Antalya’da yerel üretici ürünleri market raflarında neden az yer buluyor?

antalya yerel üretici ürünleri antalya yerel üretici ürünleri
Görsel: Yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Antalya’da çok sayıda yerel ürün bulunmasına rağmen küçük üreticilerin zincir market raflarına girişi üretim ölçeği, lojistik ve pazarlama koşulları nedeniyle zorlaşabiliyor.

Antalya domatesten bibere, avokadodan muza, zeytinyağından tahine, tarhanadan salçaya kadar geniş bir yerel ürün çeşitliliğine sahip. Ancak kentin tarımsal üretim gücü ile market raflarında görülen yerel ürün çeşitliliği her zaman aynı ölçüde değil.

Antalya genelindeki zincir market raflarında yerel üretici ürünlerinin toplam payını gösteren güncel ve kamuya açık ortak bir veri bulunmadığı için “yerel ürünlerin raf payı şu kadar” şeklinde kesin bir oran vermek mümkün değil.

Bununla birlikte Ticaret Bakanlığı ve Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün son dönemde yürüttüğü çalışmalar, küçük üretici ve kooperatiflerin pazara erişiminde markalaşma, barkodlama, lojistik, dijital satış, kurumsal kapasite ve pazarlama gibi başlıkların halen önemli olduğunu gösteriyor.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün resmi yöresel ürün listesinde Aksu domatesi ve biberi, Alanya avokadosu, muzu, mango ve keçiboynuzu, Döşemealtı narı ve zeytini, Gazipaşa’nın muz, avokado ve tropikal ürünleri, Kumluca’nın salça, zeytinyağı, tarhana ve harnup pekmezi ile Manavgat’ın susam ve tahini gibi çok sayıda ürün yer alıyor.

Bu çeşitliliğin tamamının market raflarında aynı görünürlüğe ulaşamaması ise tek bir nedene bağlı değil.

Antalya’da yerel ürün gerçekten az mı?

Bu soruya kent genelini kapsayan sayısal bir veriyle cevap vermek mümkün değil.

Antalya’daki bütün zincir marketlerin raflarını kapsayan ve ürünlerin ne kadarının Antalya üretimi olduğunu gösteren güncel kamu envanteri yayımlanmıyor.

Dolayısıyla “Antalya’daki marketlerde yerel ürünlerin payı yüzde şu kadar” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.

Ancak kamu politikalarının kendisi yerel ve kooperatif ürünlerinin perakendede görünürlüğünün artırılmasına ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.

Ticaret Bakanlığı Temmuz 2026’da hazırladığı perakende yönetmeliği değişiklik taslağında tedarik zincirini güçlendirme, yerel ekonomiyi destekleme ve özellikle kadın kooperatiflerinin ürünlerine zincir marketlerde daha fazla görünürlük sağlama hedefini açıkladı.

Bu da market rafına erişimin güncel bir politika başlığı olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Marketlerde yerel ürünler için zaten raf zorunluluğu yok mu?

Var.

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a göre hızlı tüketim ürünleri satan büyük mağaza ve zincir mağazalarda satış alanının en az yüzde birine karşılık gelen raf alanının belirli yöresel ürünlere ayrılması gerekiyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.

Bu düzenleme marketin bulunduğu ilde üretilen bütün ürünleri otomatik olarak kapsamıyor. Ürünün coğrafi işaretli olması veya ilgili meslek kuruluşlarının görüşü doğrultusunda ticaret il müdürlüğü tarafından yöresel ürün olarak belirlenmesi gerekiyor. Ayrıca düzenleme hızlı tüketim malı niteliğindeki ürünleri kapsıyor.

Bu nedenle Antalya’da faaliyet gösteren her küçük üreticinin ürünü yalnızca “Antalya’da üretildiği” için zorunlu yöresel ürün rafına giremiyor.

Antalya’nın resmi yöresel ürün listesinde neler var?

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün yayımladığı yerel ve yöresel ürünler listesi kentin üretim çeşitliliğini ortaya koyuyor.

