TMMOB COP31’e katılmayacak: “Kararların toplumsal etkilerini izleyeceğiz”
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” raporunu kamuoyuyla paylaştı. Gerçekleştirilen toplantıda COP31’e katılım sağlanmayacağı belirtilerek gerekçeleri açıklandı.

TMMOB 27 Ekim’de Ankara’da basın toplantısı gerçekleştirdi. Düzenlenen toplantıda “Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31” raporu kamuoyuyla paylaşıldı.9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek COP31’e katılım sağlanmayacağı açıklandı. Katılmama gerekçesine ilişkin açıklamada, COP31’in daha önce şekillenmiş kararlara meşruiyet kazandırılacak platform olduğu belirtilerek, organizasyon kapsamında resmi ve yan etkinliklerin içerisinde bulunulmayacağı ifade edildi. Basın toplantısı konuşma metni ve rapor TMMOB’nin web sitesinde yayımlandı.
"SIFIR EMİSYON MU, EMİSYON TİCARETİ Mİ?"
Toplantının açılış konuşmasını TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar gerçekleştirdi. Çakar, COP31 öncesinde gündemi meşgul eden başlıklara ilişkin hazırladıklarını belirttiği "Sıfır Emisyon mu, Emisyon Ticareti mi? Karbon Piyasalarının Gölgesinde COP31" başlıklı değerlendirme raporunu paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunduklarını ifade etti. Çakar, temel sorunun oldukça açık olduğunu belirterek “Sıfır emisyon mu, emisyon ticareti mi?” sorusunu yöneltek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün dünyanın karşı karşıya bulunduğu temel tartışma yalnızca iklim değişimi değildir. Asıl tartışma; iklim değişimini gerekçe göstererek oluşturulan politikalardan kimin yarar sağladığı ve kimin bedel ödediğidir.”

“KÜRESEL ADALETSİZLİK”
Raporda dikkat çekilen ikinci konusunun ise küresel adaletsizlik olduğu ifade edildi. Günümüzdeki iklim değişimi tartışmalarının çoğu zaman toplam emisyon miktarları üzerinden yürütüldüğü ancak kişi başına düşen emisyonlara bakıldığında çok farklı bir tablo ortaya çıkmakta olduğu belirtildi.
İklim politikalarının adil ve gerçekçi biçimde değerlendirilebilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin açıklamada bulunan Çakar, toplam emisyonların yanı sıra kişi başına emisyonlar ve ülkelerin tarihsel sorumlulukları da dikkate alınması gerektiği ifadelerinde bulundu.
“NEDENLERİ DOĞRU TANIMLANMALI”
Bir diğer önemli konunun ise çevre sorunlarının nedenlerinin doğru tanımlanması olduğu belirtilerek yaşanan her çevresel sorunun doğrudan iklim değişimi ile açıklanmakta olduğu belirtildi. Ancak sorunun temelinin, plansız kentleşme, yanlış arazi kullanımı, su havzalarının tahribi, orman alanlarının daraltılması, alt yapı eksiklikleri ve denetimsizlik kaynaklı olduğu ifade edildi.
İnsan eliyle oluşan sorunlara değinilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bir dere yatağını yapılaşmaya açarsanız, meydana gelen taşkının nedeni iklim değişimi değildir.Bir göl havzasındaki suyu kontrolsüz tüketirseniz, yaşanan sorunu iklim değişimine bağlayamazsınız.
Bir kenti betonlaştırır ve hava koridorlarını kapatırsanız, ortaya çıkan sıcaklık artışının tamamını küresel süreçlerle açıklayamazsınız. Bu nedenle, yaşanan çevre sorunlarının nedenlerini atmosferik olaylarda değil, aynı zamanda yeryüzündeki planlama ve yönetim süreçlerinde aranması gerekir.”

"COP31 SONRASI DA TARTIŞILMALIDIR"
COP31'e yönelik yapılan konuşmada COP31 sürecinin Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiği, kuşkusuz diplomatik açıdan önemli olduğu ifadeleri kullanılırken ancak COP31’in ardından Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı ekonomik ve hukuki sonuçların da tartışılması gerektiği ifade edildi.
Karbon piyasalarının, karbon vergilerinin, sınırda karbon düzenlemelerinin, emisyon ticaret sistemlerinin, özellikle sanayi kuruluşlarını, organize sanayi bölgelerini, ihracatçı sektörleri ve enerji üretim yapısını doğrudan etkileyeceği belirtildi.
Açıklamanın devamında şu sorular soruldu:
- “Yeşil dönüşüm diye ifade edilen nedir? Bu dönüşüm nasıl bir yapıyı işaret etmektedir?
- Bu maliyetlerin karşılanmasında büyük finans kuruluşları nasıl bir görev üstlenmiştir?
- Maliyet, sanayiciye, üreticiye, çiftçiye ve nihayetinde vatandaşlara mı yansıtılacaktır?”
ATIK YÖNETİMİNDE "ASIL BAŞARI" AÇIKLAMASI
Atık yönetiminde asıl başarının ölçütünün üretilen atıkların ne kadarının toplandığı veya geri kazanıldığı değil, ne kadar az atık üretildiği olduğu ifade edilerek şu açıklamada bulunuldu:
"Buna karşın, sıfır atık politikalarının uygulamalarının birçok örneği, tüketim kalıplarını değiştirmek ve atık üretimini azaltmaktan çok, atıklar üzerinden yeni ticari faaliyetler ve piyasa mekanizmaları yaratmaya odaklandığı görülmektedir.”
COP31’E KATILMAMA AÇIKLAMASI
COP31 toplantısına, daha önce şekillenmiş kararlara meşruiyet kazandırılacak platform olduğu belirtilerek organizasyon kapsamında resmi ve yan etkinlikleri içerisinde bulunmayacağı bildirildi. Ortaua konulan politika önerilerinin ve alınacak kararların toplumsal etkilerini kamu yararı doğrultusunda izleme ve kamuoyu ile paylaşmayı sürdürecekleri belirtildi. Çakar sözlerini tamamlarken raporun ana hatlarını sunmak üzere Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Küçük açıklamayı sürdürdü.
Arel Üniversitesi Gazetecilik lisans ve Medya ve Kültürel Çalışmalar yüksek lisans mezunu. Yüksek lisans tezi: “Kadın Cinayetlerinde Medyanın Eril Söylemi: Cumhuriyet, Yeni Şafak, Hürriyet gazetelerinin incelenmesi” Profesyonel iş hayatında STK’larda da görev aldı. 2023 yılı itibariyle serbest gazeteci olarak çalıştı. Bu süre zarfında bianet, journo, Femsport, gezegen24 , Bursa Tanık, 9.köy gibi platformlara hayvanlara yönelik hak ihlalleri, ekoloji, kadın spor, kadın haberleri, çözüm haberleri öncelikli olmak üzere video ve yazılı haberler üretti. Antalya Kent Haber’de Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak görev alıyor.
Bütün yazıları
EkolojiKepezCOP31 ev sahibi Antalya’da hortum felaketi: Uyarılar neden hayat kurtarmadı?26 Ekim gecesi Antalya’nın Kepez ilçesinde meydana gelen hortum, iki hafta sonra COP31’e ev sahipliği yapacak şehirde iklim risklerini bir kez daha gözler önüne serdi. MGM’nin ‘‘kıyılarda hortum riski’’ uyarısının ardından gerçekleşen olayda, bir inşaat alanında konteynerde barınan dört işçi hayatını kaybetti, bir işçi ise yaralandı. Olayı değerlendiren Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, uyarılara rağmen en kırılgan kesimlerin korunamadığına dikkat çekti. 


