COP31 hazırlık harcamalarını değerlendiren HİZ Antalya gönüllüsü Malçok: “Sermayenin kendini biraz ‘yeşile boyaması’ durumu kurtarmaz”

Kasım ayında Antalya’da 31’incisi düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) için yapılan harcamaların 25 milyar TL’yi (yaklaşık 525 milyon dolar) aştığı belirtildi. COP31 hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilen ihalelerin, Kamu İhale Kanunu’nun “öngörülemeyen olaylar” maddesi kapsamında yapıldığı ifade edilmişti. Halkların İklim Zirvesi (HİZ) Antalya gönüllüsü Erol Malçok, Antalya EXPO alanında 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31’in hazırlık harcamalarını Antalya Kent Haber editörü Nazlı Özbiçen’e değerlendirdi. Malçok, COP31’in iklim kriziyle mücadele açısından somut bir sonuç üretip üretmediğinin ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının sorgulanması gerektiğini söyledi. 

Nazlı Özbiçen 

Açık kaynaklardaki ihale sonuçlarına göre COP31 hazırlıkları kapsamında yapılan harcamalar 25 milyar TL’yi aştı. Söz konusu tutarın yaklaşık 525 milyon dolara karşılık geldiği belirtildi. Halkların İklim Zirvesi (HİZ) Antalya gönüllüsü Erol Malçok, Aksu’da bulunan  EXPO alanında 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31’in hazırlık harcamalarını değerlendirdi.

Halkların İklim Zirvesi (HİZ) Antalya gönüllüsü Erol Malçok

“ELLE TUTULUR BİR SONUÇ ÜRETİLMİYOR”

Malçok, COP31 için yapılan harcamaları değerlendirmeden önce Birleşmiş Milletler iklim zirvelerinin gerçekten somut sonuçlar üretip üretmediğine bakılması gerektiğini ifade etti. 31 yıldır düzenlenen zirvelerin, alınan kararların ülkelere yaptırım ve hukuki bağlayıcılık koşulu koymadığını belirten Malçok, bu nedenle “elle tutulur bir sonuç” üretilemediğini söyledi.

Fosil yakıtlardan çıkış konusunda verilen taahhütlere rağmen ülkelerin daha sonra bu taahhütlerden geri dönebildiğini belirten Malçok, kömürden 15 yıla kadar çıkma taahhüdünde bulunulsa bile süre geldiğinde “benim hala ihtiyacım var” denilerek kullanıma devam edilebildiğini ve Birleşmiş Milletler’in bu konuda bir şey yapamadığını ifade etti.

Bu nedenle zirvelerin “samimiyetten uzak bir ‘yeşil badanacılık’ faaliyetine” dönüştüğünü ifade eden Malçok, fosil yakıt şirketlerinin sponsorluğunda ülkelerin kendilerini aklama çabası yürüttüğünü söyledi.

Halkların İklim Zirvesi (HİZ) Antalya gönüllüsü Erol Malçok

“YOKSUL KÖYLÜLER, KADINLAR, MÜLTECİLER VE DEZAVANTAJLI BİREYLER İKLİM ADALETİNDE SÖZ SAHİBİ DEĞİL”

İklim adaleti açısından yoksul köylüler, işçiler, kadınlar, mülteciler ve dezavantajlı bireylerin söz sahibi olmadığını belirten Malçok, ülkelerin delegasyonları ile hükümetlerin olur verdiği sivil toplum örgütlerinin söz sahibi olduğunu ifade etti. Bu durumda kaynakların doğru kullanılmasının mümkün olmadığını savunan Malçok, fosil yakıtlardan çıkılması halinde bu sektörlerde çalışan işçilerin adil dönüşüme nasıl sokulacağının da yeterince konuşulmadığını söyledi.

“İKLİM ZİRVESİ YAPIYORSANIZ KARBON AYAK İZİ EN AZ SEVİYEDE OLMALI”

COP31 hazırlıkları kapsamında altyapı, asfalt, geçici yapılar ve peyzaj gibi harcama kalemlerinin öne çıkmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Malçok, Aksu bölgesindeki tarım alanlarının acele kamulaştırılarak inşaat alanına dönüştürüldüğünü söyledi.

İklim zirvesi düzenleniyorsa bunun karbon ayak izinin en az olacak şekilde yapılması gerektiğini vurgulayan Malçok, COP31 için Antalya’ya 84 bin kişinin geleceğini, gelen BM üyelerine hizmet edecek işçilerin de dahil edilmesi durumunda  bu sayının 85 bini aşacağını belirtti.

Bu kadar insanın uçak yolculuğu, transferi ve konaklamasının büyük bir karbon ayak izi oluşturacağını ifade eden Malçok, kent açısından ortaya çıkacak çöp ile su ve enerji kullanımının da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Islığı dağı taşı deldi, güttüğü bir tane keçi” deyimini hatırlatan Malçok, “Bari bir işe yarasa bu ödediğimiz bedel” dedi. Aksu’da yaşanan son büyük yangına ve bölgede sürdürülen aşırı inşaat çalışmalarına da dikkat çeken Malçok, bu faaliyetlerin kent ekosistemini “inanılmaz büyüklükte” olumsuz etkileyeceğini ifade etti.

“SERMAYENİN KENDİNİ YEŞİLE BOYAMASI DURUMU KURTARMAZ”

İklim kriziyle mücadele ve karbon emisyonlarının azaltılması hedeflenirken yürütülen büyük ölçekli inşaat ve altyapı çalışmalarını değerlendiren Malçok, inşaat faaliyetlerinin iklim zirvesi kapsamında gerçekleştirilmesinin sermaye sahipleri açısından önem taşıdığını söyledi.

Malçok, söz konusu faaliyetlerin “yandaş birçok firmanın cebini dolduracağını” ifade ederken otellerden elde edilecek gelirin fazlasının bu inşaat çalışmalarına harcanıp harcanmadığına ilişkin soruya ise “Büyüklüğünü düşündüğümüzde bilemiyorum” yanıtını verdi. Kamu kaynaklarının kullanıldığına dikkat çeken Malçok, “İşte kapitalizm böyle bir şey, tek değer para” dedi.

Malçok, bu durumu “sermayenin kendini biraz yeşile boyaması” olarak değerlendirerek bunun durumu kurtarmayacağını ifade etti.

“KAMU KAYNAĞININ ANTALYA’NIN EKOLOJİK SORUNLARINA HARCANMASI DAHA EFEKTİF”

COP31 için harcanan kamu kaynaklarının Antalya’nın su krizi, orman yangınları, kıyıların korunması, atık ve iklim kaynaklı afetler gibi ekolojik sorunlarına aktarılmasının daha etkili olacağını belirten Malçok, böylece en azından sonucun belli ve görülebilir olacağını söyledi.

COP31’in iklim krizinin çözümü konusunda sonuç üretmediğini ifade eden Malçok, “Bunu kendileri de biliyor” dedi. Bu nedenle Halkların İklim Zirvesi’ni düzenleyeceklerini belirten Malçok, zirvenin 14-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirileceğini söyledi.

Malçok, iklim krizinden doğrudan etkilenenlerin sözlerini aktarabilecekleri kürsüler oluşturacaklarını belirterek, sosyal sorunlarla ekolojik sorunların nasıl iç içe geçtiğini uluslararası düzeyde farklı kesimlerden katılımcılarla ortaya koyacaklarını ifade etti.

Malçok, “Yerelden gezegenin her yerine dayanışmayı öreceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.