
Birleşik Kamu İş Antalya İl Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Kamu İşveren Heyeti’nin 2026-2027 yıllarını kapsayan zam teklifine ilişkin Muratpaşa ilçesindeki Attolos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada “TÜİK’in verdiği enflasyon oranları, vatandaşın cebini yakan krizin yarısını bile anlatmıyor” denildi.
Kamu İşveren Heyeti Başkanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından açıklanan teklife göre, 2026’nın ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 6, 2027’nin her iki yarısında ise yüzde 4 zam öngörülmüştü.
Birleşik Kamu İş Antalya İl Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Kamu İşveren Heyeti’nin 2026-2027 yıllarını kapsayan zam teklifine ilişkin Muratpaşa ilçesindeki Attolos Meydanı’nda bugün (14 Ağustos) saat 18.00’de basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasını, Birleşik Kamu İş Antalya İl Başkanı Sadık Acar okudu.
Basın açıklamasında; “İnsanca yaşamak istiyoruz, sermaye değil emekçiye bütçe, direne direne kazanacağız, birleşe birleşe kazanacağız, emek, eylem, direniş yaşasın birleşik kamu-iş, kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bugün hem Çalışma Bakanlığı önünde hem de Türkiye’nin tüm illerinde meydanlarındayız. Bugün sesimizi duyurmak, irademizi göstermek, haklarımızın altını çizmek için bir aradayız. Bilindiği üzere; milyonlarca kamu emekçisi, emeklisi ve onların ailelerini ilgilendiren 8.Dönem Toplu Sözleşme sürecinde Bakanlık, taktiksel olarak son ana kadar sakladığı teklifini nihayet salı günü vermiştir. Gülünç bile denemeyecek teklifteki oranlar, teklifin neden son günlere sıkıştırıldığının da anlaşılmasını sağlamıştır.”
Açıklamada, kamu çalışanlarına 2026 yılının ilk altı ayı için yüzde 10, ikinci altı ayı için yüzde 6; 2027 yılında ise her iki altı aylık dönem için yüzde 4 zam teklifi yapıldığı hatırlatıldı.
Birleşik Kamu İş’in AR-GE birimi Kamu Ar’ın araştırmasına göre Temmuz ayında bile açlık sınırı 27 bin 670, yoksulluk sınırı ise 85 bin 344 lirayı bulduğu hatırlatılan açıklamada, “Bu verilen teklifle memura açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasındaki alan reva görülmüş, ölümü gösterip sıtmaya razı etme taktiği devreye sokulmuştur. Kabul etmiyoruz:
Sürecin en başından beri bu kez toplu sözleşme masasında Birleşik Kamu-İş olarak bizim de olduğumuzu belirtmiş, müzakere görünümlü müsamerelere geçit vermeyeceğimizi vurgulamıştık” dedi.
Kamu çalışanlarının hakkını, alın terini, umudunu, geleceğini sattırmayacakları ifade edilen açıklamada, “Şimdi karşımıza gelen teklif ‘Biz satarız’ demektir. Bu teklif kamu emekçisine de emeklisine de ‘daha da sürün’ demektir. ‘Biz yıl içinde iyimser tutup sonra 10 defa değiştirdiğimiz enflasyon öngörülerimizin bile altında bir teklifi yapmaktan utanmıyoruz’ demektir. Memur çocuğunu okutamasın, evine boynu bükük girsin, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamasın demektir” denildi.
Açıklamada, verilen teklifin gerçek hayatta bir karşılığı olmadığı ifade edildi.
Açıklamada, talepler şu şekilde sıralandı:
1- Taban aylığı katsayısı, aylık katsayısı, yan ödeme katsayısı, ek ödeme ve diğer maaş kalemlerinde önceki yıllardan kaynaklanan ve devredip duran kayıpların telafisi nedeniyle bu kalemlerde yüzde 72 artış kaçınılmazdır.
2- Ayrıca 31.12.2025 itibariyle taban aylığı katsayısı, aylık katsayısı, yan ödeme katsayısı, ek ödeme ve diğer maaş kalemlerinde ise;
2026’nın ve 2027’nin her yarısında yüzde 25 oranında artış, insanca ücretler almamız için şarttır.
“BU KIYMETLİ SORUMLULUĞUN HAKKINI VERECEK VE MASA OYUNLARINI BOZACAĞIZ”
Yukarda belirtilen şartlar olmadan verilen tekliflerin bir gerçekliği olmadığı vurgulanan açıklamada, “Biz hoşlarına gitmeyen bu gerçekleri söylediğimizde bize kendilerince bıyık altından gülüp ‘Bu rakamları nasıl kazanacaksınız?’ diye soranlar oluyor, yol belli, cevap verelim: İnsani koşullarda çalışmak hakkımız. İnsanlık onuruna yaraşır ücretler almak hakkımız. Gelir adaleti, yaşanabilir ve haysiyetli memuriyet hakkımız. Bu hakları yedirmeyiz. Kamu emekçisinin emeğini, geleceğini masa oyunlarına kurban ettirmeyiz. Milyonlarca emekçinin hak arama ruhsatını nişan gibi göğsümüzde taşıyoruz, bu kıymetli sorumluluğun hakkını verecek ve masa oyunlarını bozacağız” sözleri kullanıldı.