Aksu’da domates ve biber; Alanya’da avokado, yenidünya, kabak, badem, muz, keçiboynuzu, mango, portakal ve pitaya; Döşemealtı’nda nar ve zeytin; Gazipaşa’da muz, avokado, mango, zeytinyağı, pasiflora ve keçiboynuzu gibi ürünler listede bulunuyor.

Kumluca bölümünde zeytinyağı, domates ve biber salçası, zeytin salamurası, tarhana ve harnup pekmezi bulunurken Manavgat’ta susam ve tahin öne çıkıyor.

Bu ürün çeşitliliği Antalya’nın yerel üretimde bir sorun yaşamadığını değil, üretim ile organize perakende arasındaki bağlantının ayrıca kurulması gerektiğini gösteriyor.

Küçük üretici marketin istediği miktarı sürekli sağlayabiliyor mu?

Market rafına girmek için yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli olmayabilir.

Zincir perakendede aynı ürünün belirli miktarda ve düzenli şekilde tedarik edilebilmesi gerekiyor.

Küçük üreticide ise üretim mevsimsel olabilir.

Örneğin belirli dönemde çok miktarda domates, reçel, tarhana veya zeytinyağı bulunurken birkaç ay sonra aynı miktarı sağlamak zorlaşabilir.

Ulusal ölçekte yüzlerce şubesi bulunan bir zincirin tedarik sistemi ile birkaç üreticinin oluşturduğu küçük bir işletmenin üretim kapasitesi aynı ölçeğe sahip değil.

Bu nedenle yerel ürün için market rafına girmek kadar rafta sürekli kalabilmek de ayrı bir sorun oluşturabiliyor.

Kooperatifleşme bu sorunu çözebilir mi?

Kooperatifleşmenin temel avantajlarından biri küçük üreticilerin ürünlerini bir araya getirebilmesi.

Tek bir üreticinin karşılayamayacağı miktar birkaç üreticinin ortak üretimiyle sağlanabilir.

Ancak kooperatif kurmak tek başına pazara erişim sorununu çözmüyor.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün 2026 yılında sekiz pilot kadın kooperatifi üzerinde yaptığı saha çalışmalarında, kooperatif başkanlarının üretimden kargoya kadar çok sayıda operasyonel süreci kendilerinin yürüttüğü ve bu nedenle pazarlama faaliyetlerine yeterince zaman ayıramadığı tespit edildi.

Bu tespit, küçük üretim yapılarında insan kaynağı sorununun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Üretici aynı anda üretim, ambalajlama, muhasebe, satış, sosyal medya, kargo ve müşteri ilişkilerini yürütmek zorunda kaldığında büyük perakendecilerle düzenli ticari ilişki kurmak daha zor hale gelebiliyor.

Barkod neden küçük üretici için önemli?

Modern perakendede ürünün yalnızca ambalajlı olması yetmiyor.

Stok takibi, kasa sistemleri ve tedarik zinciri yönetimi açısından ürünlerin barkod sistemine dahil edilmesi gerekiyor.

Bu konu kooperatifler açısından bir maliyet ve teknik kapasite başlığı olarak görüldüğü için Ticaret Bakanlığı ile GS1 Türkiye arasında Şubat 2026’da özel bir protokol imzalandı.

Protokolle belirli koşulları sağlayan kadın kooperatiflerinin barkod sistemine giriş ve yıllık kullanım ücretlerinde beş yıl boyunca yüzde elli indirim sağlanması kararlaştırıldı. Bakanlık, uygulamanın amaçlarından birinin kooperatif ürünlerini büyük perakende zincirlerinde daha görünür hale getirmek olduğunu açıkladı.

Bu düzenleme aynı zamanda barkodlama ve standart ürün verisinin küçük kooperatiflerin organize perakendeye girişinde önemli bir aşama olduğunu gösteriyor.

Ambalaj market rafına girişte neden önemli?

Pazarda açık şekilde satılabilen bir ürün, market rafında aynı biçimde satışa sunulamayabilir.

Tarhana, reçel, pekmez, zeytin, salça veya tahin gibi işlenmiş gıdalarda ambalajın yanı sıra ürünün mevzuata uygun şekilde etiketlenmesi gerekiyor.

Ürünün adı, net miktarı, işletme bilgileri, alerjenler, saklama koşulları ve ürüne göre diğer zorunlu bilgiler tüketiciye sunulmalı.

