
Türk Tabipleri Birliği (TTB), İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin yaklaşık 20 kadın hastalıkları ve doğum uzmanının muayenehanesinde denetim gerçekleştirdiğini ve muayenehane şartlarında kürtaj işleminin yapılmasının yasak olduğunu ileri sürerek tutanak tutuğunu duyurdu. Konuya ilişkin Antalya Kent Haber Editörü Nazlı Özbiçen’e değerlendirmelerde bulunan Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay, Antalya’da da kamu hastanelerinde kürtaj hizmetinin fiilen sunulmadığını belirterek, kürtaja erişimin önündeki engellerin kadınların kendi bedenleri ve yaşamları hakkında karar verme hakkını sınırlandırıldığını ifade etti.
Nazlı Özbiçen
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün kadın hastalıkları ve doğum uzmanı yaklaşık 20 hekimin muayenehanesinde denetlemeler düzenleyerek muayenehane şartlarında kürtaj işleminin yapılmasının yasak olduğunu ileri sürmesi ve bu gerekçeyle tutanaklar tutması kamuoyuna yansıdı. Hekimlerin cezalandırılacağına ilişkin açıklamaların ardından sağlık emek ve meslek örgütleri ile kadın örgütleri konuya ilişkin açıklama yaptı.
Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu ile TTB Merkez Konseyi tarafından yapılan açıklamada, kürtajın Türkiye’de yasal bir tıbbi uygulama olduğu vurgulandı. Açıklamada, kürtaj yapan hekimlerin yalnızca bu uygulama nedeniyle soruşturulamayacağı ve cezalandırılamayacağı belirtilerek, hukuki dayanağı olmayan gerekçelerle hekimlere ceza uygulanmasına izin verilmeyeceği ifade edildi.

Yaşananları değerlendiren Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay, kürtajın yasal olmasının tek başına kadınların bu hakka gerçekten erişebildiği anlamına gelmediğini söyledi.
“KADINLARIN KENDİ BEDENLERİ HAKKINDA KARAR VERME HAKLARI SINIRLANDIRILIYOR”
Bir hakkın kullanılabilmesi için güvenli, ücretsiz ve ayrımcılıktan uzak biçimde erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Erkıvanç, kadınların kamu sağlık kurumlarında kürtaj hizmetine fiilen ulaşamamasının kendi bedenleri ve yaşamları hakkında karar verme hakkını sınırlandırdığını ifade etti.
Kadınların gebeliği sonlandırmak istediklerinde hastane hastane dolaşmak, geri çevrilmek ya da yüksek ücretlerle karşılaşmak zorunda kalmasının yalnızca bir sağlık hizmeti sorunu olmadığını belirten Erkıvanç, bunun kadınların bedenleri üzerindeki karar hakkına yönelik bir müdahale olduğunu söyledi.
Kürtaja erişimin bütün kadınları eşit biçimde etkilemediğine dikkat çeken Erkıvanç, ekonomik gücü olan kadınların özel sağlık kuruluşlarında yüksek ücretler ödeyerek hizmete ulaşabildiğini, yoksul kadınlar için ise aynı hizmetin fiilen erişilemez hale geldiğini belirtti. Böylece kürtaj hakkının, parası olanların sınırlı da olsa ulaşabildiği ancak ekonomik gücü olmayan kadınların erişemediği bir ayrıcalığa dönüştüğünü ifade etti.
“GEBELİĞE DEVAM EDİP ETMEYECEĞİNE KARAR VERECEK OLAN KADINLARIN KENDİSİDİR”
Kadınları istemedikleri bir gebeliği sürdürmeye zorlamanın, kadınların yaşamları, bedenleri, sağlıkları ve gelecekleri üzerinde kendi iradeleri dışında karar verilmesi anlamına geldiğini söyleyen Erkıvanç, “Gebeliğin devam edip etmeyeceğine karar verecek olan kadınların kendisidir” dedi.
“KADINLARIN GÜVENLİ KÜRTAJA ULAŞABİLME SEÇENEKLERİ GİTTİKÇE AZALIYOR”
Antalya’da kamu hastanelerinde kürtajın fiilen yapılmadığını ifade eden Erkıvanç, muayenehanelerde kürtaj hizmetinin engellenmesinin ya da hekimlerin kürtaj hizmeti sundukları için baskı ve cezalandırılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının yalnızca hekimlerin çalışma koşullarını etkilemediğini belirten Erkıvanç, bunun kadınların güvenli kürtaja ulaşabileceği seçenekleri de giderek azalttığını söyledi.
