Made in Europe taslağında Türkiye kapsam dışında kalabilir
AB'nin otomotiv sektörüne yönelik Made in Europe düzenlemesinde İngiltere için yeni bir formül tartışılırken Türkiye'nin konumu belirsizliğini koruyor.

Avrupa Birliği'nin (AB) otomotiv sektöründe Avrupa üretimine öncelik vermeyi amaçlayan "Made in Europe" düzenlemesinde yeni bir gelişme yaşandı. Fransa ve Almanya arasında şekillenen uzlaşma önerisi, İngiltere'nin belirli koşullarla düzenlemeye dahil edilmesinin önünü açarken Türkiye'nin aynı kapsamda değerlendirilmemesi ihtimalini gündeme getirdi. Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisine rağmen otomotiv sektörüne yönelik bazı teşvik ve kamu alımı hükümlerinden yararlanamayabileceği belirtiliyor. Henüz kesinleşmeyen düzenlemenin Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki konumu ve gelecekteki yatırım kararları üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Made in Europe düzenlemesinde ne değişiyor?
Avrupa Komisyonu, 4 Mart 2026 tarihinde Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act) teklifini yayımladı. Düzenleme, Avrupa'da sanayi üretimini güçlendirmeyi, düşük karbonlu teknolojilerin kullanımını artırmayı ve stratejik sektörlerde Avrupa menşeli ürünlere yönelik talebi desteklemeyi amaçlıyor.
Teklif kapsamında otomotiv, çelik, çimento, alüminyum ve temiz enerji teknolojileri gibi sektörlerde kamu alımları ile belirli kamu desteklerinde Avrupa üretimine öncelik verilmesi öngörülüyor.
Ancak düzenlemede hangi ülkelerin Avrupa üretim zincirinin parçası olarak kabul edileceği konusunda müzakereler devam ediyor.
Fransa ve Almanya arasında Ekim 2026'da şekillenen yeni uzlaşma önerisinde, 27 AB üyesinin yanı sıra 1 Ocak 2020 tarihinde Avrupa iç pazarının parçası olan bazı Avrupalı ortakların da kapsama alınması gündeme geldi.
Bu yaklaşım, İngiltere'nin belirli koşullarla sisteme dahil edilmesine olanak tanırken Türkiye, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin aynı statüden yararlanamaması sonucunu doğurabilir.
İngiltere için kapı açılırken Türkiye neden dışarıda kalıyor?
Fransa ve Almanya'nın üzerinde çalıştığı öneride, Avrupa iç pazarıyla geçmişte kurulan hukuki ilişkilerin esas alınması öngörülüyor.
İngiltere, 31 Ocak 2020 tarihinde AB'den ayrıldı. Ancak Brexit öncesinde ve geçiş sürecinde Avrupa iç pazarıyla kurduğu ilişkiler, yeni düzenlemede özel bir konum elde edebilmesine yönelik görüşmelere temel oluşturuyor.
İngiltere'nin düzenlemeye dahil edilmesi için AB'nin ticaret politikalarıyla uyumlu hareket etmesi ve karşılıklı ticaret ile yatırım koşullarını kabul etmesi gibi şartlar da tartışılıyor.
Özellikle Çin'den ithal edilen elektrikli otomobillere uygulanan gümrük vergileri, İngiltere ile AB arasındaki görüşmelerin başlıklarından birini oluşturuyor.
Türkiye ise 1996 yılından bu yana AB ile Gümrük Birliği ilişkisi içerisinde bulunmasına rağmen Avrupa iç pazarına İngiltere ile aynı hukuki statüde dahil değil.
Bu nedenle Türkiye'nin otomotiv üretimindeki ekonomik bütünleşmesi, Fransa ve Almanya'nın üzerinde çalıştığı öneride doğrudan aynı haklardan yararlanmasını sağlamayabilir.
Bununla birlikte söz konusu öneri henüz AB tarafından kabul edilmiş nihai bir düzenleme niteliği taşımıyor.
Türkiye'nin Gümrük Birliği ilişkisi yeterli olacak mı?
Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi, otomotiv sektöründe karşılıklı ticaret ve üretim faaliyetlerinin önemli dayanaklarından birini oluşturuyor.
Avrupa Komisyonunun 4 Mart 2026 tarihli Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde, Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmalarına sahip ülkeler için belirli koşullarda AB menşeine eşdeğer değerlendirme yapılabilmesine imkân tanındı.