Küçük üreticinin geleneksel yöntemlerle ürettiği bir ürünün market rafına geçişi bu nedenle aynı zamanda profesyonel ambalaj ve etiketleme sürecine geçiş anlamına geliyor.

Bu süreç ek maliyet ve uzmanlık gerektirebiliyor.

Standart ürün üretmek neden önemli?

Market tedarik sistemi açısından her parti ürünün birbirine yakın kalite ve özellikte olması bekleniyor.

Ev veya küçük atölye ölçeğinde üretimde ise reçelin kıvamı, tarhananın yapısı, ambalaj ağırlığı veya ürünün görünümü partiden partiye değişebiliyor.

Yerel ve geleneksel üretimde bu farklılık tüketici açısından bazen olumlu bile görülebilir.

Ancak organize perakendede standart gramaj, ambalaj ve ürün özellikleri stok ve fiyatlandırma açısından önem taşıyor.

Bu nedenle küçük üreticinin markete girmesi üretimin daha standart ve kayıtlı hale gelmesini gerektirebiliyor.

Lojistik maliyeti küçük üreticiyi nasıl etkiliyor?

Antalya çok geniş bir coğrafyaya sahip.

Gazipaşa’da üretilen bir ürünün Antalya merkezdeki bir markete, Elmalı veya Korkuteli’ndeki ürünün kıyı ilçelerine ulaştırılması gerekiyor.

Bir zincirin deposuna düzenli teslimat yapılacaksa taşıma yalnızca birkaç koli ürünü bir mağazaya bırakmaktan ibaret olmayabilir.

Yakıt, araç, soğuk zincir gereken ürünlerde frigorifik taşıma, depo ve personel maliyetleri devreye giriyor.

Büyük üreticiler yüksek hacim sayesinde birim lojistik maliyetini düşürebilirken küçük üreticinin birkaç koli ürün için yaptığı taşımanın ürün başına maliyeti daha yüksek olabiliyor.

Bu durum özellikle düşük fiyatlı temel gıdalarda rekabeti zorlaştırabiliyor.

Antalya’nın ilçeleri arasındaki mesafe de etkili mi?

Evet.

Antalya’daki yerel üretim yalnızca kent merkezinin çevresinde yapılmıyor.

Alanya, Gazipaşa, Kaş, Elmalı, Korkuteli, Kumluca ve Akseki gibi birbirinden oldukça uzak ilçelerde farklı ürünler üretiliyor.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün yöresel ürün listesi de bu coğrafi çeşitliliği ortaya koyuyor.

Yerel ürünleri kent genelindeki marketlere dağıtacak ortak bir lojistik ağ bulunmadığında her üreticinin dağıtım sorununu ayrı ayrı çözmesi gerekebiliyor.

Bu da küçük üreticiler açısından pazara erişim maliyetini artıran unsurlardan biri.

Market için ürünün devamlılığı neden önemli?

Bir ürünün birkaç haftalığına rafa girmesi ile yıl boyunca düzenli tedarik edilmesi aynı değil.

Market açısından raf alanı sınırlı.

Rafa konulan ürünün satış yapması ve bittikçe yeniden tedarik edilebilmesi gerekiyor.

Yerel üretim ise doğal olarak mevsimsellikten etkileniyor.

Örneğin taze avokado, nar, portakal veya belirli sebzelerde üretim sezonu bulunuyor.

İşlenmiş ürünlerde saklama süresi daha uzun olsa da üretim kapasitesi yine sınırlı kalabiliyor.

Bu nedenle kooperatiflerin ortak üretim planlaması ve stok yönetimi organize perakendeye erişimde önem kazanıyor.

Fiyat rekabeti yerel üreticiyi zorlayabilir mi?

Evet.

Küçük ölçekli üretimde ambalaj, etiket, barkod, işçilik ve taşımanın birim maliyeti büyük üreticiye kıyasla daha yüksek olabilir.

Büyük üretici binlerce veya on binlerce ürün için aynı ambalajı yaptırırken küçük üretici birkaç yüz ürün sipariş edebilir.

Bu durum ambalaj başına maliyeti artırabilir.

