
Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde yer alan Karadere, Senir ve Kozağacı mahallelerini kapsayan taş ocağı projesine karşı yurttaşlar bugün (15 Haziran) basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Bu sadece bir doğa tahribatı değil, aynı zamanda bizim sağlığımıza ve yaşam kalitemize de doğrudan bir saldırıdır” denildi.
Antalya’nın Gündoğmuş ilçesine bağlı Serinyaka Mahallesi mevkii 90765 işletme ruhsat numaralı saha mevkiindeki Manavoğlu İnşaat Nakliyat Madencilik ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılması Planlanan II-A Grubu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine 21 Şubat’ta Antalya Valiliği tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir kararı verilmişti.
Karadere, Senir ve Kozağacı mahallelerini kapsayan ve bölgenin içme suyunu karşılayan alanda “ÇED gerekli değil” kararı verilmesi karşı yurttaşlar bugün saat 13.00’te bölgede basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını yurttaşlar adına Mevlüt Güven okudu.
Açıklamada, “Bugün burada toplanmamızın sebebi, köyümüzün, toprağımızın, geleceğimizin karşı karşıya olduğu büyük bir tehdittir: taş ocağı ve maden projesine karşı daha önce de Harmancık’tan, Serinyaka’dan yetkililere ve kamuoyuna seslenmiştik” denildi.

“AĞAÇLARIMIZ, BİTKİ ÖRTÜMÜZ ZARAR GÖRECEK”
Yaşadıkları topraklara derinden bağlı oldukları vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Atalarımızdan bize miras kalan bu cennet köşesi, bugün bir rant kapısı olarak görülüyor. Bizim yaşam alanlarımız, gelecek nesillerimizin mirası, birkaç kişinin kısa vadeli çıkarları için yok edilmek isteniyor. Peki, bu taş ocağı ne anlama geliyor köyümüz ve çevre köylerimiz için?Öncelikle, çevre felaketi demek. Dinamit sesleriyle yankılanan dağlarımız, toz bulutlarıyla kaplanacak. Nefes aldığımız hava, içtiğimiz su kirlenecek, su kaynaklarımız yok olacak. Ağaçlarımız, bitki örtümüz zarar görecek. Burada yaşayan kuşlar, hayvanlar yuvalarını terk etmek zorunda kalacak. Doğa, bir daha asla eski haline dönemeyecek şekilde tahrip edilecek. Bu sadece bir doğa tahribatı değil, aynı zamanda bizim sağlığımıza ve yaşam kalitemize de doğrudan bir saldırıdır.”
Karadere ve çevresinin bereketli tarlalar olduğu ifade edilen açıklamada, “Bağlarımız, bahçelerimiz, ardıç ve sedir ormanlarımız bölgenin içme suyu havzası, bu toz ve kirliliğe dayanamayacak. Kirlenecek, kirlenen alanlardan tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecek. Geçim kaynağımız, emeğimiz, alın terimiz heba olacak. Köyümüz, geçim sıkıntısıyla boğuşan, toprağından koparılmış insanlarla dolu bir yere dönüşecek. Özellikle yöreye has Osmanlı’ya üzüm ve pekmez ihtiyacının karşılandığı ‘Karadere Üzümü’ yok olacak” ifadeleri kullanıldı.
“BU HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINMAK İSTENİYOR”
Taş ocağından çıkan partiküller, solunum yolu hastalıklarına, akciğer rahatsızlıklarına neden olacağı söylenen açıklamada, “Çocuklarımız, yaşlılarımız en savunmasız olanlar. Temiz hava almak, temiz su içmek en temel hakkımız değil mi? Bu haklarımız elimizden alınmak isteniyor” denildi.
Artık tabiatın doğal sesleri yerine iş makineleri, kamyon gürültüleri, dinamit seslerinin duyulacağı ifade edilen açıklamada, “Tozlu yollar, tehlikeli trafik kazaları hayatımızın bir parçası haline gelecek. Huzurumuz, sükûnetimiz, komşuluk ilişkilerimiz bu karmaşadan etkilenecek. Karadere ve çevresi, bildiğimiz, yaşadığımız ve sevdiğimiz yer olmaktan çıkacak” sözleri kullanıldı.
“GELECEĞİMİZİ, ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KORUYABİLİRİZ”
Yaşam alanlarında alınacak kararlarda söz haklarının kendilerine ait olduğu vurgulanan açıklamada, şu sözler kullanıldı:
“Bizim fikrimiz alınmadan, bizim geleceğimizle ilgili bu denli önemli bir projenin hayata geçirilmesi kabul edilemez. Biz susarsak, onlar yaparlar. Biz sessiz kalırsak, geleceğimizi elimizden alırlar. Ama biz Karadereliler ve çevre köylülerimiz, toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkan insanlarız. Bizim sesimiz var, birlikteliğimiz var, mücadele azmimiz var! Bugün burada toplanmamız, sesimizi duyurmamızın ilk adımıdır. Bu mücadele uzun olabilir, zorlu olabilir ama asla vazgeçmeyeceğiz. Birlikte hareket ederek, hukuki yolları kullanarak, sesimizi her platformda duyurarak bu yanlışın dönmesini sağlayacağız.”
Son olarak açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Karadereliler ve çevre köylülerimiz olarak el ele verirsek, bu taş ocağı projesini durdurabiliriz. Geleceğimizi, çocuklarımızın geleceğini koruyabiliriz. Bu mücadelede bize destek olacağınızdan eminim. Hep birlikte Karaderemiz ve çevremize sahip çıkalım!”





