COP31’in başarısı neye bağlı? Bilim insanından üç kritik beklenti
Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 iklim zirvesini değerlendiren Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, COP31’den üç temel beklentisi olduğunu söylüyor: Fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması ve emisyonların azaltılması, iklim değişikliğine uyum için daha fazla kaynak ayrılması ve iklim politikalarının sonuçlarının daha ölçülebilir hâle gelmesi. Yavaşlı’ya göre zirvenin başarısı, emisyonları ve iklim risklerini gerçekten azaltacak kalıcı kazanımlarla ölçülmeli. COP31 Başkanı Türkiye’nin kendi iklim hedeflerini güçlendirme sorumluluğuna da dikkat çeken Yavaşlı, Antalya’daki zirvenin başarılı bir uluslararası organizasyon olarak hatırlanmasının yeterli olmadığını, Türkiye’nin kendi yeşil dönüşümünü hızlandırmasının çok daha kalıcı bir kazanım olacağını vurguluyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 iklim zirvesine günler kala, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, zirveden beklentilerini İklim Masası için değerlendirdi.
Farklı ekonomik ve siyasi koşulları bulunan dünya ülkelerinin ortak karar almaya çalıştığını ve tüm sorunların tek bir toplantıda çözülemeyeceğini belirten Yavaşlı, buna karşın geçmiş konferansların tamamen sonuçsuz kalmadığını hatırlattı. Paris Anlaşması’yla ülkelerin iklim hedeflerini düzenli olarak güncellemesini ve ilerlemelerini raporlamasını sağlayan bir sistem kurulduğunu, ancak iklim değişikliğiyle mücadelede hâlâ yeterince hızlı ilerlenemediğini vurgulayan Yavaşlı, bu tablo karşısında COP31'den üç temel beklentisi olduğunu söyledi.
‘’Birincisi, ülkelerin sera gazı emisyonlarını gerçekten azaltacak politikaları güçlendirmesi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının büyümesi önemli ama bunun fosil yakıt kullanımında kalıcı bir azalmaya dönüşmesi gerekiyor. İkincisi, iklim değişikliğine uyum için ayrılan kaynakların artırılması ve bu kaynakların gerçekten ihtiyaç duyulan yerlere ulaşması. Erken uyarı sistemleri, su yönetimi, sağlık ve tarım gibi alanlarda somut sonuçlar görmemiz önemli.
Üçüncüsü ise iklim politikalarının başarısının ölçülebilir hâle gelmesi. Hedeflerin açıklanması kadar, bu hedeflere ne ölçüde ulaşıldığının da bilimsel verilerle izlenmesi gerekiyor.’'
HEDEFLER VE POLİTİKALAR ARASINDA UÇURUM
Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Ekim 2026'da yayımladığı Emisyon Açığı Raporu, Antalya’ya giderken ülkelerin hedefleri ile Paris Anlaşmasındaki taahhütler arasında bir uçurum olduğunu gösteriyor. Rapora göre ülkeler mevcut iklim politikalarını uygulamaya devam ederlerse, küresel sıcaklık artışı bu yüzyıl içinde 2,8°C’ye ulaşabilir. Ülkelerin açıkladıkları ulusal iklim taahhütlerinin tamamını yerine getirdikleri senaryoda dahi ısınma yaklaşık 2,6°C olacak. Oysa 2015’te kabul edilen Paris Anlaşması, küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme göre 2°C’nin altında tutmayı ve 1,5°C ile sınırlandırmak için çaba göstermeyi hedefliyordu.
Yavaşlı, ‘’Aradaki fark küçük görünebilir ancak etkisi oldukça büyük,’’ diyor. ‘’Küresel ortalama sıcaklıktaki birkaç ondalık derecelik artış bile milyonlarca insanın maruz kaldığı sıcak hava dalgalarının, kuraklıkların ve diğer iklim risklerinin şiddetini değiştirebiliyor.’’
EN ACİL ADIMDA UZLAŞMA OLUR MU?
İklim değişikliğinin başlıca nedeni; enerji üretimi, ulaşım ve sanayi gibi alanlarda kömür, petrol ve gaz kullanılması sonucu atmosfere salınan sera gazları. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadelenin merkezinde fosil yakıtların bulunması şaşırtıcı değil. Yavaşlı asıl şaşırtıcı olanın, ülkelerin bu konuda ortak karar almakta bunca zorlanması olduğunu belirtiyor.
Fosil yakıtlardan uzaklaşma gerekliliğinin, ilk kez 2023 yılında Dubai’de düzenlenen COP28’de açıkça ifade edildiğini aktaran Yavaşlı, COP30 sonuç metninde ise fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik yeni ve açık bir yol haritası üzerinde anlaşma sağlanamadığını hatırlattı. Yavaşlı’ya göre Antalya’da bu yol haritalarının nasıl karşılanacağı önemli olacak.