Yerel ürünün raf fiyatı yükseldiğinde ise tüketici aynı kategoride bulunan daha düşük fiyatlı seri üretim ürüne yönelebilir.

Dolayısıyla “aracıyı kaldırınca yerel ürün mutlaka ucuz olur” sonucuna her ürün için ulaşmak mümkün değil.

Üretim ölçeği ve lojistik maliyetleri de nihai fiyat üzerinde etkili.

Zincir marketlerle üretici arasındaki ticari ilişki neden düzenleniyor?

Tedarikçi ile büyük perakende işletmesi aynı pazarlık gücüne sahip olmayabilir.

Perakende mevzuatında bu nedenle üretici ve tedarikçileri korumaya yönelik kurallar bulunuyor.

Ticaret Bakanlığının düzenlemesine göre raf tahsisi, reklam veya anons gibi hizmetler karşılığında üretici veya tedarikçiden ücret talep edilebilmesi belirli şartlara bağlanmış durumda.

Ayrıca özellikle küçük üreticilerin hızlı bozulan tarım ve gıda ürünlerindeki ödeme sürelerine sınırlamalar getiriliyor.

Temmuz 2026’da hazırlanan yeni değişiklik taslağında da tedarik zincirindeki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi temel amaçlardan biri olarak açıklandı.

Bu düzenlemeler, küçük üretici ile büyük perakendeci arasındaki ilişkinin yalnızca “ürünü getir, rafa koyalım” kadar basit olmadığını gösteriyor.

Yerel ürün rafı bütün sorunu çözmüyor mu?

Hayır.

Kanunun belirli yöresel ürünler için öngördüğü raf alanı önemli bir araç olsa da yerel üreticinin bütün sorunlarını tek başına çözemez.

Öncelikle her yerel ürün bu kapsama girmiyor.

İkinci olarak ürün rafa girdikten sonra tüketici tarafından tercih edilmesi gerekiyor.

Üçüncü olarak üreticinin raftaki ürünü düzenli biçimde tamamlaması, faturalandırma ve lojistik süreçlerini yönetmesi gerekiyor.

Dolayısıyla raf tahsisi pazara giriş için bir kapı açabilir ancak sürdürülebilir satış için üretim ve pazarlama kapasitesi de gerekiyor.

Antalya’da belediyelerin ayrı satış mağazası açması ne anlatıyor?

Muratpaşa Belediyesi’nin kadın kooperatifleri için ayrı bir satış mağazası oluşturması alternatif bir pazara erişim modelinin Antalya’daki örneklerinden biri.

Mağaza 2022 yılında yirmi kooperatifle açıldı. Eylül 2026 itibarıyla kırk bir kadın kooperatifinin ürünleri burada satılıyor. Her kooperatife ayrı raf alanı ayrılıyor ve konsinye satış uygulanıyor.

2026 yılının ilk altı ayında mağazada sekiz bin beş yüz kırk sekiz ürün satıldı ve kooperatiflere toplam üç milyon yüz otuz beş bin liralık gelir aktarıldı.

Bu özel satış kanalının varlığı, küçük üreticiler için klasik zincir market dışında doğrudan tüketiciye ulaşan kanalların da önemli olduğunu gösteriyor.

Doğrudan satış küçük üretici açısından neden farklı?

Zincir markette ürün birçok ticari ve lojistik aşamadan geçebilir.

Üreticiden depoya, depodan mağazaya ve mağazadan tüketiciye uzanan sistemde lojistik ve perakende maliyetleri oluşuyor.

Doğrudan satış modelinde ise üretici veya kooperatif tüketiciye daha kısa bir zincir üzerinden ulaşabiliyor.

Muratpaşa’daki kooperatif mağazasında ürün fiyatlarının üretici kooperatif tarafından belirlendiği ve gelirin kooperatiflere aktarıldığı belirtiliyor.

Ancak tek bir satış noktasının ulaşabileceği tüketici sayısı zincir market ağına kıyasla daha sınırlı.

Bu nedenle doğrudan satış ile organize perakendenin birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan kanallar olarak değerlendirilmesi mümkün.

İnternet satışı yeni bir çıkış yolu mu?

