
Türkiye Devrimci İşci Sendikaları Konfederasyonu Sendikaları (DİSK) Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi “Kadın Emeği Raporu”nun verilerini açıkladı. Türkiye’de 33 milyonu aşan çalışma çağındaki kadınların yüzde 64’ünün iş hayatına dahil olmadığını duyuruldu.
DİSK Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi, Mart 2026’da yayınladığı “Kadın Emeği Raporu”na göre, Türkiye’de 33 milyonu aşan çalışma çağındaki kadınların yüzde 64’ünün iş hayatına dahil olamadığını belirtti.
Raporda, istihdam edilen her 10 kadından üçünün kayıt dışı işlerde çalıştığı ve kadın işçilerin gerçek sendikalaşma oranının ise yüzde yedisinin olduğu ifade edildi.
Raporda, kadın emeğinin görünmez kılınmasının sadece bireysel sorun olmadığı belirtilerek, “Belediyelerden hastanelere, okullardan kreşlere ve taşeron şirketlere kadar pek çok alanda kadınlar, üretim ve yeniden üretim süreçlerinin temel yükünü taşımakta; buna rağmen emekleri çoğu zaman güvencesiz ve değersiz bir zemine sıkıştırılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Raporda TÜİK’in “dar tanımlı” işsizliğin azalmasına karşılık “geniş tanımlı” işsizlik göstergelerinde artış olduğu ve gerçek işsiz sayısının altı milyona yaklaştığı belirtildi.
Raporda, kadınların yüzde 30’a yakını kayıt dışı çalıştırıldığı, tam zamanlı çalışanların yüzde 21’inin kayıt dışı çalıştığı, kısmi zamanlı işlerde çalışma güvencesinin yüzde 60’da olduğu belirtildi.
Türkiye’de kadın ve erkek istihdamının yıllar içerisinde artmasına rağmen cinsiyet temelli farkın değişmediği ifade edildi. Raporda, 2021 yılında kadın istihdam oranı yüzde 28 iken 2025’in dördüncü çeyreğinde yüzde 31,9 olduğu belirtildi. Erkeklerde ise oranın 2021’de yüzde 62,8’den 2025’in dördüncü çeyreğinde yüzde 66,5’e yükseldiği belirtildi.
“TÜRKİYE, CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNDE 148 ÜLKE İÇİNDE 135’İNCİ SIRADA”
Türkiye cinsiyet eşitsizliğinde Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 yılında yayımladığı Küresel Cinsiyet Açığı Raporu’na göre, 148 ülke arasından 135’inci sırada olduğu ifade edildi.
“21,5 MİLYON KADIN İŞGÜCÜNE DAHİL DEĞİL”
Türkiye’de 21 milyon 548 bin kadının çeşitli sorumluluklar ve yapısal engeller nedeniyle işgücüne katılamadığı ifade edildi. Raporda, 5 milyon 925 bin kadının ev işleriyle meşgul olduğu, 1 milyon 567 bin kadının işbaşı yapabilecek olduğu fakat iş aramadığı, 1 milyon 513 bin kadının iş bulma ümidi olmadığı, 5 milyon 346 bin kadın ise çalışamayacak durumda olduğunu belirtildi.
Raporda, TÜİK verilerine göre 2024’ün son çeyreğinde bir milyon 444 yedisi işsiz olduğu, bu rakamın 2025’in aynı döneminde bir milyon 344 bine düşmüş ve işsizlik oranın yüzde 11,8’den yüzde 11,1’e gerilediği belirtildi. Bununla beraber geniş tanımlı kadın işsizliğinde artış yaşandığı açıklandı.
2024’te 5 milyon 687 bin kişiyle yüzde 37,3 olan geniş tanımlı kadın işsizliğinin 2025’te 5 milyon 906 bine yükseldiği ve oranın yüzde 38,7’ye çıktığı duyuruldu.
Türkiye’de kadınların iş hayatına dahil olması ile ilgili DİSK/Genel-İş Sendikası konuya ilişkin taleplerini şu şekilde sıraladı:
- Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli; esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne ve ücret eşitsizliğine son verilmeli, güvenceli, tam zamanlı ve insana yakışır işler yaratılmalıdır.
- Çocuk, hasta, yaşlı ve engelli bakımı kamusal, nitelikli ve ücretsiz bir hizmet olarak sunulmalıdır.
- Bakım emeği toplumsal bir sorumluluktur. Ev içi bakım emeğini kadınların görünmeyen ve karşılıksız yükü olmaktan çıkaracak sosyal politikalar hayata geçirilmeli; ev içi bakım emeği güvenceli, kayıtlı ve sosyal haklarla güvence altına alınmalıdır.
- 8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.
- Kadınların sendikal örgütlenmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.
- ILO 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi etkin biçimde uygulanmalıdır.
- Kadınları şiddetten koruyan uluslararası sözleşmeler ve ulusal yasalar eksiksiz uygulanmalıdır.
- Kadın cinayetlerinde ve toplumsal cinsiyet temelli suçlarda cezasızlık uygulamalarına son verilmelidir.
- 6284 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalı; kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmalar güçlendirilmelidir.
- Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olmalı ve Sözleşme’nin tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmelidir.





