
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şubesi tarafından, Muratpaşa ilçesinde bulunan Karaalioğlu Parkı’nın doğal sit statüsünün düşürülmesine ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, kamuoyuna koruma gibi sunulan düzenlemenin yalnızca bir statü değişikliği değil, parkın ve falezlerin geleceğini doğrudan etkileyecek bir yeniden tanımlama olduğu belirtildi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası (ŞPO) Antalya Şubesi tarafından, Karaalioğlu Parkı’nın koruma statüsünde yapılan değişikliğe ilişkin açıklama yayımlandı.
Muratpaşa ilçesi sınırlarında bulunan Karaalioğlu (İnönü) Parkı Doğal Sit Alanı’nın statü değişikliğinin değerlendirildiği açıklamada bölgenin, Bakanlık Makamının 8 Nisan 2026 tarihli Olur’u ile “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmesinin kaygıyla karşılandığı bildirildi.
YAPILAŞMA BASKISI RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Karaalioğlu Parkı’nın, 1940’lı yıllardan beri kentlinin ortak kullanımında olan, Antalya kent merkezinin en önemli açık ve yeşil alanlarından biri olduğu hatırlatılarak yeni statünün gelecekte park ve falezler üzerinde yapılaşma baskısı yaratacağı belirtildi.
Açıklamada alanın statüsünde yapılan değişiklik için “Park ve çevresi, jeolojik yapısı, falezler üzerindeki konumu, bitki örtüsü, fauna varlığı ve peyzaj değeri nedeniyle 1992 yılında I. ve III. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. Bu alan yalnızca bir rekreasyon alanı değil; aynı zamanda kentin belleğini, siluetini, kıyı ekosistemini ve kamusal yaşamını birlikte taşıyan çok katmanlı bir doğal ve kültürel mirastır” ifadeleri kullanıldı.
“KESİN KORUNMASI GEREKEN ALAN”
Falezlerin “kesin korunması gereken alan” statüsünün zayıflatılmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Park içerisinde özellikle falezlerin oluşturduğu kesimler, jeolojik miras niteliği, kırılgan ekosistemi, biyolojik çeşitliliği ve geri döndürülemez tahribat riski nedeniyle çok daha sıkı bir koruma anlayışıyla ele alınmalıdır” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, mevzuat uyarınca “nitelikli doğal koruma alanı” olarak tanımlanan bölgelerde iskele, balıkçı barınağı, karavan kampı ve günübirlik ticari kullanımların mümkün kılındığı aktarılarak bu durumun, kentin en önemli doğal ve kültürel miraslarından biri olan parkın sit niteliğinin aşamalı olarak aşınmasına yol açacağı kaydedildi.
BİLİMSEL ÖLÇÜTLERİN EKSİKLİĞİ VURGULANDI
Statü belirleme sürecinde kullanılan bilimsel ölçütlerin kamuoyuyla paylaşılmadığı belirtilen açıklamada, ilgili yönetmelik gereği, doğal sit alanlarının değerlendirilmesinin farklı disiplinlerden oluşan en az beş kişilik uzman bir araştırma ekibi tarafından yürütülmesi gerektiği hatırlatıldı.
“Karaalioğlu Parkı’nda hangi bölüm hangi ekolojik, jeolojik, peyzaj ve kamusal kullanım analizine göre ‘nitelikli’, hangi ölçütlere göre ‘sürdürülebilir koruma’ alanı olarak belirlenmiştir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, falezlerin hangi gerekçeyle daha yüksek bir koruma statüsüne alınmadığının açıklanması talep edildi.
“KORUNMA İLKESİ ESAS ALINMALIDIR”
Antalya’daki yeşil alanların yetersizliği hatırlatılan açıklamada, parkın doğal karakterinin korunmasının kamusal bir zorunluluk olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Parkın maruz kaldığı yoğun etkinlikler, geçici organizasyonlar, ticari kullanımlar, restoran-kafe baskısı ve kıyıdaki uygunsuz müdahaleler zaten bu alanın doğal karakterini aşındırmaktadır” ifadeleri kullanılarak mevcut ticari baskıların azaltılması ve alanın taşıma kapasitesinin gözetilmesi gerekirken park üzerinde kullanım taleplerinin meşrulaştırılması riskiyle karşı karşıya kalındığı bildirildi.
Yurttaşlar, meslek odaları ve ilgili kurumların, kentin belleğini ve ekolojik bütünlüğünü korumak adına Karaalioğlu Parkı’na sahip çıkmaya çağırıldığı açıklamada, sürecin hem kamuoyu nezdinde hem de hukuki zeminde takip edileceği Şehir Plancıları Odası tarafından duyuruldu.