Antalya’daki duruma da değinen Erkıvanç, kamu hastanelerinde kürtajın fiilen yapılmadığını, özel sağlık kuruluşlarında ise yüksek ücretler talep edildiğini ifade etti. Bu durumun kadınları giderek daha fazla çaresizliğe ittiğini belirten Erkıvanç, güvenli sağlık hizmetine erişimin önündeki engellerin kadınların sağlıkları ve yaşamları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
“KADINLAR İSTENMEYEN GEBELİKLERİNİ SONLANDIRMAK İÇİN GÜVENLİ OLMAYAN KAYIT DIŞI YÖNTEMLERE İTİLİYOR”
Kadınların istenmeyen gebeliklerini sonlandırmak için güvenli olmayan, kayıt dışı veya denetimsiz yöntemlere yönelmek zorunda kalabileceğini söyleyen Erkıvanç, bu durumun kadınların sağlıklarını ve yaşamlarını ciddi biçimde riske attığını ifade etti.
“KÜRTAJA ERİŞİMDE SINIFSAL EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR”
Kürtaja erişim meselesinde sınıfsal eşitsizliğin özellikle görülmesi gerektiğini vurgulayan Erkıvanç, ekonomik gücü olan kadınların zor da olsa güvenli sağlık hizmetine ulaşabilirken, ekonomik gücü olmayan kadınların çok daha ağır risklerle karşı karşıya kaldığını söyledi.
Bu nedenle kürtaja erişimin engellenmesinin yalnızca toplumsal cinsiyet eşitsizliğini değil, sınıfsal eşitsizliği de derinleştirdiğini ifade eden Erkıvanç, kadınların sağlığını korumanın yolunun kürtajı fiilen zorlaştırmak değil, güvenli sağlık hizmetine erişimin önündeki bütün engelleri kaldırmak olduğunu belirtti.
“YASAL HAKKIN KULLANILMASININ ÖNÜNDEKİ EKONOMİK VE KURUMSAL ENGELLER KALDIRILMALIDIR”
Kadınların kürtaj hakkına gerçekten ve eşit biçimde ulaşabilmesi için öncelikle kürtajın yasal bir hak olduğu gerçeğinin unutulmaması gerektiğini belirten Erkıvanç, yasal hakkın fiilen kullanılmasının önündeki idari, ekonomik ve kurumsal engellerin kaldırılması gerektiğini söyledi.
Kamu hastanelerinde ücretsiz ve güvenli kürtaj hizmetinin etkin biçimde sunulması gerektiğini vurgulayan Erkıvanç, kürtaj hizmeti sunan hekimlerin hukuki ve idari baskı altında bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Erkıvanç özel sağlık kuruluşlarında kadınların ekonomik durumunu zorlayan yüksek ücretlerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.
“YOKSUL,GENÇ VE ŞİDDET GÖREN KADINLARIN KÜRTAJ HİZMETİNE ULAŞMASI İÇİN KAMUSAL DESTEK MEKANİZMALARI OLUŞTURULMALI”
Özellikle yoksul, genç, şiddet gören ve sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlı kadınların hizmete ulaşabilmesi için kamusal destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirten Erkıvanç, “Kürtajı engellemek kadınları korumaz. Aksine kadınları daha fazla sağlık riski, ekonomik sömürü ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakır” dedi.
“KADINLARIN BEDENLERİ DEVLETİN, PİYASANIN YA DA ERKEK EGEMEN TOPLUMUN DENETİM ALANI DEĞİLDİR.”
Kadınların yalnızca kağıt üzerinde bir hakka değil, gerçek ve eşit bir kürtaj hakkına sahip olması gerektiğini söyleyen Erkıvanç, “Kadınların bedenleri devletin, piyasanın ya da erkek egemen toplumun denetim alanı değildir. Kadınların bedeni üzerinde söz sahibi olma hakkının engellenmesi hiçbir şekilde kabul edilemez” ifadelerini kullandı.