2026 yılında kamu politikalarında kooperatif ürünlerinin e-ticarete taşınmasına yönelik dikkat çekici adımlar atıldı.

Ticaret Bakanlığı Eylül ayında beş büyük e-ticaret platformuyla kadın kooperatifleri için iş birliği protokolü imzaladı.

Protokol kapsamında kooperatiflerin platformlara ücretsiz kayıt olabilmesi, ilk altı ay komisyon alınmaması, sonraki dört buçuk yıl komisyonun yüzde bir olması ve ürünlerin özel alanlarda görünür hale getirilmesi planlandı.

Bu girişimin kendisi de küçük üreticilerin yalnızca fiziksel market raflarına bağımlı kalmaması gerektiği yönündeki yaklaşımı ortaya koyuyor.

Antalya’daki kooperatifler neden dijital pazarlama eğitimi alıyor?

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün 2026 projesinde kadın kooperatiflerine ürün fotoğrafçılığı, dijital pazarlama, mali yönetim ve markalaşma gibi alanlarda eğitimler verildi.

Haziran ayında düzenlenen ürün fotoğrafçılığı eğitiminde kooperatiflerin ürünlerini dijital platformlarda daha etkili sunması hedeflendi.

Aynı proje kapsamında mali yönetim, muhasebe ve finansal sürdürülebilirlik eğitimi de gerçekleştirildi.

Bu eğitimler üretimin tek başına pazarda başarı için yeterli olmadığını gösteriyor.

Ürün kaliteli olsa bile ambalaj, fotoğraf, marka, satış, finans ve lojistik yönetilemediğinde daha geniş pazara erişim sınırlı kalabiliyor.

Markalaşma neden gerekiyor?

Tüketici market rafında üreticiyi çoğu zaman şahsen tanımıyor.

Pazarda alışveriş yapan kişi ürünü yetiştiren üreticiyle konuşabilirken süpermarkette karar büyük ölçüde ambalaj, etiket, marka, fiyat ve ürünün raftaki görünürlüğü üzerinden veriliyor.

Bu nedenle yerel üreticinin markete geçişi aynı zamanda anonim bir tüketici kitlesine ulaşma süreci.

Antalya Ticaret İl Müdürlüğünün Mart 2026’da başlattığı projede de sekiz pilot kadın kooperatifine özellikle markalaşma, pazarlama ve mikro ihracat danışmanlığı verilmesi kararlaştırıldı.

Her yerel ürünün markalaşması gerekir mi?

Taze meyve ve sebzede üretici markasının bulunması her zaman gerekli değil.

Ancak işlenmiş ve paketli ürünlerde markalaşma, ürünün diğer ürünlerden ayrışmasını kolaylaştırabiliyor.

Antalya’da tarhana, tahin, pekmez, reçel, zeytinyağı, salça ve benzeri işlenmiş ürünlerin market rafında tüketiciye ulaşması için ambalaj ve üretici bilgisinin görünür hale gelmesi önem taşıyor.

Barkodlama desteğinin ve markalaşma eğitimlerinin kamu programlarında yer alması da bu dönüşüm ihtiyacını gösteriyor.

Coğrafi işaret market rafında avantaj sağlar mı?

Coğrafi işaret, ürünün belirli bir yöreyle ilişkisini ve belirlenen özelliklerini kayıt altına alan bir sistem.

Perakende mevzuatındaki yöresel ürün rafı düzenlemesi kapsamında da mağazanın bulunduğu ilde üretilen coğrafi işaretli ürünlere yer verilebiliyor.

Ancak coğrafi işaret tek başına satış garantisi sağlamıyor.

Ürünün yeterli miktarda üretilmesi, uygun biçimde paketlenmesi, dağıtılması ve tüketici tarafından tercih edilmesi yine gerekiyor.

Marketler yerel üreticiden doğrudan alım yapamaz mı?

Yapabilir.

Ancak uygulamanın sürdürülebilir olabilmesi için miktar, kalite, teslimat, faturalandırma ve ödeme gibi ticari koşulların karşılanması gerekiyor.

Küçük üretici açısından güçlük, çoğu zaman tek seferlik bir satış yapmak değil; her hafta veya her ay benzer miktar ve kalitedeki ürünü aynı sisteme teslim edebilmek.