Ülkenin iktidar tarafından yanlış yönetildiği vurgulanan açıklamada, “Büyük önder Atatürk’ün ‘en büyük eserim’ dediği ve bize çatısı altında eşit yaşam hakkı sunan Cumhuriyet, dört koldan saldırıya uğruyor, kazanımlarını yitiriyor. Adalet yok, eğitim yok, geçim yok, liyakat yok, vergi adaleti yok, Bakanlığın bize verdiği teklife bakınca bir kez daha anlıyoruz ki utanma da yok” sözleri kullanıldı.

Ayrıca açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“En son çıkan diploma skandalı bile ortaya koydu ki kamu çalışanlarının haklarını korumasını talep ettiğimiz yöneticiler daha kamu çalışanlarının devlete teslim ettiği resmi evrakları korumaktan bile aciz. Ama bir itiraf bile yok. Türkiye’nin her yerinden bize bu sefalet teklifini yapanlara sesleniyoruz: Hodri Meydan! Gelin bakalım bir memur ailesinin evine bir günlük konuk olun. Kirasını, faturasını, evin gıdasını, mecburi giderleri bir hesaplayın bakalım ay sonunu getirmeye matematiğiniz yetecek mi! İddia ediyoruz, o evde bir gün bile kalamazlar. Ama dayanamayacakları bu sefaleti bize iki yıl boyunca dayatmaya çalışıyorlar! Olmaz öyle şey, olmayacak! TÜİK’in verdiği enflasyon oranları, vatandaşın cebini yakan krizin yarısını bile anlatmıyor.”
İktidarın teklifini yarın yenileyeceği duyurulan açıklamada, “Buradan, kamuoyu önünde ilan ediyoruz ki: insanca bir teklif önümüze konmazsa tüm örgütlü irademizi ortaya koyacağız. Cuma günü önümüze başka bir sefalet teklifi koyulursa, utanç verici bu teklifte önceki dönemlerde yapıldığı gibi mikroskobik artışlar yapılıp müjde gibi sunulmaya çalışılırsa devlet dairelerinde hayat duracak, meydanlar bizim isyanımızla çınlayacak. Eğer hükümet, emek körü bu teklifi geri çekmezse pazartesi her yerde iş bırakacağımızı ve Ankara’da toplanıp Bakanlık önüne yürüyeceğimizi ilan ediyoruz. Ve bilinsin ki haklarımızı alana kadar vereceğimiz mücadelenin dozu giderek artacak” sözleri kullanıldı.
“DEVLET İTİBARI, EN BÜYÜK RESMİ KONVOYLARI KURMAKLA SAĞLANMAZ”
Türkiye’de ekonomi politikalarının yanlışın sürdürüldüğü ifade edilen açıklamada, “Çalışanın geçinemediği, çalışmak isteyenin iş bulamadığı, gelecek umudunu yitiren gençlerimizin yurt dışına gittiği, gıda fiyatlarının dahi günlük olarak arttığı, toplumun sadece bir avuç ayrıcalıklı zümresinin zenginleştiği bir iklim yaratmıştır. “Şimdi bunun faturasının kamu emekçisine kesilmesine geçit vermeyeceğiz. Kendi lükslerini “devletin itibarı” tekerlemesiyle açıklayanların ‘devlette çalışma’yı bu denli değersizleştirmesine göz yummayacağız. Devlet itibarı, en büyük resmi konvoyları kurmakla sağlanmaz. Devlet itibarı, özerk ve bağımsız kalması gereken devlet kurumlarını liyakatsiz yöneticiler eliyle parti şubesine çevirmekle yaratılmaz.” denildi.
Son olarak açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Devlet itibarı, özerk ve bağımsız kalması gereken devlet kurumlarını liyakatsiz yöneticiler eliyle parti şubesine çevirmekle yaratılmaz. Devlet itibarı, okullara tuvalet kağıdı koyabilmekle olur. Ülkenin son akciğerleri olan ormanlar cayır cayır yanmasın diye söndürme filosu oluşturmakla olur. Kendi bünyesinde çalışan insanlara haklarını vermekle, onların aklıyla dalga geçmeyen zam teklifleri yapmakla olur. Denildi. Hükümete sesleniyoruz: Gelin kendi itibarınızı da daha fazla yerden yere vurmayın. Ya akla, matematiğe, vicdana, hayatın gerçeklerine uygun bir zam teklifini önümüze getirirsiniz ya da önce Çalışma Bakanlığı’nın penceresinden ve televizyon kanallarından bizim isyanımızı, direnişimizi izlersiniz. Yarın siz kendi yolunuzu seçeceksiniz. Bizim yolumuz bellidir, bu yolun hakkını vereceğiz:”





