Başaran Aksu, işçi sınıfının mevcut durumunu Antalya Kent Haber’e değerlendirdi: “Örgütsüz, dağınık, sayısı muazzam düzeyde artmış bir işçi sınıfı yapısı var”

21. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin (İFF) Antalya ayağı, dün (26 Eylül) saat 20.00’de Konyaaltı’nda bulunan Nazım Hikmet Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen gala gecesiyle başladı. Festival kapsamında bugün (27 Eylül) saat 15.00’te Konyaaltı Cemevi Korkmaz Tedik Salonu’nda “İşçi Sınıfı Hareketinin Yeni Doğrultusu” başlıklı panel düzenlendi. Panel öncesinde Umut Sendikası (UMUT-SEN) Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, Antalya Kent Haber’in sorularını yanıtladı.

Nazlı Özbiçen-Alp Hasdemir

İşçi Filmleri Festivali Antalya Düzenleme Kurulu tarafından festival kapsamında bugün (27 Eylül) saat 15.00’te Konyaaltı Cemevi Korkmaz Tedik Salonu’nda “İşçi Sınıfı Hareketinin Yeni Doğrultusu” başlıklı panel düzenlendi. Panele Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı Enerji, Sanayi ve Maden Kamu İşçileri Sendikası (DİSK Enerji-Sen) Genel Başkanı Süleyman Keskin, Öğretmen Sendikası Örgütlenme Sekreteri Hüseyin Aksoy ve Umut Sendikası (UMUT-SEN) Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu konuk oldu. Panel, İFF Antalya gönüllüsü Kutay Meriç’in kolaylaştırıcılığında gerçekleştirildi.

Panel öncesinde Antalya Kent Haber’in sorularını yanıtlayan Başaran Aksu, Türkiye’de işçileşme, işçileştirme ve yoksullaştırma politikalarının uygulandığını belirtti. Türkiye toplumunun yüzde 70’inin işçileşmiş durumda olduğunu söyleyen Aksu, işçileşmenin güvencesiz çalışma, kötü emekli koşullarında yeniden çalışmaya mahkûm olma ve örgütsüzlükle birlikte ilerlediğini ifade etti.

Aksu İşçileşmenin aynı zamanda güvencesiz çalışma, kötü emekli koşullarında yeniden çalışmaya mahküm olma ve örgütsüzlükle birlikte ilerlediğini belirten Aksu, işçi sınıfının genel durumunu “örgütsüz, dağınık, sayısı muazzam düzeyde artmış ve genişlemiş” bir yapı olarak tanımladı.

“HAK-İŞ, TÜRK-İŞ VE DİSK PATRON DÜZENİNİN BİR PARÇASI”

Türkiye’de sendikaların temel olarak holdinglerin ve devletin denetiminde olduğunu savunan Aksu, Hak-İş, Türk-İş ve DİSK yönetimlerinin patron düzeninin bir parçası haline geldiğini söyledi. İşçilerin sendikalara üye oldukları anda patron çıkarları doğrultusunda hareket etmeye zorlandığını ifade eden Aksu, işçilere ait bir silahmış gibi görünen sendikanın işçilere çevrilmiş bir silaha dönüştüğünü belirtti.

Son yıllarda daha mücadeleci sendikaların ortaya çıktığını söyleyen Aksu, bu sendikaların işçilerin ödenmemiş haklarını ve alacaklarını almak için mücadele yürüttüğünü belirtti. Bu yapıların daha dinamik, enerjik ve hızlı hareket edebildiğini ifade eden Aksu, ancak mali olarak zayıf olduklarını ve kaynaklarının sınırlı olduğunu söyledi.

“İŞÇİLER SARI SENDİKALARA YÖNLENDİRİLİYOR”

Sendika üyeliğinin işçilerin bilinçli ve sosyal haklara sahip olduğu anlamına geldiğine yönelik geleneksel algının yanlış olduğunu savunan Aksu, işçilerin devlet, rejim ve holdingler tarafından bilinçli olarak bu yapılara yönlendirildiğini ileri sürdü. Bunun işçilerin örgütlenmesini ve hareket kabiliyetini sınırladığını belirten Aksu, sermayenin de istediği yasa maddelerini, kuralsızlıkları ve sömürü süreçlerini kolaylaştıran uygulamaları bu sendikaların “sessizliğini, suskunluğunu ve işbirlikçiliğini satın alarak” hayata geçirdiğini söyledi.

Sarı sendikacılığın işveren yanlısı ya da devletin resmi ideolojik çizgisi içerisinde hareket eden yapıları ifade ettiğini belirten Aksu, bu yapıların işçi sınıfının kurtuluşu fikrini tehlikeli gördüğünü savundu. Sarı sendikaları rejimi, devleti ve holdingleri koruyup güçlendiren, işçilerden haraç kesen ve bu araçlar üzerinden servet biriktiren yapılar olarak nitelendiren Aksu, bu yapıların “şebekeler, çeteler, mafyalar gibi” düşünülebileceğini söyledi.

Mücadeleci sendikaların ise Hak-İş, Türk-İş ve DİSK’in yarattığını savunduğu tahribata yönelik bir eleştiri olarak ortaya çıktığını belirten Aksu, bu sendikalar arasında daha enerjik, amatör, atak ve hareket kabiliyeti yüksek yapıların bulunduğunu söyledi. Mali olarak zayıf olmalarına rağmen hareket edebildiklerini ifade eden Aksu, bu yapıların fiili ve meşru mücadeleler yürüttüğünü ve yasaların dışına taşan mücadeleler gerçekleştirdiğini belirtti.

“İŞÇİ SİNEMASI ARTIK ÇOK FAZLA ÜRETİLMEDİĞİNDEN İŞÇİ FİLMLERİ FESTİVALİ KIYMETLİ”

İşçi sinemasına da değinen Aksu, sanatın ve devrim fikrinin insanları etkileyebilen ve dönüştürebilen bir niteliğe sahip olduğunu söyledi. İşçi sınıfı edebiyatı, sanatı ve sinemasının az üretildiğini belirten Aksu, festivallerde geçmiş yıllarda yapılmış filmlerin daha yoğun olduğunu, günümüzde ise işçi sinemasının yeterince üretilmediğini ve tercih edilmediğini ifade etti.

İşçi filmleri festivallerinin bir işçiye dahi ulaşmasının önemli olduğunu belirten Aksu, işçilerin bir sosyalliğin ve toplumsallığın parçası olduğunu söyledi. Festivalde işçilerin kendilerine esin olan ve onları dönüştüren fikirleri çevrelerine taşıyacağını belirten Aksu, bu fikirlerin şekilde yayılacağını ifade etti.