
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi, Konyaaltı Çakırlar Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından planlanan 4 bin 574 konutluk projeye ilişkin bilimsel, teknik ve hukuki değerlendirme raporu yayımladı. Açıklamada, projenin su güvenliği, taşkın riski, tarımsal üretim, hava kalitesi ve iklim değişikliğine uyum açısından riskler barındırdığı belirtildi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Antalya ili Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından altı etap halinde toplam 4 bin 574 konut, 70 dükkan, iki okul ve bir cami içerecek şekilde planlanan toplu konut projesine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Açıklamada, proje hakkında daha önce verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararının yargı sürecinde yürütmesi durdurularak yeniden değerlendirildiği ve 24 Ağustos tarihi itibarıyla yeniden ÇED Olumlu kararı verildiği hatırlatıldı.
“ÇAKIRLAR HİDROJEOLOJİK AÇIDAN HASAS BİR BÖLGE”
Açıklamada, “Çakırlar ve çevresi, yüzey ve yeraltı su kaynakları açısından hidrojeolojik bakımdan hassas bir bölgedir” değerlendirmesinde bulunuldu. Açıklamada, 4 bin 574 konutluk bir yerleşimin ilave su talebi, kanalizasyon ve atıksu yükü, yeraltı suyu beslenim koşullarındaki değişikliklerin birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Bölgenin karstik sistemler içerdiğine dikkat çekilen açıklamada, yüzeysel kirleticilerin yeraltına hızlı taşınması ve kirlenme durumunda temizlenmenin uzun zaman alması nedeniyle hidrojeolojik modelleme yapılması gerektiği ifade edildi.
“BÖLGEDEKİ TARIM DOĞRUDAN ETKİLENECEK”
Tarım alanlarına ilişkin ise, “Tarım alanlarının yapılaşmaya açılması yalnızca kaybedilen arazi miktarı üzerinden değerlendirilmemelidir” denildi. Açıklamada, arazi kullanımındaki değişimin sulama suyu talebini, yeraltı suyu kullanımını, tarımsal üretim sürekliliğini, kırsal ekonomiyi, gıda üretim kapasitesini, ulaşım ve altyapı baskısını birlikte etkileyebileceği belirtildi.
“ŞİDDETLİ YAĞIŞLAR TAŞKIN RİSKİNİ ARTIRABİLİR”
Projenin yer seçimine ilişkin olarak, “Proje alanının Çandır Çayı sistemiyle ilişkili taşkın riski taşıyan bir bölgede bulunması nedeniyle, yapılaşma kararı yalnızca mevcut topoğrafik durum üzerinden değil, havzanın taşkın davranışı ve gelecekteki iklim koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir” ifade edildi. Açıklamada, iklim değişikliğinin kısa sürelerde meydana gelen yüksek şiddetli yağışların ve ani taşkınların riskini artırabileceği, bu nedenle farklı tekerrür süreleri ve iklim değişikliği senaryoları dikkate alınarak taşkın analizlerinin yeniden yapılması gerektiği belirtildi.
Yapılan açıklamada hava kalitesi modellemesine ilişkin olarak, “Antalya Meteoroloji İstasyonu kıyı kesiminde bulunurken proje alanı farklı topoğrafik özelliklere sahip Çakırlar bölgesindedir” denildi. Kıyı istasyonunda ölçülen meteorolojik koşulların proje alanını temsil etmediği, güncel ve bilimsel olarak gerekçelendirilmiş meteorolojik veri setiyle modellemenin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
“YAĞMUR SUYU, DRENAJ KAPASİTESİ İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİ”
Atıksu, yağmursuyu ve yüzeysel akış konusunda ise 4 bin 574 konutluk yerleşimin önemli miktarda atıksu, yağmur suyu debisi ve geçirimsiz yüzey oluşturacağı, kanalizasyon kapasitesi, atıksu arıtma altyapısı ve yağmursuyu drenaj kapasitesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
“PROJE YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL 2050 VE SONRASI DİKKATE ALINARAK PLANLANMALI”
Açıklamada, Antalya’da iklim değişikliğinin sıcak hava dalgaları, kuraklık, su stresi, aşırı yağış ve taşkın risklerini artırdığı, proje değerlendirmesinde yalnızca bugünkü koşulların değil, 2050 ve ileri dönemlere ilişkin iklim projeksiyonlarının da dikkate alınması gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, 4 bin 574 konutluk projenin altı etap halinde gerçekleştirilmesinin çevresel etkilerin etaplar üzerinden birbirinden bağımsız değerlendirilmesini gerektirmediği, altı etabın toplam etkisinin mevcut yerleşim alanları ve gelecekteki gelişmelerle birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi.
