İçeriğe geç
Antalya Kent HaberEn güzel şehrin habercisi
DestekleBağımsız Gazeteciliği DestekleAntalya Postası
Ekoloji

İklim Adaleti Forumu: “COP31 Günlerinde ücretli izin ve fiili katılım hakkımızı talep ediyoruz”

İklim Adaleti Forumu, COP31 günlerine yönelik sendikalara ve meslek örgütlerine çağrıda bulundu. Diplomatların ve şirket temsilcilerinin toplantılara katılacak zamanı ve bütçesi olduğunu ancak vardiyadaki işçinin, tarladaki çiftçinin, kuryenin, öğretmenin ve sağlık emekçisinin aynı imkânı olmadığı ifade edilen çağrıda kamu çalışanlarına idari, özel sektör çalışanlarına ücretli izin hakkı tanınması gerektiği belirtildi.

Ayşegül Erkaya Arslan2 dk okuma
COP31 için İklim Adaleti Forumu'ndan sendikalara ve meslek örgütlerine çağrı

İklim Adaleti Forumu, Antalya’da gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) günlerinde ücretli izin ve fiili katılım hakkı çağrısında bulundu. Diplomatların ve şirket temsilcilerinin toplantılara katılacak zamanı ve bütçesi olduğunu ancak vardiyadaki işçinin, tarladaki çiftçinin, kuryenin, öğretmenin ve sağlık emekçisinin aynı imkânı olmadığı ifadelerinde bulunuldu. Buna yönelik açıklamada, etkinliklere katılmak isteyen kamu çalışanlarına idari, özel sektör çalışanlarına ücretli izin hakkı tanınması talebiyle sendikalar ve meslek örgütleri bu hakları toplu sözleşmelerle ve fiil eylemlilikle güvenceye almaya çağrıldı.


Forum, 9 Kasım- 20 Kasım arasında Antalya’da gerçekleşecek COP31 Zirvesi’ne yönelik emekçilerin ve gençlerin tartışmalara eşit koşullarda katılabilmesi için bu tarihler arasında çeşitli hakların tanınması gerektiğini belirterek çağrı gerçekleştirdi. 


MESLEK ÖRGÜTLERİ VE SENDİKALARA ÇAĞRI 

Buna yönelik yapılan çağrıda, etkinliklere katılmak isteyen kamu çalışanlarına idari, özel sektör çalışanlarına ücretli izin hakkı tanınması gerektiği açıklaması yapıldı. Bu kapsamda sendikalar ve meslek örgütleri bu hakkı toplu sözleşmelerle ve fiili eylemlilikle güvenceye almaya çağrıldı. 


Çağrıda etkinliğe katılmak isteyenlere yönelik hakların korunması ilişkin yapılması gerekenler şu şekilde açıklandı: 

Katılım izinleri yıllık ücretten, primden veya iş güvencesinden düşülmemeli; sendikalı-sendikasız tüm çalışanlar için yasal koruma sağlanmalıdır.
Antalya'daki kamusal etkinlikler için ücretsiz toplu ulaşım, düşük gelirlilere konaklama ve bağımlı yakını olanlara kamusal bakım desteği sağlanmalıdır.
Emek, kadın, gençlik ve yaşam alanı örgütlerinin müzakere süreçlerine doğrudan ve bağımsız temsille katılımı tanınmalıdır.Yatırım planları ile ekolojik etki raporları şeffaf bir şekilde kamusal erişime açılmalı, toplumsal denetim hakkı engellenmemelidir.



“BİR EMEKÇİNİN BİR TOPLANTIYA KATILMASI YILLIK İZNİNDEN VEYA İŞ GÜVENCESİNDEN VAZGEÇMESİ DEMEKTİR”

Diplomatların ve şirket temsilcilerinin toplantılara katılacak zamanı ve bütçesi olduğu ancak, vardiyadaki işçinin, tarladaki çiftçinin, kuryenin, öğretmenin ve sağlık emekçisinin aynı imkânı olmadığı ifade edildi. Bir yöneticinin toplantıya katılmak mesaisinin bir parçası olduğu, aynı durumun bir emekçi için ücretinden, yıllık izninden veya iş güvencesinden vazgeçmek anlamına geldiği ifade edilerek şu açıklamada bulunuldu:


“Zaman; dinlenmenin, örgütlenmenin, itiraz etmenin ve geleceğimiz hakkında karar verebilmenin maddi koşuludur. Zamanımızı talep etmek, yalnızca takvimden bir gün istemek değil; çalışma saatlerinin kısaltılmasından dinlenme hakkına, yaşamın ritmini sermayenin çarklarından kurtarma kavgasıdır. Zamanı üzerinde söz sahibi olamayanın yaşamı üzerindeki karar hakkı da sınırlıdır.”


“EMEKÇİLERİN YALNIZCA SONUÇLARI DİNLEMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

Bir işçinin panele çağırılması veya bir köylüye sembolik söz hakkı verilmesinin gerçek katılım olmadığı ifade edilerek, “Şirketler neyin üretileceğine, hangi kaynakların tüketileceğine karar verirken emekçilerin yalnızca sonuçları dinlemesini kabul etmiyoruz” denildi. 


“DEMOKRATİK MEKANİZMALAR İSTİYORUZ”

Açıklamanın devamında, yalnızca söz hakkı istenmediğini, örgütlenme, itiraz, karar ve denetim hakkı talep edildiği belirtildi.Enerji, tarım, sanayi ve kent politikalarında doğrudan etkilenenlerin belirleyici olduğu, kararların şeffaf ve kamusal biçimde alındığı demokratik mekanizmalar istenildiği açıklamasında bulunuldu.


“15-16-17 KASIM’DA ANTALYA’DA BULUŞUYORUZ”

Forum olarak 15–17 Kasım tarihlerinde Antalya'da buluşulduğu duyuruldu. Açıklama şu ifadelerle sonlandırıldı: 


“Talan edilen meraların, kurutulan nehirlerin, yakılan ormanların ve toprağını savunan köylülerin sesiyle orada olacağız. Antalya'nın yalnızca şirketlerin ve kapalı kapı diplomasisinin vitrini olmasına izin vermeyeceğiz. Ücretimizden ve işimizden taviz vermeden, kendi örgütlerimiz ve meşru taleplerimizle toplanacağız.

Çünkü dünyanın geleceğini belirlemek ayrıcalıklı bir azınlığın tekeli değil; yaşamı her gün yeniden üretenlerin ellerindedir.”


Açıklamanın tamamı için tıklayınız






Paylaş
Ayşegül Erkaya ArslanBütün yazıları
Sıradaki haber Halkların İklim Zirvesi TürkiyeEkolojiHalkların İklim Zirvesi Türkiye: “Sinpaş’ın COP31’de ‘iklim destekçisi’ olarak sunulması, açık bir yeşil aklama girişimidir”Halkların İklim Zirvesi Türkiye ve çevre savunucuları Marmaris Milli Parkı’ndaki otel ve devremülk projeleriyle eleştirilen Sinpaş’ın COP31’in resmi “iklim destekçisi” olarak sunulmasına yönelik açıklama gerçekleştirdi. COP31’i düzenleyenlere çağrıda bulunulan açıklamada Sinpaş’ın COP31 “iklim destekçisi” unvanının derhal kaldırılması talebinde de bulunuldu.