Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmıyor.
İş Kanunu’nun 68’inci maddesinde ayrıca iklim, mevsim, işin niteliği ve yerel koşullar dikkate alınarak ara dinlenmelerinin sözleşmeler yoluyla farklı biçimde kullandırılabileceği hükmü bulunuyor. Bu ayrıntı özellikle Antalya gibi yaz sıcaklığının çalışma koşullarını doğrudan etkilediği kentler açısından önem taşıyor.
Sıcakta çalışanlara otomatik olarak ek mola veriliyor mu?
Mevcut genel ara dinlenmesi düzenlemesi, “hava sıcaklığı şu dereceyi geçtiğinde çalışanlara şu kadar ek mola verilir” şeklinde Türkiye genelinde geçerli tek bir sıcaklık eşiği belirlemiyor.
Ancak bu durum, işverenin yalnızca İş Kanunu’ndaki asgari molayı kullandırmasının her koşulda yeterli olduğu anlamına gelmiyor.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin işyerindeki riskleri değerlendirmesi, çalışanların sağlık ve güvenliğini koruyacak önlemleri belirlemesi ve değişen koşullara göre bu önlemleri güncellemesi gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da sıcak havada çalışmayı açık biçimde bir iş sağlığı ve güvenliği riski olarak değerlendiriyor.
Dolayısıyla aşırı sıcak, yüksek nem, doğrudan güneş, ağır fiziksel iş ve koruyucu ekipman kullanımının birlikte oluşturduğu risk yüksekse dinlenme düzeninin de buna göre yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Bakanlık sıcak havada sık mola öneriyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının inşaat sektörüne yönelik güncel sıcak hava bilgilendirmesinde, yüksek sıcaklık altında çalışanların gölgeli veya serin alanlarda sık sık mola vermesi gerektiği belirtiliyor.
Bakanlık ayrıca çalışma saatlerinin yeniden planlanmasını ve mümkün olduğunda çalışmaların sabah erken ya da akşamüstü gibi daha serin saatlere kaydırılmasını öneriyor. Çalışanların yeterli sıvıya ulaşabilmesi ve hafif, hava geçirgen kıyafetler kullanması da alınabilecek önlemler arasında gösteriliyor.
Bu öneriler özellikle Antalya’da yol, inşaat, peyzaj ve belediye saha çalışmalarında önem kazanıyor. Çünkü çalışan yalnızca hava sıcaklığına değil, asfalt ve beton yüzeylerden yayılan ısıya ve doğrudan güneş ışınlarına da maruz kalabiliyor.
Antalya’da sıcaklık neden iş sağlığı konusu?
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 1991-2020 normallerine göre Antalya’da ortalama en yüksek sıcaklık Haziran ayında 31,6 dereceye, Temmuz ve Ağustos aylarında ise 34,9 dereceye ulaşıyor. Ortalama güneşlenme süresi Temmuz ayında günlük 11,1 saat seviyesinde.
2026 yazı da sıcaklık açısından dikkat çekici geçti. Meteoroloji Genel Müdürlüğüne göre Ağustos ayında Antalya, Alanya, Finike, Kaş, Demre ve Manavgat çevresindeki ortalama sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşti. Akdeniz Bölgesi’nin Ağustos ayı ortalama sıcaklığı uzun yıllar ortalamasındaki 27,4 dereceden 28,2 dereceye yükseldi.
Bu değerler günlük maksimum sıcaklığı değil aylık ortalamaları gösteriyor. Açık alanda doğrudan güneş altında çalışan bir kişinin maruz kaldığı ısı yükü ise hava sıcaklığının yanında nem, güneş radyasyonu, rüzgâr, fiziksel efor ve kullanılan koruyucu donanımdan da etkileniyor.
Isı stresi yalnızca hava sıcaklığına bağlı değil
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sıcak hava koşullarındaki riski değerlendirirken yalnızca termometrede görülen sıcaklığa bakılmaması gerektiğini belirtiyor.
Bakanlığın güncel açıklamasında ısı stresinin sıcaklıkla birlikte nem, güneş radyasyonu, hava akımı, yapılan fiziksel iş ve giyilen kıyafet veya kişisel koruyucu donanımdan etkilendiği ifade ediliyor. Uzun süreli maruziyet sıcak bitkinliği, sıcak krampları ve sıcak çarpmasına kadar ilerleyebiliyor.
