
TMMOB ÇMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, “Antalya Ortak Mirasımızdır: Kirliliği Önlemenin Yolu Atık Oluşumunu Önlemekten Geçer” başlıklı açıklama gerçekleştirdi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya, şehirde son günlerde gözle görülür biçimde ambalaj atıkları, plastikler ve diğer katı atıkların görüldüğüne ilişkin “Antalya Ortak Mirasımızdır: Kirliliği Önlemenin Yolu Atık Oluşumunu Önlemekten Geçer” başlıklı basın açıklaması gerçekleştirdi.
TMMOB ÇMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, son günlerde Antalya’da farklı çeşitlerde atıkların gözle görülür şekilde çoğaldığını bu durumun yalnızca bir estetik görünümü bozan çevre sorunu değil, üretimden tüketime, atık yönetimden, denetim mekanizmalarına kadar uzanan zincirde eksiklerin bulunduğunu gösteren bir çevresel uyarı olduğunu açıkladı.
Denizlerin, nehirlerin, toprak ve havanın atıkların taşındığı bir ortak olmadığı korunması gereken en değerli doğal varlık olduğu belirtildi.
“HER GERİ DÖNÜŞÜM SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAMA KATKI SUNMAZ”
Geri dönüşümün,doğal kaynakların korunması hammadde kullanımının azaltılması ve döngüsel ekonominin geliştirilmesi açısından vazgeçilmez bir uygulama olduğu ancak geri dönüşüm sistemlerinin atıkların hepsini eksiksiz biçimde yeniden ekonomiye kazandıramayacağı açıklaması yapıldı.
Öncelikli olarak atığın oluşmasının önlenmesi, ardından kaynağından azaltmak ve yeniden kullanmak daha sonra başka bir amaç için kullanmak geri dönüştürmek, mümkün olduğunda enerji geri kazanımını sağlamak ve son seçeneğin bertaraf etmek olduğu belirtildi.
“EN SÜRDÜRÜLEBİLİR ATIK HİÇ OLUŞMAYAN ATIKTIR”
Günümüzde temel sorunun sadece geri dönüşüm yetersizliği değil, tüketimi fazla teşvik eden ürün modelleriyle tek kullanımlık ürünlerin yaygınlaştırılması ve ambalaj kullanımının gereksiz bir şekilde olağan hale gelmesi olduğu açıklaması yapıldı.
Doğaya ulaşmış ambalaj atıklarının, geri dönüştürülebilir nitelikte olsa bile çevresel zarar oluşturmaya başlamış olduğu belirtildi. “Bu nedenle başarının ölçütü yalnızca geri dönüştürülen atık miktarı değil; oluşması önlenen atık miktarı olmalıdır” denildi.
Denizlerin korunmasının yalnızca sahillerden atık toplamakla sağlanamayacağı, bütüncül bir çalışma yapılması gerektiğine yönelik şu açıklamalara yer verildi:
“Kalıcı çözüm; havza ölçeğinde planlamayı, atığın oluşmasını kaynağında önleyen politikaları ve ürünün tasarımından üretimine, kullanımından yeniden kullanımına, geri dönüşümüne ve nihai bertarafına kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bütüncül bir yönetim anlayışını gerektirir.
İhtiyaç duyulan durumun yalnızca mevcut uygulamaların denetlenmesi olmadığı, buna yönelik çalışmalar yapılarak, “Ürün tasarımı, ambalaj seçimi, tek kullanımlık ürünlerin azaltılması, yeniden kullanım sistemlerinin yaygınlaştırılması, üretici sorumluluğunun güçlendirilmesi ve döngüselliği teşvik edecek yeni denetlenebilir düzenleyici mekanizmaların oluşturulmasıdır” denildi.
Yeşil Dönüşüm, Döngüsel Ekonomi ve Yeni Avrupa Bauhausu (New European Bauhaus) yaklaşımının ortaya koyduğu temel ilkenin atık oluştuktan sonra yönetmek olmadığı, atığın oluşmasını tasarım aşamında önleyen, sürdürülebilirliği birlikte gözeten üretim ve tüketim sistemlerine geçiş olduğu belirtildi.