Avrupa Komisyonunun 24 Nisan 2026 tarihinde Avrupa Parlamentosuna verdiği yanıtta da taslağın Türkiye-AB Gümrük Birliği'ni değiştirmediği belirtildi.
Komisyon, Gümrük Birliği anlaşması bulunan ülkelerden gelen ürünlerin belirli kamu alımları ve destek mekanizmalarında AB menşeli ürünlerle eşdeğer sayılabileceğini açıkladı.
Ancak bu yaklaşım bütün sektörlerde ve bütün destek türlerinde otomatik olarak geçerli değil. Özellikle otomotiv sektörüne ilişkin özel koşullar, Türkiye'nin düzenlemeden hangi ölçüde yararlanabileceği konusunda belirsizlik yaratıyor.
Ticaret Bakanlığından Made with Europe yaklaşımı
Türkiye, düzenlemenin hazırlanması sürecinde Avrupa üretim ve tedarik zincirindeki konumunun dikkate alınması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2026 yılında yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin Avrupa otomotiv sanayisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Bolat, Avrupa Komisyonunun ilk yaklaşımında yalnızca AB üyesi ülkelerin ön plana çıkarıldığını, Türkiye'nin yürüttüğü temasların ardından Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşmalarının da teklif kapsamında değerlendirmeye alındığını belirtti.
Türkiye'nin savunduğu "Made with Europe" yaklaşımı, Avrupa'daki sanayi üretiminin yalnızca AB sınırları içerisinde değil, mevcut ticaret ortakları ve bütünleşmiş tedarik zincirleriyle birlikte ele alınmasını öngörüyor.
Ticaret Bakanlığı, Türkiye'deki üretim tesislerinin Avrupalı otomobil üreticileriyle uzun süredir ortak faaliyet yürüttüğüne ve otomotiv parçalarının farklı ülkelerde üretilerek nihai ürünlerde kullanıldığına işaret ediyor.
Bakanlık, otomotiv sektöründeki kamu destekleri ve teşvik mekanizmalarına ilişkin kısıtlayıcı hükümlerin değiştirilmesi amacıyla AB kurumlarıyla görüşmelerin sürdüğünü bildiriyor.
Türkiye'nin otomobil ihracatı yasaklanacak mı?
Made in Europe düzenlemesi, Türkiye'de üretilen otomobillerin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatının doğrudan yasaklanması anlamına gelmiyor.
Türkiye ile AB arasındaki mevcut Gümrük Birliği ilişkisi, düzenlemeden ayrı bir hukuki çerçevede devam ediyor.
Yeni teklifin temelinde Avrupa menşeli ürünlerin belirli kamu alımlarında ve kamu destek programlarında öncelikli hale getirilmesi bulunuyor.
Bu nedenle Türkiye'de üretilen otomobillerin Avrupa pazarına satılması ile AB tarafından sağlanan bazı teşviklerden yararlanması arasında farklılık oluşabilir.
Türkiye'deki üretim tesislerinin belirli destek programlarına dahil edilememesi, araçların rekabet koşullarını ve üreticilerin gelecekteki yatırım tercihlerini etkileyebilir.
Ancak bu etkilerin kapsamı, düzenlemenin nihai metninde yer alacak menşe kurallarına ve otomotiv sektörüne özel hükümlere bağlı olacak.
Otomotiv yatırımları nasıl etkilenebilir?
Türkiye, Avrupa otomotiv üretim ve tedarik zincirinde önemli bir üretim merkezi konumunda bulunuyor. Türkiye'deki fabrikalarda üretilen otomobiller, ticari araçlar ve çeşitli otomotiv parçaları Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor.
Otomotiv üretiminde kullanılan parçaların farklı ülkelerden temin edilmesi, üretim zincirinin uluslararası niteliğini güçlendiriyor.
Made in Europe düzenlemesinin yalnızca AB içerisinde gerçekleştirilen belirli üretim faaliyetlerini teşvik etmesi durumunda, Türkiye'deki tesisler ile AB ülkelerindeki üretim merkezleri arasında kamu desteklerine erişim bakımından farklılıklar oluşabilir.
Bu durumun yeni fabrika yatırımları, elektrikli araç üretimi ve otomotiv yan sanayisine yönelik kararlar üzerinde etkili olması mümkün.
Bununla birlikte düzenlemenin Türkiye'deki üretim tesislerinden Avrupa'ya yönelik mevcut siparişlerde nasıl bir değişiklik yaratacağını ortaya koyan kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.