Bu nedenle örneğin otuz üç derecelik gölgeli bir ortamla aynı sıcaklıkta güneş altında asfalt döşeyen bir çalışanın maruz kaldığı risk aynı değil.
Dinlenme alanının gölgeli olması gerekiyor mu?
Sıcak havada verilen molanın nerede geçirildiği de önemli.
Bakanlığın sıcak havada çalışmaya ilişkin rehberlerinde gölgeli veya serin alanlarda dinlenme öneriliyor. Tarımda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin rehberde de ısı stresi riski ortaya çıktığında işverenin aşırı sıcaklığa maruziyeti azaltması, çalışma hızını koşullara göre düzenlemesi, çalışanlar arasında görev dönüşümü yapması, yeterli dinlenme süresi sağlaması ve çalışma alanına yakın içilebilir su bulundurması gerektiği belirtiliyor.
Dolayısıyla çalışanı doğrudan güneş altında bekletmek veya mola alanını yeterince serinletmemek, sıcaklık riskini azaltma amacına hizmet etmeyebilir.
Su sağlamak iş sağlığı önleminin bir parçası
Açık havada ağır fiziksel iş yapanlarda terleme nedeniyle su ve elektrolit kaybı artabiliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü de aşırı sıcağa karşı düzenli gölgeli molalar ve suya kolay erişimi temel koruyucu önlemler arasında gösteriyor. Örgüt, özellikle tarım ve turizm gibi açık alan çalışmasının yoğun olduğu sektörlerde serin ve gölgeli dinlenme noktalarının önemine dikkat çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Meteoroloji Örgütünün 2025 yılında yayımladığı ortak çalışma da sıcaklığın çalışma yaşamında giderek büyüyen bir sağlık riski olduğunu belirtiyor. Raporda sıcak çarpması, susuzluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve nörolojik sorunlar önemli riskler arasında gösteriliyor.
İşveren “hava sıcak ama çalışmaya devam edin” diyebilir mi?
İşverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü sıcak hava nedeniyle ortadan kalkmıyor.
6331 sayılı Kanun kapsamında işverenin risk değerlendirmesi yapması veya yaptırması, gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini belirlemesi ve bunların uygulanmasını takip etmesi gerekiyor. Bakanlık, bu yükümlülüğün kamu ve özel sektör dahil Kanun kapsamındaki bütün işyerleri açısından geçerli olduğunu belirtiyor.
Bu nedenle sıcaklık işçinin sağlığı açısından risk oluşturuyorsa çalışma temposu, çalışma saatleri, mola sıklığı, gölgelik alan, su, uygun giysi ve iş organizasyonu gibi önlemlerin değerlendirilmesi gerekiyor.
Bakanlığın işverenlere yönelik rehberinde de sürekli olarak çok sıcak ortamda çalışılması gereken durumlarda çalışanların aşırı sıcaktan korunması için tedbir alınması gerektiği belirtiliyor.
Çalışanın işi bırakma hakkı var mı?
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13’üncü maddesi “çalışmaktan kaçınma hakkı”nı düzenliyor.
Ciddi ve yakın tehlikeyle karşı karşıya kalan çalışan, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna; kurul bulunmayan işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını talep edebiliyor.
Kurul veya işveren çalışanın talebini haklı bulursa çalışan gerekli tedbirler alınana kadar çalışmaktan kaçınabiliyor. Bu dönemde ücret ile kanundan ve iş sözleşmesinden doğan diğer hakların korunacağı hükme bağlanmış durumda.
Kanunda ayrıca ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda çalışanın bu prosedürü beklemeden tehlikeli bölgeden ayrılarak güvenli bir yere gidebileceği ve bu nedenle haklarının kısıtlanamayacağı belirtiliyor.
Ancak her sıcak yaz günü otomatik olarak bu kapsamda değerlendirilmez. Tehlikenin niteliği, yapılan iş, ortam koşulları ve çalışanın karşı karşıya olduğu gerçek risk birlikte değerlendirilir.
Belirleyici yalnızca termometredeki derece değil
Çalışma ortamında sıcaklık riskini belirlerken tek bir hava sıcaklığına dayalı değerlendirme yapılması yeterli değil.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına göre termal konfor değerlendirmelerinde sıcaklığın yanı sıra bağıl nem, hava akımı ve benzeri parametreler ölçülebiliyor. Bakanlığa bağlı İSGÜM de işyerlerinde sıcaklık, basınç, bağıl nem ve hava akım hızına yönelik termal konfor ölçümleri gerçekleştiriyor.
