Ekoloji Birliği, COP31 öncesi belediyelere ortaklıktan çekilme çağrısı yaptı
Ekoloji Birliği, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımladığı açıklamada, zirveyi “yeşil yıkama” aracı olarak nitelendirerek eleştirdi. Holdinglerin konferanstaki ortaklıklarına, fosil yakıt faaliyetlerine ve savaş sanayiiyle ilişkilerine dikkat çeken Birlik, belediyelere COP31 ortaklığından çekilme çağrısı yaptı.

Ekoloji Birliği, Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde basın ve kamuoyuna açıklama yaptı. Açıklamada, COP'ların küresel iklim krizinin sorumlularının temsilcileri tarafından düzenlendiği belirtilerek, yapılanların "göz boyama ve kandırmacadan ibaret" olduğu ifade edildi.
Antalya'da 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) düzenlenecek. Ekoloji Birliği, konferans öncesinde yazılı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, konferansın çağrısında yer alan “iş birliğine dayalı, adil ve sürdürülebilir küresel bir iklim geleceği” ifadesine ilişkin şu soruları yöneltti:
-“İklim değişikliğine karşı kimlerle iş birliği yapacağız?”
- “Kimin için adil ve sürdürülebilir küresel bir iklim geleceği isteniyor?”
-“‘Diyaloğun küresel eyleme dönüştüğü yer’ olarak tarif edilen COP31, kimlerle diyalog kuruyor?”
-“‘Uzlaşıdan somut eyleme iklim destekçisi’ olduklarını iddia edenler kimlerle uzlaşıyor?”
-“‘Karbon ticareti’, ‘adil dönüşüm’, ‘elektrikli araba’, ‘yeşil enerji’, ‘sıfır atık’ gibi kavram ve olgularla sermayenin birikim yapacağı yeni alanlar açarak mı bu ‘kriz’ çözülecek?”
Açıklamada, küresel iklim temsilcilerine yönelik eleştiriler yer aldı. Açıklamada yapılanların bilimden uzaklaşmış emperyalist-kapitalist sistemin ömrünü uzatabilmek için kurulan yeşil cümlelerden ibaret olduğu belirtildi. Birlik, sermaye düzeninin doğaya ve insanlığa yönelik sömürüsüne karşı ekoloji, demokrasi ve hukuk mücadelesinin yükseltilerek toplumsal hale getirilmesi ve topyekun mücadele çağrısında bulundu. Açıklamada, "Bizim COP31'den hiçbir beklentimiz yok" denilerek zirvenin "bir şey yapılıyormuş tiyatrosu" ve "yeşil yıkama" aracı olduğu öne sürüldü.
HOLDİNGLERİN ZİRVEYLE İLİŞKİSİ
Açıklamada, COP31 zirvesi kapsamında Akbelen'deki "talanın sorumluları" olarak nitelendirilen Limak Holding, IC Holding, Rönesans Holding ve Sinpaş Holding'in "iklim destekçisi", Cengiz Holding'in ise "uygulama ortağı" olarak duyurulduğu belirtildi. Ekoloji Birliği, bu durumun söz konusu gerçeğin göstergesi olduğunu ifade etti. Açıklamada, COP31'in küresel iş ortağı Koç Holding'in en büyük gelir kaynağı TÜPRAŞ'ın petrol rafinajını azami kapasitede sürdürdüğü kaydedildi.
"SERA GAZLARI SEBEP DEĞİL SONUÇTUR"
Açıklamada, kapitalizmi pusula edinmiş devlet ve sermayenin ekolojik çöküşün sebebini atmosfere bırakılan sera gazlarına indirgeyerek üretim ve tüketim süreçlerinde yarattıkları yıkımları maskelemeye çalıştığı belirtildi. Yalnızca salımlara odaklanan politikalarla iklim değişiminin engellenemeyeceği ifade edildi. Bugüne kadar yapılan COP'ların en büyük başarısının, madencilik yapan, fosil yakıt çıkarıp satan, lojistik yürüten, enerji santralleriyle elektrik üreten, inşaatlar yükselten ve savaş sanayiine üretim yapan şirketlerin ve onlara finansman sağlayan bankaların iklim değişikliğinden sorumlu tutulmalarını engellemek olduğu öne sürüldü.
Açıklamada, emperyalist ülkelerin Türkiye'yi Avrupa'nın plastik çöp deposu haline getirerek ekolojik sömürgeciliğin faturasını Adana'da ve İzmir'de zehir soluyan güvencesiz ve göçmen işçilere, sahilleri kullanan halka, denizdeki balıklara ve kirletilmiş toprakta yetişen ürünleri tüketenlere kestiği ifade edildi.