Üreticilerin kooperatif veya üretici örgütleri altında birlikte hareket etmesi bu noktada avantaj sağlayabilir.

Yerel üreticinin raf payını artırmak için ne yapılabilir?

Tek bir çözüm yeterli değil.

Üreticilerin ortak paketleme ve depolama tesislerine erişebilmesi, kooperatiflerin profesyonel satış ve pazarlama personeli çalıştırabilmesi, ortak lojistik ağların kurulması ve marketlerle daha uzun vadeli tedarik planlarının yapılması pazara erişimi kolaylaştırabilir.

Barkod, ambalaj ve analiz maliyetlerini azaltan destekler de küçük üreticinin kurumsal perakendeye geçişini kolaylaştırabilir.

Ticaret Bakanlığının 2026 barkod desteği ve kooperatiflerin e-ticaret platformlarına erişimini kolaylaştıran programları bu ihtiyaçlara yönelik güncel adımlar arasında bulunuyor.

Tüketicinin tercihi de rafları etkiliyor mu?

Evet.

Market rafında hangi ürünün kalacağı yalnızca tedarikçinin veya market yönetiminin kararına bağlı değil.

Rafa giren ürün düzenli satılmazsa perakendeci o alanı daha hızlı satılan başka bir ürüne ayırabilir.

Bu nedenle yerel ürünlerin tüketici tarafından tanınması da önemli.

Ürünün hangi ilçeden geldiği, hangi üretici veya kooperatif tarafından üretildiği ve yerel ekonomiye nasıl bağlandığı rafta görünür değilse tüketici bunu sıradan bir ürün olarak görebilir.

Bu noktada etiketleme, coğrafi işaret ve özel yerel ürün bölümleri fark yaratabilir.

Antalya’da yerel üretici ürünleri market raflarında neden az yer buluyor?

Bu sorunun tek bir cevabı bulunmuyor.

Öncelikle Antalya’daki market raflarında yerel ürünlerin gerçek oranını gösteren güncel, kent çapında bir veri olmadığı için “yerel ürün kesin olarak azdır” sonucunu sayısal olarak doğrulamak mümkün değil.

Ancak mevcut kamu verileri ve 2026 yılında yürütülen destek programları birkaç yapısal sorunu açık biçimde gösteriyor.

Antalya’da yerel ürün çeşitliliği yüksek. Ticaret İl Müdürlüğünün resmi listesinde domates, biber, muz, avokado, mango, zeytin, zeytinyağı, salça, tarhana, harnup pekmezi, susam ve tahin gibi çok sayıda ürün ve üretici yer alıyor.

Buna karşılık küçük üretici veya kooperatifin zincir market sistemine girebilmesi için düzenli üretim, standart kalite, uygun ambalaj, etiket, barkod, faturalandırma, lojistik, stok yönetimi ve pazarlama kapasitesini aynı anda karşılaması gerekiyor.

Antalya’daki kadın kooperatifleri üzerinde 2026 yılında yapılan saha çalışmalarında üretimden kargoya kadar operasyonların büyük bölümünün kooperatif yöneticilerince yürütülmesi nedeniyle pazarlamaya yeterli zaman ayrılamadığının tespit edilmesi bu kapasite sorununa somut bir örnek oluşturuyor.

Öte yandan mevzuatta zincir mağazalarda belirli yöresel ürünler için en az yüzde birlik raf alanı bulunuyor. Ancak bu düzenleme Antalya’da üretilen her ürünü otomatik olarak kapsamıyor.

Ticaret Bakanlığının Temmuz 2026’da kadın kooperatiflerinin ürünlerinin marketlerde daha görünür hale getirilmesini amaçlayan yeni düzenleme çalışması başlatması da yerel üreticinin perakende kanallarına erişiminin halen geliştirilmesi gereken bir alan olduğuna işaret ediyor.

Dolayısıyla Antalya’da temel sorun ürün bulunmaması değil; yerel üretim ile büyük perakende sistemi arasında ölçek, lojistik, standardizasyon ve pazarlama açısından güçlü ve sürekli bir bağlantının kurulabilmesi.