Denizleri korumanın yoluna yönelik şu ifadeler kullanıldı:
“Denizlerimizi korumanın en etkili yolu da, atıkları kıyılardan toplamak değil, denize ulaşmasını daha en baştan engelleyen bu dönüşümü hayata geçirmektir.”
“MİKROPLASTİKLER: GÖZLE GÖRÜNMEYEN ANCAK EN BÜYÜK TEHDİTLERDEN BİRİ”
Denize ulaşan plastik atıkların zamanla parçalanarak mikroplastiklere dönüştüğü, balıkların, kabukluların, deniz kuşlarının ve deniz kaplumbağalarının mikroplastikleri besin sanarak tükettiği, besin zinciri boyunca taşınarak en sonunda insan sofralarına kadar ulaşabildiği belirtildi. “Ayrıca yüzeylerinde ağır metaller, kalıcı organik kirleticiler ve diğer toksik bileşikleri taşıyabilmeleri nedeniyle çevresel riskleri daha da artırmaktadır” denildi.
Akdeniz’in dünyanın mikroplastik yoğunluğu en yüksek denizlerinden biri olarak değerlendirildiğine ilişkin şu açıklama yapıldı:
“Akdeniz, su yenilenme süresinin uzun olması ve yarı kapalı bir deniz özelliği taşıması nedeniyle dünyanın mikroplastik yoğunluğu en yüksek denizlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Antalya kıyılarında görülen her plastik atık, geleceğin mikroplastik kirliliğine dönüşme potansiyeli taşımaktadır.”
Tüm Kurum ve Kuruluşlara Ortak Sorumluluk Çağrımızdır
Antalya’nın denizlerini korumak tek bir kurumun görevi değildir. Yerel yönetimlerden merkezi idareye, liman işletmelerinden marina yönetimlerine, turizm sektöründen sanayi kuruluşlarına, üreticilerden vatandaşlara kadar herkes bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bu kapsamda;
- Atık oluşumunu önleyen ve gereksiz tüketimi azaltan politikalar önceliklendirilmelidir.
- Tek kullanımlık plastiklerin azaltılmasına yönelik uygulamalar kararlılıkla sürdürülmelidir.
- Ürün ve ambalaj tasarımlarında daha az malzeme kullanan, yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir çözümler teşvik edilmelidir.
- Geri dönüşüm sistemleri nicelik odaklı değil, kaynak verimliliğini artıran ve döngüsel ekonomiyi güçlendiren sürdürülebilir bir anlayışla geliştirilmelidir.
- Ambalaj üreticilerinin genişletilmiş üretici sorumluluğu etkin biçimde uygulanmalı; piyasaya sürülen ürünlerin yaşam döngüsü boyunca çevresel sorumluluğu gözetilmelidir.
- Depozito yönetim sistemi yaygınlaştırılarak geri kazanım oranları artırılmalı, değerli ambalajların çevreye ulaşması önlenmelidir.
- Dere havzalarında düzenli temizlik çalışmaları yapılmalı, dere ağızlarına atık tutucu sistemler kurulmalıdır.
- Tekne ve yatlardan kaynaklanan atıkların liman kabul tesislerine teslimi etkin biçimde denetlenmelidir.
- Toplumun tüm kesimlerinde sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını geliştiren çevre eğitimi ve farkındalık çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır.
Sonuç
Bugün kıyılarımıza vuran her plastik şişe, her ambalaj atığı ve her poşet yalnızca bir çevre kirliliği göstergesi değildir; üretim, tüketim ve atık yönetimi sistemlerimizin yeniden ele alınması gerektiğinin açık bir göstergesidir.
Denizlerimiz, ortak doğal mirasımızdır. Bu mirası korumanın yolu, yalnızca kıyıları temizlemekten değil; atığın oluşmasını önleyen, gereksiz tüketimi azaltan, yeniden kullanımı teşvik eden, sürdürülebilir geri dönüşüm sistemlerini güçlendiren ve doğal kaynakları koruyan bilim temelli çevre politikalarını hayata geçirmekten geçmektedir.
Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak; tüm kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, üreticileri, turizm sektörünü, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşlarımızı ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz.
Denizleri korumanın en etkili yolu, doğaya ulaşan atıkları toplamak değil; o atıkların hiç oluşmamasını sağlayacak üretim ve tüketim anlayışını birlikte hayata geçirmektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.