Bu nedenle Antalya’da örneğin yüzde yüksek nem altında ağır yük taşıyan çalışanla gölgede daha hafif bir iş yapan kişinin risk seviyesi aynı olmayabilir.
Molanın süresi sıcaklığa göre artırılabilir mi?
İş Kanunu’ndaki on beş dakika, otuz dakika ve bir saatlik ara dinlenmeleri asgari süreler.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, bu sürelerin iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle artırılabileceğini açıkça belirtiyor. Kanunda da iklim, mevsim ve işin niteliğinin dinlenmelerin düzenlenmesinde dikkate alınabileceği hükmü bulunuyor.
Buna ek olarak iş sağlığı ve güvenliği açısından yapılan risk değerlendirmesi sıcaklığa bağlı daha sık dinlenmenin gerekli olduğunu gösteriyorsa iş organizasyonunun buna göre düzenlenmesi işverenin önleyici yükümlülüklerinin bir parçası haline geliyor.
Dolayısıyla “Kanun yalnızca bir saat mola veriyor, başka önlem gerekmez” şeklindeki yaklaşım iş sağlığı ve güvenliği sisteminin bütününü yansıtmıyor.
Çalışma saatleri sabah ve akşama kaydırılabilir mi?
Bakanlığın sıcak havada çalışma rehberi bunu açık biçimde öneriyor.
Aşırı sıcak koşullarında çalışma saatlerinin yeniden planlanması ve mümkün olduğunda ağır işlerin sabah erken veya akşamüstü daha serin dönemlere alınması, sıcak çarpması riskini azaltabilecek yöntemler arasında bulunuyor.
Antalya’da özellikle Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında bu tür bir çalışma düzeni inşaat, peyzaj, yol bakım ve tarım gibi açık alandaki ağır işlerde önem kazanabilir.
Ancak çalışma saatlerinin değiştirilmesi de İş Kanunu, iş sözleşmeleri ve varsa toplu iş sözleşmelerindeki çalışma süresi hükümleri dikkate alınarak yapılmalı.
Uluslararası yaklaşım daha sık dinlenmeyi öne çıkarıyor
Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya Meteoroloji Örgütünün çalışma yaşamında sıcaklık üzerine hazırladığı güncel rehber, her ülke ve sektörün kendi koşullarına uygun “işyeri sıcaklık eylem planları” geliştirmesini öneriyor.
Bu planların yerel hava koşullarını, yapılan işin fiziksel ağırlığını ve çalışanların kişisel kırılganlıklarını dikkate alması gerektiği belirtiliyor.
Uluslararası Çalışma Örgütünün yaklaşımında da ısı riskinin ortadan kaldırılamadığı durumlarda iş-dinlenme döngülerinin uygulanması, gölge ve su sağlanması öne çıkan önlemler arasında.
Bu yaklaşım, tek bir sabit mola süresinden ziyade sıcaklığın şiddetine ve yapılan işin ağırlığına göre değişen bir sistemin önemini gösteriyor.
Antalya’da sıcak hava için ayrı çalışma protokolü gerekir mi?
Antalya’nın uzun yaz dönemi ve iki bin yirmi altı Ağustosunda mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen sıcaklıklar düşünüldüğünde açık alan çalışanları açısından sıcak hava protokollerinin daha görünür hale getirilmesi tartışılabilir.
Böyle bir uygulama; meteorolojik uyarılara göre çalışma saatlerinin değiştirilmesi, belirli aralıklarla serin alan molası, içme suyuna sürekli erişim, yeni işe başlayanların sıcağa kademeli olarak alıştırılması ve sıcak bitkinliği belirtilerinin izlenmesi gibi önlemleri içerebilir.
Mevcut mevzuat çalışanların genel ara dinlenmesi hakkını güvence altına alırken iş sağlığı ve güvenliği hükümleri de sıcaklığın oluşturduğu riske karşı işverene ek sorumluluk yüklüyor.
Bu nedenle Antalya’da yazın açık havada çalışan bir işçi açısından soru yalnızca “kaç dakika mola hakkım var?” değil. Asıl değerlendirilmesi gereken, mevcut mola ve çalışma düzeninin o günkü sıcaklık, nem, güneş maruziyeti ve yapılan işin ağırlığı karşısında çalışanı gerçekten koruyup korumadığı.