TMMOB Çevre Mühendisleri tarafından yapılan açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:
1. Yeni proje tanıtım dosyasında, eski proje tanıtım dosyasında yer alan “Kurum Görüşleri” bölümünün neden çıkarıldığının açıklanmasını; ayrıca yeni proje tanıtım dosyasının Ek 7-b bölümünde, 23.06.2026 tarihli, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün E-41890033-305.03.07[007.070132568.071124801.03]-15992836 sayılı ve “Antalya İli, Konyaaltı İlçesi, Çakırlar Mah. 21538/1, 20490/5, 6, 7, 8, 11 ve Suiçecek Mah. 21925/2 Parsellerde Toplu Konut Alanına İlişkin 1/25.000 Ölçekli N.İ.P. Değ. ile 1/5.000 Ölçekli Nazım ve 1/1.000 Ölçekli U.İ.P. İlavesi ve Revizyonu” konulu kapak yazısı ekinde yer alan “…1/1.000 Ölçekli İlave ve Revizyon Uygulama İmar Planı Açıklama Raporu”nda; “İnceleme alanı dahilinde kalan ve sürekli/mevsimsel akış gösteren veya kuru halde olan tüm dere ve dere yatakları için taşkın ve sellenme tehlikesine yönelik planlama öncesi mutlaka DSİ’den güncel görüş alınmalı ve bu görüş doğrultusunda planlamaya gidilmelidir.” ifadesi yer verilmiş olması dikkate alınarak, bu kapsamda DSİ 13. Bölge Müdürlüğünden hangi tarihte, hangi kapsamda ve ne yönde bir güncel görüş alındığının açıklanmasını,
2. Projenin altı etabının tamamını kapsayan havza ölçekli su bütçesi ve hidrojeolojik değerlendirme yapılmasını,
3. Yeraltı suyu ve kaynak sularının korunması açısından bağımsız hidrojeolojik modelleme ve kirletici taşınım değerlendirmesi gerçekleştirilmesini,
4. Proje alanı ve çevresi için güncel taşkın tehlike ve risk analizlerinin, farklı tekerrür süreleri ve iklim değişikliği senaryoları dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesini,
5. Projenin Çandır Çayı ve Boğaçayı sistemi üzerindeki etkilerinin havza ölçeğinde hidrolik ve hidrolojik modellerle ortaya konulmasını,
6. Tarım alanları, sulama suyu ihtiyacı ve kırsal ekonomiye ilişkin etkilerin kümülatif olarak değerlendirilmesini,
7. Hava kalitesi modellemesinin, proje alanının topoğrafik ve meteorolojik özelliklerini temsil eden güncel ve bilimsel olarak gerekçelendirilmiş meteorolojik veri setiyle yeniden değerlendirilmesini,
8. Proje etki alanında zeytinlik olup olmadığının tespiti ve bu alanlara projenin getireceği yüklerin açıklanmasını,
9. Projenin mevcut kanalizasyon, içme suyu ve yağmursuyu altyapısına getireceği yükün kapasite ve kümülatif etki analiziyle ortaya konulmasını,
10. Projenin iklim değişikliğine uyum açısından kuraklık, sıcak hava dalgası, aşırı yağış ve taşkın riskleri birlikte değerlendirilerek yeniden ele alınmasını,
11. Tüm bu çalışmalar tamamlanmadan ve sonuçları kamuoyuna açık, bağımsız ve denetlenebilir biçimde sunulmadan projenin uygulama sürecinin ilerletmek yerine uygun alternatif yerlerin araştırılması için işbirliği yapılmasını,
12. Kopyala yapıştır proje tanıtım dosyası yerine daha önceki mahkeme kararında belirtilen hususlara detaylıca cevap verecek ciddiyette ilavelerin projeye eklenmesini,
13. Proje alanında ısrar edilmesi hâlinde ise, verilmiş olan ‘ÇED Olumlu’ kararının yeniden değerlendirilerek ‘ÇED Raporu Hazırlanmalıdır’ kararı verilmesini ve yukarıda belirtilen hususların ÇED sürecinde ayrıntılı olarak ele alınması.
Yapılan açıklamada, su hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı, tarımsal üretim, afet güvenliği ve kamu yararının korunması amacıyla sürecin bilimsel, teknik ve hukuki boyutlarıyla takip edileceğini ve gerekli hukuki girişimlerin yapılacağı belirtildi.