Yavaşlı, ‘’Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak önemli bir sorumluluğu olduğunu da unutmamalıyız,’’ diyor. ‘’Türkiye'nin 2035 yılı için açıkladığı ulusal iklim hedefi, sera gazı emisyonlarını, 1 milyar 109 milyon tonluk bir referans senaryoya göre 643 milyon ton CO₂ eşdeğeri düzeyinde tutmayı öngörüyor. Buradaki kritik nokta, azaltımın mevcut emisyon seviyesine göre değil, gelecekte emisyonların ne kadar artacağını varsayan bir senaryoya göre hesaplanması. Böylelikle emisyonlar artmaya devam ediyorken de, referans senaryoya göre azaltım sağlandığı söylenebiliyor.’’
‘’Başka ülkelerin de benimsediği bu yaklaşım, gerçek emisyonların ne kadar azalacağını anlamayı güçleştiriyor. Birleşmiş Milletler'in 2026 Emisyon Açığı Raporu da Türkiye'nin iklim hedefleri konusunda dikkat çekici bir sonuca işaret ediyor. Rapora göre Türkiye'nin mevcut politikalarıyla 2030 yılında ulaşması beklenen emisyon düzeyi, ülkenin aynı yıl için açıkladığı hedefin yüzde yirmiden fazla altında.
Daha önemlisi, Türkiye'nin yeni 2035 hedefine ulaşmak için mevcut politikalarına ek önlemler almasının gerekli olmadığı değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, açıklanan hedefler bugünkü politikaların ötesinde güçlü bir emisyon azaltım çabasını zorunlu kılmıyor.
Bağımsız değerlendirme kuruluşu Climate Action Tracker da Türkiye'nin 2035 hedefini Paris Anlaşması'nın 1,5°C hedefiyle uyumlu bulmuyor. Oysa Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması, kendi iklim hedeflerini güçlendirmesi sorumluluğunu da getiriyor. Bu nedenle Türkiye, mevcut emisyon seviyelerini esas alan ve mutlak emisyon azaltımını öngören daha güçlü bir hedef ortaya koymalı.’’
DOÇ. DR. DOĞUKAN DOĞU YAVAŞLI HAKKINDA:
Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesidir.
Lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini Ege Üniversitesi Coğrafi Bilgi Sistemleri programında ve doktorasını Ege Üniversitesi Fiziki Coğrafya programında tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora süresince birçok kez NASA Goddard Uzay Uçuş merkezinde davetli araştırmacı olarak bulunmuştur.

2010-2011 yılları arasında Fulbright Bursu kapsamında Maryland Üniversitesi (ABD) Coğrafi Bilimler bölümünde misafir araştırmacı olarak çalışmıştır. 2007-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde çalışmıştır.
2016’dan itibaren ise çalışmalarını, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde sürdürmektedir. Tanınmış uluslararası dergilerde uzaktan algılama, iklim değişikliği gibi konularda yayınları bulunmaktadır.
Uzmanlık Alanları: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Uzaktan Algılama, Veri Analizi, İklim Değişikliği
İKLİM MASASI HAKKINDA
İklim Masası, iklim değişikliğiyle ilgili güvenilir bilgileri kamuoyunda yaygınlaştırmayı hedefleyen ücretsiz bir haber servisidir. Yazarları, haberleştirdikleri konularda uzmanlığı bulunan bilim insanlarıdır.
İklim Masası’nın paylaştığı haberler, haberi yazan bilim insanını referans göstermek kaydıyla, kısmen veya tamamen paylaşılabilir veya alıntılanabilir. Kısmen paylaşıldığı durumlarda, bütünün anlamından koparılarak veya çarpıtılarak gerçek dışı bilimsel veya siyasi bir anlam çıkarılamaz.
Arel Üniversitesi Gazetecilik lisans ve Medya ve Kültürel Çalışmalar yüksek lisans mezunu. Yüksek lisans tezi: “Kadın Cinayetlerinde Medyanın Eril Söylemi: Cumhuriyet, Yeni Şafak, Hürriyet gazetelerinin incelenmesi” Profesyonel iş hayatında STK’larda da görev aldı. 2023 yılı itibariyle serbest gazeteci olarak çalıştı. Bu süre zarfında bianet, journo, Femsport, gezegen24 , Bursa Tanık, 9.köy gibi platformlara hayvanlara yönelik hak ihlalleri, ekoloji, kadın spor, kadın haberleri, çözüm haberleri öncelikli olmak üzere video ve yazılı haberler üretti. Antalya Kent Haber’de Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak görev alıyor.
Bütün yazıları
Özel HaberEkolojiAksu'daki sera plastiklerinin yakımında "akrabalık ilişkileri" denetimleri etkilediği belirtiliyorÖrtü altı tarımın yaygın olduğu Aksu’da, sera plastiklerinin yakılması sebebiyle gökyüzünde siyah dumanlar yükseliyor. Bölgede denetim ve yaptırım uygulanmadığı bu nedenle de yakımların devam ettiğini belirten Akdeniz Çevre Platformu Başkanı Sera Öner ve bölgedeki yurttaşlardan biri Antalya Kent Haber'e konuştu. Öner, kendilerine söylenilenin, zabıtaların çoğunluğunun bölgedekilerle akrabalık durumu olduğunu, bu nedenle birbirlerine ceza kesmedikleri yönünde olduğunu ifade etti.