2035 karbon emisyonu hedefleri de müzakere ediliyor
Fransa ve Almanya arasındaki otomotiv uzlaşmasında yalnızca üretim menşei değil, araçların karbon emisyonlarına ilişkin hedefler de ele alınıyor.
Avrupa Birliği'nin otomobil ve hafif ticari araçlara yönelik 2035 yılı emisyon hedeflerinde değişiklik yapılması, müzakerelerin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Görüşülen önerilerde, yeni araçların karbon emisyonlarının 2021 seviyelerine kıyasla yüzde 90 azaltılması yönündeki hedefin korunması ancak bu hedefe ulaşmak için öngörülen bazı ilave telafi koşullarının hafifletilmesi tartışılıyor.
Bu yaklaşım, içten yanmalı motorlu araçların geleceği ve elektrikli otomobillere geçiş süreci açısından farklı değerlendirmelere neden oluyor.
Otomotiv üreticileri düzenlemelerin yatırım planlaması açısından öngörülebilir olmasını talep ederken çevre kuruluşları, emisyon kurallarının gevşetilmesinin elektrikli araçlara geçişi yavaşlatabileceği görüşünü dile getiriyor.
Emisyon hedeflerine ilişkin değişikliklerin de yürürlüğe girebilmesi için ilgili AB yasama süreçlerinin tamamlanması gerekiyor.
Avrupa otomotiv sektöründen Türkiye'ye destek
Ticaret Bakanlığının 16 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı açıklamaya göre Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Brüksel temasları kapsamında Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Genel Direktörü Sigrid de Vries ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi.
Görüşmelerde Türkiye'nin Made in EU politikalarına dahil edilmesi ve Avrupa otomotiv sanayisiyle mevcut bütünleşmenin korunması değerlendirildi.
Bolat, Avrupa otomotiv üreticilerinin Türkiye'nin düzenlemeye tam ve koşulsuz biçimde dahil edilmesini desteklediğini açıkladı.
Türkiye'de faaliyet gösteren Avrupalı otomotiv üreticilerinin yatırımları ve karşılıklı parça tedariki, Türkiye'nin düzenleme kapsamına alınmasına yönelik girişimlerde öne çıkarılan unsurlar arasında bulunuyor.
Ancak otomotiv üreticilerinin yaklaşımı ile AB kurumlarının üzerinde uzlaşacağı nihai hukuki metin birbirinden farklı süreçler kapsamında değerlendiriliyor.
Made in Europe düzenlemesinde son karar ne zaman verilecek?
Made in Europe yaklaşımını içeren Sanayi Hızlandırma Yasası, Avrupa Komisyonunun teklifinin ardından AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosundaki yasama sürecine tabi bulunuyor.
Fransa ve Almanya arasında Ekim 2026'da şekillenen öneri, düzenlemenin nihai halinin belirlendiği anlamına gelmiyor.
İngiltere'nin hangi koşullarla kapsama alınacağı, Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamında ne ölçüde eşdeğer değerlendirileceği ve otomotiv sektörüne uygulanacak özel menşe kuralları henüz kesinleşmedi.
Türkiye'nin düzenlemeye dahil edilmesine yönelik girişimler sürerken nihai karar, AB kurumları arasında yürütülecek müzakerelerin sonucunda ortaya çıkacak.
Düzenlemenin mevcut haliyle kabul edilmesi veya değiştirilmesi, Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki konumunun yanı sıra kamu desteklerine erişim ve yeni yatırım kararları açısından da belirleyici olabilecek.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümü mezunu. Sinema ve tiyatroyla küçük yaşlardan itibaren iç içe büyüdü; hikâye anlatıcılığı, psikolojik gerilim ve toplumsal dinamikler çalışmalarının merkezinde yer alıyor. Yönetmen ve senarist olarak psikolojik gerilim türünde İngilizce bir bitirme filmi çekti. Serbest videografi ve fotoğraf işlerinin yanı sıra kısa film senaryosu, kurgu ve yapım çalışmalarını sürdürüyor. Mart 2026'dan bu yana Antalya Kent Haber'de Reklam Sorumlusu olarak görev alıyor; aynı zamanda haber çekimlerini, video kurgularını ve SEO odaklı haber üretimini üstleniyor.
Bütün yazıları
Kırsal HaberMerkez Bankası Ekim 2026 faiz kararı ne zaman açıklanacak?Merkez Bankası Ekim 2026 faiz kararı 22 Ekim Perşembe günü açıklanacak. TCMB'nin toplantı saati, mevcut faiz oranı ve beklentiler bu haberde..webp&w=3840&q=75)