"DEMOKRASİ OLMADAN DOĞA KORUNAMAZ"
Açıklamada, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye'de gazetecilerin tutuklandığı, medya organlarına ve yerel yönetimlere kayyumlar atandığı belirtilerek, basın özgürlüğünün kısıtlanmasının halkın haber alma, söz, örgütlenme ve eylem hakkının gasp edilmesi olduğu ifade edildi. Demokrasi olmadan doğayla uyumlu bir yaşamın mümkün olmadığı, ekoloji mücadelesinin demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğu kaydedildi.
Açıklamada, Filistin, İran, Ukrayna ve dünyanın dört bir yanında savaşların can almaya ve doğayı tahrip etmeye devam ettiği belirtilerek, zirvenin sponsoru olan holdinglerin savaş sanayiini finanse eden, silah üreten ve militarizmden beslenen odaklar olduğu öne sürüldü. Hükümetlerin savaş bütçelerindeki artışların iklim değişikliğini çözmek için değil, gezegenin ve halkların geleceğinden çalınan kaynaklar olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Savaş, en büyük ekolojik yıkımdır" denildi.
BELEDİYELERE ORTAKLIK ÇAĞRISI
Açıklamada, Ankara, Antalya, Mersin, Niğde ve Samsun gibi belediyeler ile Türkiye Belediyeler Birliği ve Marmara Belediyeler Birliği'nin zirveye lojistik ve siyasi destek sunduğu belirtilerek, bu kurumların COP31 ortaklığını geri çekmesi istendi.
TALEPLER
Ekoloji Birliği'nin talepleri şöyle sıralandı:
-Belediyeler ortaklığını geri çeksin: Konferansı destekleyen yerel yönetimler ve belediye birlikleri, holdinglerin günahlarına kalkan olmayı bırakmalı ve COP31 ortaklığını derhal geri çekmeli.
-COP31 illüzyonuna son verilsin: Sadece salımlara odaklanan, krizden yeni kâr kapıları açan yeşil yıkama politikalarından vazgeçilmeli; üretimin kar odaklı değil, toplum ve doğa yararına kamusal ve katılımcı bir planlamayla yürütüldüğü ekolojik bir düzen hedef alınmalı.
-Maden ve enerji işçilerine kamusal istihdam güvencesi verilsin: Doğa katili termik santraller ve maden sahaları planlı şekilde kapatılırken buralarda sömürülen tüm işçiler hiçbir hak ve kıdem kaybı yaşamadan eski maden sahalarının ekolojik rehabilitasyonu ve ormanlaştırılması projelerinde kamusal istihdam güvencesine alınmalı.
-Çöp ithalatı derhal yasaklansın: Türkiye'yi emperyalizmin çöplüğü haline getiren plastik ve atık ithalatı tamamen yasaklanmalı, geri dönüşüm adı altında işçi sağlığını sömüren tüm tesisler sıkı kamusal denetim altına alınmalı.
-Ekokırım suçlularından hesap sorulsun; savaş bütçeleri ekolojik onarıma aktarılsın: Doğayı yağmalayan yerli ve yabancı tekellerin yarattığı tahribatın maliyeti kendilerine ödetilmeli; halkları ve doğayı yok eden savaş bütçeleri kesilerek gezegenin onarımına aktarılmalı.
-Demokratik haklar ve basın özgürlüğü güvenceye alınsın: Ekolojik ve sosyal yıkıma karşı ses çıkaran halkın söz, eylem ve örgütlenme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı; özgür basın üzerindeki baskılara ve kayyum politikalarına son verilmeli.
Açıklamada, "Sistemi Değiştir, İklimi Kurtar! Savaşa Hayır, Doğaya ve Yaşama Evet!" ifadelerine yer verildi.
Nazlı Özbiçen, 2002 yılında Hakkari’de doğdu. 2025 yazında mesleki tecrübe edinmek amacıyla iki ay boyunca bianet’te staj yaptı. Haziran 2026’da Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Nisan 2026’dan bu yana Antalya Kent Haber’de editör olarak çalışıyor. İnsan hakları alanında uzmanlaşmak isteyen Özbiçen, dezavantajlı gruplar, göçmenler, mülteciler ve azınlıkların hakları üzerine çalışmayı seviyor. Özbiçen, hayatın ne getireceği belli olmasa da yazmakta, istediği seviyeye bir türlü ulaşamasa da ukulele çalmayı denemekte ve film fiyatları cep yaksa da analog fotoğraf çekmekte oldukça ısrarcı.
Bütün yazıları
EkolojiTMMOB COP31’e katılmayacak: “Kararların toplumsal etkilerini izleyeceğiz”Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” raporunu kamuoyuyla paylaştı. Gerçekleştirilen toplantıda COP31’e katılım sağlanmayacağı belirtilerek gerekçeleri açıklandı.



